Tarık Yılmaz Ankara’yı Yazıyor: Fon Krizi: Paranın kaybından daha büyük bir mesele!
- 702px)" srcset=" Geçtiğimiz günlerde siyasetin içinde uzun yıllar bulunmuş bir büyüğümüzle sohbet ediyorduk
- Konu Türkiye'nin yaşadığı fon krizine geldi
702px)" srcset=" Geçtiğimiz günlerde siyasetin içinde uzun yıllar bulunmuş bir büyüğümüzle sohbet ediyorduk. Konu Türkiye'nin yaşadığı fon krizine geldi. Öyle bir cümle kurdu ki üzerinde uzun uzun düşündüm.
"Bu yaşananlar ekonomik bir 15 Temmuz gibi!"
Üstelik 15 Temmuz gibi milletimizin hafızasında derin yaralar bırakmış bir hadiseyle ekonomik bir krizi aynı kefeye koymak kolay değil.
Bu benzetmeyi doğrulanmış bir tespit olarak görmüyorum.
Ama o sözün arkasındaki endişeyi de önemsiyorum.
Çünkü yaşananların yalnızca para kaybından ibaret olmadığı ortada.
Kısa yoldan büyük servetler kazanma hayallerim de olmadı.
Gazetecilikten kazandığımın kıymetini bilmeye çalıştım.
Ama bir gazeteci olarak şunu bilirim: Bir ülkede yüz binlerce insanın parasını, geleceğini ve güven duygusunu ilgilendiren bir mesele ortaya çıkmışsa, bunun adı yalnızca finansal kriz değildir.
Aynı zamanda bir yönetim ve denetim sınavıdır.
2026 yılında yaşanan fon krizi kapsamında 131 fonun tasfiyesine karar verilmesi, yaklaşık 456 bin yatırımcının süreçten etkilenmesi, meselenin büyüklüğünü ortaya koyuyor.
Benim asıl merak ettiğim mesele şu: Böylesine büyük paraların döndüğü bir yapı nasıl oluştu?
Denetim mekanizmaları ne zaman harekete geçti?
Bu sistemin kurulmasında veya büyümesinde kamu gücünü kullanarak haksız avantaj sağlayanlar oldu mu?
Ancak aynı nedenle hiçbir ihtimali de araştırmanın dışında bırakamayız.
Ben burada yalnızca finansal işlemleri değil, bu işlemlerin arkasındaki ilişkiler ağını da merak ediyorum.
Bu kriz gerçekten önceden planlanmış, Türkiye'nin ekonomik ve siyasi istikrarını hedef alan bir operasyon olabilir mi?
Böyle bir ihtimalin araştırılmasını istemek başka, bunun kesinlikle gerçekleştiğini söylemek başka.
Elimizdeki bilgilerle ikinci hükmü kuramayız.
Fakat varsa organize manipülasyon, haksız kazanç, içeriden bilgi kullanımı veya kamu görevinin kötüye kullanılması, bunun üzerine sonuna kadar gidilmelidir.
Kiminle fotoğraf çektirdiğine bakılmadan!
Bir kişinin Cumhurbaşkanı'na yakınlığı da muhalefetteki konumu da onu soruşturmanın dışında tutmamalı.
Ben Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu meselede kararlı bir tutum ortaya koymasının Türkiye açısından önemli olduğuna inanıyorum.
Ancak bu kararlılığın ölçüsü açıklamaların sertliği değil, sonuçların şeffaflığı olacaktır.
Millet ne kadar paranın kaybolduğunu, hangi işlemlerin hukuka aykırı olduğunu, kimlerin sorumluluk taşıdığını öğrenebilmeli.
Soruşturma yargının bağımsızlığına uygun yürütülmeli.
Suçu sabit olanlar ise kim olursa olsun hesap vermeli.
Böyle bir süreç yalnızca mağdur yatırımcılar için değil, Türkiye'nin uluslararası ekonomik itibarı için de büyük önem taşır.
Çünkü güven kaybolduğunda yalnızca para kaybolmaz.
Benim Cumhurbaşkanı'ndan beklentim de tam burada başlıyor.
Siyasi yakınlıkların değil, hukukun konuştuğu bir süreç.
Hiçbir karanlık ilişkinin üzerinin örtülmediği bir hesaplaşma.
Çünkü bu millet artık kimin güçlü olduğunu değil, adaletin herkesten güçlü olduğunu görmek istiyor!
Yarın “Metal yorgunluğu değil, artık vicdan yorgunluğu”nu konuşalım.
702px)" srcset=" Ankara’da İnme Tedavisi İçin Önemli Buluşma! Prof. Dr. Emre Adıgüzel’den Dikkat Çeken Açıklama 702px)" srcset=" Tez Savunmalarını Tamamladılar 702px)" srcset=" Ankara'nın önemli ismi Çamlık Ankara'da!
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Siyaset · Bölge: Mersin
Yayın: 28 Ekim 2026 09:00 · Kaynak: yozgatcamlik.com