Habermetrik
← Ana Sayfa
05 Kasım 2026 09:54
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

CHP'li Faik Öztrak'tan Mekke Anlaşması açıklaması

CHP'li Faik Öztrak'tan Mekke Anlaşması açıklaması
Görsel kaynağı: haber3.com
⏱️ 8 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • CHP Grup Başkanı Öztrak, Türkiye’nin bölgesinde dışarıdan sağlanan güvenlik garantilerinin sorunları çözmeye yetmediğini, bölge ülkelerinin kendi güvenliklerine sahip çıkmasının ve kendi göbeğini kesmesinin artık kaçınılmaz hale geldiğini söyledi

CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak, TBMM Genel Kurulu’nda Mekke Antlaşması hakkında yaptığı konuşmada şunları ifade etti: BÖLGE DIŞINDAN GÜVENLİK GARANTİLERİ SORUNLARI ÇÖZMÜYORDünyada eski ölürken, yerine gelecek henüz belirsiz. Bölgemizde dengeler değişirken, süren savaşların maliyeti, sadece Orta Doğu ve Karadeniz’de değil, dünyada da taşınması güç seviyelere ulaşıyor.

Küresel tedarik zincirleri kopuyor, emtia fiyatları ve enflasyon kontrol edilemiyor, sınır güvenliği, göç gibi pek çok konuda insanlığa çıkan fatura ağırlaşıyor. Böyle bir ortamda, bölge dışından sağlanan güvenlik garantilerinin, tek başına sorunları çözmeye yetmediği de artık açıkça görülüyor.

BÖLGE ÜLKELERİNİN KENDİ GÜVENLİKLERİNE SAHİP ÇIKMASI ŞARTAmerika Birleşik Devletleri artık, “güvenlik yükünü paylaşma” söylemine geçti. Ülkeleri kendi göbeklerini kesmeye zorluyor. Bölge dengeleri hızla değişiyor, dönüşüyor.

Bu şartlar altında Türkiye gibi ekonomik, siyasi, askeri ve diplomatik kapasitesiyle küresel ve bölgesel düzeyde söz sahibi olabilen “orta güçlerin” yan yana gelmesi, dışarıdan müdahalelere, paylaştırma planlarına karşı bölge ülkelerinin kendi güvenliklerine sahip çıkması kaçınılmaz bir zorunluluk olarak önümüzde duruyor. Türkiye bu tabloda gerekli adımları atmak, ekonomide, kültürde, diplomaside etkili bir güç olmak zorunda.

Bunu biz yapmazsak başkaları yapar; bize de bu güçlerin karşısında edilgen hale gelmek düşer. YENİ BİR GÜVENLİK YAPISIBu anlaşma, Türkiye’ye NATO dışında, merkezinde kendisinin yer aldığı, ama NATO’ya paralel yeni bir bölgesel güvenlik yapısı kurma imkânını da sunuyor.

Doğu-Batı dengesinde yeni bir otonom alan açan bu anlaşma bu yönüyle de özel bir önem taşıyor. Diğer taraftan, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın, anlaşmaya katılmaya hazır olduklarını söylemesi, Suriye Dışişleri Bakanı’nın Orta Doğu’nun ortak savunma sistemleri ve caydırıcılık ihtiyacına vurgu yaparak anlaşmaya katılmayı değerlendirdiğini açıklaması, yine Mekke Anlaşması’na taraf ülkelerin Dışişleri Bakanları ile İran Dışişleri Bakanı’nın Tahran’da bir araya gelmeleri ayrıca dikkate değerdir.

Mekke Anlaşması’nın savunma ve caydırıcılık sınırları içinde kalması, İran’la güvenlik diplomasisinin kopartılmaması, bölgede yeni bir Şii-Sünni çatışmasının önüne geçmenin de garantisidir.“YURTTA SULH, DÜNYADA SULH” KENDİNİ SOYUTLAMAK DEMEK DEĞİLDİRBiz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bölgemizin dışından sağlanan güvenlik garantilerinin, ithal güvenlik şemsiyelerinin, bölgemizin sorunlarını çözemeyeceğini, ilk defa bugün söylemiyoruz. Cumhuriyetimiz, ilk yıllarından itibaren benimsediğimiz “yurtta sulh, dünyada sulh” ilkesini hiçbir zaman bölge ve dünyayla irtibatı kesmek kendini bölgeden ve dünyadan soyutlamak olarak algılamadı.

Aksine, barış ve istikrar için sürekli ihtiyat içinde olmayı, savaşı önlemek için bölgesel iş birliklerinin caydırıcılığını kullanmayı, barış için her yolu açık tutmayı benimsedi. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, 1930’larda yayılmacı politikalara karşı batı sınırımızda güvenliğimizi sağlamak için imzaladığımız Balkan Antantı’na; yine aynı dönemde doğu sınır güvenliğimizi ve bölgesel istikrarı sağlamak için imzaladığımız Sadabat Paktı’na uzanan tarihsel zemine baktığınızda bu anlayışı görürsünüz.

OBİT BU TARİHSEL ARKA PLANDAN SÜZÜLÜP GELİYORBiz de zaten baştan beri bu anlayıştayız. 2018 seçimlerinden bu yana söylediğimiz, Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı, bu tarihsel arka plandan süzülüp gelir. 2020’deki Kurultay Beyannamemizde de açıkça belirttik: “Orta Doğu’nun sorunlarını bölge dışı güçler çözemez.

Gelin Türkiye, İran, Irak ve Suriye bir araya gelsin. Dört komşu ülkenin lideri aynı masaya otursun. Bölgede barış, huzur ve istikrar için Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı OBİT’i kuralım” dedik. Bugün bu anlaşma da bunun devamıdır.

Hükümetin, geçen yılların ardından bugün Orta Doğu’nun meselelerinin çözümünün bölge dışındaki güçlere ihale edilmesini önleyen bir çizgiye gelmiş olması, yani bizim 2018’de söylediğimiz ama o zaman kimsenin pek dikkat etmediği noktaya gelmesi önemlidir. OLMAZSA OLMAZIMIZ MEHMETÇİĞİN VE SİLAHLI KUVVETLERİN MACERAYA SÜRÜKLENMEMESİAğustos ayı başında imzalanan bu anlaşmanın ancak kasım ayında görüşülebilmesi önemli bir eksikliktir.

Bunun burada altını çizmek isterim. Komisyon aşamalarında ayrıntılarıyla dile getirdiğimiz çekincelerimiz vardır. Anlaşmanın ilk maddesinde, taraf ülkelerin egemenlik, sınır ve toprak bütünlüğünün “tehdit edilmesi ve tehlikeye düşmesi” durumunda, bunların bertaraf edilmesi için tüm yöntemlerin kullanılması ifadesi açıklığa kavuşturulmaya muhtaçtır.

Tehdit tanımı nedir? Bir ülkenin hangi durumlarda tehlikeye düştüğü kabul edilecektir? Bunlar belirsizdir. Bizim olmazsa olmazımız milletimizin evlatları Mehmetçiğimizin ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin önü sonu belli olmayan maceralara sürüklenmemesidir.

UYGULAMANIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZBu çerçevede Anayasamızda, Türk askerinin yurt dışına gönderilmesine izin verme yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olduğunun açıkça belirtildiğini hatırlatmak isterim. Her ne kadar bu anlaşmanın, NATO Anlaşmasına benzetilen 2. maddesi, taraf ülkelerden birinin silahlı saldırı ya da askeri saldırganlığa uğraması durumunda, diğer taraf ülkelerin “derhal” yardım edeceklerini düzenliyorsa da arkasından gelen cümle, böyle bir durumda, sağlanacak desteğin kapsam ve niteliğine, ihtiyaç duyulan yardımın “objektif değerlendirilmesinden sonra” karar verileceğini ifade etmektedir.

Esas olan da bu cümle olmalıdır. Diğer taraftan, Anayasamızın 92. maddesindeki “Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmalar” istisnası, millet iradesinin tecelligahı meclisimizi böyle bir durumda bypass etmek için hiçbir şekilde kullanılmamalıdır.

Alınacak her kararda, Anayasamızın lafzı ve ruhunun birlikte gözetilmesinin takipçisi olacağız. TERÖRİZMLE İLGİLİ İFADE KAPSAMI GENİŞ BİR ALANA YAYIYORYine Mekke Anlaşması, “terörizmin tüm çeşit ve tezahürleriyle mücadele” diyerek anlaşmanın kapsamını ucu bucağı belli olmayan çok geniş bir alana yaymaktadır.

Taraflarının müştereklerde birleşmesi önemli olmakla birlikte, şüphesiz ki kendi ulusal güvenlik öncelikleri de vardır. Örneğin, anlaşmaya taraf ülkelerden Suudi Arabistan Husileri terör örgütü olarak kabul etmektedir. Ama Türkiye ve Pakistan bunu böyle değerlendirmemektedir.

Yine, Suudi Arabistan'ın Yemen ve Körfez güvenliğine ilişkin kaygıları, Pakistan'ın Hindistan ile ilişkileri, savunma mekanizmasının uygulama alanlarını etkileyebilecek unsurlar haline gelmemelidir. BU İŞBİRLİĞİ DOĞRU YÖNETİLİRSE, HEM BARIŞ VE İSTİKRARA HEM DE TARAF ÜLKELERE KATKI SAĞLARBu anlaşmanın, savunma sanayi ve bağlı sektörlerde üretimimize katkı sağlayacağı açıktır.

Ancak burada, Türkiye’nin kritik yerli teknolojilerinin korunması ile ortak üretim ve işbirliği arasındaki hassas dengenin korunmasına dikkat etmek gerekir. Bu vesileyle, geçtiğimiz ay imzalanan Bedir Mutabakatı’nın Türk savunma sanayinin daha da ilerlemesine, diğer taraf ülkelerin savunma sanayilerinin gelişimine önemli katkılar sağlayacağını düşündüğümüzü de not etmek isterim.

Bu anlaşmanın bir yanında NATO’nun en büyük ikinci ordusuna ve güçlü bir savunma sanayine sahip Türkiye var. Antlaşmanın bir diğer yanında, nükleer gücü ve askeri tecrübesiyle Pakistan var. Bir yanında da doğal kaynakları ve ekonomik gücüyle Suudi Arabistan var.

Bu üç ülkenin işbirliği eğer doğru yönetilirse, hem bölgesel istikrara ve barışa hem taraf ülkelere büyük katkılar sağlayacaktır. Bölge ülkelerinin kendi gücüyle oluşturduğu büyük bir caydırıcılık kalkanına dönüşebilecektir.

Bölgede barışın garantisi olacaktır. BİR DENGE OLUŞTURACAKTIRMekke Anlaşması, son dönemde İsrail, Hindistan, Yunanistan gibi ülkelerin karşılıklı ikili ve çoklu anlaşmalarla oluşturduğu güç birliğine karşı da bir denge olacaktır.

Bu anlaşmanın, Orta Doğu’nun hep bölünmüş kalmasını, huzur içinde yaşayabilecek komşu ülkelerin gücünü birbirine karşı kullanarak tüketmesini dış müdahalelere ve ithal güvenliğe muhtaç yaşamasını isteyenleri memnun etmeyeceği ortada. KÜRESEL GELİŞMELERİN ETKİLERİ DİKKATLE İZLENMELİSiyaseti devlet ciddiyetiyle yapmak, resmin tamamını görebilmeyi, ama sahadaki tehlike ve risklere karşı da sürekli gözünüzün, kulağınızın açık olmasını gerektirir.

Bu çerçevede, Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışma sürerken, Körfez’de İsrail ve ABD ile İran arasındaki savaş arka planda devam ederken ABD’de kritik bir seçim döneminin sonlandığına da dikkatinizi çekmek isterim. Temsilciler Meclisi ve Senato’da güç dengeleri değişti.

Seçim dönemlerinden sonra ülkelerin diplomatik ilişkilerinde iki olasılık ortaya çıkıyor. İlki, daha fazla kendi iç meselelerine odaklanmaları... Trump’ın seçimden sonra yaptığı veto açıklamaları, içeride Demokratlarla çok daha sert bir mücadele dönemine işaret etmektedir.

Bu anlamda ABD’nin bölgeye ilgisi daha da azalabilir. ABD’nin dikkatini iç politikaya çevirmesiyle, kuzeyimizdeki savaşta da beklenmedik gelişmeler yaşanabilir. Bugüne kadar Ukrayna’yı Rusya ile barışa zorlayan ABD’nin dış politikaya ilgisinin zayıflaması, Avrupa ülkelerinin bu savaşın çözümü için daha etkin bir rol almalarına imkan sağlayacaktır.

İkincisi, dışarıda sertleşme ve güç kullanma eğilimi. Başkanlık seçimine giderken mevcut ABD yönetiminin Ortadoğu’da bir zafer hikayesi yazmaya kalkışmasıyla ilişkilerin daha da sertleşmesi söz konusu olabilir. Her halükarda küresel gelişmelerin bölgemize etkilerinin çok dikkatle izlenmesi gerekiyor.

TÜRKİYE AKLIN, DENGENİN VE BARIŞIN SESİ OLMALIDIRTürkiye Cumhuriyeti, yokluklar içinde bir milletin Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, emperyalizmin zincirlerini kırmasıyla kurulmuştur. Bölgemizdeki vekalet savaşları büyük acılara yol açmıştır.

Mekke Anlaşması doğru kullanılırsa bu acılara son vermek, bölgenin başkalarının güvenlik şemsiyesinden kurtarılması için bir fırsattır. Bu işbirliğinden doğan güç, yeni savaşlar açmak için değil savaştan caydırmak, barışı sağlamak, sınırlarımızı korumak ve ticareti geliştirmek için kullanılmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti gerilimin tarafı değil; aklın, dengenin ve barışın sesi olmak zorundadır. Mekke Anlaşması’nın getirdiği caydırıcılığı, yıllardır söylediğimiz OBİT anlayışıyla, komşuların birbirine saygı duyduğu geniş bir barış zeminine dönüştürmeliyiz.

CHP olarak duruşumuz nettir: Maceradan uzak, rasyonel ve onurlu bir dış politikayı destekliyoruz. Bölgede başka bir gücün güvenlik şemsiyesini istemiyoruz. Türkiye bu dönemin seyircisi değil, Orta Doğu’da güveni ve işbirliğini güçlendiren ortaklıkların, tarafı ve yönlendiricisi olmalıdır.

Bu çerçevede bu anlaşmaya olumlu oy vereceğimizi söylüyor, beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: haber3.com
Haber metni ve görseller haber3.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 05 Kasım 2026 09:54 · Kaynak: haber3.com
Kaynağı Oku ↗