Demokratik Entegrasyon Konferansı sonuç bildirgesi açıklandı
- Kürt Toplumsal Araştırmalar Derneği (Akademî Kurd), 24 Ekim’de İsviçre’nin Zürih kentinde düzenlediği Demokratik Entegrasyon Konferansı’nın sonuç bildirgesini açıkladı
- Bildirgede, demokratik özerklik ve toplumsal örgütlenmenin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı
Türksat: 4A Frekans: 12457,5 Sembol: 30000 Polarizasyon: V(Dikey) FEC: 2/3
Tartışmaların sonuçlarını aktaran bildirgede, demokratik entegrasyonun yalnızca çatışmaların sona erdirilmesiyle sınırlı olmadığı, çatışmalara yol açan siyasal, hukuksal ve toplumsal koşulların ortadan kaldırılmasını da gerektirdiği ifade edildi.
Haber Merkezi Yayınlanma: 2 Kasım 2026 18:28 Kürt Toplumsal Araştırmalar Derneği (Akademî Kurd), 24 Ekim’de İsviçre’nin Zürih kentinde düzenlediği Demokratik Entegrasyon Konferansı’nın sonuç bildirgesini açıkladı. Bildirgede, demokratik özerklik ve toplumsal örgütlenmenin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.
300 delegenin katıldığı konferansın sonuç bildirgesi, Abdullah Öcalan’ın Demokratik Komünal Toplum Manifestosu çerçevesinde geliştirdiği demokratik entegrasyon perspektifinin siyasal, toplumsal, hukuksal ve ekonomik boyutlarına ilişkin değerlendirmeleri içeriyor.
Tartışmaların sonuçlarını aktaran bildirgede, demokratik entegrasyonun yalnızca çatışmaların sona erdirilmesiyle sınırlı olmadığı, çatışmalara yol açan siyasal, hukuksal ve toplumsal koşulların ortadan kaldırılmasını da gerektirdiği ifade edildi.
Bildirgenin ilk bölümünde, demokratik entegrasyonun asimilasyonun ve kimliksizleşmenin karşısında yer aldığı vurgulandı. Devlet-toplum ilişkisinin toplum lehine yeniden düzenlenmesini öngördüğü belirtilen demokratik entegrasyonun, yalnızca PKK’nin silah bırakması ya da silahlı güçlerin hukuksal, sosyal ve ekonomik açıdan entegre olması anlamına gelmediğine dikkat çekildi.
Bildirgede şu ifadelere yer verildi: “Demokratik Entegrasyon Kürt kimliğinin tanınması, dil hakkının güvenceye alınması, kültürel hakların özgürce kullanımı, siyasal temsil, yerel demokrasi, eşit yurttaşlık hukukunun güvenceye kavuşturulmasıdır.”
Devletin ve Kürtlerin birbirini karşılıklı olarak tanımasını ve demokratik dönüşüm geçirmesini gerektirdiği belirtilen sürecin, mücadele ve müzakere birlikte yürütülmediği takdirde Kürt sorununu kalıcı biçimde çözemeyeceği vurgulandı.
Bildirgenin Rojava’ya ilişkin bölümünde, Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmeler demokratik entegrasyonun somut bir örneği olarak değerlendirildi. Rojava yönetiminin yeni Şam yönetimiyle sürdürdüğü entegrasyon sürecinin, bir yandan mevcut özerkliği korumayı, diğer yandan Suriye’nin demokratik temelde yeniden inşasını hedeflediği belirtildi.
29 Ocak anlaşmasıyla Kürtlerin devlet sistemi içinde yer almaya başladığı kaydedilen bildirgede, ortaya çıkan statünün fiili özerklik döneminin gerisinde kaldığı, ancak kısmi özerkliğin korunmasının ve hukuksal güvenceye kavuşturulmasının önem taşıdığı ifade edildi.
Bildirgede ayrıca Rojava’da son 12 yılda oluşturulan kurumların korunmasının, askeri birliklerin mevcut yapılarıyla ordu sistemine entegre edilmesinin, yerel yönetimlerin ve asayiş mekanizmalarının bölgenin demografik ve toplumsal yapısı temelinde düzenlenmesinin önemine dikkat çekildi.
Kürtçe eğitimin, kadın birliklerinin konumunun ve yeni anayasa tartışmalarının müzakere ve mücadele başlıkları arasında yer aldığı belirtilen bildirgede, Rojava’nın özerkliğinin korunmasıyla demokratik bir Suriye’nin inşasının birbirini tamamlayan süreçler olduğu vurgulandı.
Bildirgenin kadın mücadelesine ilişkin bölümünde, Kürt halkının 50 yılı aşkın süredir, beş kuşak boyunca kesintisiz mücadele yürüttüğü ifade edildi. Kürt kadınlarının bu süreçte yalnızca mücadeleye katılan değil, kendi toplumsal ve siyasal konumunu inşa eden bir özne haline geldiği belirtildi.
Kadınların kazanımlarının mücadeleyle elde edildiğini vurgulayan açıklamada, demokratik entegrasyon sürecinde kadınların mevcut sisteme nasıl ve hangi koşullarda entegre olacağı sorusunun önemini koruduğu kaydedildi.
Türkiye’de kadınları, emek güçlerini, farklı kültür ve inançları kapsayacak demokratik bir dönüşümün henüz gerçekleşmediği belirtilen bildirgede, demokratik entegrasyonun aşırı teorik tartışmalar yerine somut ve uygulanabilir adımlarla geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.
Gençlerin, öğrencilerin, akademisyenlerin ve demokratik toplum örgütlerinin bu süreçte aktif rol üstlenmesi gerektiğine dikkat çekilerek, toplumsal örgütlenmenin demokratik dönüşümdeki belirleyici rolü vurgulandı.
Bildirgenin hukuksal boyuta ilişkin bölümünde, Kürt sorununun demokratik çözümünde yasal düzenlemelerin belirleyici önemde olduğu belirtildi. Kürtlerin varlığını, dilini, kültürünü, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü ve yerel demokrasi ilkesini kapsayan bir hukuksal çerçeveye ihtiyaç duyulduğu ifade edilen bildirgede, bu çerçevenin Demokratik Toplum Yasası ile oluşturulabileceği kaydedildi.
Bildirgede şu sözlere yer verildi: “Yasaların yürürlüğe girip uygulanmaya başladığı andan itibaren demokrasi çarkı dönmeye başlayacak.” Demokratik Toplum Yasası’nın, toplumun kendisini özgürce ifade edebileceği ve örgütleyebileceği demokratik alanı hukuksal güvenceye kavuşturmayı amaçladığı belirtildi.
Bununla birlikte yasal düzenlemelerin tek başına sınırsız bir güvence sağlamayacağına dikkat çekilen bildirgede, demokratik toplumun örgütlü gücünün ve siyasal iradenin bu sürecin ayrılmaz parçaları olduğu vurgulandı.
Bildirgenin dikkat çeken başlıklarından biri de geçiş sürecine ilişkin hukuksal ve toplumsal düzenlemeler oldu. Demokratik entegrasyonun devlet kurumlarında ve yasalarda kapsamlı reformları gerektirdiği belirtilen bildirgede, geçmişte yaşanan hak ihlalleriyle yüzleşilmesi ve mağdurların taleplerini esas alan onarıcı adalet mekanizmalarının oluşturulması gerektiği ifade edildi.
Bildirgede “Olağanüstü Demokratik Hal” ilan edilmesi de önerildi.
Geçiş sürecinde uluslararası deneyimlerden yararlanılması gerektiğini belirten bildirgede, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından geliştirilen Cezasızlıkla Mücadele İlkeleri’ne (Joinet Prensipleri) dikkat çekildi. Devletin gerekli adımları atmaması halinde sivil toplumun inisiyatif üstlenmesi, gerçekle yüzleşme komisyonlarının oluşturulması ve geçiş adaletine ilişkin raporlamaların hazırlanması gerektiği vurgulandı.
Demokratik entegrasyonun ekonomik boyutuna da geniş yer verilen bildirgede, siyasal ve kültürel hakların tanınmasının yanı sıra ekonomik yaşamın da demokratik, eşitlikçi ve komünal temelde yeniden örgütlenmesi gerektiği belirtildi.
Demokratik komünal ekonominin emek, dayanışma, kolektif üretim ve toplumsal ihtiyaçlar temelinde geliştirilmesi gerektiği ifade edilen bildirgede, Kürdistan’da ve Avrupa’da faaliyet yürüten küçük işletmelerin kooperatifler etrafında bir araya gelmesi önerildi.
Ortak ekonomik girişimlerin ve dayanışma ağlarının geliştirilmesinin Kürt halkının ekonomik birliğini güçlendireceği belirtilen bildirgede, kadın emeğinin görünür kılınmasının ve kadınların üretim süreçlerine eşit katılımının sağlanmasının önemine dikkat çekildi. Bildirgede ayrıca yapay zekâ ve teknolojik gelişmelerin toplumun ortak ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilmesi, teknolojik dönüşümün de adil ve kolektif üretim temelinde ele alınması gerektiği vurgulandı.
Bildirgenin son bölümünde, konferansın demokratik entegrasyonun teorik çerçevesini ve uygulama yöntemlerini tartışmaya açan, başlangıç niteliğinde bir çalışma olduğu belirtildi. İsviçre’de yaşayan Kürdistanlılar açısından demokratik entegrasyonun daha kapsamlı biçimde tartışılması ve anlaşılması gerektiğine dikkat çeken Akademî Kurd, önümüzdeki dönemde bu alandaki çalışmalarını sürdüreceğini duyurdu.
İlke TV'yi, Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin İlke TV’nin özel haberlerini ve güncel gelişmeleri anında takip etmek için tıklayarak WhatsApp kanalımıza abone olabilirsiniz.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 02 Kasım 2026 15:29 · Kaynak: ilketv.com.tr