Habermetrik
← Ana Sayfa
Ağrı/Doğubayazıt 21 Ekim 2026 15:27
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

TMMOB: Bilimsel dayanaktan yoksun

TMMOB: Bilimsel dayanaktan yoksun
Görsel kaynağı: gazetemalatya.com

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından yapılan açıklamada, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde, Telçeker–Üzengili çevresinde bulunan ve kamuoyunda “Nuh’un Gemisi” olarak tanıtılan oluşuma yönelik araştırma ve sondaj iddiaları, bilimsel bilgi ile inanç temelli yorumlar arasındaki ayrımın yeniden hatırlatılmasını gerekli kıldığı belirtilerek "Jeoloji Mühendisleri Odası olarak açıkça ifade ediyoruz: Bilimsel dayanaktan yoksun, doğrulanabilir verilerle desteklenmeyen ve önceden kabul edilmiş bir sonucu kanıtlama amacı taşıyan çalışmaların bilimsel araştırma olarak sunulması uygun değildir" denildi. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından yapılan açıklama da şu görüşlere yer verildi: "Bölgeye ilişkin jeolojik ve jeomorfolojik incelemeler, gemiye benzetilen biçimin doğal süreçler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bölge, heyelan süreçlerinin etkili olduğu bir bölge olup gemiye benzetilen şeklin, bölgenin jeolojik yapısı, litolojik farklılıklar ve heyelan süreçleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Heyelan süreçleri ve kayaçların farklı aşınma özellikleri, oluşumun günümüzdeki biçiminin gelişmesinde etkili olmuş olabilir. Bu oluşumun Nuh Tufanı ile ilişkilendirilmesini destekleyen, bilimsel olarak doğrulanmış bir jeolojik kanıt ortaya konmuş değildir. Bölgenin stratigrafik konumu ve birimlerin yaş ilişkileri, ilgili jeolojik harita ve saha verileri üzerinden değerlendirilmelidir. Bir yer şeklinin gemiye benzemesi, onun gemi kalıntısı olduğunun bilimsel kanıtı değildir. Benzer biçimde, jeofizik ölçümlerde belirlendiği iddia edilen anomaliler tek başına arkeolojik veya jeolojik kökeni belirleyemez; bu tür bulguların bağımsız jeolojik, jeofizik ve gerektiğinde arkeolojik verilerle birlikte yorumlanması gerekir. Sondajlardan alındığı belirtilen örneklerin konumu, alım yöntemi, analiz sonuçları ve stratigrafik bağlamı açıklanmadan, bu örnekler jeolojik bağlamından koparılarak bir tarihsel anlatının doğrulanması şeklinde sunulamaz. Heyelan içerisinde yer alan yapıya ilişkin olduğu öne sürülen bilimsel çalışma sonuçlarına dair kamuoyuna açıklanan bilgiler, iddiaların bağımsız olarak doğrulanmasına olanak sağlayacak ayrıntıda değildir. Elde edildiği belirtilen verilerin açık bir şekilde kamuoyu ve bilim camiası ile paylaşılması gerekir. Bu noktada üç önermenin birbirinden ayrılması önem taşımaktadır: Gemi biçimli bir görünüm, oluşumun gemi kalıntısı olduğunu kanıtlamaz. Bölgedeki heyelan ve jeolojik yapı, oluşumun doğal süreçlerle meydana geldiği yorumunu desteklemektedir. Bununla birlikte, oluşumun bütün özelliklerinin hangi süreçlerle ve hangi sırayla meydana geldiği ancak ayrıntılı saha verileri ve uygun analizlerle ileri sürülebilir. Telçeker heyelanına ilişkin MTA’nın 1986 tarihli jeoloji-jeomorfoloji ve jeofizik etütleri, oluşumun doğal bir jeolojik yapı olarak değerlendirilmesi için temel bilimsel dayanaklardandır. Bilimsel araştırma; sınanabilir hipotezler, uygun yöntemler, kayıt altına alınmış saha verileri, güvenilir analizler ve bağımsız uzman değerlendirmesi gerektirir. Kullanılan cihazın teknolojik niteliği, araştırmanın bilimsel geçerliliğini tek başına sağlamaz. Yöntemi ve verileri açıklanmayan, belirsizlikleri gizlenen veya sonuçları bilimsel değerlendirme tamamlanmadan “keşif” olarak duyurulan çalışmalar kamuoyunu yanıltır ve bilime duyulan güveni zedeler. İnançlara ve kültürel anlatılara saygı göstermek, bunlara ilişkin iddiaları bilimsel kanıt yükümlülüğünden muaf tutmaz. Araştırma özgürlüğü değerlidir; ancak bilimsel çalışma yürüttüğünü belirten kişi ve kurumların, iddialarını denetlenebilir verilerle destekleme sorumluluğu vardır. Üniversiteler ve ilgili kamu kurumları da kurumsal itibarlarının kanıtlanmamış iddialara bilimsel meşruiyet kazandırmak amacıyla kullanılmasına karşı özen göstermelidir. Ülkemizde bilimsel araştırmaları destekleyen kuruluşların kaynakları sınırlıdır. Depremler, volkanlar, heyelanlar ve seller gibi doğa olaylarının yaratabileceği etkiler ile bu etkilere yönelik önlemler; insan yaşamını doğrudan etkileyen mühendislik jeolojisi ve jeoteknik çalışmalar; ekonomik kaynakların bulunmasına yönelik araştırmalar; tıbbi jeoloji açısından insan sağlığını etkileyen etkenler ile alternatif enerji kaynaklarının bulunması ve kullanılması gibi doğrudan bilimsel gerekçelerle ortaya konulmuş çalışmalar yeterince desteklenmemektedir. Buna karşılık bilimsel gerçekliğe dayanmayan çalışmalara kaynak ayrılması kabul edilemez. Jeoloji Mühendisleri Odası olarak, yapılan ya da yapılacak her çalışmanın bilimsel ve jeolojik gerekçelere dayandırılmasını, bahsi geçen bölgedeki her türlü sondaj ve saha müdahalesinin jeolojik koşullar, heyelan tehlikesi ve doğal mirasın korunması gözetilerek planlanmasını; araştırmaların yöntem, örnek ve sonuçlarının bilim camiasının değerlendirmesine açık olmasını talep ediyoruz. Bilimden yoksun çalışmaların ve kanıtlanmamış iddiaların kesin gerçekler gibi sunulmasını uygun bulmuyoruz. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi, doğal oluşumların korunması ve bilimsel yöntemin esas alınması yönündeki sorumluluğumuzu sürdüreceğiz."

Kaynaklar: gazetemalatya.com
Haber metni ve görseller gazetemalatya.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Hava · Bölge: Ağrı/Doğubayazıt
Yayın: 21 Ekim 2026 15:27 · Kaynak: gazetemalatya.com
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp