Yağmurla gelen
- İki kez yenik duruma düştüğünüz maçta, grubun yenilgi yüzü görmemiş takımı Liverpool’u 3-2 yenmek gerçekten değerli, unutulmaz
- Ancak bu maçı teknik olarak değil oyuncuların kötü gidişe isyanı olarak değerlendirmek lazım
İki kez yenik duruma düştüğünüz maçta, grubun yenilgi yüzü görmemiş takımı Liverpool’u 3-2 yenmek gerçekten değerli, unutulmaz. Ancak bu maçı teknik olarak değil oyuncuların kötü gidişe isyanı olarak değerlendirmek lazım.
Elbette, Kuyt’ın teknik doğruları vardı. Takımı Kerem’siz kurarak on kişi oynamaktan kurtarmıştı, orta sahaya İsmail takviyesi yaparak Kante ve Guendouzi’yi yalnızlıktan ve çaresizlikten kurtarmıştı. Ake’nin yerine gerçek stoper Oppong’u tercih ederek Archie’yi gerçek mevkiinde oynatmıştı.
Ama Kuyt’ın bu teknik doğruları bu galibiyeti açıklamaya yetmez. Galibiyete yeten, oyuncuların hep birlikte, el ele, gönül gönüle “yeteeeer” diye bas bas bağırarak kötü gidişe isyan etmeleriydi. Greenwood ve Archie başta olmak üzere tüm oyuncuların gerçek kimlikleriyle ve yetenekleriyle mücadeleyi son saniyeye kadar sürdürmeleri önemliydi.
İlk yarının en iyisi Greenwood, ikinci yarının Archie’ydi. Ancak 90 dakikanın tümünün en iyisi, İsmail Yüksek’ti. Aston Villa maçında yaptığı üç büyük hatayı affettirdi. Basit, doğru ve enerjik oyunuyla orta sahanın kahramanıydı.
Bu teknik doğruların yanı sıra Liverpool karşısında iki kez yenik duruma düşmeye rağmen pes etmemek, tüm oyuncuların kötü gidişe isyanının en iyi göstergesiydi. Yazmak bile gelmiyor insanın içinden, büyük iddialarla başlanan sezon daha onuncu haftada çökmüş, meydan Emre Belezoğlu’na kalmıştı.
Elbette taraftar perişan, yönetim mahcuptu. Böyle bir durumda oyuncuların haleti ruhiyelerini bir düşünün. Lige kötü başlangıcın ardından gelen saçma mağlubiyetler, Slavia maçı başta olmak üzere gerek içerde gerek şampiyonlar ligindeki alınabilecek maçların şanssız pozisyonlarla kaybedilmesi belli ki oyuncuların da ruhunu ezmiş, bezdirmiş.
Son olarak Göztepe maçında alınan mağlubiyet de belli ki oyunculara da “yeter” dedirtmiş. Peki Fenerbahçe’nin oyunu kusursuz muydu? Elbette değil, Fenerbahçe bu maçı da kaybedebilirdi. Maçta atılan 5 golün tümünde de ciddi defans hataları vardı yani Fenerbahçe berabere de kalabilir, yenilebilirdi de.
Önemli olan pes etmemek, vaz geçmemek ve en kritiği kendine güvenmekti. Yarından itibaren takımın başına Emre Belözoğlu geçecek. Bu galibiyet Emre için de büyük şans oldu. Yüzü gülen taraftarlar, gurur kırıklığından kurtulmuş oyuncular bulacak Belözoğlu.
Bu yıl lig şampiyonluğu zor görünse de yapması gereken sonuna kadar kovalamak ve bu akşamdan sonra bunu yapacak şansı da var.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Spor
Yayın: 04 Kasım 2026 20:40 · Kaynak: gazetepencere.com