Habermetrik
← Ana Sayfa
24 Ekim 2026 12:53 · Güncelleme 13:55
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Gazetecilik suç değildir: Tutuklu gazetecileri serbest bırakın

Gazetecilik suç değildir: Tutuklu gazetecileri serbest bırakın
Görsel kaynağı: kronos41.news, babaocagi.com.tr
Hukuki not: Bu içerik adli süreçlere ilişkindir; suçluluğu kanıtlanana kadar kişiler masumdur (masumiyet karinesi).

Otoriterleşmenin sonucu olarak özgür medyaya yapılan darbeler nedeniyle basın meslek örgütlerinin çağrısıyla çok sayıda kentte eylem kararı alındı. Tutuklamalar, medya kuruluşlarına kayyım atanması ve erişim engellerine karşı sokağa çıkan gazeteciler, “sansüre hayır, habere özgürlük” sloganıyla meslektaşlarının serbest bırakılmasını, kayyım uygulamalarına ve basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılara son verilmesini talep etti.

İstanbul’da binlerce kişi, basın meslek örgütlerinin çağrısıyla “sansüre hayır, habere özgürlük” diyerek saat 12.00 itibarıyla Kadıköy’deki Boğa Heykeli önünde toplandı.

HALKIN HABER ALMA HAKKINI SAVUNUYORUZ

Boğa Heykeli önünde toplanan kalabalık, gazeteciliğe yönelik baskılar karşısında halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceklerini vurgulayarak İskele Meydanı’na yürümeye başladı.

Burada yapılan kısa açıklamada, “Halkın haber alma hakkını savunuyoruz. Haber sitelerinin kapatılmasına, sosyal medya yasaklarına karşı bir aradayız. Bugün sokağa çıkan yüzlerce gazeteci olarak hep birlikte haykırıyoruz; Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz!” denildi.

TUTUKLU GAZETECİLERİ SERBEST BIRAKIN

Açıklamada, “Bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmak, sıranın bir gün kendisine geleceğini unutmak demektir. Basın meslek örgütleri ve gazeteciler olarak bir talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır” denilen açıklamada, tüm gazetecilere bu mücadeleye dahil olma çağrısı yapıldı.

İktidara seslenilen açıklamada, “Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın, medyaya kayyım uygulamalalarına son verin. Basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin” ifadelerine yer verildi.

Yurttaşlar İstanbul’un yanı sıra Ankara, İzmir, Eskişehir, Antalya, Adana, Kocaeli, Van ve Diyarbakır başta olmak üzere birçok kentte televizyon kanalları ve haber sitelerinin susturulmasına, medya kuruluşlarına kayyım atanmasına, gazetecilerin, uzmanların ve haber paylaşan yurttaşların sosyal medya hesaplarının erişime kapatılmasına tepki gösterdi.

Selahattin Günday 15 Eylül 2026’da, Osman Arslan 21 Eylül 2026’da kanunda suç kabul edilmeyen bir eylemden, 10 Mart 2011’de Kaşif Kozinoğlu’nun Beşiktaş Adliyesi’ne gelişini görüntüleyip haber yaptıklarından dolayı tutuklandı.

ARTIK YETER! NEFES ALAMIYORUZ!

Basın meslek örgütlerinin, gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalara, medya kuruluşlarına kayyım atanması ve erişim engellerine karşı yaptığı ortak açıklamanın tamamı şöyle:

“Türkiye’de Gazetecilik, İktidarların, Siyasilerin Ya Da Sermayenin Değil Halkın Yanında Olmaktır!

Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz!

Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız. Televizyon kanallarına kayyım atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez.

Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiği, yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez.

GAZETECİ, HALKIN BİLMESİ GEREKENİ AÇIĞA ÇIKARMAKLA YÜKÜMLÜ

Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil.

Gazetecilik siyasi iradenin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın ya da siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değil, iktidar ilişkilerinin yeniden üretimidir. Evrensel ilkeler yerine günün siyasal ilkelerine yaslananlar bilmelidir ki, o günün siyasal “ilkeleri” elbet bir gün yok olacaktır.

Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, LGBTİ+’ların mücadelesini, gençlerin itirazını ve ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor. Kimi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor, kimi ev hapsine mahkûm ediliyor; kimi işini, gelirini ve mesleğini sürdürme olanağını kaybediyor. Kimi de sansürün ve baskının yarattığı güvencesizlik nedeniyle kendi kendini susturmaya zorlanıyor.

Onlar yalnızca bir haber uğruna bedel ödemiyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, kamu gücünün denetlenmesi ve toplumun kendi geleceği hakkında özgürce karar verebilmesi için bedel ödüyorlar. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır. Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkum edilir. İstenen de budur. Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin.

SANSÜR, TUTUKLAMA SADECE GAZETECİLERİN SORUNU DEĞİL

Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve haber alma haklarına vurulan bir darbedir. “Gazetecilik suç değildir” diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır. İşçinin, çiftçinin, esnafın, memurun, kadının, gencin özetle bu toplumun yani sizlerin gerçekleri öğrenmeniz, gelişmelerden haberdar olmanız istenmiyor. Sadece gazeteciler değil siz de susturuluyorsunuz!

Son 2 yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV’ye kayyım atanmış ve bu kanallardan yapılan iktidara yönelik eleştirel yayınlar durdurulmuştur. JINNEWS, Mezopotamya Haber Ajansı, KAOS GL haber sitesi erişime engellenmiş ve bu sürecin son halkası Türkiye’nin en çok takip edilen haber sitelerinden biri olan T24 olmuştur. Bunun yanı sıra Evrensel, Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi, Bianet gibi önemli haber sitelerinin sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiş, birçok haberlerine ayrıca erişim engeli kararları alınmıştır. Onlarca gazeteci ile MLSA ve İFÖD gibi derneklerin hesaplarına erişim engeli getirilmiştir. Ayrıca kamu reklamlarından muaf tutulan, yaşamakta zorlanan Gazete Duvar, TELE2 gibi mecralar ile yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır. Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasına örneklerdir.

Demokrasi, ifade ve basın özgürlüğü bütün toplumun ana damarlarıdır. Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sahip çıkmaya davet ediyoruz. Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelin!

Bugün yalnızca iktidarın sansür politikalarını değil, bu baskılar karşısında susmayı, görmezden gelmeyi ve dayanışmadan kaçınmayı da sorgulamak zorundayız.

Kürt gazeteciler susturulurken, muhalif gazeteciler tutuklanırken, bağımsız medya kuruluşları hedef alınırken, kamu yayıncılığı iktidar yayıncılığına dönüştürülürken susanlar; meslektaşlarının uğradığı baskıyı görmezden gelenler, gazeteciliğin ortak geleceğine zarar vermektedir.

TÜM MESLEKTAŞLARIMIZI BU MÜCADELEYE DAHİL OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ

Gazetecilik, yalnızca kendi başına gelene itiraz etmek değildir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir. Oto sansürü normalleştirip, sansüre uğrayanın kimliğine, diline, siyasi görüşüne ya da çalıştığı kuruma bakarak dayanışmayı seçmek, mesleki dayanışmayı dar çıkarların sınırlarına hapsetmektir. Bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmak, sıranın bir gün kendisine geleceğini unutmak demektir.

Basın Meslek Örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz.

Bir kez daha vurgulamak gerekir ki basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur. Basın özgür değilse toplum habere ulaşamaz.

Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur!

Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın

Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin

Medyada Kayyım uygulamalarına son verin

Hukuksuz erişim uygulamaları sonlandırın

Kamu reklam ve ilanlarının adil ve eşit dağıtın

Anayasamız ile güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin.”

Kaynaklar: kronos41.news, babaocagi.com.tr
Haber metni ve görseller kronos41.news, babaocagi.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Asayiş
Yayın: 24 Ekim 2026 12:53 · Kaynak: kronos41.news, babaocagi.com.tr
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp