Habermetrik
← Ana Sayfa
İstanbul 04 Ekim 2026 06:09
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Saldalcıya "Kokmuş bir keçi var" dedi! Gemi pervanesi parçaladı sanıldı, vahşet çıktı!

Saldalcıya "Kokmuş bir keçi var" dedi! Gemi pervanesi parçaladı sanıldı, vahşet çıktı!
Görsel kaynağı: Habertürk Gündem
Hukuki not: Bu içerik adli süreçlere ilişkindir; suçluluğu kanıtlanana kadar kişiler masumdur (masumiyet karinesi).

Yıl 1961... İstanbul da temmuz ayının sıcak günleri yaşanıyordu. Boğaz dan Marmara ya uzanan hatta yolcu vapurları, yük gemileri ve balıkçı tekneleri gün boyunca sefer yapıyor, Sarayburnu ile Ahırkapı açıklarında yoğun bir deniz trafiği yaşanıyordu. Tarih yaprakları 24 Temmuz u gösteriyordu. Ahırkapı açıklarında denizde insan bedenine ait olduğu düşünülen parçaların fark edilmesi üzerine polise haber verildi. Bölgeye gelen ekiplerin yaptığı araştırmada bir erkeğe ait ceset parçalarına ulaşıldı. Denizden çıkarılan ceset bütün değildi. Başı ve bazı uzuvları yoktu. Üzerinden kimliğini ortaya çıkarabilecek herhangi bir belge de çıkmadı. Elde edilen ilk bilgilerde cesedin yaklaşık 40-50 yaşlarında bir erkeğe ait olabileceği değerlendiriliyordu. Polisin önünde iki önemli soru vardı: Denizde bulunan kişi kimdi ve cesedi neden parçalanmış haldeydi? Ceset, kesin ölüm nedeninin ve vücuttaki parçalanmanın nasıl meydana geldiğinin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp a gönderildi. Kimliği belirsiz erkeğin cesedi üzerinde yapılan incelemede, ölüm nedeninin boğulma olduğu değerlendirildi. Cesedin başının ve bazı uzuvlarının bulunmamasıyla ilgili ise deniz trafiği üzerinde duruldu. İlk değerlendirmeye göre adam denizde boğularak hayatını kaybetmiş, cesedi sürüklendiği sırada bölgeden geçen bir gemi ya da vapurun pervanesine kapılarak parçalanmış olabilirdi. Bu değerlendirme soruşturmanın yönünü de değiştirdi. Parçalanmış ceset ilk anda şüphe uyandırmış olsa da Adli Tıp incelemesinin ardından cinayet ihtimali geri plana düştü. Polisin önünde çözülmesi gereken önemli bir konu kalmıştı: Denizden çıkarılan bu adam kimdi? Kayıp başvuruları incelendi. Cesedin kimliğini belirlemek için araştırma yapıldı. Ancak ilk çalışmalarda sonuç alınamadı. Aradan bir hafta geçti. Bu kez polise başvuran 35 yaşındaki Fatma, 55 yaşındaki eşi Haydar dan günlerdir haber alamadığını söyledi. Haydar eve dönmemiş, ailesinin yaptığı araştırmalara rağmen kendisine ulaşılamamıştı. Kayıp başvurusu üzerine Haydar ın bulunması için çalışma başlatıldı. Yaşı, fiziksel özellikleri ve kaybolduğu dönem araştırılırken Cinayet Masası ekiplerinin dikkatini birkaç gün önce Ahırkapı açıklarında bulunan kimliği belirsiz erkek cesedi çekti. Polisin önünde önemli bir ihtimal vardı. Ahırkapı açıklarında bulunan kimliği belirsiz ceset, günlerdir kayıp olan Haydar olabilir miydi? Bu ihtimal üzerine, Adli Tıp ın ilk değerlendirmesinin ardından cinayet şüphesi geri plana alınan dosya yeniden ele alındı. Polis, Fatma dan Haydar ın fiziksel özellikleri hakkında ayrıntılı bilgiler aldı. Kayıp adamla ilgili elde edilen bilgiler, Ahırkapı açıklarında bulunan cesede ilişkin kayıtlarla karşılaştırıldı. Yapılan çalışmalar sonunda denizden çıkarılan kimliği belirsiz kişinin vücudundaki izler sayesinde 55 yaşındaki Haydar olduğu belirlendi. Artık polisin elinde kimliği belirlenmiş bir ceset vardı. Ancak cesedin başı ve bazı uzuvları halen yoktu. Ve yeni sorular ortaya çıkmıştı. Haydar kaybolmadan önce neredeydi? Son olarak kimlerle görüşmüştü? Denize nasıl düşmüştü? Cinayet Masası ekipleri bu soruların cevaplarını bulmak için Haydar ın son günlerinin izini sürmeye başladı. Yapılan araştırmada Haydar ın seyyar ciğercilik yaptığı öğrenildi. Ailesinin, yakınlarının, birlikte çalıştığı ve görüştüğü kişilerin bilgisine başvuruldu. Haydar ın kaybolmadan önce nerede bulunduğu ve son olarak kimlerle görüştüğü belirlenmeye çalışıldı. Polis, Haydar ın çevresindeki kişilerin anlattıklarını tek tek kontrol ediyordu. Amaç, kaybolduğu güne kadar geçen zaman dilimini mümkün olduğunca eksiksiz ortaya çıkarmaktı. Bilgisine başvurulan kişilerden biri de 18 yaşındaki İsmail di. İsmail, Haydar ın sıradan bir tanıdığı değildi. İsmail balıkçılık yapıyordu. Haydar ise seyyar ciğerciydi. Yaklaşık beş ay önce tanışmışlardı. Haydar, İsmail e kendisi gibi seyyar ciğercilik yapmasını teklif etmiş, ardından onu evine almıştı. İsmail bir süre Haydar, eşi ve çocuklarıyla aynı evde yaşamaya başlamıştı. Bu nedenle Cinayet Masası ekipleri İsmail in de bilgisine başvurdu. İsmail ilk görüşmede Haydar ın kaybolmasıyla ilgili bildiklerini anlattı. Ancak polis yalnızca anlatılanları dinlemekle yetinmedi. Cinayet Masası ekipleri Haydar ın çevresindeki kişilerin verdiği bilgileri tek tek araştırırken, İsmail in anlattıklarında bazı çelişkiler bulunduğu değerlendirildi. İlk ifadesi yeniden incelendi. Haydar ın kaybolmadan önceki hareketleriyle İsmail in söyledikleri karşılaştırıldı. Genç adamın verdiği bazı bilgilerin yapılan araştırmayla uyuşmaması üzerine İsmail yeniden sorguya alındı. Bu kez sorular daha ayrıntılıydı. Haydar ı en son ne zaman görmüştü? Kaybolduğu gün neredeydi? Haydar ın başına ne gelmişti? Sorgu ilerledikçe İsmail in anlatımı değişmeye başladı. Ve sonunda itiraf geldi. 18 yaşındaki İsmail, gözyaşları içinde Haydar ın kaybolmadığını, öldüğünü söyledi. Ardından cinayeti kendisinin işlediğini itiraf etti. İsmail in sorguda verdiği ifade, olayın o güne kadar bilinmeyen ayrıntılarını da ortaya çıkardı. Haydar ile aynı evde yaşamaya başladıktan sonra aralarında yaşananları anlatan İsmail, olay gecesi evde yalnız kaldıklarını söyledi. Ardından cinayet anını şu sözlerle anlattı: “Aramızda tartışma çıktı. Başına vurup bayılttım.” İsmail in itirafı bununla bitmedi. Sorgu ilerledikçe, 24 Temmuz da Ahırkapı açıklarında bulunan cesedin neden başsız ve uzuvları eksik halde olduğu da ortaya çıkmaya başladı. Elde edilen bilgilere göre İsmail, bayılttığı Haydar ı öldürdükten sonra cesedi parçalamaya başladı. Başını, ayaklarını ve kollarını kesti. Cesedin parçalarını ortadan kaldırmak için iki sepet kullandı. Kestiği parçaları iki sepete, gövdeyi ise bidona yerleştirdi. Denizin dibine batmaları için iki sepete ve bidona da taş koydu. Bu işlemlerin ardından İsmail in ceset parçalarını evden uzaklaştırması ve denize atması gerekiyordu. Bunun için bir sandal kiraladı. İsmail, ceset parçalarının bulunduğu iki sepetle sandala geldi. Ancak taşıdığı sepetlerin ve bidonun içinde ne bulunduğunun anlaşılmaması gerekiyordu. Bu nedenle sandalcıya, “Kokmuş bir keçi var, onu denize atacağım.” dedi. Sandalcıyı bu sözlerle ikna eden İsmail, ceset parçalarının bulunduğu sepetler ve bidonla denize açıldı. İsmail, iki sepeti Galata Köprüsü nün dubaları yanında denize bıraktı. Haydar ın gövdesinin bulunduğu bidonu ise Sarayburnu açıklarında denize attı. Böylece cesedin parçalarını farklı noktalardan denize bırakarak ortadan kaldırmaya çalıştı. İsmail in anlattıkları, 24 Temmuz da Ahırkapı açıklarında bulunan cesedin başının, kollarının ve ayaklarının neden olmadığını artık açıklıyordu. Ancak Cinayet Masası ekiplerinin işi henüz bitmemişti. İsmail in anlattıklarının doğrulanması gerekiyordu. İsmail in ceset parçalarını nereye attığını anlatmasının ardından denizde araştırma yapıldı. Yapılan aramalarda içinde taş ve ceset parçaları bulunan sepetlerden biri denizden balıkçılar tarafından çıkarıldı. Sepetin çıkarılması çevrede de büyük ilgi uyandırdı ve çok sayıda kişi bulunan sepeti görmek için toplandı. Denizden çıkarılan sepet, soruşturma açısından son derece önemliydi. Çünkü İsmail in cesedi parçaladığını, parçaları sepetlere koyduğunu ve denize attığını söylemesinin ardından, içinde insan bedenine ait parçaların bulunduğu bir sepetin denizden çıkarılması anlatımını destekliyordu. Ceset diğer parçasının bulunmasının ardından, İsmail olay yerine götürülüp tatbikat yaptırıldı. Olay yerinde cinayeti nasıl işlediğini ve cesedi nasıl parçaladığını bir kez daha anlattı. Sandalcı da bulunarak ifadesine başvuruldu. Sandalcı polise verdiği ifadesinde İsmail’i çevreden dolayı tanıdığını, o gün kendisine “Kokmuş keçi cesedi var ağabey bunları denize atmam lazım dedi. Ben de inandım ve taşıdım. Ayrı ayrı yerlere atmasına şaşırmıştım” dediğini söyledi. Tamamlanan soruşturmanın ardından adliyeye götürülen İsmail tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ahırkapı açıklarında bulunan ceset ilk kez Adli Tıp ta incelendiğinde, kimliği belirsiz erkeğin boğularak öldüğü ve bedenindeki parçalanmanın denizde bir gemi ya da vapurun pervanesine kapılması sonucu meydana gelmiş olabileceği değerlendirilmişti. Bu nedenle cinayet ihtimali geri plana düşmüştü. Ancak İsmail in itirafıyla ortaya çıkan tablo, olayın sanılandan tamamen farklı olduğunu gösterdi. Haydar ın başını, kollarını ve ayaklarını bir gemi pervanesi koparmamıştı. Ceset daha denize atılmadan önce parçalanmıştı. Bir kayıp başvurusuyla ortaya çıkan kan donduran cinayet, İstanbul gündemine bomba gibi düşmüştü.

Kaynaklar: Habertürk Gündem
Haber metni ve görseller Habertürk Gündem sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Asayiş · Bölge: İstanbul
Yayın: 04 Ekim 2026 06:09 · Kaynak: Habertürk Gündem
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp