BM’de Küba’ya yönelik ABD ambargosunun kaldırılmasına destek 30 yılın en düşük seviyesinde
- Benzer karar tasarıları, 1992’den bu yana neredeyse her yıl kabul edilirken, oylamalarda genellikle ezici çoğunluğun desteğini aldı
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, ABD’nin Küba’ya uyguladığı ambargonun kaldırılması çağrısını yineledi. Ancak karara verilen destek, 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine geriledi.1992’den bu yana neredeyse her yıl gündeme getirilen ve kabul edilen karar tasarısı, 130 ülkenin desteği, 17 ülkenin karşı oyu ve 25 ülkenin çekimser oyuyla kabul edildi.
Böylece tasarıya verilen destek, 1995’ten bu yana en düşük seviyede kaldı. Geçen yıl tasarıya 160’tan fazla ülke destek vermişti. Almanya, İtalya ve Letonya ise 34 yıl aradan sonra ilk kez oylamada çekimser kaldı. Kolombiya, Kosta Rika, Ekvador, Fas, Slovenya ve Bosna-Hersek’in de aralarında bulunduğu bazı ülkeler tasarıya karşı oy kullandı.
Bu ülkelerin birçoğu ilk kez karşı yönde oy verdi. Hukuki açıdan bağlayıcılığı bulunmayan karar, uluslararası kamuoyunun tutumunu yansıtması bakımından önem taşıyor. Karar tasarısı, Küba’ya yönelik ekonomik, ticari ve mali ambargonun kaldırılmasını talep ediyor.
ABD’nin Küba’ya yönelik baskı politikası yeniden gündemdeABD’nin Küba’ya uyguladığı ambargo, Fidel Castro liderliğindeki devrimin ve ABD’ye ait mülklerin kamulaştırılmasının ardından 1960 yılında başladı. Washington ile Havana arasındaki gerilim bugün de yüksek seyrederken, ABD yönetimi petrol tedarikine yönelik kısıtlamaları ve Küba ekonomisine ağır darbe vuran kapsamlı yaptırımları içeren yeni bir baskı politikası yürütüyor.
New York’ta oylamaya dakikalar kala Birleşmiş Milletler (BM) nezdindeki ABD Büyükelçisi Mike Waltz, Küba’ya yönelik bir abluka uygulandığı iddiasını reddetti. Waltz, “Küba halkının içinde bulunduğu zor durumun tek sorumlusu, yolsuzluk içindeki komünist rejimdir,” ifadelerini kullandı.
Küba hükümeti, son haftalarda ABD’yi, ülkeleri karar tasarısına verdikleri desteği geri çekmeye zorlamak amacıyla diplomatik baskı kampanyası yürütmekle suçladı. Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez ise Washington yönetiminin “ülkenin kaderini belirlemeye” ve Küba’nın zenginliklerine “el koymaya” çalıştığını söyledi.
Rodríguez ile Waltz arasında da sert bir tartışma yaşandı. Rodríguez, ABD’nin BM Büyükelçisi’nin yanına giderek kendisini yalan söylemekle suçlarken, Waltz ondan uzaklaşmasını istedi. Salı günkü oturumda Waltz, sıradan Kübalılar temel ihtiyaçlara erişimde sıkıntı yaşarken üst düzey Kübalı yetkililerin lüks bir yaşam sürdüğünü öne sürdü.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel’in de aralarında bulunduğu, geçmişteki ve mevcut Kübalı liderlerin lüks saatler taktığını gösteren fotoğrafları kürsüde sergiledi. Bunun üzerine Küba heyeti üyeleri, protesto amacıyla masalara defalarca vurdu.
Díaz-Canel ise sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, ABD’yi “gangstervari bir zorbalık ve baskı” uygulamakla suçladı.“Dünya, bu oylamanın seyrini değiştirmek için ABD’nin en açık baskı ve şantajlarına rağmen ablukaya bir kez daha ezici bir çoğunlukla karşı çıktı,” diye yazdı. Ocak ayında Başkan Trump, Küba’ya petrol sağlayan ülkelere gümrük vergisi tehdidinde bulundu; bu adım, akaryakıt sevkiyatını keskin biçimde azaltarak yaygın elektrik kesintilerine ve su, internet ile telefon hizmetlerinde aksamalara yol açtı.
Küba, akaryakıt ve diğer temel ihtiyaç maddelerinde yaygın kıtlık, sık sık yaşanan elektrik kesintileri ve su, internet ile telefon hatları dahil temel hizmetlerdeki aksamalar nedeniyle ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya olmaya devam ediyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Siyaset
Yayın: 29 Ekim 2026 05:15 · Kaynak: tr.euronews.com