Habermetrik
← Ana Sayfa
02 Kasım 2026 06:47 · Güncelleme 06:49
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

‘Su içsem yarıyor’ diyenler haklı mı? D vitamininin kilo verme sürecindeki etkisi nedir?

‘Su içsem yarıyor’ diyenler haklı mı? D vitamininin kilo verme sürecindeki etkisi nedir?
Görsel kaynağı: ekonomim.com
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Diyet yapıyorsunuz, kalorileri sayıyorsunuz, üstüne egzersizi de ekliyorsunuz ama tartı ibresi bir milim bile kıpırdamıyor mu
  • Siz de "su içsem yarıyor" diyenlerdenseniz haklılık payınız olabilir

Sedef BATI

Bugün 2 Kasım Dünya D Vitamini Günü. Dünya genelinde yaygın görülen D vitamini eksikliğine ve bu vitaminin sağlıklı yaşam üzerindeki etkilerine dikkat çekilen bugünde İç Hastalıkları ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Uzm. Dr. Aytaç Karadağ ile tüm yönleri ile D vitaminini konuştuk.

Öncelikle D vitamininin kilo verme sürecindeki etkisi nedir?

Uzm. Dr. Aytaç Karadağ: Yıllardır insanların birbirine kurduğu en haksız cümle şudur: "Az ye, iradene sahip çık." İnsanlar pazartesi günleri aç kalmaya başlıyor, ekmeği tamamen kesiyor, sadece otla besleniyor, her sabah teraziye çıkıyor ama ibre milim oynamıyor.

Sonra da çevrelerine "İnanın su içsem yarıyor" dediklerinde alaycı bakışlarla karşılaşıyorlar.

Açık konuşalım: Mesele irade falan değil. Kimse aç gezmeyi, sürekli vicdan azabı çekmeyi ya da öğleden sonra başını masadan kaldıramayacak kadar halsiz düşmeyi keyfinden seçmiyor. Yıllardır iç hastalıkları ve fonksiyonel tıp pratiğinde gördüğüm bir şey var: Vücudun kimyası bozulmuşsa, siz kendinizi paralasanız da o kilo gitmez.

Güneşin ortasında bir Akdeniz ülkesiyiz ama önüme gelen tahlillerin en az yüzde sekseninde D vitamini diplerde. İnsanların sabah yataktan kazınarak kalkmasının, saat üçte gelen o kontrolsüz tatlı krizlerinin ve özellikle göbek çevresinde taş gibi duran o yağların arkasında doğrudan bu tablo var.

Bu kadar güneşin altında nasıl bu kadar derin bir eksiklik yaşıyoruz ve bu eksiklik bizi nasıl şeker hastası yapıyor, asıl konuşmamız gereken yer burası.

D Vitamininin vücudumuzdaki görevi tam olarak nedir?

Uzm. Dr. Aytaç Karadağ: D vitaminini hâlâ eczaneden alınıp sadece kırık çıkığa iyi gelen bir damla sanıyoruz. Değil. D vitamini aslında vücutta hormon gibi davranır, genlerin çalışmasını kontrol eder.

Siz bir şey yediğinizde pankreas insülin salgılar. İnsülinin işi kandaki şekeri alıp hücrenin içine sokmaktır. Fakat hücre kapısındaki kilidin dönmesi için kanda yeterli D vitamini olması şart. D vitamini yoksa o kapı açılmaz.

İnsülin kapıda kalır, şeker kanda birikir. Hücre ise içeri besin girmediği için aç kaldığını sanır ve beyne doğrudan sinyal çeker: "Açım, bana acil karbonhidrat ver."

Siz iradenizle savaşıp yememeye çalışırken vücut içeride hayatta kalma savaşı verir. Kanda sahipsiz kalan o şeker karaciğere gider ve doğrudan göbek yağına çevrilir. Pankreas ise kapının açılmadığını görüp daha çok insülin pompalar.

Kanda insülin bu kadar yüksekken vücut biyolojik olarak yağ yakamaz; tek yapabildiği şey gelen her lokmayı depolamaktır. "Su içsem yarıyor" dediğiniz durum işte bu kadar somut bir mekanizmadır.

Kilo aldıkça D vitamini yağ dokusuna hapsoluyor

D vitaminimiz az olduğu için mi kilo alıyoruz yoksa kilo aldığımız için mi D vitaminimiz azalıyor?

D vitamini yağda eriyen bir maddedir. Yani vücudunuzdaki yağ oranı arttıkça, kanda dolaşıp iş yapması gereken D vitamini o genişleyen yağ dokusunun içine çekilir ve orada kilitli kalır.

Ortaya şöyle içinden çıkılmaz bir tablo çıkıyor:

D vitamininiz azaldıkça insülin direnciniz tırmanıyor, kilo almaya başlıyorsunuz.

Kilo aldıkça yağ dokunuz artıyor ve dolaşımdaki azıcık D vitaminini de içine çekip yutuyor.

D vitamini kanda iyice tükenince metabolizma kendini tamamen kilitliyor.

Bu noktadan sonra porsiyon küçülterek ya da günde iki saat yürüyerek sonuç alamazsınız. Çünkü sorun aldığınız kaloride değil, hücrenin kapısını açacak anahtarın depoda kilitli kalmasında.

Tıp literatürü ne diyor? Bu konuda yapılan çalışmalardan biraz bahseder misiniz?

Bunlar şahsi fikirlerim değil; masadaki bilimsel araştırmaların doğrudan gösterdiği veriler:

Hücrenin insülin körlüğünü bitiren kanıt (Frontiers in Endocrinology, 2024):

İnsülin direnci tavan yapmış ve gizli şekeri olan hastalar üzerinde yapılan kapsamlı bir çalışmada, kandaki D vitamini seviyeleri hedeflenen düzeye çekildiğinde hastaların HOMA-IR (insülin direnci) değerlerinde bariz bir kırılma görüldü. D vitamini yerine konduğunda, hücre zarı artık insülini görmezden gelmeyi bırakıyor ve şekeri hızla içeri çekmeye başlıyor. Yani metabolik tıkanıklık doğrudan hücresel düzeyde açılıyor.

İç organ yağlanmasındaki direnç (Nutrients, 2023):

Göbek çevresinde ve organ etrafında tehlikeli yağlanması olan bireylerin incelendiği bir diğer çalışmada, D vitamini eksikliği giderilen grupta göbek bölgesindeki yağ dokusunun ve vücuttaki o sinsi iltihabın hızla gerilediği tespit edildi. İşin en çarpıcı yanı, kişiler diyet listelerini değiştirmeseler bile kanda D vitamini doğru seviyeye ulaştığında yağ dokusunun inatçı direnci çözülmeye başlıyor.

Nerelerde hata yapıyoruz?

Genelde gidip rastgele bir ampul kırıp içiyoruz ya da tahlildeki ilk yeşil ışığa güveniyoruz. İkisi de yanlış.

"Tahlil kağıdında normal görünüyor" yanılgısı:

Hastaneden tahlil alıyorsunuz, D vitamininiz 22 çıkmış, yanında sorun yok yazıyor. O 20-30 arasındaki rakam sadece yataklara düşmemeniz ya da kemiklerinizin kırılmaması için konmuş asgari hayatta kalma sınırıdır. İnsülin direncini kırmak, göbek yağını çözmek ve metabolizmayı gerçekten çalıştırmak istiyorsak kanda görmemiz gereken değer 50 ile 80 ng/mL arasıdır.

D Vitamini tek başına işe yaramaz:

Vücutta yeterli magnezyum yoksa aldığınız D vitamini aktif hale geçemez, karaciğerde öylece bekler. Üstelik kanda hareketlenen kalsiyumun damar duvarına yapışıp plak yapmaması, doğrudan kemik dokusuna gitmesi için yanında mutlaka K2 vitamini bulunmalıdır. Bunlar birbirinden ayrı düşünülemez.

Güneş banyosu efsanesi:

Akşamüstü sahilde yürümekle ya da camın arkasından güneşlenmekle D vitamini sentezleyemezsiniz. Üzerinize sürdüğünüz 50 faktör güneş kremleri de bu sentezi tamamen sıfırlar.

Kısacası; aynanın karşısına geçip kendinize kızmayı, iradenizi suçlamayı bırakın. Bedeniniz sizinle inatlaşmıyor; hücre düzeyinde kilitlenmiş bir sistem yardım istiyor. Doğru bir tahlil yaptırıp eksik dişlileri yerine oturttuğunuzda, o aylardır milim oynamayan tartının nasıl aşağı doğru kaydığını bizzat göreceksiniz.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: ekonomim.com
Haber metni ve görseller ekonomim.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Sağlık
Yayın: 02 Kasım 2026 06:47 · Kaynak: ekonomim.com
Kaynağı Oku ↗