Marksizmin tekeli değil, eleştirinin gücü
- Veysi Sarısözen’in Marksizmin yenilenmesi çağrısına Mehmet Bayrak’ın DURUM’da yönelttiği eleştiri1, Türkiye sosyalist hareketinin eski bir tartışmasını yeniden açtı
Veysi Sarısözen’in Marksizmin yenilenmesi çağrısına Mehmet Bayrak’ın DURUM’da yönelttiği eleştiri1, Türkiye sosyalist hareketinin eski bir tartışmasını yeniden açtı. Bayrak devrimci ilkeleri, Sarısözen teorik yenilenmeyi ve farklı geleneklerin diyaloğunu öne çıkarıyor.2 Tartışmayı verimli kılacak olan, bir tarafın üstünlüğünü ilan etmek değil, her iki görüşün açıklayabildiklerini ve eksik bıraktıklarını sınamaktır.
Bayrak’ın sınıf mücadelesine yaptığı vurgu önemlidir. Kapitalist üretimde sömürü sürerken sınıfsal çözümlemeden vazgeçilemez. Ancak kadınların, Kürtlerin ve ekoloji hareketlerinin taleplerini yalnızca işçi sınıfının yardımcı mücadeleleri saymak, bu hareketlerin özgün nedenlerini ve kendi öznelerini görünmezleştirebilir.
Ortaklık, bir hareketin diğerine tabi kılınmasıyla değil, eşit muhataplar arasında kurulmalıdır.
Sarısözen’in yenilenme önerisi de gerçek bir ihtiyaca işaret ediyor. Yapay zekâ, dijital emek, finansallaşma ve iklim krizi, üretimle iktidar ilişkilerinin yeniden araştırılmasını gerektiriyor. Marx ve Engels, Komünist Manifesto’nun 1872 önsözünde, tarihsel deneyim karşısında bazı programatik önlemlerin eskidiğini kabul etmişlerdi.3 Bu tutum, yöntemin kendi sonuçlarını da sorgulayabilmesinin örneğidir.
Fakat “yenilenme” demek yeterli değildir. Hangi kavramın neden yetersiz kaldığı, önerilen teorinin sömürü ve siyasal iktidarı nasıl açıkladığı somut olarak gösterilmelidir. Aynı yükümlülük ilkeleri savunanlar için de geçerlidir: Bir ilke araştırmaya kılavuzluk edebilir; incelemeyi sona erdiren dokunulmaz hükme dönüşemez.
Bayrak’ın Marksizm-Leninizm’in geçmişteki “tekeli”nin Moskova’da olduğu görüşü, teorik otorite sorununu açığa çıkarıyor. Bir düşüncenin doğruluğu, onu savunan merkezin tarihsel itibarıyla ölçülemez. Sovyet deneyiminin kazanımları kadar parti ile devletin özdeşleşmesi, bürokratikleşme ve emekçilerin karar süreçlerinden uzaklaşması da incelenmelidir. Tarihsel mirası korumak, onu eleştirel değerlendirmeyi gerektirir.
Sarısözen’in “ideolojik ateşkes” çağrısı, düşmanlaştırmanın sona ermesi bakımından anlaşılabilir. Ancak eleştiri askıya alınırsa teori de gelişmez. Karşı görüşü çarpıtmadan aktarmak, delillerle yanıtlamak ve gerektiğinde kendi önermesini değiştirmek, dostça tartışmadan daha fazlasını; bilimsel sorumluluğu ifade eder.
Bilimsel eleştiri, yalnızca karşıt görüşün yanlışlarını aramak değildir; kendi teorimizin hangi koşullarda yanlışlanabileceğini de araştırmaktır.
Ferruh Tunç ile “Konuşmanın Üç Hâli” söyleşimizde4 diyalektik, eristik ve diyalojik yaklaşımı bu nedenle tartıştık. Diyalektik çelişkileri araştırır; eristik hakikati değil, tartışmayı kazanmayı hedefler; diyalojik konuşma ise farklı düşüneni meşru muhatap kabul eder.
Laf sokmak ve niyet okumak eleştirinin yerini alamaz. Muhataplık da yanlış görüşleri eleştirisiz bırakmak anlamına gelmez.
Bayrak’ın yazısını geniş eylem birliği önerisiyle bitirmesi ile Sarısözen’in birlikte tartışma çağrısı arasında gerçek bir kesişme bulunuyor. İşçiler, sendikalar, kadınlar, gençler, Kürt hareketi ve ekoloji mücadeleleri aynı teoriyi benimsemeden ortak hak talepleri belirleyebilir. Bunun sürdürülebilmesi, karar alma ve denetimin birlikte yürütülmesine bağlıdır.
Bayrak ile Sarısözen’in farklılıklarını koruyarak aynı masaya oturması, yıllardır ayrılıklarla yorulan sosyalist harekette yeni bir umut, emekçiler arasında dayanışma ve ortak mücadele heyecanı yaratabilir.
Buna “meclisleşme” diyebiliriz: Söz ve eleştiri hakkının korunduğu, temsilcilerin hesap verdiği ve geri çağrılabildiği, azınlık görüşünün bastırılmadığı süreklilik taşıyan demokratik alanlar. Ortak eylemin sonuçları incelenir; başarılar kadar hatalar da teoriye ve programa geri taşınır.
Birlik, baştan dayatılan teorik aynılık değil, mücadele içinde gelişen ortak sorumluluk olur.
Marksizmi savunmak, geçmişin her uygulamasını savunmak değildir; yenilemek de sınıf mücadelesini terk etmek değildir. Devrimci düşünce, eleştiriyle sınandığında güçlenir. Sosyalist hareketin gelişmesi, doğruluğun tekelini ilan etmekten veya farklılıkları susturmaktan değil; birlikte araştıran, karar alan, yanılan ve öğrenen demokratik bir siyasal kültür kurmaktan geçer.
DİPNOTLAR
1. Mehmet Bayrak, “Veysi Sarısözen’in ‘Yenilenmiş Marksizm’ ve Marksizm-Leninizm’e dair tezleri hakkında düşülmesi gereken iki not”, DURUM, 2 Kasım 2026.
2. Veysi Sarısözen, “Birlikte yürürken tartışalım”, Yeni Özgür Politika, 17 Ağustos 2026, “İdeolojik Kriz ve Ara Dönem”, Politika, S. 99, Eylül 2026 (sayı tanıtımı):
3. Karl Marx ve Friedrich Engels, Komünist Manifesto, 1872 Almanca baskısı önsözü.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset · Bölge: Diyarbakır/Bismil
Yayın: 04 Kasım 2026 06:19 · Kaynak: politikahaber.com