Büyük Edip şeyh Ahmed-i Hani’ye Vefa
- Her yıl Cumhuriyet Bayramı’nda Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat büyük ödülleri verilir
- Bu yıl “VEFA” ödülüne büyük dahi, mutasavvıf, şair, klasik Kürt edebiyatının en büyüklerinden ve 1695 yılında 2657 beyitten oluşan anıtsal eser Mem u Zin kitabının yazarı Ahmed-i Hani değer görüldü
Her yıl Cumhuriyet Bayramı’nda Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat büyük ödülleri verilir. Bu yıl “VEFA” ödülüne büyük dahi, mutasavvıf, şair, klasik Kürt edebiyatının en büyüklerinden ve 1695 yılında 2657 beyitten oluşan anıtsal eser Mem u Zin kitabının yazarı Ahmed-i Hani değer görüldü.
Nedir Vefa; vefa sevgidir, bağlılığı, dostluğu zamanın yıpratıcılığına karşı korumaktır. Verilmiş sözlere, geçmişin hatıralarına sadık kalmak demektir. Vefa sadece bir borç ödeme değildir. Peki nedir; insanı insan kılan, ilişkileri sağlamlaştıran, ruhu yücelten bir erdemdir.
Büyük Kürt edebiyatçısına gösterilen bu gecikmiş vefa yüzyıllardır süren bir sızıyı hafifletir hiç kuşkusuz. Binaenaleyh çok kıymetlidir ve çok anlam arz etmektedir bu ödül.
Şeyh Ahmed-i Hani Hakkari’lidir. 1651 yılında Hakkari ilinin Çukurca ilçesinin Han köyünde dünyaya gelmiştir. Ailesi bilinmeyen bir sebepten dolayı Hakkari’den Doğubeyazıt’a göç etmiş. Babasının adı Mele İlyas’tır. Mele İlyas’te Mele Rustem’in oğludur.
Ahmed-i Hani Doğubayazıt, Bitlis ve Cizre’de ki çeşitli medreselerde tedrisat görmüştür. Bu medreselerde Arapça, Farsça ve Türkçe öğrenmiş. Bazı araştırmacılar onun Mısır’a da gidip okuduğunu yazar. İsmail Badî’ye göre Ahmed-i Hani icazetini Cizre medresesinde almıştır.
Doğubeyazıt’ta vefat etmiştir. Lakin vefat tarihi tam bilinmemektedir. Bazı alimler ebcet hesabıyla M. 1707’de vefat etmiş demişler lakin kesin bir vefat tarihi yoktur.
Bediüzzaman Said Nursi Ahmed-i Hani’den söz ederken; “Kürtlerin edip dâhilerinden Molla Ahmed-i Hani” der. Bediüzzaman Said Nursi 13-14 yaşlarında Doğubeyazıt’ta medrese eğitimi görürken, gündüzleri bile gitmeğe korkulan Ahmed-i Hani’nin türbesine kapanır, hatta bazen geceleri de orada geçirirdi. Çevredeki insanlar Bediüzzaman’nın bu haline taacubkar ve hayretler içinde kalırdı.
Yine Said Nursi’inin talebelerinden Abdulkadir Badıllı “Bediüzzaman Said-i Nursi Mufassal Tarihçe-i Hayat” kitabının 1. Cildinde: Molla Ahmed-i Hani hazretlerinin gündüzleri bile havf ile girilen kubbe-i saadetlerine kapandı, bazen geceleri de orada kalırdı.
Bundan dolayı Molla Said için: “Ahmed-i Hani Hazretlerinin feyzine mazhar olmuş” deyip, halini o zatın kerametlerine hamlediyorlardı.
Ahmed-i Hani’nin önemli eserlerinden biri olan “Aqıda İmanê” – İman Risalesi kitabıdır. Bu eserinde; insanı, “en büyük nakış” olarak tarif eder. Ona göre bu alemde (evren) ne varsa insan içindir. Bu muazzam ve kusursuz kainat; sınırsız evren; su, ateş, toprak ve hava elementleriyle birlikte bu eksenin etrafında dönen dünya, o maddelerden doğan her şey, o leziz nimetler, bize serinlik ve sıcaklık veren tabiata ki iklimler, madenler, ağaçlar, hayvanlar ova ve meralar her şey insan için çalışır vaziyettedir.
Büyük Yaradan, o aydınlık ve kusursuz nizam ve intizamı her bir şeyi ile birlikte insan için halk etmiştir. Ne mükemmel bir izah. Bizlere de beli beli demek düşer.
Başta da izah ettiğimiz gibi bu ödül bizi gururlandırmıştır. Tarih boyunca pek bahs edilmemiş, işitilmemiş veya çok az işitilmiş alim, müderris, beg bu Mezopotamya ve Botan topraklarında yetişmişler ve yine bu toraklarda medfundurlar.
Bu büyük dâhilerin de bilinmesi anlatılması, bugünkü neslin onların ilim ve hayatlarını örnek alması en büyük dileğimizdir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 07 Kasım 2026 07:17 · Kaynak: sirnakhaber.com