İsrail’de seçim: Netanyahu gitse de politikaları kalacak mı?
- İsrail’de 27 Ekim seçimleri, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceğinin yanı sıra ülkenin bölgeye yönelik politikalarını da gündeme taşıyor
- Avrupa Dış İlişkiler Konseyi uzmanı Beth Oppenheim’a göre hükümet değişse bile İsrail’in dış ve güvenlik politikasında köklü bir dönüşüm beklenmiyor
CGTN Türk Dış Haberler Servisi
İsrail’de seçmenler ülkenin kaderini belirleyecek seçimler için sandık başında. Yaklaşık yirmi yıldır ülke siyasetinin merkezinde yer alan Başbakan Binyamin Netanyahu’nun görevde kalıp kalmayacağı, seçimin en önemli sorularından birini oluşturuyor.
Seçim aynı zamanda Netanyahu’nun 7 Ekim saldırıları öncesindeki güvenlik zafiyetindeki sorumluluğuna ilişkin tartışmaların gölgesinde yapılıyor. Ülke içinde derinleşen siyasi kutuplaşma ve Gazze’deki savaşın yarattığı toplumsal baskı, sandıktan çıkacak sonucun önemini artırıyor.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nde (ECFR) politika uzmanı olan Beth Oppenheim, 22 Ekim’de yayımlanan değerlendirmesinde, İsrail’in son yıllarda yaşadığı siyasi dönüşümün Netanyahu’nun başbakanlığıyla sınırlı olmadığını savundu. Oppenheim, dini sağın devlet kurumlarında güç kazandığını ve Filistin topraklarını da kapsayan “Büyük İsrail” anlayışının ülke siyasetinde etkisini artırdığını belirtti.
Anketler çoğunluğa işaret etmiyor
Oppenheim’ın değerlendirmesinde yer verilen seçim öncesi anketlere göre, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un liderliğindeki Yashar! partisi 22 sandalye ile Netanyahu’nun liderliğindeki Likud’un iki sandalye önünde bulunuyor. Başbakanlık için en fazla destek gören isim de Eisenkot.
Anket ortalamaları, iki ana bloğun da 120 sandalyeli parlamentoda hükümet kurmak için gerekli 61 milletvekiline ulaşamadığını gösteriyor. Netanyahu yanlısı partilerin toplam 51, muhalefet bloğunun ise 52 sandalye kazanması öngörülüyor.
İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partilerin sandalye sayısı ise 14 olarak hesaplanıyor.
Bu tabloya göre muhalefetin hükümet kurabilmesi için ultra-Ortodoks partilerin veya İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partilerin desteğine ihtiyaç duyulabilir. Yahudi muhalefet liderleri ise seçim kampanyası sırasında yalnızca Siyonist partilerle hükümet kurma sözü verdi.
Ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlikten muaf tutulması, 7 Ekim sonrasında İsrail toplumundaki başlıca tartışma konularından biri haline geldi. Gazze’deki savaş ve yedek askerlerin uzun süre görev yapması, muafiyetin kaldırılması yönündeki baskıyı artırırken ultra-Ortodoks partiler bu konuda uzlaşmaya direniyor.
Koalisyon seçenekleri
Seçim öncesindeki sandalye tahminleri, İsrail’i zorlu koalisyon görüşmelerinin bekleyebileceğini gösteriyor. Hiçbir liderin çoğunluğu sağlayamaması halinde Netanyahu’nun geçici başbakan olarak görevini sürdürmesi ve ülkenin yeniden seçime gitmesi ihtimaller arasında bulunuyor.
Eisenkot’un Filistinli vatandaşları temsil eden partilerin veya ultra-Ortodoks partilerin desteğiyle bir azınlık hükümeti kurması seçeneklerden biri. Her iki formül de muhalefet içinden itirazlarla karşılaşabilir. Bloklar arasında milletvekili geçişleriyle çoğunluğun sağlanması ya da Netanyahu ile muhalefetten bir ismin dönüşümlü başbakanlık temelinde ulusal birlik hükümeti kurması da olasılıklar arasında yer alıyor.
Hükümet değişirse ne değişecek?
ECFR uzmanına göre Eisenkot liderliğinde kurulacak bir hükümetin mevcut yönetimden en belirgin farkları iç politikada ortaya çıkabilir. Böyle bir hükümetin tartışmalı yargı düzenlemesini durdurması, 7 Ekim saldırılarını araştırmak üzere devlet soruşturma komisyonu kurması ve askerlik yasasını kabul etmesi bekleniyor.
Dış ve güvenlik politikasında ise değişimin daha sınırlı kalacağı değerlendiriliyor. Oppenheim, tehditleri önleyici saldırılarla karşılama, İsrail sınırlarının çok ötesinde askeri operasyonlar yürütme ve komşu ülkelerde “tampon bölgeler” oluşturma yaklaşımının Yahudi siyasi partilerin büyük bölümü tarafından benimsendiğine dikkat çekiyor.
Gazze’de Netanyahu karşıtı blok tarafından kurulacak bir hükümetin silahsızlanmaya ilişkin taleplerde daha esnek bir tutum benimseyebileceği ve böylece ateşkesin ikinci aşamasına geçilmesini kolaylaştırabileceği değerlendiriliyor. Batı Şeria’da ise yasa dışı yerleşim noktalarına ve yerleşimci şiddetine karşı adımlar atılması, Filistin yönetimi üzerindeki baskının azaltılması mümkün görülüyor.
Oppenheim, buna rağmen yeni hükümetin yerleşimleri genişletmeye devam edeceğini ve Filistin devletinin kurulmasına yanaşmayacağını savunuyor. ECFR uzmanına göre Filistin devletine verilen destek İsrail siyasetinin Yahudi kanadının büyük bölümünde gerilerken, Filistinliler üzerindeki kalıcı İsrail kontrolü giderek normalleşiyor.
Arap ülkeleri ve Avrupa ile ilişkiler
Yeni bir İsrail hükümetinin Arap ülkeleriyle ilişkileri onarmaya çalışması bekleniyor. Oppenheim’a göre Suriye ile bir güvenlik anlaşması gibi sınırlı düzenlemeler mümkün olsa da Filistinlilerle siyasi bir sürecin başlamaması, Gazze ve Batı Şeria’da yeni şiddet dönemleri riskini sürdürecek. Bu koşullarda Suudi Arabistan ile normalleşmenin de gündeme gelmesi beklenmiyor.
Netanyahu’nun aşırı sağla yeniden koalisyon kurması halinde ise yargı düzenlemesinin yeniden gündeme alınabileceği, yerleşimlerin genişletilmesinin hızlanabileceği ve Batı Şeria’nın resmen ilhakı yönündeki girişimlerin güçlenebileceği ifade ediliyor. Oppenheim, böyle bir hükümetin Gazze’deki ateşkes planının uygulanmasını da zorlaştıracağını savunuyor.
Avrupa ile ilişkilerin geleceği de seçim sonrasında kurulacak hükümetin karşı karşıya kalacağı başlıklar arasında yer alıyor. Oppenheim, yeni bir yönetimin Avrupa ile ilişkileri onarmaya çalışabileceğini, buna rağmen bölgesel istikrar ve iki devletli çözüm gibi konularda İsrail politikalarıyla Avrupa’nın çıkarları arasındaki gerilimin süreceğini belirtiyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 27 Ekim 2026 12:36 · Kaynak: cgtnturk.com