Ordu Yaylalarında Ekolojik Tahribat: Sondaj Çalışmaları Sürüyor
- Türkiye genelinde artan maden arama faaliyetleri, yerel ekosistemleri tehdit etmeye devam ediyor
- Özellikle Ordu'nun Aybastı ve Korgan bölgelerindeki yaylalarda yürütülen sondaj çalışmaları, bölge halkının hukuki ve fiili direnişine rağmen doğaya ciddi zararlar veriyor
Türkiye'nin dört bir yanında, Akbelen'den Artvin'e, Tunceli'den Aydın'a kadar uzanan geniş bir coğrafyada doğa alanları madencilik faaliyetleri nedeniyle ciddi bir baskı altında bulunuyor. 9 Kasım'da Antalya'da gündeme gelen iklim temalı tartışmaların gölgesinde, ülke genelinde maden sahalarının ihaleye açılması ve hukuki düzenlemelerin şirketlerin lehine kolaylaştırılması, ekolojik yıkımı hızlandıran temel faktörler olarak öne çıkıyor.
Bu sürecin yerel ölçekteki en somut örneklerinden biri Ordu'da yaşanıyor. Aybastı Perşembe Yaylası'nı doğrudan etkileme potansiyeline sahip Korgan Yaylası'ndaki maden sondaj çalışmaları, artık tamamlanma aşamasına gelmiş durumda.
Bölge halkının projeye yönelik gösterdiği tepkiler, beraberinde gözaltı süreçlerini ve vatandaşlara açılan tazminat ile ceza davalarını getirdi. Mücadele eden yerel halk üzerinde baskı unsuru haline gelen bu hukuki süreçler, bölgedeki ekoloji savunucuları için artık alışılagelmiş bir durum teşkil ediyor.
Ordu İdare Mahkemesi nezdinde devam eden dava dosyasında bilirkişi raporu mahkemeye sunulmuş olsa da, yürütmeyi durdurma kararı henüz çıkmadı. Hukuki sürecin yavaş işlemesi, yayla sakinlerinde iş işten geçmeden müdahale edilmesi gerektiği yönünde bir endişe yaratıyor.
Daha önce fiili ve meşru mücadele ile hukuki süreci başarıyla birleştiren bölge halkı, jandarmanın koruması altında başlatılan sondaj çalışmalarıyla birlikte alana girişlerinin engellenmesi sonucu dirençlerini sürdürmekte zorlanıyor. Sondaj sahasından gelen güncel görüntüler, bölgedeki ekolojik tahribatın boyutlarını gözler önüne seriyor.
Yayla arazisinde açılan yeni yollar ve derelere deşarj edilen kirli sondaj suları, doğal yaşam alanlarına kalıcı zararlar veriyor. Sahada kalan az sayıdaki aktivist, durumu teşhir etmeye çalışsa da, ne şirket yetkilileri ne de devlet kurumları üzerinde caydırıcı bir etki oluşturulamıyor.
Mevcut durum, yaylanın daha fazla zarar görmemesi adına demokratik tepkilerin yeniden yükseltilmesi gerektiğini işaret ediyor. Öte yandan, Antalya'da düzenlenmesi planlanan COP31 toplantısı öncesinde, iklim değişikliğine yol açan faaliyetlerin hız kesmeden devam etmesi bir çelişki olarak değerlendiriliyor.
Emperyalist ve kapitalist devletlerin enerji şirketleriyle kurduğu ilişki ağı, yerel direnişlerin önemini daha da artırıyor. Toprağına ve suyuna sahip çıkanların birleşik bir dayanışma sergilemesi, bu sürecin en kritik ihtiyacı olarak görülüyor.
Süreç içerisinde dikkat çeken bir diğer husus ise gazetecilere yönelik baskılar oldu. Ordu'da basın çalışanlarının gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına karşı düzenlenen protestolara katılımın sınırlı kalması ve meslek örgütlerinin sessizliği, gazeteci dayanışmasının zayıflığına dair eleştirileri beraberinde getirdi.
Yerel ölçekte yaşanan bu hak ihlalleri, ekoloji mücadelesiyle paralel bir şekilde toplumsal duyarlılığın zayıfladığı bir dönemi yansıtıyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel
Yayın: 30 Ekim 2026 09:53 · Kaynak: orduolay.com