Av. Ramazan Tülü yazdı: Adının'yeni' olması yetmez, zihniyet'eski' olunca!
- Dün Türkiye Cumhuriyeti’nin 103
- Büyük Atatürk’ün ifadesiyle “manzarayı umumiye” o yıllardan pek de parlak değil
Dün Türkiye Cumhuriyeti’nin 103. yılını kutladık.
Büyük Atatürk’ün ifadesiyle “manzarayı umumiye” o yıllardan pek de parlak değil. Ama o yıllarda nasıl olduğu bilinmeyen bir şeyin değerini çok iyi öğrenmenin avantajına sahibiz. Cumhuriyet’i yaşamış onlarca kuşak bir aradayız. Ona sahip çıkmanın bir özgürlük mücadelesi olduğunun da bilincindeyiz.
Evet bundan 103 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.
Cumhuriyeti kuran irade, cumhuriyetin kuruluş amacı, ilkeleri ve değerleri siyasilerce örselendiği için yıpranmış vaziyette.
Cumhuriyeti kuran partinin bu günkü hali içler acısı.
Bir tarafta mevcut iktidarı ve memleketi yöneten iradenin devamını sağlamak üzere formüle edilen mutlak butlan kararına sığınan ve mevcut yönetimin amacına ve istikbaline alet olan butlan yönetimi.
Diğer tarafta ise butlan dışına çıkan yani şutlanan adının da "yeni" olduğu iddia edilen siyasal oluşum.
Ülkenin son haline objektif olarak üçüncü göz ile bakan bir siyaset bilimcisinin analiz yapması oldukça basit olmaz mı bu tabloya...
Ekonomi her geçen gün daha da dibe gidiyor. Halkın, geniş ve yoksul halk kitlelerinin geleceğe yönelik umutları kaybolmuş. Siyasilere olan desteğinden önemli ölçüde vazgeçmiş. Demokrasiden anlaşılan mefhum ve demokrasinin uygulanması hususunda neredeyse elli yıl geriye gidilmiş.
"Üç Y" kavramını kendisine şiar edinmiş ve yönetilecek kesimlere taahhüt etmiş siyasal iktidar geliş amacını ve vaatlerini yok sayarak, yandaşı olmayan, kendisine destek vermeyen ve eleştiri hakkını kullanan kitleleri ve siyasi rakiplerini artık “düşman” olarak gören bir yönetim ile karşı karşıyayız.
Böyle bir iktidar tarafından yönetilirken demokrasi adına güzel şeyler beklenemez haliyle...
Bu iktidarın yanlışlarını görüp, alternatif çözüm yöntemleri üreterek yönetilecek kitlelere anlatan ve onlar üzerinde güven tesis eden bir muhalefet aranırken mevcut muhaliflerin, Ana muhalefetin ve özellikle Mustafa Kemal'in CHP’sinin düştüğü haller içler acısı.
On üç yıl Atatürk'ün CHP’sine Genel Başkanlık yapmış biri olan Kemal Kılıçdaroğlu'nun siyasetin mezarlığında hortlayarak çıkıp gelmesi ve butlan kararı ile tekrardan genel başkanlığı koltuğuna oturması, arınmaktan söz etmesi. Eski CHP'lileri disipline verip ihraç etmesi. Sizlere mantıklı geliyor mu?
Ekmeleddin İhsanoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı gösterip bizleri "tıpış tıpış" oy vermeye mecbur bıraktı. Ülkenin rejimini değiştiren mühürsüz oyların geçerli sayılmasına göz yumdu. Başörtülü bacım ile helalleşmeyi öngörürken Laiklik sözcüğünü ağzına almadı. Kurduğu Altılı masada ve "Dostlarımla iktidara geliyoruz” demesi.
Kendisi olmayıp önce Ekmeleddin, sonra da "Gel Muharrem!" diyerek Cumhurbaşkanı seçimlerini kaybettikten sonra, Cumhurbaşkanı adayı olarak kim gösterilse kesinlikle kazanacağı seçime kendisini dayatarak aday gösterip adeta altın tepsi ile kazanabileceği bir seçimde tek kazanamayacak olan bizatihi kendini dayatarak milyonların umudunu heba etmesi.
1950 de Menderes tarafından Kore'ye Türk Askerinin göderilmesinin sosyal ve siyasal sonuçları hala tartışılır iken İyi Parti, Yeni Parti ve DEM'in "Hayır Oyu" vereceğini deklere etmesinin ardından AKP ve MHP oylarına eklemlenerek Mekke Anlaşmasının gereği olarak Arap çöllerine Türk evlatlarının gönderilmesine "Evet Oyu" verileceğini açıklanması ile. Kılıçdaroğlu'nun 2010 yılından bu yana iktidarın gizli ortağı olduğunu bizatihi kendisi kanıtlamış oldu.
Mevcut durumdan memnun olan, olası seçimlerde kazanmayı garantileyen iktidar cenahı değil midir?
Rüyasında bile göremeyeceği koşulları sağlayan muhalefet karşısında iken.
Gelelim CHP’den ayrılarak adlarını "yeni" koyanlara;
Adının yeni olmasıyla yeni olunmuyor maalesef...
Eski marazi haller yeni yapıya da sirayet etmiş ise ve çıkara dayalı politikaların devamı için çeşitli entrika ve ayak oyunlarının devam etmesi ile kitleler üzerinde itimat nasıl tesis edilecektir. Demek ki adının yeni olmasından ziyade zihniyetin yeni olması gerekiyor. Değilse "Eski hamam eski tas ile” sadece eskisi gibi olur, olması gerekenler.
Seçimleri alabilmek için insanların geçmişini araştırmadan, kişiliksiz ve ilkesiz, sadece kendi çıkarlarını düşünen, soysal demokrasi ile ilgisi olmayan özünde sağcı olup sağcı partilerde kendisine yer bulamadığı için partiye gelenler, partinin emektarı ve öz evlatları dışlanarak el üstünde tutulursa ve kilit makamlara aday gösterilirse netice bu şekilde olur. Sıkıyı görünce ceza evine girmek yerine karşı tarafa sıvışan zat-ı muhteremlere kızmamak gerekir. Çünkü sorumlusu onları o makamlara sorgulamadan getirenlerdir.
İktidar Cenahının isteyip yapmadıklarını kolaylaştırmak için bu muhalif kesimi oluşturan yapılar elinden geleni esirgemiyor.
Hatta inanıyorum ki bu halk bu muhalefeti yanlışlıkla iktidara getirse bile "Aman aman beni bu işi yapamam buyurun siz yapın" diyecekleri kanaati ve kuşkusu bende hakim...
İçinde bulunduğumuz koşullar bu şekilde olsa da ben okurlarımın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Aydın/Yenipazar
Yayın: 29 Ekim 2026 21:33 · Kaynak: aydin24haber.com