Türkiye’de Maalesef Genç Olmak!
- Bugün, konumuz Türkiye’de genç olmak… 24 yaşında bir Türk genci olarak hem kendi sorunlarımı hem de yaşıtlarımın sorunlarını kaleme almak istedim
- Geçen yazdığım ‘’Türk futbolunda sorunlar bitmez’’ başlıklı köşe yazımda ülke futbolunun sorunlarına değinmiştim ama çözüme odaklanmadım
Bugün, konumuz Türkiye’de genç olmak…
24 yaşında bir Türk genci olarak hem kendi sorunlarımı hem de yaşıtlarımın sorunlarını kaleme almak istedim.
Geçen yazdığım ‘’Türk futbolunda sorunlar bitmez’’ başlıklı köşe yazımda ülke futbolunun sorunlarına değinmiştim ama çözüme odaklanmadım.
Çünkü böyle bir ortamda bu zihniyette olan bir ülkede sorunların çözüleceğine dair umudum pek yok açıkçası…
Fakat köşe yazımı okuyan kıymetli bir abim bana sorunun çözümlerine de değinmem, en azından sesimi duyurmam gerektiğini söyledi…
Ben de bugünkü yazımda hem sorunlara hem de çözümlere değinmeyi düşünüyorum.
Şimdi gelelim gençlerin sorunlarına, liste o kadar uzun ki…
Bir genç olarak en büyük kaygımız geleceğimizle ilgili…
Gençlerle ilgili çevremde de gördüğüm en büyük eleştiri, ‘Hepsi okumak istiyor, bu kadar mezuna devlet nasıl iş bulacak?’ şeklinde geliyor…
Peki soruyorum size, kim geleceği ile ilgili hayal kurarken temizlikçi, çaycı olmak ister ki..
Yanlış anlaşılmasın, bu işleri küçümsediğimden veya hor gördüğümden değil.. Hepimiz genç olduk ve hayaller kurduk…
Ben mesela küçükken doktor olmak isterdim… Bir diğeri avukat, bir başkası öğretmen…
Ama ülkenin içinde bulunduğu durum bu hayallere imkan vermiyor maalesef… Okusan bir dert okumasan apayrı bir dert…
Milyonlarca genç kardeşimiz, bir ümit atanırım umuduyla hiç ataması olmayan bölümlerde okumaya başlıyor…
Peki sonuç? Her sene yüzlerce işsiz mezun…
Peki çözüm var mı? İlla ki vardır…
Diğer ülkeler yapabiliyorsa biz neden yapamayalım…
Tabi çözüm istiyorsak önce sorunları bulmalıyız… Ama maalesef ki ülkemizde yetkili birimler bunu sorun olarak görmediği için çözüme geçemiyoruz…
Tabi onların tuzu kuru… Türkiye’nin işsiz gençleri neden umurlarında olsun…
Ülkemizde atamalara torpil karışırsa, tanıdıkla işe sokulursa sonuç bu olur…
Bize ilk lazım olan şey liyakat…
Her önüne gelen Türk Devleti’nin asil makamlarına atanmamalı… Bizim ülkemizde kişiler koltuğu talep ediyor, oysa önce koltuğu hak etmek lazım…
Eee sonuç böyle olunca da durum ortada…
Her sene kamuya atanmaya çalışan milyonlarca işsiz genci mi, iş bulamadığı için depresyona girenleri mi dersin…
Kısacası çözüm basit, önce liyakat… Kurumların başına halkın sesine kulak verecek, halkın sorunlarını gerçekten sorun olarak görecek birilerinin geçmesi gerek…
Tüm bunlar olduktan sonra sorunlara çözüm arayabiliriz…
Ama bu ülkede bu ne kadar mümkün onu da bilmiyorum…
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Sağlık · Bölge: Gaziantep
Yayın: 04 Kasım 2026 10:51 · Kaynak: telgraf.net