“Şebekeye 50 milyar dolarlık dönüşüm”
- Elektrik dağıtım şebekeleri, artan elektrikli araç kullanımı ve yenilenebilir enerji üretimiyle yeni bir döneme giriyor
- Tüketicilerin aynı zamanda üretici hâline geldiği bu sistemde şebekenin daha akıllı, esnek ve çift yönlü çalışması gerekiyor
Elder Yönetim Kurulu Başkanı Barış Erdeniz, Türkiye’nin elektrik dağıtım şebekeleri için 2035 sonuna kadar en az 50 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı öngördüklerini söyledi. Erdeniz’e göre akıllı şebekeler, otomasyon ve planlı bakım yatırımları; elektrifikasyon ve yenilenebilir enerjiyle dönüşen sistemi güvenilir biçimde yönetmenin temel koşulları.
Elektrik dağıtım şebekeleri, artan elektrikli araç kullanımı ve yenilenebilir enerji üretimiyle yeni bir döneme giriyor. Tüketicilerin aynı zamanda üretici hâline geldiği bu sistemde şebekenin daha akıllı, esnek ve çift yönlü çalışması gerekiyor.
Elder Yönetim Kurulu Başkanı Barış Erdeniz’le bu dönüşümün sahaya yansımalarını konuştuk. 2035’E KADAR 50 MİLYAR DOLARLIK ŞEBEKE YATIRIMI Dağıtım şebekelerine önümüzdeki dönemde ne kadarlık yatırım gerekiyor, bu kaynak nasıl karşılanacak?
Türkiye'de elektrik dağıtım şebekeleri için 2035 sonuna kadar en az 50 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı öngörüyoruz. Bunun ilk önemli adımı, 2026–2030 döneminde belirlenen 18,5 milyar dolarlık yatırım tavanı. Planlı bakım kaynaklarıyla birlikte önümüzdeki beş yılda 22 milyar dolarlık bir büyüklükten söz ediyoruz.
Ancak elektrifikasyon, dağıtık üretim ve dijitalleşmenin gerektirdiği dönüşüm bu dönemle sınırlı değil. Bu nedenle 2035 sonuna kadar uzanan yatırım vizyonumuzun hayata geçirilmesi için mevcut finansman kaynaklarının yanı sıra uzun vadeli, uygun maliyetli uluslararası finansman imkânlarına erişimi önemsiyoruz.
Bu büyüklükler bize, yatırımın yalnızca miktarını değil niteliğini de düşünmemiz gerektiğini gösteriyor. Asıl mesele, her bir yatırımın oluşturduğu faydayı artırabilmek, tüketicilere kesintisiz, kaliteli hizmet sunma standardını yükseltebilmek.
Yeni yatırımlar elektrik faturalarına nasıl yansıyacak? Yatırım ihtiyacı ile tüketicinin fatura hassasiyeti nasıl dengeleniyor? Elektrik dağıtımı düzenlemeye tabi bir kamu hizmeti ve tarifeler EPDK tarafından belirleniyor.
Dağıtım yatırımlarının maliyeti, yalnızca ve yalnızca düzenleyici mekanizma çerçevesinde tarifelere yansıyabilir. Ne var ki değerlendirmeyi yalnızca yatırım maliyetiyle sınırlamak gerçekçi bir değerlendirme sunmayacaktır.
Alternatif maliyetlerine de bakmak gerekir. Güçlü dağıtım şebekeleri, elektrifikasyonun ve yenilenebilir kaynakların sisteme katılmasının önünü açıyor. Bunun anlamı açık. Elektrifikasyon, ithal fosil yakıtlara bağımlılığı ve uzun vadede enerji ithalat faturasını azaltma demek.
Yatırım yapılmamasının getireceği kesinti, kapasite yetersizliği ve ekonomik kayıplar da birer alternatif maliyet. Bu bağlamda tüketicinin fatura hassasiyeti gözetilirken yatırımların ülke ekonomisine ve hizmet kalitesine uzun vadeli katkısının da göz önünde bulundurulması gerekir.
KAYIP-KAÇAK ORANINDA YARIDAN FAZLA DÜŞÜŞ Kayıp-kaçak oranlarında son durum nedir? Kaçak elektrik kullanımının maliyetini kim üstleniyor? Sektör genelinde kayıp-kaçak oranını 2013'teki%18,5 seviyesinden 2025'te%8,8'e indirdik.
Bu iyileşme sağlanmamış olsaydı, sektörün toplam maliyetinin yaklaşık 3 milyar dolar daha yüksek olacağı hesaplanıyor. Teknik kayıplar şebekenin fiziksel özelliklerinden kaynaklanırken kaçak kullanım hukuka aykırı tüketimi ifade ediyor.
Bu maliyetlerin tarifelere yansıması EPDK'nın belirlediği düzenleyici kurallar ve hedefler çerçevesinde gerçekleşiyor; şirketlerin sınırsız maliyet aktarabildiği bir yapı söz konusu değil. Tarife mekanizması teknik ve teknik olmayan kayıpları azaltmakla yükümlüler.
Bu çerçevede teknik kayıpları azaltmak, kaçak kullanımla mücadeleyi sürdürmek ve elde edilen verimlilik kazanımlarını kalıcı kılmak önceliğimiz olduğu kadar zorunluluğumuz.
Vatandaş yeni yatırımların karşılığını ne zaman görecek? Kesintiler ve şikâyet sürelerinde somut iyileşme olacak mı? Elektrik dağıtımında yapılan yatırımların temel hedeflerinden biri kesinti sürelerini ve sıklığını azaltmak.
Arızaları erken tespit etmek ve müdahale süreçlerini hızlandırmak da bu hedefin parçası. Ancak hizmet kalitesinin yükselmesi yalnızca dağıtım şirketlerinin yatırımına bağlı değil; kentleşme, imar ve altyapı planlamasının da elektrik ihtiyacını öngören bir yaklaşımla yürütülmesi gerekiyor.
Yeni yerleşimlerin ve sanayi alanlarının doğru planlanması, gerekli şebeke kapasitesini zamanında oluşturabilmemiz için ön koşul. Biz de bu çerçevede akıllı şebeke, otomasyon ve planlı bakım yatırımlarıyla tüketicinin günlük hayatında hissedeceği iyileşmeyi sağlamayı amaçlıyoruz.
Milli Akıllı Sayaç Sistemi tüketiciye ne kazandıracak? Sayaç değişimi için vatandaşlar ücret ödeyecek mi? Milli Akıllı Sayaç Sistemi ile başlayan dönüşümü yalnızca bir sayaç değişikliği olarak görmüyoruz. Ölçüm, haberleşme ve veri yönetimi kapasitesini geliştirerek şebekenin daha etkin işletilmesine katkı sağlayacak önemli bir altyapı çalışması.
Program kapsamında değiştirilen sayaçlar için tüketicilerden ayrıca bir sayaç değişim bedeli alınmıyor. Akıllı sayaçlarla tüketimin daha yakından izlenmesi ve tüketicilerin kendi kullanım alışkanlıklarını daha iyi takip edebilmesi mümkün olacak.
Nitekim pilot uygulama başlayan bölgelerimizde EPİAŞ tarafından geliştirilen mobil uygulama tüketicilerimizin kullanımına açıldı. Bu sistem, Dağıtım 2.0 vizyonumuzun önemli yapı taşlarından biri.
Elektrikli araçların yaygınlaşması ve şarj altyapısındaki büyüme şebekeyi nasıl etkileyecek? Elektrikli araçların yaygınlaşması toplam elektrik tüketimini artırırken talebin hangi saatlerde ve hangi noktalarda oluştuğunu da değiştiriyor.
Projeksiyonlar 2035'te yaklaşık 7 milyon, 2040'ta ise 13 milyon elektrikli araca işaret ediyor. Ülkemizin toplam elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması açısından bir sorun öngörmüyoruz; asıl kritik konu araçların aynı anda şarja bağlandığı noktalarda ortaya çıkan anlık güç talebi.
Örneğin aynı mahallede çok sayıda aracın akşam saatlerinde eş zamanlı şarjı, yerel şebekede kapasite ihtiyacını artırabilir. Akıllı şarj, talep yönetimi ve zamanında yapılacak trafo ve hat yatırımları bu nedenle vazgeçilmez.
Amacımız elektrikli ulaşımın gelişimini şebeke güvenilirliğini koruyarak desteklemek. Elektrikli araçlar akşam saatlerinde aynı anda şarja takıldığında, aynı sokakta ani ve yüksek bir güç talebi oluşuyor. Öğle saatlerinde ise çatıdaki paneller fazla üretilen elektriği şebekeye veriyor.
Bir gün içinde akış yön değiştiriyor. Böyle bir şebekeyi, geçmişin işletme alışkanlıklarıyla yönetmemiz mümkün değildir.
DAĞITIM 2.0: AKILLI, ESNEK VE ÇİFT YÖNLÜ ŞEBEKE Dağıtım 2.0 tam olarak ne anlama geliyor? Sahada neyi değiştirecek? Dağıtım 2.0, geleneksel şebeke işletmeciliğinden aktif sistem işletmeciliğine geçişi ifade ediyor. Geçmişte elektrik büyük ölçüde üretim tesislerinden tüketiciye doğru tek yönlü akarken bugün tüketiciler de kendi elektriklerini üretebiliyor ve depolayabiliyor.
Artık yalnızca elektriği taşımak değil, üretimi, tüketimi ve şebekenin esnekliğini birlikte yönetmek gerekiyor. Dijital izleme, veri analitiği, otomasyon ve akıllı sayaçlar bu dönüşümün temel araçları. Hedefimiz, mevcut kapasiteyi daha verimli kullanan ve değişen ihtiyaçlara daha hızlı cevap veren bir dağıtım sistemi oluşturmak.
Geçtiğimiz 10 yıllık dönemde telefonun akıllanma sürecine şahit olduk; şimdi ise şebekenin akıllanma sürecini hep beraber yaşıyor olacağız. Bizim “Dağıtım 2.0” dediğimiz dönüşüm tam olarak bu: Elektriği sadece taşıyan bir yapıdan; üretimi ve tüketimi anlık izleyen, çift yönlü enerji akışına uyum sağlayan, veriyi işletme kararına dönüştüren akıllı, esnek ve dayanıklı bir platforma geçiş.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi · Bölge: Kastamonu/Araç
Yayın: 29 Ekim 2026 06:41 · Kaynak: anayurtgazetesi.com