Bitlis'in Ahmet Eren'i Var, Şırnak'ın Kimi Var?
- Bu köşede Şırnak üzerine yazdığım yazılara gelen yorumları mümkün olduğunca okumaya çalışıyorum
- Bazı okurlarımın özellikle bir ismi sık sık hatırlattığını fark ettim: “Bitlis’e bakın” diyorlar
Bu köşede Şırnak üzerine yazdığım yazılara gelen yorumları mümkün olduğunca okumaya çalışıyorum. Bazı okurlarımın özellikle bir ismi sık sık hatırlattığını fark ettim: “Bitlis’e bakın” diyorlar. “Ahmet Eren’in memleketine yaptıklarına bakın.” Ahmet Eren, Bitlisli bir iş insanı.
Türkiye’nin önemli sanayi gruplarından birinin başında. Ama benim ilgimi çeken ne kadar zengin olduğu değil, kazandığıyla memleketi arasında nasıl bir bağ kurduğu oldu. Geçtiğimiz günlerde bir konuşmasını dinledim. Tekstil sektöründeki sıkıntılar nedeniyle Çorlu’daki fabrikalarını kapatmak zorunda kaldıklarını anlatıyordu.
Sonra Bitlis’teki fabrikalarına geldi söz. “Bitlis’teki fabrikamızı kapatmıyoruz ve kapatmayacağız; çünkü onu bir sosyal yatırım olarak görüyoruz” dedi. Çünkü Bitlis’te yaklaşık 200 milyon dolarlık bir iplik fabrikasından ve bin kişiye yaklaşan bir istihdamdan söz ediyoruz.
Ama Eren ailesinin Bitlis’le ilişkisi bununla sınırlı değil. Okullar yaptırmışlar. Spor salonu yapmışlar. Üniversiteye ciddi katkılar sunmuşlar. Zaten bugün üniversitenin adı Bitlis Eren Üniversitesi. Şimdi de yaklaşık 100 milyon dolarlık, 383 yataklı bir eğitim ve araştırma hastanesi ile 70 lojman yapılıyor.
İlk 15 bine girip Bitlis Tıp Fakültesini tercih eden öğrencilere aylık 50 bin lira burs imkânı sağlandı. Öğrencilerin ilk üç yıllık eğitimlerini Çapa Tıp Fakültesinde almaları planlandı. Ve yeni açılan Bitlis Tıp Fakültesi ilk yılında 9.552 başarı sıralamasıyla kapattı.
İyi öğrenciyi de Bitlis’e yönlendirmeye çalışıyorlar. Bitlis’te dikkatimi çeken bir başka yapı daha var: BETAV, yani Bitlis Eğitim ve Tanıtma Vakfı. Bitlisli iş insanlarının ortak girişimiyle kurulan ve Ahmet Eren’in de öncülerinden olduğu bu vakıf, yıllardır özellikle burslar yoluyla Bitlisli gençlerin eğitimine destek oluyor.
Çünkü bir şehrin kalkınması yalnızca tek tek güçlü insanların memleketlerine yatırım yapmasıyla değil, o insanların gerektiğinde memleketleri için bir araya gelebilmeleriyle de mümkün. Benim asıl dikkatimi çeken ise başka bir şey.
Ahmet Eren, Bitlis’teki fabrikasına yalnızca “para kazandırıyor mu?” diye bakmıyor. Bazen bazı yatırımlara sadece kâr-zarar hesabıyla bakmamak gerekiyor demek ki. Hesabın içine biraz vicdan, biraz aidiyet, biraz da memlekete karşı sorumluluk koymak gerekiyor.
Bir fabrika zarar edebilir ama yüzlerce ailenin ekmek kapısıdır. Bir okul para kazandırmaz ama yüzlerce çocuğun hayatını değiştirir. Bir bursun karşılığı bilançoda görünmez ama belki bir doktorun, bir mühendisin, bir bilim insanının yolunu açar.
İşte tam burada insanın aklına Şırnak geliyor. Bitlis benim yabancısı olduğum bir şehir değil. Şırnak’a yakın bir ilçesindenim. Uzun yıllardır da Şırnak’ta yaşıyor, çalışıyor ve bu şehrin değişimini yakından izliyorum. Şırnak’a küçük ölçekli yatırım yapanlar da var.
Haklarını teslim edelim. Şırnak’ın yetiştirdiği ekonomik güç, Şırnak’ın geleceğini değiştirecek ölçüde yeniden Şırnak’a dönüyor mu? Neden bir iş insanımız Şırnak Üniversitesine büyük bir araştırma merkezi kazandırmasın? Bir başkası öğrenci yaşam merkezi yaptırmasın?
Bir diğeri yüzlerce gencin çalışacağı bir üretim tesisi kurmasın? Hatta birkaç güçlü iş insanı bir araya gelip Şırnak’ın Tıp Fakültesine öncülük etmesin? Binalar yapıldı, yollar yapıldı, yeni mahalleler kuruldu. Şimdi belki başka bir inşa dönemine ihtiyaç var.
İnsanın, eğitimin, üretimin ve geleceğin inşasına... Ve galiba bunu hep devletten bekleyemeyiz. Şırnak’ın artık biraz da kendi insanlarının ekonomik gücüyle sahiplenilmesi gerekiyor. Bitlis bunu önemli ölçüde başarmış görünüyor. Bunda Ahmet Eren ve ailesinin payı büyük.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi · Bölge: Bitlis
Yayın: 14 Eylül 2026 22:40 · Kaynak: sirnakhaber73.com