Habermetrik
← Ana Sayfa
İstanbul/Kadıköy 05 Ekim 2026 10:39
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Koçal, “Paradan para kazanan değil, üreten bir ekonomiye ihtiyacımız var

Koçal, “Paradan para kazanan değil, üreten bir ekonomiye ihtiyacımız var
Görsel kaynağı: kadikoygazetesi.com

TÜKODER Genel Başkanı Aziz Koçal konuyla alakalı yaptığı açıklama da;

“Kamuoyunda “fon krizi” ya da “fon vurgunu” olarak tartışılan gelişmeler, yalnızca sermaye piyasalarının ve yatırımcıların sorunu değildir. Bu konu; tüketicinin tasarrufu, üretim, istihdam, gelir dağılımı ve yoksullukla mücadele açısından da değerlendirilmelidir.

Sermaye Piyasası Kurulu tarafından açıklanan verilere göre 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyeye alınması ve bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunması, sorunun toplumsal boyutunu ortaya koymaktadır. Yüz binlerce insanın yıllarca çalışarak oluşturduğu tasarruflarından söz ediyoruz. Bu büyüklükte bir olay, birkaç kişinin yatırım tercihi olarak değerlendirilemez. Ortada finansal tüketicinin korunması ve finans sistemine duyulan güven açısından ciddi bir sorun vardır.

Tüketicinin sormaya hakkı vardır: Bu sistem nasıl oluştu? Riskler ne zaman fark edildi? Denetim mekanizmaları zamanında çalıştı mı? Küçük yatırımcı neden daha önce uyarılmadı? Zararlar nasıl karşılanacak?

Bir tarafta küçük de olsa tasarruf yapabilmiş yurttaşların birikimleri üzerinden olağan dışı kazanç elde etme arayışı; diğer tarafta kirasını, gıdasını, elektrik, doğal gaz ve ulaşım giderlerini karşılamakta zorlanan, açlık ve yoksullukla mücadele eden milyonlarca tüketici bulunmaktadır. Bir tarafta paradan para kazanma arayışı, diğer tarafta ay sonunu getirmeye çalışan milyonlar vardır. Bu tablo, yalnızca finans piyasalarının değil, uygulanan ekonomik ve sosyal politikaların da sorgulanmasını gerektirmektedir.

Küçük tasarruflar, ülke ekonomisi açısından önemli bir kaynaktır. Vatandaşın tasarrufu yalnızca finansal piyasalarda el değiştiren para olarak görülmemelidir. Bu kaynaklar üretime, sanayiye, tarıma, teknolojiye ve yeni yatırımlara yönlendirildiğinde ekonomik değer yaratır. Tasarruf üretime, üretim yatırıma, yatırım istihdama, istihdam gelire, gelir de toplumsal refaha dönüşmelidir. Üretime yönelen tasarruf yeni iş alanları yaratabilir, işsizliğin ve yoksulluk riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.

Bir ülkede üretmek, yatırım yapmak ve istihdam yaratmak yerine para üzerinden kısa sürede daha fazla para kazanmak daha cazip hâle geliyorsa, ekonomik önceliklerin yeniden sorgulanması gerekir.

Üretime dönüşmeyen tasarruf yeni fabrika kurmaz, tarımı geliştirmez, teknoloji üretmez, istihdam yaratmaz ve ithalata bağımlılığı azaltmaz. Üretimin yetersiz kaldığı ve dışa bağımlılığın arttığı bir ekonomide döviz, maliyet ve fiyat baskıları sonuçta tüketicinin sofrasına, faturasına ve yaşam maliyetine kadar ulaşır. Bu nedenle üretim politikası, aynı zamanda hayat pahalılığı ve yoksullukla mücadele politikasıdır.

Finansal tüketici de tüketicidir. Yatırım fonu alan, bankaya parasını yatıran veya başka bir finansal hizmetten yararlanan yurttaşın haklarının korunması kamusal bir sorumluluktur. “Her yatırımın riski vardır” denilerek denetim sorumluluğu ortadan kaldırılamaz. Yatırım riski başka; manipülasyon, kötüye kullanım, şeffaflık ve denetim sorunu başka şeydir. Tüketici yatırımının doğal ekonomik riskini üstlenebilir; ancak varsa manipülasyonun, kötüye kullanımın veya denetim eksikliğinin bedeli tüketiciye ödetilemez.

Tasfiye sürecinin nasıl finanse edileceği de kamuoyuna açık biçimde anlatılmalıdır. İlerleyen süreçte zararların karşılanması amacıyla Hazine’den veya bütçeden herhangi bir kamu kaynağı kullanılması gündeme gelirse o zaman sormak zorundayız: Haksız kazancın ve denetim eksikliğinin faturası neden vergisini ödeyen yurttaşa çıkarılsın?

Bir tarafta açlık ve yoksullukla mücadele eden milyonlar varken, finans piyasalarında oluşan özel zararların kamu kaynaklarından karşılanması söz konusu olacaksa bunun gerekçesi ve sorumluları topluma açıklanmalıdır. Kazanç özelleştirilip zarar toplumsallaştırılmamalıdır.

Fon krizi bütün yönleriyle ve şeffaf biçimde araştırılmalı, küçük yatırımcıların hakları korunmalı, varsa sorumlular ve haksız kazanç sağlayanlar hakkında gerekli hukuki süreçler işletilmelidir. Ancak mesele bununla sınırlı tutulmamalıdır. Türkiye’nin tasarruf politikası üretim eksenli yeniden ele alınmalıdır.

Tasarruf; spekülasyona değil üretime, rant arayışına değil yatırıma, ithalata bağımlılığa değil yerli üretime, işsizliğe değil istihdama, yoksulluğa değil toplumsal refaha hizmet etmelidir.

Milyonlarca tüketici açlık ve yoksullukla mücadele ederken, üretimden kopuk olağan dışı finansal kazançların normalleştiği bir ekonomik yapı sürdürülebilir değildir. Ekonominin gerçek gücü paradan para kazanmak değil, üreterek değer yaratmaktır.

Tasarruf üretime, üretim istihdama, istihdam gelire, gelir de toplumsal refaha dönüşmelidir.

Kaynaklar: kadikoygazetesi.com
Haber metni ve görseller kadikoygazetesi.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Ekonomi · Bölge: İstanbul/Kadıköy
Yayın: 05 Ekim 2026 10:39 · Kaynak: kadikoygazetesi.com
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp