Bodrum’un Kadınları: “Yarın Neredeyiz Kızlar?”
- Bodrum’a gelmeyeli uzun zaman olmuştu
- İlk gelişlerimden birini hâlâ hatırlıyorum
İlk gelişlerimden birini hâlâ hatırlıyorum. Gazeteciliğe yeni başladığım yıllardı. Eczacıbaşı’nın bir toplantısı için gelmiştik. Otelden asansörle aşağı iniyor, neredeyse doğrudan denize çıkıyordunuz. Karşınızda masmavi Ege, begonviller, beyaz evler…
“Dünyada bundan güzel yer olabilir mi?” diye düşünmüştüm.
Bodrum büyüdü. Kalabalıklaştı. Trafiği, gürültüsü, fiyatları konuşulur oldu. Her yaz aynı haberler: “Şu kadar liraya lahmacun”, “Bu kadar liraya şezlong”, “Bir akşam yemeğinin hesabı dudak uçuklattı.”
Geçenlerde yeniden gelince Bodrum’un bugüne kadar yeterince dikkat etmediğim başka bir hazinesini keşfettim:
Bir süre aralarında bulununca fark ediyorsunuz.
Bu cümlede Bodrum’un kadınlarına özgü bir hayat enerjisi var.
Yaş kaç olursa olsun yeni bir günün, yeni bir sofranın, yeni bir serginin, yeni bir koyun, yeni bir sohbetin peşindeler.
Birinin teknesi varsa denize çıkılıyor. Birinin evinde yemek varsa herkes bir şey getiriyor. Yeni bir sergi açılmışsa gidiliyor. Bir arkadaşın restoranı varsa destekleniyor. Birinin morali bozuksa yanında olunuyor.
Ama onları yalnızca eğlenen, gezen, güzel sofralarda buluşan kadınlar olarak anlatırsam büyük haksızlık etmiş olurum.
Çünkü beni asıl etkileyen, ne kadar çalışkan ve üretken oldukları.
Aralarında yıllarını mesleğine vermiş mimarlar var.
Modacılar, tasarımcılar, yönetmenler, yapımcılar, teknoloji dünyasında çalışan kadınlar…
Ressamlar, galericiler, sanat mekânları yönetenler, seramikçiler, yaratıcı endüstrilerde kendi markasını kurmuş girişimciler…
Turizmciler, otelciler, aşçılar, restoran sahipleri, gastronomi profesyonelleri…
Toprağa dönüp zeytin yetiştirenler, zeytinyağı üretenler, yerel ürünlerin peşinden koşanlar…
İstanbul’da, Londra’da, Paris’te, New York’ta yıllarca çalışmış; dünyayı görmüş, başarı kazanmış, sonra bilgisini ve deneyimini Bodrum’a taşımış kadınlar var.
Kimileri ise tam tersine burada sıfırdan başlamış.
Bir evi, eski bir yapıyı, küçük bir bahçeyi bambaşka bir dünyaya çevirmiş.
Sabah erkenden işinin başında, öğleden sonra başka bir projenin peşinde, akşam arkadaşlarıyla sofrada…
Bodrum’un dışarıdan görünen ekonomisi oteller, marinalar, tekneler, beach club’lar ve pahalı restoranlar olabilir.
Ama biraz içeri girdiğinizde başka bir Bodrum görüyorsunuz:
Kadınların kurduğu, yönettiği, tasarladığı, pişirdiği, ürettiği bir Bodrum.
Bir başka özellikleri daha dikkatimi çekti.
Bu kadınların önemli bir bölümü kendilerini artık yalnızca birilerinin eşi, annesi, kızı ya da hayat arkadaşı olarak tarif etmiyor.
Ve çoğunun hayatında birkaç ayrı dönem var.
Çocuk büyütmüşler, kariyer yapmışlar, şehir değiştirmişler, boşanmışlar, yeniden evlenmişler, iş kurmuşlar, iş batırmışlar, yeniden başlamışlar.
Hâlâ âşık olabiliyor, yeni dostluklar kurabiliyor, yeni projelerin peşinden koşabiliyorlar.
Beni etkileyen başka bir şey de aralarındaki dayanışma oldu.
Elbette her toplulukta olduğu gibi burada da kıskançlıklar, kırgınlıklar, küçük çekişmeler vardır. İnsan olan yerde bunlar kaçınılmaz.
Ama genel olarak birbirlerini yukarı çekiyorlar.
Birinin başı sıkışmışsa telefonlar çalışmaya başlıyor.
Belki de kadın dayanışmasının en gerçek hali budur.
Gündelik hayatın içindeki küçük ama sürekli destekler.
Bodrum’un kadınlarında beni en fazla etkileyen şeylerden biri de bu oldu.
Çocuklarıyla, eşleriyle, sevgilileriyle, arkadaşlarıyla hayatın içindeler.
Belki yaş ilerledikçe insanın öğrendiği en önemli derslerden biri bu:
Bugün kaçırdığınız sofranın, dostluğun, denizin, kahkahanın aynısı yarın gelmeyebilir.
O yüzden artık “Yarın neredeyiz kızlar?” cümlesini duyduğumda gülümsüyorum.
Çünkü ilk bakışta yalnızca eğlence çağrısı gibi geliyor.
Oysa bazen yarın bir serginin açılışındalar.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Trafik · Bölge: Muğla/Bodrum
Yayın: 03 Eylül 2026 02:37 · Kaynak: 10haber.net