Eski Bakanın ölümündeki sır perdesi aralanıyor mu? Savcılık 10 yıl sonra yeni rapor istedi
Denizolgun'un Beykoz Çiftliği'nde şüpheli şekilde hayatını kaybetmesinin ardından hazırlanan otopsi raporu ve 2026 yılında gerçekleştirilen feth-i kabir işleminin sonuçları yeniden gündeme geldi. İlk raporlarda ölümün yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucu meydana geldiği değerlendirilirken, başsavcılık bu sonuca nasıl ulaşıldığının ve bazı bulguların ne anlama geldiğinin ayrıntılı biçimde açıklanmasını talep etti.
Soruşturmanın seyrini etkileyebilecek sorular arasında göğüs bölgesindeki kanamalar ve ihbarın geç yapılmasının delillere etkisi de bulunuyor.
Savcılık ağır otoliz bulgularının açıklanmasını istedi Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan dosyanın yeniden incelenmesini istedi.
Ek rapor talebinde, önceki raporlarda göğsün ön kısmındaki renk değişikliği bulunan yağlı dokuda taze kanama görüldüğü ve SCM kası örneğinde ağır otoliz tespit edildiği hatırlatıldı. Savcılık, cesette ağır otoliz bulunmasına rağmen rapordaki tespitlerin hangi yöntemlerle ve nasıl yapıldığının ayrıntılı şekilde açıklanmasını talep etti.
Göğüsteki kanamalar ölüm nedenine ilişkin ne söylüyor? Başsavcılık, Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması, boynuna baskı uygulanması veya göğsüne bastırılması sonucu öldürüldüğüne ilişkin tıbbi delil bulunmadığı yönündeki değerlendirmeyi de yeniden gündeme taşıdı.
Ağız ve burun kapatılarak gerçekleştirilen bir eylemde ağız içinde lezyon bulunmasının zorunlu olup olmadığı sorulurken, göğüste tespit edilen kanamaların bu yönde travmatik bir delil sayılıp sayılamayacağının açıklanması istendi.
Tıbbi kaydı yokken kalp ve tansiyon hastası olduğu nasıl belirlendi? Ek rapor talebinin en önemli başlıklarından biri de Denizolgun'un sağlık geçmişi oldu. Başsavcılık, kendisine ait herhangi bir tıbbi evrak bulunmamasına rağmen yüksek tansiyon ve kalp-damar hastası olarak değerlendirilmesinin hangi bulgulara dayandığının açıklanmasını istedi.
Savcılık ayrıca Denizolgun'un rahatsızlandığı ilk anda çiftlikte bulunması halinde acil tıbbi müdahalenin hayatta kalmasını sağlayıp sağlayamayacağının değerlendirilmesini talep etti. İhbarın geç yapılması nedeniyle cesedin çürümesinin delil elde edilmesini engelleyip engellemediği de Adli Tıp Kurumuna yöneltilen sorular arasında yer aldı.
Kanında bulunan ilaç etken maddesi de mercek altında Başsavcılık, Denizolgun'un kanında tespit edilen metoprolol etken maddesinin hangi hastalıkların ve durumların tedavisinde kullanıldığının açıklanmasını da istedi.
Kolluk birimleri, Adli Tıp Kurumu ve diğer kurumlar tarafından hazırlanan dosyadaki tüm belge ve bilgilerin yeniden incelenmesi talep edildi. Başsavcılık, eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun'un kesin ölüm sebebine ilişkin değerlendirmelerin yer alacağı ek raporun hazırlanarak soruşturma dosyasına gönderilmesini istedi.
2016'daki otopsi ve 2026'daki feth-i kabir raporunda ne vardı? Arif Ahmet Denizolgun, 7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz Çiftliği'nde hayatını kaybetmişti. 8 Eylül 2016'da yapılan otopsi sırasında gerçekleştirilen radyolojik incelemelerde metalik cisim, kemik kırığı veya vücudun çeşitli bölgelerinde travmatik emare tespit edilmediği belirtilmişti.
Raporda ayrıca kalp krizi lehine bulgulara ve kalbi besleyen damarlarda tıkanıklıklara rastlandığı kaydedilmişti.
19 Ağustos 2026'da gerçekleştirilen feth-i kabir işleminin ardından hazırlanan raporda ise ağız ve burun kapama, boyna baskı, göğse bastırma, travmatik etki veya zehirlenme sonucu ölüme ilişkin tıbbi delil bulunmadığı ifade edilmişti. Aynı raporda ölümün yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucu meydana geldiği değerlendirilmişti.
Başsavcılığın ek rapor talebiyle birlikte, Denizolgun'un ölümüne ilişkin mevcut tıbbi değerlendirmelerin ayrıntılı şekilde açıklığa kavuşturulması bekleniyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 06 Kasım 2026 09:53 · Kaynak: hunattv.com