Washington merkezli MEI’den Akdeniz önerisi: ‘Akdeniz’de kesintisiz askerî birlik’
- Körfez’deki ABD üslerinin geleceği tartışılıyor
- Washington merkezli MEI, Doğu Akdeniz’de kalıcı askerî varlık istedi
ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş, Washington’un Batı Asya’daki askerî konuşlanmasını tartışmaya açtı. İran saldırılarında Körfez’deki Amerikan üslerinin zarar görmesi, kuvvetlerin daha güvenli bölgelere kaydırılması seçeneğini gündeme getirdi.
Washington merkezli Middle East Institute (MEI), 2 Kasım’da yayımladığı iki çalışmada Körfez üslerinin geleceğini ve Akdeniz’deki Amerikan varlığını ele aldı. Kurum, 6 Kasım’da bu konuda konferans da düzenleyecek. Associated Press (AP)’in 1 Kasım tarihli uydu görüntülerine dayalı araştırmasına göre, İran ve bağlantılı grupların ağustos sonuna kadar düzenlediği 115’i aşkın saldırı, Ortadoğu’daki 26 ABD üs ve tesisinde hasara yol açtı.
Hedefler arasında radarlar, hava savunma sistemleri, hangarlar ve yakıt depoları bulunuyordu. KÖRFEZ’DEN ÇEKİLME SEÇENEĞİMEI araştırmacısı F. Gregory Gause III, saldırılardan sonra ABD’nin Körfez’deki askerî varlığını azaltma görüşünün güçlendiğini yazdı.
Tartışılan seçenekler arasında kuvvetlerin Ürdün, İsrail ve Suudi Arabistan’ın batısına taşınması veya Körfez’deki büyük üslerden çekilip bölge dışından müdahale edilmesi bulunuyor. Obama ve Biden yönetimlerinde görev yapan Michael Fuchs bölgeden çekilmeyi savunurken, Pentagon’da Ortadoğu’dan sorumlu olarak görev yapmış Dana Stroul daha batıya konuşlanılmasını önerdi.
Gause’un aktardığı 7 Ekim tarihli New York Times haberine göre Pentagon’da hasar gören üslerin yeniden inşasına ilgi düşük. AKDENİZ’DE SÜREKLİ GÜÇ TALEBİMEI’nin aynı gün “Tartışmalı Akdeniz: ABD’nin Rolü Ne Olmalı?” raporu yayınlandı.
Bu rapora göre ABD, askerî kaynaklarını başka bölgelere kaydırarak Akdeniz’deki varlığını zayıflattı. Bunu stratejik hata olarak niteleyen araştırmacılar, bölgede sürekli deniz gücü, istihbarat ve gözetleme kapasitesi bulundurulmasını istedi.
Raporda, Napoli merkezli 6. Filo ile İspanya’nın Rota Limanı’nda konuşlu altı muhribin faaliyetlerine dikkat çekildi. İran operasyonlarının gemileri doğuya çektiği, Akdeniz’deki görevler için daha az kuvvet bıraktığı belirtildi.
Kriz anında kuvvet sevk etmek yerine asgari bir askerî kapasitenin bölgede sürekli hazır tutulması, gerektiğinde uçak gemisi ve amfibi birliklerin gönderilmesi önerildi. Limanlar, enerji hatları ve deniz altı kablolarının korunması da öneriler arasında.
MEI, Akdeniz’in ABD için Avrupa, Afrika ve Ortadoğu’ya askerî erişim sağlayan temel güzergâh olduğunu vurguladı.6 KASIM’DA WASHİNGTON’DA TOPLANACAKLARMEI, 6 Kasım’da Washington’da Akdeniz Deniz Güvenliği Konferansı düzenleyecek. İlk oturumda askerî üsler, deniz gücü rekabeti, stratejik limanlar ve Türkiye’nin rolü; ikinci oturumda enerji koridorları, deniz altı kabloları ve altyapının korunması görüşülecek.
Konuşmacılar arasında savunma araştırmaları kuruluşu CNA’dan Josh Tallis, Washington Institute’tan Anna Borshchevskaya, eski Pentagon yetkilisi ve CNAS araştırmacısı Jim Townsend ile BM Uyuşturucu ve Suç Ofisinden Giuseppe Sernia bulunuyor. Oturumları raporun yazarları yönetecek.
MONTRÖ’YE MERCEKMEI, Türkiye’nin 2022’de Montrö Sözleşmesi uyarınca savaş gemilerinin Boğazlardan geçişini sınırlandırmasını da ele aldı. Raporda şu ifadelere yer verildi:“Türkiye, savaş gemilerinin ana limanlarına dönmesi istisnası dışında, yabancı savaş gemilerinin Boğazlardan geçişini kapattı.
Bu durum, gemilerin Karadeniz’e girmesini veya Doğu Akdeniz’e çıkmasını engelledi.”“Montrö Sözleşmesi’nin Türk Boğazlarından savaş gemilerinin geçişine getirdiği kısıtlamalar, jeopolitik gelişmelerin müttefik deniz kuvvetlerinin Akdeniz ile Karadeniz arasındaki hareketlerini nasıl sınırlandırabildiğini gösteriyor.”“Altıncı Filo, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’ya güç yansıtabilmek için bölgeye kesintisiz erişime bağımlı.”TÜRKİYE-LİBYA MUTABAKATI ABD’NİN HESAPLARINI BOZUYORMEI, Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşımı ve deniz yetki alanı anlaşmazlıklarına geniş yer verdi. Rapordaki değerlendirmeler şöyle oldu:- Doğu Akdeniz Gaz Forumu, Türkiye’yi açıkça dışarıda bıraktı.
Bu durum Ankara’yı karşı hamleye yöneltti. Türkiye, 2019’da Libya’nın BM tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti ile tartışmalı bir deniz sınırlandırma anlaşması imzaladı.- Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan’ın çakışan deniz yetki alanı iddiaları ve Türkiye-Libya deniz sınırlandırma anlaşması, diplomatik sürtüşmelere yol açma ve deniz operasyonları ile altyapıyı koruma görevlerini karmaşıklaştırma riski taşıyor.- 2020’deki Türk-Yunan karşı karşıya gelişi, mevcut müdahalelerin tutarsızlığını ortaya koydu.
NATO iki üyesi arasında diplomasi yürütmeye çalışırken Avrupa Birliği Türkiye’ye yaptırım tehdidinde bulundu. Fransa, NATO çerçevesinin dışında Yunanistan’ı desteklemek üzere deniz kuvvetlerini konuşlandırdı. ABD ise büyük ölçüde devre dışında kaldı.
Ayrıca MEI, Washington’un NATO bünyesindeki Türk-Yunan çatışmasızlık mekanizmalarını geliştirmesini diplomatik girişimlerini yoğunlaştırmasını önerdi. RUSYA LİBYA’DA GÜÇLENDİMEI, Amerikan askerî varlığının artırılması isteğine gerekçe olarak Rusya ve Çin’in faaliyetlerini gösterdi.
Rapora göre Moskova, Suriye’deki konumunun zayıflamasının ardından Libya’nın hava üsleri ve limanlarını Afrika’daki askerî faaliyetleri için daha fazla kullanmaya başladı. Yazarlar, Rusya’nın Libya-Sahel lojistik ağlarının izlenmesini istedi.
Çin’in Kuzey Afrika limanlarındaki yatırımları da stratejik rekabet başlıkları arasında sayıldı. İNGİLİZ IISS: KUVVETLER DOĞU AKDENİZ’E KAYDIRABİLİRİngiltere merkezli Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü (IISS), 30 Ekim tarihli “Savaş Halindeki Körfez” dosyasında İran saldırılarının Amerikan üslerinin savunmasızlığını gösterdiğini belirtti.
Kuruluş, ABD’nin Ortadoğu’daki askerî varlığının önemli bölümünü Doğu Akdeniz’e kaydırabileceğini öngördü.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Genel
Yayın: 03 Kasım 2026 21:08 · Kaynak: aydinlik.com.tr