Tarihi krizin perde arkası: Mustafa Kemal Paşa ile İstanbul örgütü karşı karşıya!
- Mustafa Kemal Paşa, Meclis’in işgal tehlikesine karşı Anadolu'da toplanmasını savunurken, İstanbul örgütü ve hükümet çevreleri Meclis-i Meb’usan’ın İstanbul’da toplanmasında ısrar ederek Paşa’ya "İstanbul’a gelmeyin, milletvekili olmayın" tavsiyesinde bulundu
Mustafa Kemal Paşa’nın kaleme aldığı ölümsüz eser Nutuk’ta yer alan belgelere göre; Sivas Kongresi’nin ardından Millî Mücadele’nin kaderini belirleyecek en kritik dönemeçlerden biri yaşanıyor. Millî Meclis’in nerede toplanacağı meselesi, Sivas’taki Heyet-i Temsiliye ile İstanbul’daki merkez örgütü ve hükümet çevreleri arasında sert fikir ayrılıklarına ve tarihi yazışmalara sahne oluyor.
Mustafa Kemal Paşa’nın, İstanbul’da toplanacak bir meclisin İtilaf Devletleri’nin açık tehdidi ve baskısı altında kalacağına dair tüm uyarılardan sonra İstanbul kanadından gelen yanıtlar ve sunulan tavsiyeler dikkat çekiyor.“İSTANBUL’DA SAKINCA YOK, SİZ GELMEYİN VE MİLLETVEKİLİ OLMAYIN”Nutuk'ta yer alan 20 Ekim 1919 tarihli belgeye göre, İstanbul örgütü çekilen telgrafın cevabında, milletvekillerinin İstanbul’da toplanmasında bir sakınca ve tehlike bulunmadığını iddia ediyor. İtilaf Devletleri’nin meclise yönelik olumsuz bir davranışının "uygarlık dünyasında kötü etki yaratacağı" savunulurken, asıl tehlikenin meclisin yetkilerini genişletmesi halinde Padişah’ın kapatma kararı alması veya muhaliflerin tutumu olduğu ileri sürülüyor.
İstanbul örgütü telgrafın sonunda ise Mustafa Kemal Paşa ve yakın çalışma arkadaşlarına tarihi bir tavsiyede bulunuyor: "Barış anlaşması yapılıncaya kadar İstanbul’a ayak basmayın ve milletvekili olmayın."“İSTANBUL ÖRGÜTÜ HÜKÜMETİN DÜŞÜNCELERİNE TUTSAK OLDU”Kara Vasıf Bey’in gizli, Şevket Bey’in açık imzasıyla 30 Ekim 1919'da Sivas’a gönderilen şifreli telgrafta; Sadrazam, Harbiye Nazırı, Genelkurmay Başkanı ve Göz Doktoru Esat Paşa gibi isimlerle yapılan görüşmelerin özeti aktarılıyor. İstanbul’dan Sivas’a iletilen görüşler şöyle sıralanıyor: Meclis İstanbul’da toplanmalı: Sadrazam Paşa, meclisin İstanbul’da vicdan huzuruyla çalışabileceğine dair yabancılardan söz aldığını vaat ediyor.
Ancak Paşa ve ekibi için güvenlik sağlanamayacağından "milletvekili olmadan halkın sevgilisi olarak yüksekte kalmaları" isteniyor. Nispi temsil ve seçim baskısı: Hükümetin barış anlaşmasında azınlık hakları için nispi temsili kabul etmek zorunda kalacağı, bu nedenle Meclis’in azınlıkların katılımı için kısa süre sonra tekrar dağıtılıp seçime gideceği öngörülüyor.
Karmaşık siyasi planlar: Hükümetin iyi niyetli fakat isteksiz olduğu belirtilirken, meclise "sosyalist ve birkaç temiz Hürriyet ve İtilafçı" dahil edilmesi gerektiği gibi tutarsız görüşler savunuluyor. Mustafa Kemal Paşa Nutuk’ta bu tabloyu değerlendirirken, İstanbul’daki teşkilat yöneticilerinin hükümet adamlarının görüşlerine tutsak olduklarını ve sadece onların sözcülüğünü yaptıklarını vurguluyor.“BİZİ KORUYAMAYAN HÜKÜMET DİĞER VEKİLLERİ NASIL KORUYACAK?”Mustafa Kemal Paşa, 1 ve 4 Ekim 1919 tarihlerinde İstanbul’a verdiği yanıtlarla uyarısını yineliyor.
Paşa; kendi şahısları için geçerli olan hayati tehlikenin İstanbul’a gidecek tüm milletvekilleri için de geçerli olacağını tek tek açıklıyor. Kara Vasıf Bey’e çekilen yanıtta İstanbul’daki yetkililerin tutumu şu sözlerle eleştiriliyor: Ahmet İzzet Paşa: Millî Mücadele’nin İstanbul’da bir katliama yol açabileceği korkusunu taşıyor.
Cemal Paşa ve Abuk Paşa: Kararsız bir zihniyet ve ruh hali içindeler. Göz Doktoru Esat Paşa: Dar görüşlü ve şöhret düşkünü olarak değerlendiriliyor. Mustafa Kemal Paşa telgrafında tarihi soruyu yöneltiyor: "Adları bilinen iki üç kişiyi korumakta güçsüzlüğe düşen hükümet, öteki milletvekillerini nasıl koruyacaktır?"Paşa, asıl tehlikenin yabancılardan ziyade hükümet üyelerinin Millî Mücadele kadrosunu "tehlikeli" görmesinden kaynaklandığına dikkat çekiyor.“ANADOLU’DA MECLİS TOPLAMAKTAN VAZGEÇMEK VATAN BORCUDUR!”Kasım ayına girildiğinde İstanbul’un baskısı devam ediyor.
6 Kasım 1919’da Harbiye Nazırı Cemal Paşa imzasıyla gelen telgrafta; meclisin Anadolu’da toplanmasının siyasi ve idari sakıncaları olduğu ileri sürülerek kararın değiştirilmesi isteniyor. Şifrede yer alan "Sulh ve Selamet’i kazandık, Millî Ahrâr’ı yıkıyoruz" gibi ifadeler üzerine Mustafa Kemal Paşa, Kara Vasıf Bey’i 7 Kasım 1919’da acilen Sivas’a çağırıyor.
Tüm uyarılara rağmen Kara Vasıf Bey, 19 Kasım 1919 tarihli telgrafında mantığını şu soruyla savunuyor:"Kuva-yı Milliye ile aynı görüşte olan Meclis, Padişah’a karşı düşmanlık ilan ederse Anadolu kimin arkasından gider? Meclisi Anadolu’da toplamak düşüncesinden vazgeçmek bir vatan borcudur." Gelişmeler, Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’daki Meclis’in işgale uğrayacağı ve güvenli olamayacağı yönündeki tarihi öngörüsünü net bir şekilde haklı çıkaracaktır.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 07 Kasım 2026 06:59 · Kaynak: yeniankara.com.tr