Yargıtaydan "çakal" sözüne ilişkin iki farklı karar: Hukuk dünyası bunu tartışıyor
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 4
- Ceza Dairesi’nin kamu görevlisine yönelik "çakal" ifadesi hakkında farklı tarihlerde verdiği iki ayrı karar hukuk kamuoyunda geniş bir tartışma başlattı
Yargıtay'ın kamu görevlisine yönelik çakal ifadesi hakkında verdiği kararlar tartışma yarattı. Ceza Genel Kurulu, 11 Mart 2026 tarihinde söz konusu ifadenin hakaret suçu oluşturduğuna hükmederken, 4. Ceza Dairesi 10 Haziran 2026 tarihinde başka bir dosyada hakaret mahkûmiyetini bozdu.
Yargıtay Başkanlığının 2 Kasım'da yaptığı açıklamanın ardından iki karar arasındaki farklılık dikkat çekti.
Yargıtay Başkanlığı, kamu görevlisine “çakal” denilmesinin hakaret suçu oluşturmadığı yönündeki haberler üzerine 2 Kasım 2026 tarihinde kamuoyu açıklaması yaptı. Açıklamada, basına yansıyan haberlerin yargılama sürecinin nihai sonucunu yansıtmadığı belirtildi.
Ancak Yargıtay karar arama veritabanındaki kayıtlar, Ceza Genel Kurulunun değerlendirdiği dosya ile basında yer alan kararın farklı tarihlerde karara bağlanan iki ayrı davaya ait olduğunu ortaya koydu.
Ceza Genel Kurulu hakaret suçunun oluştuğuna karar verdi
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025/178 esas ve 2026/138 karar sayılı dosyasında, sanığın görevli polis memurlarına “Biz terörist miyiz lan, çakallar!” sözlerini söylediği kabul edildi. Genel Kurul, bu ifadelerin kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığını değerlendirdi.
11 Mart 2026 tarihinde yapılan müzakerede, sözlerin doğrudan muhatapların onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik olduğu sonucuna ulaşıldı. Genel Kurul, ifadelerin düşünce ve ifade özgürlüğü ya da demokratik toplumda hoşgörü kapsamında değerlendirilemeyeceğine karar verdi.
Kararda, sözlerin güncel bir toplumsal tartışmaya katkı sağlamadığı da vurgulandı. Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunun unsurlarının oluştuğu yönündeki karara beş üye karşı oy kullandı.
Sanığa 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası verilmişti
Ceza Genel Kurulunun incelediği davada, Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesi 4 Kasım 2020 tarihinde sanığı 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasına çarptırmıştı. Mahkeme ayrıca hak yoksunluğuna ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine hükmetmişti.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesi, 13 Eylül 2021 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddetti. Dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesi ise 3 Aralık 2024 tarihinde mahkûmiyet hükmünü oy çokluğuyla bozdu.
Daire çoğunluğu, sanığın kullandığı sözleri nezaket dışı kaba söz ve ağır eleştiri kapsamında değerlendirdi. Bu nedenle hakaret suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı görüşünü benimsedi.
Başsavcılığın itirazı kabul edildi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 4. Ceza Dairesinin bozma kararına 10 Şubat 2025 tarihinde itiraz etti. Başsavcılık, itirazında Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlük'te “çakal” kelimesi için yer verdiği “kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık, zorba” anlamlarına da dayandı.
İtirazı değerlendiren Ceza Genel Kurulu, 11 Mart 2026 tarihinde Başsavcılığı haklı buldu. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 3 Aralık 2024 tarihli bozma kararı oy çokluğuyla kaldırıldı.
Bununla birlikte Genel Kurul kararı, dosyanın bütün aşamalarının tamamlandığı anlamına gelmiyor. Dosyanın uygulamanın denetlenmesi amacıyla yeniden 4. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verildi. Aktarılan karar arama kayıtlarında, bu gönderme işleminden sonra aynı dosyada verilmiş yeni bir daire kararı bulunmuyor.
Basına yansıyan karar başka bir dosyaya ait
Kamuoyundaki tartışmanın diğer tarafında ise Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 10 Haziran 2026 tarihli, 2024/9566 esas ve 2026/11025 karar sayılı dosyası bulunuyor. Bu karar, Ceza Genel Kurulunun hakaret suçunun oluştuğuna ilişkin değerlendirmesinden yaklaşık üç ay sonra verildi.
Söz konusu dosyada ilk derece mahkemesi İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesi, istinaf mercii ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi olarak yer alıyor. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, hakaret suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünü oy çokluğuyla bozarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verdi.
Kararın dikkat çeken yönlerinden biri de karşı oy gerekçesinde Ceza Genel Kurulunun 2025/178 esas sayılı dosyasına açıkça atıfta bulunulması oldu. Böylece iki ayrı dosyada aynı sözcüğün hukuki niteliğine ilişkin farklı değerlendirmelerin bulunduğu görüldü.
İzmir dosyasında belediye başkan yardımcısı ayrıntısı
10 Haziran 2026 tarihli kararın karşı oy bölümündeki olay anlatımında, sanığın belediye başkan yardımcısı olan müştekinin telefonuna mesaj gönderdiği belirtiliyor. Ancak aynı karşı oyun sonuç bölümünde sanığın polis memurlarına yönelik olarak “Çakallar” dediğinin sabit olduğu ifade ediliyor.
Karşı oy metninde müştekinin kimliğine ilişkin bu iki farklı anlatım dikkat çekiyor. Ayrıca karar metninde basına yansıyan kimlik kontrolü olayı ve altı aylık hapis cezasına ilişkin bilgiler yer almıyor.
İzmir dosyasında hakaret suçunun yanında görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkin hüküm de bulunuyor. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, direnme suçuyla ilgili bölge adliye mahkemesi kararının kesin nitelikte olduğunu belirterek bu yöndeki temyiz istemini oy birliğiyle reddetti.
Yargıtay açıklamasında nihai sonuç vurgusu
Yargıtay Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği tarafından 2 Kasım 2026 tarihinde yapılan açıklamada, kamuoyuna yansıyan haberlerin yargılama sürecinin nihai sonucunu göstermediği ifade edildi. Açıklamada, Ceza Genel Kurulunun hakaret suçunun oluştuğu yönündeki değerlendirmesine dikkat çekildi.
Bununla birlikte iki kararın esas ve karar numaraları ile tarihleri karşılaştırıldığında önemli bir ayrım ortaya çıkıyor. Ceza Genel Kurulunun kaldırdığı bozma kararı 3 Aralık 2024 tarihini taşırken, basına yansıyan diğer bozma kararı 10 Haziran 2026 tarihinde verilmiş bulunuyor.
Dolayısıyla Ceza Genel Kurulunun 11 Mart 2026 tarihli kararının, 10 Haziran 2026 tarihinde verilen başka bir bozma kararını kaldırdığı sonucuna varılamıyor. İki ayrı dosyanın hukuki süreçlerinin birbirinden bağımsız değerlendirilmesi gerekiyor.
Kamu görevlisine hakaretin cezası ne kadar?
Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesine göre hakaret suçunun temel cezası üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası olarak düzenleniyor. Suçun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi halinde ise verilecek cezanın alt sınırı bir yıldan az olamıyor.
Hakaretin alenen işlenmesi durumunda ceza altıda biri oranında artırılıyor. Mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü ileti yoluyla gerçekleştirilen hakaret de aynı madde kapsamında değerlendiriliyor.
Kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret suçunda soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlı olmadan yürütülüyor. Bunun yanında, hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlendiği durumlarda cezada indirim yapılması veya ceza verilmesinden vazgeçilmesi de kanunda öngörülüyor.
Başsavcılık kararların yeniden incelenmesini isteyebiliyor
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına ceza dairelerinin kararlarına itiraz etme yetkisi tanıyor. 16 Temmuz 2026 tarihinde yapılan düzenlemeyle, belirtilen istisnalar dışında itiraz süresi dosyanın Başsavcılığa tesliminden itibaren üç ay olarak düzenlendi.
Sanık lehine yapılan itirazlarda ise süre koşulu uygulanmıyor. İtiraz üzerine dosya önce kararı veren ceza dairesinde inceleniyor; dairenin itirazı yerinde görmemesi halinde konu Ceza Genel Kuruluna taşınıyor.
Kamuoyunda tartışılan iki ayrı dosya, hakaret suçunun değerlendirilmesinde kullanılan ifadenin yanında olayın koşullarının, muhatabın ve sözlerin söylendiği bağlamın da önemini gündeme getiriyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bir dosyada hakaret suçunun oluştuğuna karar vermesi ile 4.
Ceza Dairesinin başka bir dosyada mahkûmiyeti bozması, kararların kapsamı ve yargılama süreçleri bakımından ayrı ayrı ele alınmasını gerektiriyor.
KAMUOYUNA DUYURU Bazı basın ve yayın organlarında, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, polise “çakal” diyen sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünü bozarak söz konusu ifadenin hakaret suçunu oluşturmadığına karar verdiği yönünde haberler yayınlanmıştır.
Ancak haberlerde yer verilmeyen sonraki yargılama sürecinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmiş ve 4. Ceza Dairesinin söz konusu ifadenin hakaret suçunu oluşturmadığı yönündeki kararı kaldırılarak “çakal” ifadesinin hakaret kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine kesin olarak karar verilmiştir.
Basında yer alan haberler yargılama sürecinin nihai sonucunu yansıtmamakta olup kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıklama yapılması gereği doğmuştur. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. T.C.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 03 Kasım 2026 11:59 · Kaynak: yaylahaber.com.tr