TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kozoğlu’ndan Tarihi Fındık Çağrısı: "500 Bin Üreticinin Kaderi Yabancı Firmanın İnisiyatifine Bırakılamaz
- "Fındığı Aldı mı, Alacak mı Diye Beklemek Ciddi Bir Ekonomik Sorundur" Karadeniz’de yaklaşık 500 bin üretici ailenin geleceğinin tek bir küresel aktörün kararlarına endekslenmesini sert bir dille eleştiren Hasan Kozoğlu, tablonun vahametini şu sözlerle aktardı: "Türkiye, dünyanın en büyük fındık
TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kozoğlu, 500 bin fındık üreticisinin geleceğinin yabancı bir firmanın kararlarına bırakılamayacağını belirterek, piyasada tekelleşmenin önlenmesi, yerli ihracatçıların desteklenmesi ve TMO’ya doğrudan ihracat yetkisi verilmesi çağrısında bulundu.
"Fındığı Aldı mı, Alacak mı Diye Beklemek Ciddi Bir Ekonomik Sorundur" Karadeniz’de yaklaşık 500 bin üretici ailenin geleceğinin tek bir küresel aktörün kararlarına endekslenmesini sert bir dille eleştiren Hasan Kozoğlu, tablonun vahametini şu sözlerle aktardı:
"Türkiye, dünyanın en büyük fındık üreticisi olmasına rağmen fındık piyasasında yaşanan gelişmeler yaklaşık 500 bin fındık üreticimizin geleceği açısından ciddi endişeler doğurmaktadır. Ülkemizin stratejik tarım ürünlerinden biri olan fındığın fiyatının nasıl oluşacağı, ne zaman alınacağı ve hangi fiyattan işlem göreceği konusunda bir yabancı firmanın kararlarının belirleyici olması kabul edilemez.
Bugün kamuoyunda sürekli olarak'Fındığı aldı mı, alacak mı, hangi gün ve fiyattan alacak?' şeklinde soruların sorulması, üzerinde önemle durmamız gereken bir sorundur. Dünyanın en önemli fındık üreticisi olan bir ülkenin, kendi ürettiği ürünün piyasasını bir yabancı firmanın alım kararlarına göre değerlendirmek zorunda kalması ciddi bir ekonomik zafiyettir.
Türkiye fındığını yalnızca üreten değil, fiyat oluşumunda söz sahibi olan bir ülke olmak zorundadır."
"Yerli İhracatçı Desteklenmeli, TMO Doğrudan İhracat Yapmalıdır" Piyasada sağlıklı bir rekabet dengesinin kurulabilmesi için yerli sanayicinin güçlendirilmesi gerektiğine işaret eden Kozoğlu, TMO için yeni bir vizyon önerdi:
"Fındık piyasasında rekabet ortamının oluşturulması için yerli fındık alıcılarının ve ihracatçılarının ekonomik açıdan güçlendirilmesi şarttır. Yerli firmalarımızın finansmana erişimi kolaylaştırılmalı, uygun koşullarda kredi kullanmaları sağlanmalı ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilmeleri için gerekli destekler verilmelidir.
Öte yandan Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) rolü daha da güçlendirilmelidir. TMO'nun gerekli altyapı ve mevzuat düzenlemeleri yapılarak doğrudan fındık ihracatı gerçekleştirebilmesi veya ihracatta daha etkin bir rol üstlenmesi değerlendirilmelidir.
Amaç kamu eliyle haksız rekabet oluşturmak değil; piyasada adil rekabeti sağlamak, üreticinin emeğini korumak ve Türkiye'nin fındık ticaretindeki gücünü artırmaktır."
"Piyasa Gücünün Kötüye Kullanılmasına Geçit Verilmemeli" Yabancı sermayeye veya yatırıma peşinen karşı olmadıklarını ancak tekelleşmenin tüm tedarik zincirini yok edeceğini hatırlatan Kozoğlu, yerli aktörlere de uyarıda bulundu:
"Uluslararası firmaların Türkiye'de ticaret yapmasına karşı değiliz; ancak hiçbir firmanın piyasa gücü üreticilerimizin geleceğini tehdit edecek bir bağımlılık oluşturmamalıdır. Bugün yabancı bir firmanın yanında yer alarak kısa vadeli kazanç elde ettiğini düşünen piyasa aktörleri de uzun vadeli sonuçları iyi değerlendirmelidir.
Rekabetin ortadan kalktığı ve piyasanın tek taraflı kararlarla şekillendiği bir ortamda bundan yalnızca üreticiler değil, zamanla ticaret zincirindeki diğer işletmeler de zarar görecektir. Asıl mesele, serbest ve adil rekabetin korunması, piyasa gücünün kötüye kullanılmasının önlenmesi ve fındık üreticisinin ekonomik geleceğinin güvence altına alınmasıdır."
"Fındık Yalnızca Bir Mahsul Değil, Karadeniz’in Yaşam Kaynağıdır" Artan gübre, ilaç, işçilik ve hasat maliyetleri altında ezilen üreticinin bahçesine küsme noktasına geldiğine dikkat çeken Kozoğlu, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
"Üreticinin gelirinin belirsizleşmesi tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini tehlikeye atmaktadır. Üreticinin kazanamadığı bir sektörde gençlerin tarımda kalması, bahçelerin bakımlı tutulması mümkün olmayacaktır. Fındık yalnızca bir tarım ürünü değildir; Karadeniz Bölgesi'nin ekonomik ve sosyal hayatının temel direğidir.
Fındığı biz üretiyorsak, geleceğinde de biz söz sahibi olmalıyız. Türk fındığının geleceği bir firmanın değil; üreticisinin, ülkesinin ve milletinin ortak meselesidir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi · Bölge: Ordu
Yayın: 03 Kasım 2026 13:01 · Kaynak: orduolay.com