Habermetrik
← Ana Sayfa
08 Eylül 2026 12:37 · Güncelleme 14 Eylül 15:59
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Fatih Yayla’nın babasının izinde büyüttüğü mirası: YAYFOAM

Fatih Yayla’nın babasının izinde büyüttüğü mirası: YAYFOAM
Görsel kaynağı: hunattv.com
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Röportaj Fatih Yayla'nın babasının izinde büyüttüğü mirası: YAYFOAM Fatih Yayla'nın babasının izinde büyüttüğü mirası: YAYFOAM YayFoam Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yayla, Kayseri'nin Hacılar ilçesinde alın terinin hayatın en temel değeri sayıldığı bir ortamda küçük yaşta omuzlarına sorumluluk alarak büyümüş… Daha 10 yaşında yaz tatillerini oyunla değil, iş yerinde çalışarak geçirmiş… Yayla, bu süreçte emeğin, disiplinin ve üretmenin ne demek olduğunu ise çocuk yaşta öğrenmiş… PAYLAŞ 08.09.2026 15:02 Güncelleme: 08.09.2026 15:02 Hunat TV kaynağını Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin! Serap Kayhan Yazı İşleri Müdürü -Merhabalar, benim ismim Fatih Yayla. Kayseri’de doğdum, Hacılar ilçesinde yetiştim. Yani Hacılarlıyım. Çocukluğumdan bu yana çalışıyorum. Daha 10 yaşındayken, özellikle yaz tatillerinde babam bizi iş yerine götürürdü. Hayatımız hep çalışmakla geçti diyebilirim. Aşağıdan başlayarak, adım adım, emek vererek bugünlere geldik. Hep çalıştık, çalışmaya da devam ettik. İlk iş hayatına 10 yaşında başladım. Babam çalışmayı çok severdi, aynı zamanda bizi de çalıştırmayı severdi. Bu sayede küçük yaşta iş hayatının içinde büyüdük. Ben döşemecilikten geliyorum. Döşemecilik yaptım, ardından panel mobilya sektöründe çalıştım. Depoculuk yaptım, tezgâhtarlık yaptım. Kısacası işin mutfağından geliyorum; her kademesinde görev aldım. 2004 yılında bu iş yerini kurduk. 2008 yılından bu yana da aktif olarak burada çalışmaya devam ediyorum. Kayseri’de üretim geleneği bilincinde yetişen Fatih Yayla, babasının “Boş duranı Allah da sevmez oğlum” nasihatiyle büyümüş… Oyun çağında iş yerinin yolunu tutan ve hayatı tezgâh başında tanıyan Yayla’nın bu yolculuğu bugün yine aynı disiplin, aynı inanç ve aynı sadakatle devam ediyor. -Tabii ki çalışma konusunda bize büyük bir azim kazandırdı. Babamın sık sık söylediği bir söz vardı “Boş duranı Allah da sevmez oğlum” derdi. Bu sözle büyüdük diyebilirim. O yüzden hayatımız hep çalışmakla geçti ve yıllardır da çalışmaya devam ediyoruz. Benim tavsiyem dürüst olun ve çalışkan olun. Babamın bir sözü daha vardır “İşine hor bakan, boğazına torba takar.” Yani yaptığınız işi küçümsemeden, hakkını vererek yapmak çok önemli. Babam elimizden tuttu. Açıkçası çocukluğumuzu tam anlamıyla yaşayamadık. Herkesin bir çocukluğu vardır ama biz daha çok iş hayatının içinde büyüdük. Babam bizi alır, doğrudan iş yerine getirirdi. Allah razı olsun, her şeyi tek tek gösterir, bize yol gösterirdi. Ben de çalışmayı çok seviyorum. Babamın emeği çok büyük üzerimizde. Kısa bir süre önce vefat etti. Mekânı cennet olsun. “Meğer annem 10 yaşından bu yana saklıyormuş” Fatih Yayla’nın çocukluk anıları, iş hayatıyla iç içe geçmiş bir büyüme olarak karşımıza çıkıyor. Daha küçük yaşlarda emeğinin karşılığını almayı öğrenen Yayla için ilk maaş, bir kazancın ötesinde unutulmaz bir duygunun başlangıcı olmuş. Annesine aldığı o künye ise yıllar boyunca saklanan, değeri maddiyatın çok ötesinde bir hatıraya dönüşmüş… -Babam özellikle ayrımcılık yapmazdı. İşçilerin arasında yetiştiğimiz için bizim de bir aylığımız olurdu. Maaş alırdık ve bu bizi çok mutlu ederdi. Sonuçta ilk kazancımızdı. İlk maaşımla anneme bir künye almıştım. O künye hâlâ duruyor. Meğer annem 10 yaşından bu yana saklıyormuş. Onu saklaması beni çok mutlu ediyor. Fatih Yayla’nın çocukluğu, yaşıtlarının aksine sokaklarda değil, iş yerinde geçmiş. Sabahın erken saatlerinde başlayan mesailer, kaçırılan çocukluk anıları ve “Parçalanarak büyüdüm” sözleriyle dile getirdiği o içsel burukluk… Tüm bunlar, bugün geriye dönüp bakıldığında bir eksiklikten ziyade, onun karakterini şekillendiren temel taşlara dönüşmüş. -Şöyle diyeyim, ben parçalanarak büyüdüm. Yani adım adım, üstüne koyarak ilerledim. Önce Allah’ın izniyle, sonra da babamın sayesinde bugünlere geldim. Çok şükür, şu an iyiyiz ve işlerimiz de iyi gidiyor. Zor bir gençlik yaşadık. Gençliğimiz hep iş yerinde geçti. Öyle gezmek, dolaşmak pek olmazdı. Ben kendimi bildim bileli, 10 yaşından bu yana hep çalıştım. Şimdi düşünün arkadaşlarınız geziyor, dolaşıyor ama siz iş yerindesiniz. Onlar sabah geç saatlere kadar uyurken, biz sabah 07.30-08.00’de işimizin başında olurduk. Bu durum zaman zaman beni üzerdi. Ama Allah razı olsun babamdan iyi ki bize bu işi gösterdi, öğretti. Bugün geriye dönüp baktığımda, yıllardır işimizi severek yaptığımızı görmek en büyük mutluluk. Rahmetli Mahmut Yayla’nın öngörüsü yıllar içinde bir markaya dönüşmüş ve Fatih Yayla, babasından devraldığı bu mirası nesilden nesile aktarma kararlılığıyla ileriye taşıyor. Bugün hem yurt içinde hem de yurt dışında büyüyen bir markanın temsilcisi olan Fatih Yayla, bu başarıyı yalnızca ticari bir kazanım olarak değil emeğin, dürüstlüğün ve yıllara yayılan birikimin bir sonucu olarak görüyor. - 2004 yılında burayı kurmamızın temel sebebi, o dönemde sünger sektöründe ciddi bir açık olmasıydı. Bunu babam öngördü ve iş yerini kurdu. İlerleyen dönemlerde ise biz, daha doğrusu ben, babamdan devraldım. O günden bu yana işi daha ileriye taşımak için çalışıyoruz ve gelişmeye devam ediyoruz. İnşallah hedefimiz, Yaysün markasını Türkiye’nin her yerine ulaştırmak. Yurt içinde ve yurt dışında müşterilerimiz var. Ben de 18 yıldır burada çalışıyorum. Her geçen gün daha da büyümeye devam ediyoruz. Çok mutluyuz. İşimizi seviyoruz ve severek yapıyoruz. “Asıl amacımız insan kazanmak ve güven sağlamaktır” Bir markayı ayakta tutan sadece yaptığı iş değil, nasıl yaptığıdır. Fatih Yayla’nın hikâyesi de babasından aldığı dürüstlük ve güven anlayışı üzerine kurulmuş. Onun için önemli olan sadece kazanmak değil, insan kazanmak. Bu yaklaşım da zamanla güçlü bir marka ve sağlam ilişkiler oluşturmuş… - Tabii ki babamın önceden ticaretin içinde olması bize çok şey kattı. Özellikle ismimizden ve soy ismimizden dolayı bir avantaj sağladı. Bunun yanında güvenilir olmamız da tercih edilmemizin en önemli sebeplerinden biri. Kişilik olarak her zaman sözümüzün arkasında dururuz. Bizim için önemli olan sadece para değil asıl amacımız insan kazanmak ve güven sağlamaktır. Bu güveni sağladığımız sürece hem bizim hem de çocuklarımızın önü her zaman açık olacaktır. Babamın sık sık söylediği bir söz vardı “Dürüst olun, yalan söylemeyin. Ne olursa olsun dürüst olun. Helalinize haram katmayın.” Rahmetli bu konuda çok hassastı. Biz de onun öğütlerini sürdürmeye devam ediyoruz. Güvenin kolay kurulmadığı, kurulduğunda ise her şeyin önüne geçtiği bir iş anlayışı… Fatih Yayla’nın sözlerinde ise ticaretin yalnızca alışverişten ibaret olmadığı açıkça hissediliyor. Şikâyet karşısında sorumluluk almaktan kaçınmayan Yayla, aksine güveni pekiştiren bir tutumla hareket ederek iş dünyasında kalıcılığın temelinin samimiyet ve sözünün arkasında durmak olduğunu gösteriyor. -Müşterilerimiz, “Söz senettir.” dediğimizde bizi deniyorlar. Biz de her zaman sözümüzün arkasında olduğumuzu ispatlıyoruz. Herhangi bir ürünümüzde şikâyet aldığımızda iade yapmıyoruz, doğrudan yenisini gönderiyoruz. Bu yaklaşım da müşterilerimizin güvenini kazanmamızı sağlıyor. Fatih Yayla, YayFoam markasıyla kalitenin, güvenin ve samimiyetin şekillendirdiği uzun yolculukta rekabetten çok kendi değerlerine odaklanıyor. Kazancı, işini severek yapmanın doğal bir sonucu olarak gören Yayla, bugün geldiği noktayı ise en çok istikrarlı çalışmanın eseri olarak görüyor. -2025 yılının mayıs ayından sonra daha da büyüdüğümüze inanıyoruz. Çok şükür, Iğdır’dan Van’a, Edirne’ye kadar ülkenin her yerine ürün satıyoruz. Kaliteli ürün üretiyoruz. Ardından sözümüz geliyor, sonra para geliyor. Kaliteli ürün yaptığımız için tercih ediliyoruz. Ayrıca fiyat konusunda ve birebir iletişimimizdeki samimiyetimizle de insanları etkilediğimizi söylüyorlar. Bu da bizi daha çok sevmelerini ve bize güvenmelerini sağlıyor. Her zaman sözümüzün arkasında durduğumuzu söylüyoruz ve bunu da gösteriyoruz. Bu yüzden tercih ediliyoruz. Biz rakiplerimizi kötülemeyiz, biz kendimizi biliriz, haddimizi biliriz. İşimizi severek yapıyoruz. Zaten sevmeden yapılan bir işte başarılı olmak mümkün değil. Biz her zaman işimizi seviyoruz, başarılı olmak ve daha da büyümek istiyoruz. Bu yolda da kararlılıkla ilerliyoruz. “Biz adeta arkadaş gibiydik…” Bir babanın gurur dolu bakışları Fatih Yayla için hayattaki en büyük ödülün ifadesi olmuş. Onun için asıl değer, babasının “Seninle gurur duyuyorum” sözünde saklı. Bu güçlü bağ, zamanla sadece bir baba-oğul ilişkisinin ötesine geçerek, dostluk ve yol arkadaşlığına dönüşmüş. -Kendimle gurur duymamdan ziyade babamın bana “Seninle gurur duyuyorum.” demesi benim için çok daha önemliydi. Babam beni çok severdi ve bunu sık sık dile getirirdi. Onun benimle gurur duyması, hayatımdaki en mutlu anlardandı. Babam benim için adeta bir öğretmendi bize her şeyi o öğretti. Çok sayıda kardeş olmamıza rağmen benimle ayrı bir bağı vardı. Biz adeta arkadaş gibiydik. Her şeyi konuşurduk sosyal hayattan iş hayatına kadar. Birbirimize çok vakit ayırırdık… Mahmut Yayla’nın yıllar önce attığı adım, bugün Yayla Ailesi’nin hikayesini oluşturuyor. Çıraklıktan kendi işini kurduğu bu süreç, ailesine azim ve alın terini bıraktığı bir miras. Fatih Yayla ise babasından kalan bu mirasa duyduğu saygıyı ve minneti açıkça ifade ediyor; “Allah razı olsun…” -Babam bu işe 1968-69 yıllarında başlamış. İlk olarak İstikbal Mobilya’da üretimin başladığı o yıllarda çalışmaya başlamış ve yaklaşık 8 yıl burada çalışmış. 1976 yılında ise kendi iş hayatına atılmış. Sonraki süreçte de çalışarak yoluna devam etmiş. Çok şükür ki bizleri yetiştirdi ve burayı kurdu. Allah kendisinden razı olsun. Açıkçası, biz ne kadar çalışsak da bu seviyelere gelmek kolay değil. Bu yüzden her zaman büyüklerimize minnet duyuyor ve “Allah razı olsun” diyoruz. “Herkesi bir iş arkadaşı olarak görüyoruz” Bir iş yerini ayakta tutan yalnızca üretim değil, orada kurulan insan ilişkileridir. Fatih Yayla da babası gibi çalışanlarıyla kurduğu bağı bir iş ilişkisinin ötesinde görüyor. Yayla Ailesi’nin dünyasında patronluk değil, yol arkadaşlığı öne çıkıyor… -Babam çalışanlarını çok severdi. Aslında mobilyacılığa da ilk olarak 1968-69 yıllarında sandalye döşeyerek başlamış. Sonrasında koltuk imalatı, modüler mobilya üretimi derken işleri büyütmüş. Biz de babamın kültürünü, örfünü ve değerlerini aynı şekilde sürdürmeye çalışıyoruz. İnşallah bunları nesilden nesile aktarmayı hedefliyoruz. Babamı herkes çok severdi çalışanları bile ona büyük sevgi duyardı. Espriliydi, şakalaşmayı severdi. Bu özellikler bizde de var, bende de var. İş yerinde patron-çalışan ayrımından ziyade, herkesi bir iş arkadaşı olarak görüyoruz. Birlikte konuşur, sohbet eder, şakalaşırız. Bu samimiyet sayesinde çalışanlarımız da bizimle uzun süre birlikte oluyor. Biz de bu ortamdan dolayı çok mutluyuz. Bir babanın en büyük hayali, sadece işini büyütmek değil değerlerini de gelecek nesillere aktarmaktır. Fatih Yayla da çocuklarının eğitimle şekillenen bir geleceğini ve belki de bir gün aynı yolda yürüyen yeni bir nesli hayal ediyor… O, yalnızca bugünü değil, yarını da inşa etme arzusunu taşıyor. -İki çocuğum var Asya Melek ve Naciye Elif. Onları çok seviyorum, onların istediklerini elimizden geldiğince yapmaya çalışıyoruz. Şu anda eğitim hayatlarına devam ediyorlar ve biz de eğitimleri için elimizden gelen her türlü desteği veriyoruz. İleride ne olur bilmiyorum belki bu işin başına geçerler. İnşallah öyle olur. Bu şirketin nesilden nesile devam etmesini istiyorum. “Toparlanmakta zorlandık” Fatih Yayla, aile bağlarının en derin hâlinin yokluğunda daha çok hissedilir olduğunu söylüyor. Yaşadıkları kaybın çocuklarda oluşturduğu boşluğun, ailenin tamamına yayılan derin bir hüzne dönüştüğünü ifade ediyor… -Çocuklarım dedesiz ve babaannesiz büyümedi her zaman onların şefkatini gördüler. Aralarında çok güçlü bir sevgi bağı vardı. Babamın vefatı çocukları da çok etkiledi kendilerine gelemediler. Onlar böyle olunca, biz de toparlanmakta zorlandık. Acımız hâlâ çok taze. Çocuklarım anı kalması için bana da bir resim yaptırmışlar o da köşede duruyor. Bir babanın çocuklarına bırakmak istediği miras, maddi kazanımdan çok sözler ve değerlerdir. Fatih Yayla da onlara dürüstlüğü, çalışma azmini ve emeğe saygıyı ifadeleriyle miras bırakıyor ve kısa yoldan kazanç elde edilemeyeceğini söylüyor. Gençlere ise hayatın en temel gerçeğini hatırlatan Yayla, “Çalışıp ürettikleri sürece zaten kazanç da beraberinde gelecektir” diyor… - Çocuklarımın hayatları boyunca dürüst olmalarını isterim. Çalışmayı sevsinler ve başkalarına da sevdirsinler. Saygı ve sevgi içinde oldukları sürece, tüm gençlerimizin başarılı olacağına inanıyorum. Yeter ki çalışsınlar. Günümüzde gençler arasında iş beğenmeme durumu da var. Emek olmadan yemek olmaz. Alın teri dökmek gerekir, alın teri olmadan para kazanılmaz. Günümüzde gençlerin birçoğu emek harcamadan kolay yoldan para kazanmak istiyor. Bu doğru bir yaklaşım değil. Çalışsınlar, üretsinler. Çalışıp ürettikleri sürece zaten kazanç da beraberinde gelecektir. “Hayat kısa ve kimse kısa sürede zengin olmaz” Fatih Yayla, son sözlerinde gençlere net mesajlar vererek kısa yoldan gelen başarının kalıcı olmayacağını hatırlatıyor. Yayla, emek verilmeden kazanılan hiçbir şeyin gerçek anlamda değer taşımayacağını söylerken sosyal medyanın geçici cazibesine karşı, kalıcı olanın alın teri olduğunu vurguluyor. - Gençlerin çalışmasını istiyorum. Helal kazanç elde etmelerini istiyorum. Sosyal medyanın olumsuz etkilerinden ve kötü alışkanlıklardan uzak dursunlar. Hayat kısa ve kimse kısa sürede zengin olmaz, bunu açıkça söylüyorum. Bu işler ancak çalışmakla olur. Çalışıp biriktirdikçe insan büyür. En önemli şey azim. Zorluklarla mücadele etmeyi bilmeliler. Eğer zorluklarla mücadele etmezlerse yanlış yollara sapabilirler. Bu yüzden gençlere özellikle şunu söylüyorum çalışsınlar, dürüst olsunlar ve asla yalan söylemesinler. Son olarak da şunu eklemek isterim: “Ekmeğine hor bakan, boğazına torba takar.” Hunat TV - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin! Facebook X.com Instagram Özel Haber Serap Kayhan PAYLAŞ İlk Yorum Yazan Sen Ol! Bakmadan Geçme 2026’nın ilk 8 ayında 56 ilin ihracatı arttı: 25 il 1 milyar doları aştı Kaza yapan otomobil ağacı kırarak üzerine çıktı: 2 yaralı Kayseri OSB'de Deprem Güvenliği, Riskler ve Çözümler Toplantısı gerçekleştirildi Atlas Çağlayan davasında karar günü: Mahkemenin hükmü bekleniyor Bilişim uzmanından yapay zeka saldırılarına karşı uyarı Başkan Gülsoy: 'Dijital pazarlarda tekelci anlayışa son verilmeli' Çok Okunanlar 1 Kayserispor’dan transferin son gününde çifte hamle 2 Hasan Ali Kaldırım’a 3 talip: Yeni takımı belli oluyor 3 Ümit Besen’den Kayseri sokaklarında nostaljik yolculuk 4 Kayserispor’da Joshua Brenet’in lisansı çıkarıldı 5 Kayserispor’da hakem tartışmaları büyümeye devam ediyor 6 MEB’den öğretmenlere kılık kıyafet uyarısı: Tayt, mini etek ve kot pantolon detayı İlginizi Çekebilir Rektör Prof. Dr.

Kaynaklar: hunattv.com
Haber metni ve görseller hunattv.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Genel
Yayın: 08 Eylül 2026 12:37 · Kaynak: hunattv.com
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp