Prof. Dr. Şimşek uyardı: Sıcaklıklar erkene çekildi!
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İzmir Şubesi tarafından, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31'inci Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde'İzmir'den COP31'e İklim Değişikliği, Su, Tarım ve Gıda' başlıklı panel düzenlendi.
Panelde iklim değişikliği, su, tarım ve gıda konuları ele alınırken, İzmir özelindeki sorunlar ve çözüm önerileri değerlendirildi.
'İzmir'den COP31'e' bildirgesi hazırlanacak
Etkinliğin açılışında konuşan ÇMO İzmir Şube Başkanı Arzu Yücel, COP31 eylem gündeminin 11 ana başlığı kapsadığını belirtti. Yücel, su yönetiminden tarıma, enerjiden kent dirençliliğine kadar birçok alanın çevre mühendisliği ve farklı disiplinlerle doğrudan kesiştiğini söyledi.
Yücel,
"Bilimden, kamu ve toplum yararından yana bir duruşla eleştirilerimizi ve önerilerimizi dile getirmek zorundayız. İzmir özelinde sorunlarımızı birleştirerek COP31'e hangi mesajları vereceğimizi ele alıyoruz. Döngüsel ekonomi, dirençli kentler, toplum sağlığı, adalet ve ekosistem ile yeşil dönüşüm başlıklarında buluşmalarımız devam edecek. 15 Ekim'de gerçekleşecek son oturumun ardından'İzmir'den COP31'e' bildirgemizi oluşturarak kamuoyuyla paylaşacağız" diye konuştu.
'Buzulların erimesi durdurulamaz seviyeye geldi'
DEÜ Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi ve Hidrojeoloji Uzmanı Prof. Dr. Celalettin Şimşek, sunumunda iklim değişikliğinin jeolojik tarihçesi ve küresel etkilerini değerlendirdi.
Aşırı kuraklıkların ve öngörülemeyen hava olaylarının arttığını belirten Şimşek, iklim simülasyonlarının ortaya koyduğu sonuçların daha erken yaşanmaya başladığını söyledi.
Şimşek,
"Belli simülasyonlarla 2050 ve 2100 yıllarında nelerin olacağını görebiliyoruz. Ancak yaşadığımız son dönemler, özellikle 2025 yılı bu konuda ciddi bir alarm verdi. 2050 yılında beklediğimiz sıcaklık değerlerini biz 2025 yılında yaşamaya başladık. Avrupa'da ve Fransa'da bu sıcaklıklar can kayıplarına yol açtı" diye konuştu.
Dünyadaki birçok yerde biyoçeşitliliğin yok olduğunu dile getiren Şimşek,
"Bu yıl yapılan bir çalışmada, 2070-2100 yılları arasında okyanusların yükselmesiyle 37 tane büyük metropolün biteceği söyleniyor. Türkiye'de de İstanbul ve İzmir, bu metropoller arasında yer alıyor. Buzulların erimesi durdurulamaz seviyeye geldi. Türkiye'de 260 tane göl vardı. Bunlar çok az sayıda kaldı" dedi.
'Hissedilen sıcaklık 70-80 derecelere çıkacak'
Türkiye ve İzmir'deki su krizine de dikkat çeken Prof. Dr. Şimşek, sıcaklık artışlarına ilişkin öngörüleri paylaştı.
Şimşek,
"Ülkemizde 2040'a kadar ortalama sıcaklıklarda 2 derece, 2070'e kadar 4 derece, 2100'e kadar ise 5 derecelik artış öngörülüyor. Bu durum yaz aylarında hissedilen sıcaklığın 70-80 derecelere çıkması anlamına geliyor. Yakın zamanda İzmir'de de bunu bizzat tecrübe ettik; barajlarımız bitti,'ölü hacim' dediğimiz dip suyunu çekerken son anda gelen yağışlar imdadımıza yetişti. Şehirleri aşırı büyütmek büyük risk taşıyor. 3-4 gün su sağlayamadığınız bir metropolde kitlesel salgın hastalıklar baş gösterir. Bu nedenle yönetilebilir şehirlere ihtiyacımız var" diye konuştu.
'Sudaki kayıp-kaçak oranı yüzde 40'
Türkiye'nin su yönetimi politikaları ve tarımsal sulamadaki israfı da değerlendiren Şimşek, kullanılabilir suyun büyük bölümünün tarımda tüketildiğini belirtti.
Şimşek,
"Kullanılabilir suyumuzun yüzde 70-75'ini tarımda tüketiyoruz. Halen tam anlamıyla kapalı sulama sistemlerine geçemedik ve vahşi sulamadan vazgeçemedik. Toprağın nemini ve bitkinin su ihtiyacını ölçen sensörlü teknolojilere geçmek zorundayız. Şehirlerimizdeki su kayıp-kaçak oranı Avrupa'da yüzde 12-15 seviyelerindeyken ülkemizde ortalama yüzde 40 civarında. Şebekeye verilen suyun neredeyse yarısı yolda kayboluyor. Ayrıca 2012 yılında hazırlanan Su Kanunu Taslağı halen yasalaşmadı. Bütüncül bir su yönetim politikası oluşturulmadan su güvenliğini sağlamamız mümkün değil" dedi.
Kategori: Hava
Yayın: 17 Eylül 2026 08:10 · Kaynak: yeniizmir.com