Bediüzzaman Said Nursi'nin 1910 Yılındaki Tarihi Tiflis Öngörüsü
- Bediüzzaman Said Nursi'nin 1910 yılında Tiflis'te bir Rus polisiyle gerçekleştirdiği tarihi diyalog, İslam dünyasının geleceğine dair dikkat çekici öngörüleri gün yüzüne çıkarıyor
- Nursi, o dönemde Rus İmparatorluğu yönetimi altında olan bölgede, kışın ardından baharın geleceğine dair inancını vurgulayarak İslam coğrafyasının yükselişini müjdelemiştir
Bediüzzaman Said Nursi, 1910 yılının bahar aylarında İstanbul'dan ayrılarak Batum üzerinden Van’a uzanan bir yolculuğa çıktı. Bu seyahat esnasında günümüzde Gürcistan’ın başkenti olan Tiflis’e uğrayan Nursi, şehirdeki Şeyh San’an Tepesi’ne çıkarak çevreyi gözlemlemeye başladı.
O dönemde Rus İmparatorluğu’nun kontrolünde olan bölgede, Nursi’nin bu dikkatli incelemesi bir Rus polisinin dikkatini çekti ve ikili arasında tarihe geçen bir diyalog yaşandı. Rus polisinin burada ne yaptığını sorması üzerine Nursi, gelecekte inşa edeceği medresenin planını hazırladığını ifade etti.
Bitlis ile Tiflis’i kardeş şehirler olarak tanımlayan Nursi, Asya ve İslam dünyasında üç nurun yükselişe geçeceğini, buna karşılık Rusya’da ise üç karanlık dönemin başlayacağını belirtti. İstibdat perdesinin yırtılacağını öngören Nursi, bu değişimin ardından bölgeye dönerek eğitim kurumunu kuracağını dile getirdi.
Polisin bu ümit dolu sözleri şaşkınlıkla karşılaması üzerine Nursi, her kışın ardından bir baharın, her gecenin ardından bir gündüzün geleceğini hatırlatarak karşılık verdi. Nursi, İslam dünyasının farklı bölgelerinin o dönemdeki durumunu bir eğitim süreci olarak nitelendirdi.
Hindistan’ı İngiliz eğitim sisteminde yetişen bir evlat, Mısır’ı zeki bir öğrenci, Kafkasya ve Türkistan’ı ise Rus askeri okullarında eğitim gören iki bahadır olarak tanımladı. Nursi’nin bu analizi, söz konusu İslam toplumlarının eğitimlerini tamamladıktan sonra kendi kıtalarında söz sahibi olacaklarını ve İslamiyet’in değerlerini dünyaya taşıyacaklarını öngörüyordu.
Bu ifadeler, dönemin zorlu şartlarına rağmen İslam dünyasının geleceğine dair sarsılmaz bir inancı ve stratejik bir bakış açısını yansıtıyordu. Bediüzzaman’ın 1910 yılında dile getirdiği bu öngörülerin birçoğu, ilerleyen yıllarda gerçekleşen tarihsel süreçlerle paralellik gösterdi.
İslam dünyasının yaşadığı değişimler ve Türkiye’nin günümüzdeki diplomatik, askeri ve demokratik konumu, Nursi’nin o dönemde ifade ettiği vizyonun bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Bugün Türkiye, İslam’ın yaşanabilirliği ve dünya siyasetindeki etkin rolüyle bu tarihi beklentilerin merkezinde yer alıyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 30 Ekim 2026 12:04 · Kaynak: gumushanedenhaber.com