Anayasa Mahkemesi Boşanan Erkekleri Rahatlattı!
EDİTÖR / malatyayenises.com Haber Merkezi
Anayasa Mahkemesi (AYM), 4 Haziran 2026 tarihinde E.2025/156 numaralı dosyada, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. İptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi.
İTİRAZ “SÜRESİZ OLARAK” İBARESİNE YAPILDI
Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesinin ilk fıkrası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilmesini düzenliyordu.
Maddenin ikinci fıkrasında ise yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağı öngörülüyor.
AYM’nin incelediği itirazın konusunu, ilk fıkradaki “süresiz olarak” ibaresi oluşturdu.
BAŞVURUDA ÖLÇÜSÜZ SINIRLAMA İDDİASI
Başvuru kararında, söz konusu düzenleme nedeniyle yoksulluk nafakası ödeme yükümlülüğünün kişinin hayatının sonuna kadar devam edebileceği ileri sürüldü.
Bu durumun kişinin yeniden evlenmesine, mülk edinmesine ve doğacak yeni çocuklarını korumasına engel oluşturabileceği; özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı ile mülkiyet hakkına ölçüsüz sınırlama getirdiği belirtilerek düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edildi.
AYM HAKLAR ARASINDAKİ DENGEYİ İNCELEDİ
Anayasa Mahkemesi değerlendirmesinde, Anayasa’nın 5. maddesinde insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamanın devletin temel amaç ve görevleri arasında sayıldığına işaret etti.
Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında güvence altına alınan maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkının etkili şekilde korunmasının yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasıyla sınırlı olmadığı, temel hakların korunması için belirli tedbirlerin alınmasının da devletin pozitif yükümlülükleri arasında bulunduğu belirtildi.
Mahkeme, süre sınırlaması olmaksızın yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesinin nafaka alacaklısının maddi ve manevi varlığının korunması bakımından bir giderim yolu oluşturduğunu kaydetti. Bununla birlikte nafaka borçlusuna süresiz mali ödeme yükümlülüğü getirilmesinin, borçlunun maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkı üzerinde doğrudan etkisinin bulunduğu değerlendirildi.
EVLİLİĞİN SÜRESİ, YAŞ VE SAĞLIK DURUMUNA DİKKAT ÇEKİLDİ
AYM, kanun koyucunun düzenleme yaparken anayasal sınırlar içinde geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu, ancak özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda tarafların karşılıklı hak ve menfaatlerinin gözetilmesi gerektiğini belirtti.
Düzenlemelerin her iki tarafın menfaatlerini mümkün olduğunca dengelemesi ve taraflardan biri açısından ölçüsüz sonuçlar doğurmaması gerektiğine işaret eden Mahkeme, taraflardan birine aşırı ve olağan dışı külfet yüklenmesinin pozitif yükümlülüklere aykırılık oluşturabileceğini değerlendirdi.
Bu kapsamda boşanmada evliliğin süresi, eşlerin yaşı ve sağlık durumu ile çalışma hayatına katılma imkânının bulunup bulunmadığı gibi ölçütlerin dikkate alınmasının, çatışan haklar arasında denge kurulması açısından önem taşıdığı belirtildi.
“AĞIR BİR KÜLFETE NEDEN OLUYOR”
Mahkeme, yoksulluk nafakasının geçimini sağlayamayacak durumdaki eşe diğer eşin ekonomik yönden yardım etmesini sağlayarak maddi ve manevi varlığın korunmasını amaçladığını belirtti.
Boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusuru olmayan eşe, evlilikten kaynaklanan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğü kapsamında boşanma sonrasında parasal katkı sağlanmasının beklenebileceğini kaydeden AYM, hiçbir ölçüt belirlenmeden yükümlülüğün kategorik biçimde süresiz öngörülmesinin, kusurlu olması dahi gerekmeyen nafaka borçlusu açısından ağır bir külfete neden olduğu sonucuna vardı.
Mahkeme, nafaka yükümlüsünün ömür boyu sona ermiş evliliğin sonuçlarıyla bağlı kalmasının ruhsal, psikolojik, ekonomik ve sosyal bütünlük üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkinin, devletin çatışan haklar arasında sağlaması gereken makul dengeyi ortadan kaldırdığı değerlendirmesinde bulundu.
HÂKİME SÜRE BELİRLEME YETKİSİ VURGUSU
AYM, yoksulluk nafakasının durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabileceğini, bazı durumlarda ise öngörülecek koşulların bulunması hâlinde nafaka süresinin uzatılarak yaşam boyunca nafakaya hükmedilmesine imkân sağlanabileceğini belirtti.
Mahkemeye göre, 4721 sayılı Kanun’un 176. maddesi kapsamında irat biçiminde nafakaya hükmedilecek durumlarda hâkime; evliliğin süresi, nafaka alacaklısı eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi unsurları dikkate alarak somut olayın koşullarına göre süre belirleme yetkisi tanınması gerekiyor.
AYM ayrıca bu konuda belirli ve öngörülebilir bir çerçeve oluşturulması, somut olayın özellikleri nedeniyle nafakanın süresiz verilmesini gerektiren durumlara ilişkin kriterlerin de açık ve net biçimde düzenlenmesi gerektiğine işaret etti.
İPTAL 9 AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRECEK
Anayasa Mahkemesi, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafın kusuru daha ağır olmamak kaydıyla diğer taraftan mali gücü oranında her koşulda süresiz nafaka istemesine imkân tanıyan düzenlemenin, devletin kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkından kaynaklanan pozitif yükümlülüğüyle bağdaşmadığı sonucuna vardı.
Mahkeme bu gerekçelerle Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi.
İptal hükmü, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.
KAYNAK / malatyayenises.
Kategori: Asayiş
Yayın: 30 Eylül 2026 11:54 · Kaynak: malatyayenises.com