Habermetrik
← Ana Sayfa
04 Kasım 2026 04:21
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Tarihte bugün: 4 Kasım'da Türkiye ve dünyada neler yaşandı?

Tarihte bugün: 4 Kasım'da Türkiye ve dünyada neler yaşandı?
Görsel kaynağı: kapadokyahaber.com.tr
⏱️ 28 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • 4 Kasım, tarih boyunca birçok önemli gelişmeye sahne olan özel günlerden biri olarak dikkat çekiyor
  • Siyasi kararlar, bilimsel keşifler, toplumsal dönüşümler ve dünya tarihini etkileyen olaylar bu tarihte yaşandı
Hukuki not: Ölüm haberi: bilgiler adli makamların açıklamalarına dayanır, kesinleşmiş yargı kararı değildir.

4 Kasım, tarih boyunca birçok önemli gelişmeye sahne olan özel günlerden biri olarak dikkat çekiyor. Siyasi kararlar, bilimsel keşifler, toplumsal dönüşümler ve dünya tarihini etkileyen olaylar bu tarihte yaşandı. Bazı gelişmeler kendi dönemini şekillendirirken, bazıları ise yıllar sonra bile etkisini sürdürdü.

Tarihin akışını değiştiren olayların bir araya geldiği 4 Kasım, geçmişten günümüze uzanan önemli izler taşıyor. Dünya ve Türkiye tarihinde derin izler bırakan bu gelişmeler, bugün hâlâ önemini koruyor.

İşte tarihin sayfalarında 4 Kasım'da yaşanan dikkat çekici olaylar…1515 - Diyarbekir Beylerbeyiliği kuruldu1515 yılında Osmanlı Devleti, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki yeni hâkimiyetini düzenlemek amacıyla Diyarbekir Beylerbeyiliğini oluşturdu. Yavuz Sultan Selim'in 1514 Çaldıran Zaferi'nin ardından Osmanlı nüfuzu bölgede hızla genişlemişti.

Safeviler ile Osmanlılar arasındaki mücadelede Diyarbakır ve çevresindeki yerel güçlerin tutumu büyük önem taşıyordu. Bölgenin Osmanlı yönetimine geçmesinde İdris-i Bitlisî'nin siyasi faaliyetleri ile Bıyıklı Mehmed Paşa'nın askerî başarıları etkili oldu. Âmid, yani bugünkü Diyarbakır merkez olmak üzere yeni bir idari yapı kuruldu.

4 Kasım 1515 tarihinde Bıyıklı Mehmed Paşa Diyarbekir Beylerbeyi olarak görevlendirildi. Daha sonraki fetihlerle Mardin, Urfa, Ergani, Siirt ve çevredeki başka merkezler de bu idari yapıya bağlandı. 1518'de yapılan tahrirlerde beylerbeyiliğe bağlı çok sayıda sancak bulunuyordu.

Diyarbekir Eyaleti sonraki yüzyıllarda Osmanlı Devleti'nin İran ve Irak yönündeki stratejik sınır bölgelerinden biri oldu. Bu nedenle 4 Kasım 1515, bölgenin Osmanlı idari sistemine kalıcı biçimde bağlanmasının önemli tarihlerinden biri kabul edilir.

1737 - San Carlo Tiyatrosu Napoli'de açıldı1737 yılında İtalya'nın Napoli kentinde Teatro di San Carlo görkemli bir törenle açıldı. Tiyatro Napoli Kralı VII. Carlo'nun emriyle inşa edildi ve dönemin en büyük opera yapılarından biri olarak tasarlandı.

Yapının mimarı Giovanni Antonio Medrano'ydu. İnşaat yalnızca birkaç ay gibi oldukça kısa bir sürede tamamlandı. San Carlo 4 Kasım 1737 tarihinde Domenico Sarro'nun Achille in Sciro operasıyla kapılarını açtı. Yaklaşık üç bin kişilik ilk kapasitesiyle Avrupa'nın en büyük tiyatrolarından biriydi.

Yapı 1816 yılında büyük bir yangın geçirdi ancak kısa süre içinde yeniden inşa edildi. Gioachino Rossini ve Gaetano Donizetti gibi önemli besteciler burada eserler sahneledi ve yöneticilik yaptı. San Carlo, Milano'daki La Scala ve Venedik'teki La Fenice'den daha eski olması nedeniyle ayrı bir tarihsel öneme sahiptir.

Günümüzde hâlâ faaliyet gösteren dünyanın en eski büyük opera salonlarından biri olarak kabul edilmektedir.

1757 - III. Mustafa'nın kılıç kuşanma töreni yapıldı1757 yılında Osmanlı tahtına yeni çıkan III. Mustafa için geleneksel kılıç kuşanma töreni gerçekleştirildi. III. Mustafa, III. Osman'ın ölümünün ardından 30 Ekim 1757 tarihinde padişah olmuştu.

Osmanlı hükümdarları için kılıç kuşanma töreni Avrupa monarşilerindeki taç giyme törenine benzer sembolik bir anlam taşıyordu. Tören geleneksel olarak Eyüp Sultan Camii ve çevresinde gerçekleştiriliyordu. Padişah burada dinî ve siyasi meşruiyetini simgeleyen kılıcı kuşanıyordu.

III. Mustafa'nın töreni 4 Kasım 1757 tarihinde yapıldı. Bazı Osmanlı kaynaklarında kuşanılan kılıcın Halife Ömer bin Hattab'a nispet edildiği belirtilmektedir. Bununla birlikte tarihî silahların belirli erken İslam şahsiyetlerine ait olduğu yönündeki geleneksel atıflar her zaman modern anlamda belgelendirilebilir değildir.

III. Mustafa saltanatı boyunca özellikle askerî ve mali reformlarla ilgilendi. 1774 yılında hayatını kaybedene kadar Osmanlı tahtında kaldı.

1875 - Ayine dergisi Selanik'te yayın hayatına başladı1875 yılında Selanik'te kadınlara yönelik erken dönem Osmanlı yayınlarından Ayine adlı dergi yayımlanmaya başladı. Bazı listelerde derginin adı “Kadınlar İçin Ayine” şeklinde verilse de kaynaklarda esas olarak Ayine adıyla geçmektedir.

İlk sayısı 4 Kasım 1875 tarihinde çıktı. Dergi kadınların eğitimi, aile hayatı, çocuk yetiştirme, ahlak ve gündelik yaşam gibi konulara yer veriyordu. Osmanlı basınında kadınlara özel yayınların henüz çok sınırlı olduğu bir dönemde çıkması nedeniyle tarihsel önem taşır.

Selanik, 19. yüzyılın ikinci yarısında çok dilli ve canlı basın hayatına sahip önemli Osmanlı şehirlerinden biriydi. Ayine de bu kültürel ortamın ürünlerinden biri oldu. Yayın yaklaşık bir yıl kadar devam etti ve 1876'da sona erdi.

Daha sonraki yıllarda Hanımlara Mahsus Gazete gibi kadın yayınları çok daha geniş okuyucu kitlelerine ulaştı. Ayine, Osmanlı kadın basınının erken örneklerinden biri olarak bugün araştırmacılar için önemli bir kaynak niteliğindedir.

1879 - James Ritty yazar kasa için patent aldı1879 yılında Amerikalı işletmeci James Ritty, satış işlemlerini kayıt altına alan mekanik yazar kasa sisteminin patentini aldı. Ritty, Ohio eyaletinin Dayton kentinde bir bar işletiyordu ve çalışanların kasadan para eksiltmesini önlemekte zorlanıyordu.

Bir gemi yolculuğu sırasında gemi pervanesinin dönüşünü sayan mekanik bir düzeneği gördü ve benzer bir sistemin satış işlemlerinde kullanılabileceğini düşündü. Kardeşi John Ritty ile birlikte mekanik bir kayıt cihazı geliştirdi.

İlk modellerden biri “Ritty's Incorruptible Cashier”, yani “Ritty'nin Bozulmaz Kasiyeri” adıyla tanındı. Patent 4 Kasım 1879 tarihinde verildi. İlk cihazlar modern yazar kasalar gibi otomatik para çekmecesine sahip değildi ancak yapılan satışları mekanik olarak kaydediyordu.

Ritty daha sonra bu işten çekildi ve haklarını başka yatırımcılara sattı. Şirket birkaç el değiştirdikten sonra National Cash Register Company'nin temelini oluşturdu. Yazar kasa, perakende ticarette satışların ve nakit hareketlerinin güvenilir biçimde kaydedilmesini sağlayan en önemli teknolojik yeniliklerden biri oldu.

1909 - Yeni Haydarpaşa Garı törenle açıldı1909 yılında İstanbul'un en önemli tarihî ulaşım yapılarından yeni Haydarpaşa Garı resmen hizmete açıldı. Haydarpaşa'daki ilk demiryolu istasyonu 1872 yılında kullanılmaya başlanmıştı ancak artan yolcu ve yük trafiği nedeniyle daha büyük bir yapıya ihtiyaç duyuldu.

Sultan II. Abdülhamid döneminde yeni gar binasının inşasına karar verildi. Alman mimarlar Otto Ritter ve Helmut Cuno tarafından tasarlanan binanın yapımına 1906 yılında başlandı. Gar binası denize kazıklar çakılarak oluşturulan özel bir temel üzerine inşa edildi.

Yapının inşaatı 1908'de büyük ölçüde tamamlanmasına rağmen resmî açılış töreni 4 Kasım 1909 tarihinde gerçekleştirildi. Haydarpaşa Garı Anadolu ve Bağdat demiryolu hatlarının İstanbul'daki başlangıç noktası hâline geldi.

Yıllar boyunca Anadolu'dan İstanbul'a gelen milyonlarca yolcunun şehre ilk adım attığı simgesel mekânlardan biri oldu. 2010 yılında çatısında çıkan yangın yapıya ciddi zarar verdi. Tarihî gar daha sonra kapsamlı restorasyon çalışmalarına alındı.

1918 - Yunanistan Sosyalist Emek Partisi kuruldu1918 yılında Yunanistan'daki sosyalist ve işçi hareketlerini bir araya getiren Sosyalist Emek Partisi kuruldu. Birinci Dünya Savaşı'nın sona erdiği dönemde Avrupa'nın birçok ülkesinde sosyalist ve komünist örgütlenmeler güç kazanıyordu.

Rusya'daki 1917 Bolşevik Devrimi de bu hareketler üzerinde önemli etki yarattı. Yunanistan'daki farklı sosyalist grupların temsilcileri Kasım 1918'de düzenlenen kongrede ortak bir siyasi parti oluşturdu. Parti işçi hakları, sosyal reformlar ve sosyalist ekonomik düzen gibi hedefleri savundu.

Daha sonraki yıllarda Komünist Enternasyonal ile ilişkileri güçlendi. 1924 yılında yapılan üçüncü olağanüstü kongrede parti adını Yunanistan Komünist Partisi olarak değiştirdi. Kısaltması KKE olan parti, Yunan siyasi tarihinde uzun süre etkili oldu.

II. Dünya Savaşı sırasında Nazi işgaline karşı direniş hareketlerinde önemli rol üstlendi. Yunan İç Savaşı sırasında ise komünist güçlerin temel siyasi örgütlerinden biri hâline geldi.

1922 - Son Osmanlı Hükûmeti istifa etti1922 yılında Ahmet Tevfik Paşa başkanlığındaki son Osmanlı Hükûmeti görevinden istifa etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Kasım tarihinde saltanatı kaldırmış ve Osmanlı padişahının siyasi yetkilerini sona erdirmişti.

Bu karar İstanbul'daki Osmanlı Hükûmetinin hukuki ve siyasi dayanağını da ortadan kaldırdı. Tevfik Paşa hükûmeti gelişmeler üzerine görevini sürdüremeyeceğini kabul etti. 4 Kasım 1922 tarihinde kabine istifasını sundu. Böylece Osmanlı Devleti'nin İstanbul'daki son hükûmet yapısı fiilen sona erdi.

Devlet yönetimindeki tek siyasi merkez Ankara'daki TBMM Hükûmeti hâline geldi. Son Padişah VI. Mehmed Vahdeddin ise 17 Kasım tarihinde İstanbul'dan ayrıldı. Halifelik makamı bir süre daha devam etti ve Abdülmecid Efendi halife seçildi.

Cumhuriyet 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edildi ve Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçişin siyasi süreci tamamlandı.

1922 - Takvim-i Vekayi'nin Osmanlı dönemindeki yayını sona erdi1922 yılında Osmanlı Devleti'nin resmî gazetesi Takvim-i Vekayi, saltanatın kaldırılmasının ardından yayın hayatını sona erdirdi. Gazete ilk kez 1831 yılında II.

Mahmud döneminde yayımlanmaya başlamıştı. Devletin kanunlarını, kararnamelerini, atamaları ve resmî duyuruları kamuoyuna ulaştıran temel yayın organıydı. Yayın hayatı boyunca zaman zaman kesintilere uğradı ve farklı dönemlerde yeniden çıkarıldı.

1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılması ve 4 Kasım'da son Osmanlı Hükûmetinin istifasıyla İstanbul'daki eski devlet yönetimi sona erdi. Bu gelişmenin ardından Takvim-i Vekayi'nin Osmanlı dönemindeki yayını da durdu. Ankara'daki TBMM Hükûmeti ise kendi resmî yayın organını oluşturmuştu.

Cumhuriyet döneminde bu gelenek Resmî Ceride ve daha sonra Resmî Gazete adıyla sürdürüldü. Bugünkü Resmî Gazete sistemi tarihsel olarak Osmanlı'daki resmî yayın geleneğinin devamı niteliğindedir. Takvim-i Vekayi bu nedenle Türk basın ve hukuk tarihinin en önemli kurumsal yayınlarından biridir.

1922 - Howard Carter Tutankamon'un mezarının girişini buldu1922 yılında İngiliz arkeolog Howard Carter ve ekibi, Mısır'daki Krallar Vadisi'nde Firavun Tutankamon'un mezarının girişine ulaşan basamakları keşfetti. Carter uzun yıllardır bölgede kazı çalışmaları yürütüyordu ve çalışmaların finansmanını Lord Carnarvon sağlıyordu.

4 Kasım tarihinde bir işçinin kumların altında taş basamak fark etmesi üzerine kazı derinleştirildi. Basamakların sonunda mühürlü bir kapıya ulaşıldı. Carter bunun önemli bir kraliyet mezarı olabileceğini anlayınca kazıyı geçici olarak durdurdu ve İngiltere'deki Lord Carnarvon'a haber gönderdi.

Carnarvon'un Mısır'a gelmesinin ardından çalışmalar yeniden başladı. 26 Kasım tarihinde Carter iç bölüme küçük bir delik açarak mezardaki eserleri ilk kez gördü. Tutankamon'un mezarı büyük ölçüde yağmalanmadan günümüze ulaşmış ender firavun mezarlarından biriydi.

Altın maskesi, tabutları ve binlerce mezar eşyası dünya çapında büyük ilgi gördü. Bu nedenle 4 Kasım mezarın tamamen açıldığı değil, giriş basamaklarının keşfedildiği tarih olarak daha doğru biçimde ifade edilmelidir.

1933 - Atatürk'ün Selanik'teki doğduğu eve anı levhası konuldu1933 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün Selanik'te doğduğu eve Türk-Yunan dostluğunu simgeleyen bir anı levhası yerleştirildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin 10. yıl dönümü nedeniyle Selanik Belediyesi evin tarihî önemini vurgulamak için özel bir karar aldı.

Levha Türkçe, Yunanca ve Fransızca olarak hazırlandı. Üzerinde Mustafa Kemal'in Türk milletinin büyük yenileyicisi ve Balkan iş birliğinin destekçisi olduğu belirtiliyordu. Selanik Belediye Meclisinin levhayı koyma kararı 29 Ekim 1933 tarihini taşıyordu.

Resmî tören ise 4 Kasım 1933 tarihinde gerçekleştirildi. Törene Türkiye'nin Atina Büyükelçisi, Makedonya Genel Valisi, Selanik Belediye Başkanı ve Balkan iş birliği çalışmalarına katılan çeşitli temsilciler katıldı. Selanik Belediyesi daha sonra evi satın alarak Atatürk'e hediye etme kararı aldı.

Ev 1937 yılında Türk makamlarına teslim edildi. Bugün Selanik'teki Atatürk Evi müze olarak ziyaret edilmektedir.

1937 - Mark Twain Cemiyeti Atatürk'ü madalyayla onurlandırdı1937 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Mark Twain Society, Mustafa Kemal Atatürk'e özel bir madalya ve takdir belgesi verdi. Cemiyet, Amerikalı yazar Mark Twain'in adını yaşatmak ve farklı alanlarda insanlığa katkıda bulunan kişileri onurlandırmak amacıyla faaliyet gösteriyordu.

Atatürk'e verilen ödül onun askerî başarılarının yanı sıra Cumhuriyet dönemindeki siyasi, toplumsal ve kültürel reformları nedeniyle takdim edildi. Ödülle birlikte gönderilen mesajda Atatürk'ün askerî ve sivil dehasının dünya tarihini etkilediği yönünde son derece övgü dolu ifadeler kullanıldı.

Tören ve takdim süreci 4 Kasım 1937 tarihiyle ilişkilendirilmektedir. Atatürk bu dönemde uluslararası alanda özellikle modernleşme reformları ve bağımsızlık mücadelesindeki liderliğiyle tanınıyordu. Türkiye'deki hukuk, eğitim ve toplumsal yaşam reformları yabancı basında da yakından takip ediliyordu.

Mark Twain Society'nin ödülü resmî bir Amerikan devlet nişanı değildi; özel bir kültürel kuruluş tarafından verilen onurlandırmaydı. Bu ayrım olayın doğru aktarılması açısından önemlidir. Madalya Atatürk'e yaşamının son yılında verilen uluslararası takdir örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti.

1940 - İngiliz birlikleri Girit'e çıktı1940 yılında İtalya'nın Yunanistan'a saldırmasının ardından İngiliz kuvvetleri stratejik Girit Adası'ndaki askerî varlığını güçlendirdi. İtalya 28 Ekim tarihinde Arnavutluk üzerinden Yunanistan'a saldırmış ve Balkanlar'da yeni bir savaş cephesi açılmıştı.

Yunan hükûmeti İngiltere'den askerî destek istedi. İngiliz birlikleri ve hava unsurları kısa süre içerisinde Girit'e gönderildi. Kasım ayının ilk günlerinde İngiliz kuvvetleri özellikle Suda Körfezi ve çevresindeki stratejik tesisleri kullanmaya başladı.

Bu nedenle “Birleşik Krallık 4 Kasım'da Girit'i işgal etti” ifadesi yanıltıcıdır. Girit, Yunanistan'ın parçasıydı ve İngiliz birlikleri Yunan hükûmetinin onayıyla savunma amacıyla adaya konuşlandırıldı. Ada Akdeniz'deki deniz ve hava yolları açısından son derece önemliydi.

Nazi Almanyası Mayıs 1941'de büyük bir hava indirme harekâtıyla Girit'e saldırdı. Şiddetli çatışmaların ardından İngiliz ve Yunan birlikleri adadan çekilmek zorunda kaldı. Girit daha sonra 1945'e kadar Alman işgali altında kaldı.

1947 - Bulgaristan Halk Cumhuriyeti 1947'de değil 1946'da ilan edildiBulgaristan Halk Cumhuriyeti'nin 4 Kasım 1947 tarihinde ilan edildiği bilgisi doğru değildir. Bulgaristan'da monarşinin kaldırılması için 8 Eylül 1946 tarihinde referandum yapıldı.

Resmî sonuçlara göre seçmenlerin büyük çoğunluğu cumhuriyet yönetimini destekledi. Bulgaristan Millî Meclisi 15 Eylül 1946 tarihinde monarşinin sona erdiğini ve Bulgaristan Halk Cumhuriyeti'nin kurulduğunu ilan etti. Genç Kral II.

Simeon ve kraliyet ailesi kısa süre sonra ülkeyi terk etti. Komünistlerin ağırlıkta olduğu Vatan Cephesi yönetimi devlet yapısını hızla dönüştürdü. 1947 yılında ise yeni Dimitrov Anayasası hazırlandı ve Aralık ayında yürürlüğe girdi.

Bu anayasa Bulgaristan'ın Sovyet modeline yakın sosyalist devlet yapısını kurumsallaştırdı. Bu nedenle 1947 yılı rejimin anayasal olarak pekiştiği yıl olmakla birlikte Halk Cumhuriyeti'nin ilan tarihi değildir. Bulgaristan'daki komünist yönetim 1989'a kadar devam etti ve ülkenin adı 1990 yılında Bulgaristan Cumhuriyeti olarak değiştirildi.

1950 - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Roma'da imzaya açıldı1950 yılında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Konseyine üye ülkeler tarafından Roma'da imzaya açıldı. Sözleşmenin resmî adı İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'dir.

Belge 4 Kasım 1950 tarihinde kabul edilerek imzalandı ve 3 Eylül 1953'te yürürlüğe girdi. Yaşam hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü ile işkence yasağı gibi temel hakları güvence altına aldı.

Sözleşmenin uygulanmasını denetlemek için daha sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi oluşturuldu. Türkiye sözleşmeyi 1950'de imzalayan ülkeler arasında yer aldı ve 1954'te onayladı. Aynı maddede anılan “Bölgesel veya Azınlık Dilleri Avrupa Şartı” ise 1950'de kabul edilmedi.

Bu belge Avrupa Konseyi tarafından 1992 yılında hazırlanmış ve 5 Kasım 1992'de imzaya açılmıştır. Dolayısıyla iki ayrı sözleşmenin aynı tarihte kabul edildiği yönündeki bilgi yanlıştır. 4 Kasım 1950'nin tarihsel önemi esas olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin imzaya açılmasıdır.

1951 - İlkokullarda din dersi uygulaması yaygınlaştırıldı1950'li yılların başında Türkiye'de ilkokullarda din öğretimine ilişkin uygulamalar yeniden düzenlendi. Din dersleri Cumhuriyet'in ilk döneminde eğitim programlarından büyük ölçüde çıkarılmış, 1940'ların sonlarına doğru ise yeniden gündeme gelmişti.

1949 yılında ilkokulların son sınıflarında isteğe bağlı din dersi uygulaması başlatıldı. Demokrat Parti'nin 1950 yılında iktidara gelmesinden sonra uygulamanın kapsamı genişletildi. Kasım 1950'de alınan düzenlemelerle din dersinin programdaki yeri güçlendirildi ve katılım sistemi değiştirildi.

Bazı tarih listeleri bu gelişmeyi 4 Kasım 1951 olarak vermektedir ancak süreç tek bir günde başlayan yeni bir ders uygulamasından daha karmaşıktır. 1950 ve 1951 yıllarında Millî Eğitim Bakanlığının genelgeleri ve program değişiklikleriyle ilkokullardaki din öğretimi yaygınlaştırıldı.

Daha sonraki yıllarda ortaokul ve lise programlarında da din dersleri yeniden yer almaya başladı. 1982 Anayasası'yla din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri ilk ve ortaöğretimde zorunlu ders hâline getirildi. Bu nedenle 1951 maddesi, din derslerinin yeniden eğitim sistemine yerleştiği dönemin bir aşaması olarak değerlendirilmelidir.

1952 - Dwight D. Eisenhower ABD Başkanı seçildi1952 yılında Cumhuriyetçi Parti adayı Dwight D. Eisenhower, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimini büyük farkla kazandı. Eisenhower II. Dünya Savaşı sırasında Avrupa'daki Müttefik kuvvetlerin başkomutanı olarak büyük ün kazanmıştı.

Demokrat Parti'nin adayı Illinois Valisi Adlai Stevenson'dı. Seçim 4 Kasım tarihinde gerçekleştirildi. Eisenhower halk oylarının yaklaşık yüzde 55'ini aldı ve Seçiciler Kurulunda 442 oy elde etti. Cumhuriyetçiler böylece 20 yıllık Demokrat Parti başkanlık dönemini sona erdirdi.

Eisenhower kampanyasında Kore Savaşı'nı sona erdirme, ekonomik istikrar ve komünizme karşı güçlü dış politika vaatlerini öne çıkardı. Ocak 1953'te göreve başladı. Başkanlığı sırasında Kore Ateşkesi imzalandı, NATO güçlendirildi ve ABD'nin eyaletler arası otoyol sistemi büyük ölçüde geliştirildi. Eisenhower 1956 seçimlerini de kazanarak iki dönem Başkanlık yaptı.

1956 - Sovyet ordusu Macar Devrimi'ni bastırmak için büyük saldırı başlattı1956 yılında Sovyetler Birliği, Macaristan'daki devrimi bastırmak amacıyla 4 Kasım sabahı geniş çaplı askerî harekât başlattı. Macar Devrimi 23 Ekim'de Sovyet etkisine ve komünist yönetime karşı başlayan gösterilerle ortaya çıkmıştı.

Başbakan Imre Nagy 1 Kasım'da ülkenin tarafsızlığını ve Varşova Paktı'ndan çekildiğini ilan etmişti. Sovyet yönetimi bu gelişmeyi kabul etmedi ve Macaristan'a çok sayıda tank ve asker gönderdi. 4 Kasım sabahı Budapeşte başta olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerine saldırı başladı.

Imre Nagy radyodan yaptığı konuşmada Sovyet kuvvetlerinin başkente saldırdığını dünyaya duyurdu. Macar direnişçiler birkaç gün boyunca bazı bölgelerde çatışmayı sürdürdü ancak Sovyet askerî üstünlüğü karşısında devrim bastırıldı.

Binlerce Macar hayatını kaybetti veya yaralandı, yaklaşık 200 bin kişi ülkeden kaçtı. János Kádár liderliğinde Sovyet yanlısı yeni yönetim kuruldu. Imre Nagy daha sonra tutuklandı ve 1958 yılında idam edildi.

1969 - Eski Demokrat Partililerin siyasi haklarının iadesi kabul edildi1969 yılında Cumhuriyet Senatosu, 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesinden sonra siyasi hakları kısıtlanan eski Demokrat Partili siyasetçilere ilişkin önemli bir düzenlemeyi kabul etti. Demokrat Parti 1960 darbesinin ardından kapatılmış ve çok sayıda yönetici Yassıada'da yargılanmıştı.

Eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Demokrat Parti mensuplarının bir bölümü siyasi haklardan mahrum bırakılmıştı. 1960'ların ikinci yarısında bu yasakların kaldırılması konusu Türk siyasetinin önemli tartışmalarından biri hâline geldi.

Adalet Partisi özellikle eski Demokrat Partililerin haklarının iadesini savunuyordu. 1969 yılında anayasal ve yasal düzenlemeler parlamentonun gündemine geldi. Cumhuriyet Senatosu da kasım ayı başında hakların iadesine yönelik düzenlemeyi kabul etti.

Süreç yalnızca 4 Kasım'daki tek bir oylamayla tamamlanmış basit bir işlem değildi; Meclis ve Senatodaki farklı aşamalardan geçti. Düzenlemelerin sonucunda Celal Bayar ve diğer eski Demokrat Partililerin siyasi hakları yeniden tanındı.

Bu gelişme 27 Mayıs sonrasında oluşan siyasi yasakların kademeli biçimde tasfiye edilmesinin önemli adımlarından biri oldu.

1970 - Salvador Allende Şili Devlet Başkanı olarak göreve başladı1970 yılında sosyalist siyasetçi Salvador Allende, Şili Devlet Başkanlığı görevini resmen devraldı. Allende 4 Eylül 1970 tarihinde yapılan seçimlerde oyların yaklaşık yüzde 36,6'sını alarak birinci olmuştu ancak hiçbir aday mutlak çoğunluğa ulaşamamıştı.

Şili Anayasası gereği seçim sonucu Kongre tarafından kesinleştirildi. Kongre 24 Ekim'de Allende'yi devlet başkanı seçti. Allende 3 Kasım 1970 tarihinde yemin ederek göreve başladı; dolayısıyla 4 Kasım tarihine yerleştirilmesi bir günlük farklılığa dayanmaktadır.

Halk Birliği koalisyonunun lideri olan Allende, demokratik seçim yoluyla iktidara gelen ilk Marksist devlet başkanlarından biri olarak dünya çapında dikkat çekti. Yönetimi bakır madenlerinin millileştirilmesi, toprak reformu ve sosyal harcamaların artırılması gibi politikalar uyguladı.

Ancak ekonomik sorunlar, siyasi kutuplaşma ve dış müdahale tartışmaları giderek yoğunlaştı. 11 Eylül 1973 tarihinde General Augusto Pinochet liderliğindeki askerî darbe yönetimi devirdi. Allende darbe günü başkanlık sarayında hayatını kaybetti.

1972 - İsmet İnönü CHP üyeliğinden istifa etti1972 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı ve uzun yıllar CHP Genel Başkanlığı yapan İsmet İnönü, Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden istifa etti. CHP'de 1960'ların sonlarından itibaren “ortanın solu” politikası etrafında önemli görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştı.

Bülent Ecevit bu yeni siyasi çizginin en güçlü temsilcisi hâline geldi. 1972'de yapılan olağanüstü kurultayda Ecevit'in desteklediği parti meclisi listesi üstünlük sağladı. Bunun üzerine İnönü 8 Mayıs'ta CHP Genel Başkanlığından ayrıldı ve yerine Bülent Ecevit seçildi.

Parti içindeki görüş ayrılıkları ilerleyen aylarda devam etti. İnönü 4 Kasım 1972 tarihinde CHP üyeliğinden de istifa etti. Böylece 1920'lerden beri içinde bulunduğu Cumhuriyet Halk Partisi ile resmî siyasi bağı sona erdi.

İnönü daha sonra Cumhuriyet Senatosunda tabii senatör sıfatıyla görevini sürdürdü. 25 Aralık 1973 tarihinde hayatını kaybetti ve Anıtkabir'e defnedildi.

1977 - BM Güvenlik Konseyi Güney Afrika'ya zorunlu silah ambargosu uyguladı1977 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, apartheid yönetimi nedeniyle Güney Afrika Cumhuriyeti'ne yönelik zorunlu silah ambargosu kararı aldı. Güney Afrika'daki ırk ayrımcılığı sistemi uzun yıllardır uluslararası kamuoyunun sert eleştirilerine konu oluyordu.

Birleşmiş Milletler daha önce üye devletlere gönüllü silah ambargosu çağrıları yapmıştı. Ancak 4 Kasım 1977 tarihinde kabul edilen 418 sayılı Güvenlik Konseyi kararıyla ambargo bütün üye devletler için bağlayıcı hâle getirildi.

Karar Güney Afrika'ya silah, mühimmat, askerî araç ve ilgili ekipman satışının durdurulmasını öngörüyordu. Aynı zamanda bu ürünlerin üretim ve bakımına yönelik bazı teknik yardımların da engellenmesi hedeflendi. Bu, BM'nin bir ülkeye karşı uyguladığı ilk zorunlu silah ambargolarından biri oldu.

Karar apartheid rejiminin uluslararası alandaki yalnızlığını daha da artırdı. Güney Afrika üzerindeki ekonomik ve siyasi baskılar 1980'lerde güçlendi. Apartheid sistemi 1990'ların başında kaldırıldı ve 1994 yılında ülkenin ilk çok ırklı demokratik seçimleri yapıldı.

1979 - İran'daki ABD Büyükelçiliği işgal edildi ve rehine krizi başladı1979 yılında İranlı öğrenciler Tahran'daki Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliğini işgal ederek diplomat ve çalışanları rehin aldı. Olay 4 Kasım tarihinde, İran İslam Devrimi'nden yaklaşık dokuz ay sonra gerçekleşti.

Eylemciler kendilerini “İmam'ın Çizgisindeki Müslüman Öğrenciler” olarak tanımlıyor ve Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin devrimci çizgisini destekliyordu. Eski İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin tedavi için ABD'ye kabul edilmesi öfkeyi artırmıştı.

Büyükelçilik çalışanlarının önemli bölümü rehin alındı. Bazı rehineler daha sonra serbest bırakıldı ancak 52 Amerikalı toplam 444 gün boyunca esaret altında kaldı. ABD Başkanı Jimmy Carter yönetimi diplomatik ve ekonomik baskı uyguladı.

Nisan 1980'de yapılan askerî kurtarma operasyonu başarısız oldu. Kriz ABD-İran ilişkilerini kalıcı biçimde bozdu. Rehineler 20 Ocak 1981 tarihinde, Ronald Reagan'ın ABD Başkanlığı görevini devraldığı gün serbest bırakıldı.

1979 - Alman Yeşiller Partisi 4 Kasım'da kurulmadıAlmanya'daki Yeşiller Partisi'nin 4 Kasım 1979 tarihinde kurulduğu yönündeki bilgi doğru değildir. Batı Almanya'da çevreci, nükleer enerji karşıtı, barış yanlısı ve yeni toplumsal hareketlerden gelen çeşitli siyasi gruplar 1970'lerin sonunda ortaklaşmaya başladı.

1979 yılı boyunca Avrupa Parlamentosu seçimleri ve farklı yerel siyasi girişimler çevresinde yeşil hareket önemli ölçüde örgütlendi. Federal düzeyde “Die Grünen”, yani Yeşiller Partisi ise 12-13 Ocak 1980 tarihlerinde Karlsruhe'de yapılan kuruluş kongresinde resmen oluşturuldu.

Parti çevre koruma, nükleer karşıtlığı, kadın hakları, doğrudan demokrasi ve barış politikalarını temel başlıkları arasına aldı. 1983 yılında ilk kez Federal Meclise girdi. Almanya'nın birleşmesinden sonra Doğu Almanya'daki Bündnis 90 hareketiyle yakınlaştı.

1993 yılında iki yapı birleşerek Bündnis 90/Die Grünen adını aldı. Parti daha sonraki yıllarda federal hükûmetlerde koalisyon ortağı olarak görev yaptı. Dolayısıyla 1979 yılı örgütlenme sürecinin önemli bir aşamasıdır ancak partinin resmî kuruluş tarihi 1980'dir.

1980 - Ronald Reagan ABD Başkanlık seçimini kazandı1980 yılında Cumhuriyetçi Parti adayı Ronald Reagan, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimlerini büyük farkla kazandı. Reagan'ın rakibi görevdeki Demokrat Başkan Jimmy Carter'dı.

Seçim 4 Kasım tarihinde gerçekleştirildi. İran rehine krizi, yüksek enflasyon, ekonomik durgunluk ve enerji sorunları Carter yönetimine yönelik desteği önemli ölçüde azaltmıştı. Eski Kaliforniya Valisi olan Reagan daha küçük devlet, vergi indirimleri, güçlü savunma politikası ve muhafazakâr toplumsal değerleri öne çıkardı.

Halk oylarının yaklaşık yüzde 51'ini aldı. Seçiciler Kurulunda ise 489 oy elde ederek büyük bir zafer kazandı. Carter yalnızca 49 seçici oyda kaldı. Reagan 20 Ocak 1981 tarihinde göreve başladı. Başkanlığı döneminde vergi indirimleri, askerî harcamaların artırılması ve Sovyetler Birliği'ne karşı sert dış politika öne çıktı. 1984 yılında çok daha büyük farkla yeniden Başkan seçildi.

1981 - Yükseköğretim Kanunu kabul edildi, YÖK 6 Kasım'da kuruldu1981 yılında Türkiye'deki üniversite sistemini köklü biçimde değiştiren 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kabul edildi. 12 Eylül 1980 askerî müdahalesinin ardından yükseköğretimin merkezi bir yapıya bağlanması hedeflenmişti.

Millî Güvenlik Konseyi 4 Kasım 1981 tarihinde kanunu kabul etti. Kanun 6 Kasım'da Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Aynı düzenlemeyle Yükseköğretim Kurulu, kısa adıyla YÖK, oluşturuldu. Yeni sistem üniversitelerin yönetiminden akademik kadrolara, öğrenci düzenlemelerinden yükseköğretimin planlanmasına kadar geniş bir alanda merkezi koordinasyon getirdi.

Üniversitelerarası yapı yeniden düzenlendi ve rektörlük sisteminde önemli değişiklikler yapıldı. YÖK'ün kuruluşu akademik özerklik açısından başından itibaren tartışmalara yol açtı. Destekleyenler yükseköğretimde koordinasyon ve standart sağladığını savunurken eleştirenler merkeziyetçi yapının üniversite özerkliğini sınırladığını belirtti.

2547 sayılı kanun sonraki yıllarda çok sayıda değişikliğe uğramasına rağmen Türkiye'nin yükseköğretim sisteminin temel yasası olmayı sürdürdü.

1982 - Kenan Evren anayasa referandumu öncesinde İstanbul'da konuştu1982 yılında Devlet Başkanı Orgeneral Kenan Evren, yeni anayasa için yapılacak halk oylamasından üç gün önce İstanbul'da halka hitap etti. 12 Eylül 1980 askerî müdahalesinden sonra oluşturulan Danışma Meclisi ve Millî Güvenlik Konseyi yeni anayasa taslağını hazırlamıştı.

Referandum 7 Kasım 1982 tarihinde gerçekleştirilecekti. Evren kampanya boyunca çeşitli şehirlerde konuşmalar yaparak anayasa taslağını savundu. İstanbul'daki konuşmasında vatandaşlardan şahısları değil anayasanın içeriğini düşünerek oy kullanmalarını istediğini belirtti.

“Benim için, bizim için oy vermeyiniz. Anayasayı düşünerek oyunuzu kullanınız” sözü bu konuşmayla ilişkilendirildi. Bununla birlikte referandumda anayasanın kabul edilmesi aynı zamanda Kenan Evren'in Cumhurbaşkanı seçilmesi sonucunu da doğuruyordu.

Bu nedenle referandum yalnızca anayasal metin üzerinde yapılan bağımsız bir oylama değildi. 7 Kasım'daki halk oylamasında anayasa resmî sonuçlara göre yaklaşık yüzde 91,4 “Evet” oyuyla kabul edildi. Kenan Evren böylece Türkiye Cumhuriyeti'nin yedinci Cumhurbaşkanı oldu.

1982 - Kenan Evren Eskişehir'de eğitim ve Atatürk ilkeleri üzerine konuştu1982 yılında Kenan Evren, anayasa referandumu öncesindeki yurt gezileri kapsamında Eskişehir'de de halka seslendi. Askerî yönetimin eğitim politikalarında Atatürkçülük, milliyetçilik ve devlet tarafından belirlenen ortak değerlerin öğretimi önemli yer tutuyordu.

Evren konuşmasında gençlerin “müspet ilim anlayışı” içerisinde yetiştirileceğini vurguladı. Atatürk ilkelerinin yalnızca bilinmesinin değil uygulanmasının da eğitim sisteminin temel amaçlarından biri olması gerektiğini söyledi.

12 Eylül yönetimi üniversitelerden ilk ve ortaöğretime kadar eğitim alanında kapsamlı kurumsal değişiklikler gerçekleştirmişti. 1981'de YÖK kurulmuş, öğretim programlarında da çeşitli değişikliklere gidilmişti. 1982 Anayasası'nın eğitimle ilgili hükümleri Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılığı açık biçimde vurguluyordu.

Evren'in Eskişehir konuşması da referandum öncesindeki anayasa tanıtım kampanyasının parçalarından biriydi. 7 Kasım'da yapılan halk oylamasıyla anayasa büyük çoğunlukla kabul edildi. 1982 Anayasası sonraki yıllarda çok sayıda değişikliğe uğramasına rağmen Türkiye'nin yürürlükteki anayasal temelini oluşturdu.

1993 - Cem Ersever'in cesedi Ankara yakınlarında bulundu1993 yılında emekli Jandarma Binbaşı Ahmet Cem Ersever'in cesedi Ankara yakınlarında bulundu. Ersever, Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele yapılanmasında görev yapmış ve özellikle Güneydoğu Anadolu'daki terörle mücadele faaliyetlerinde yer almıştı.

Görevinden ayrıldıktan sonra basına yaptığı açıklamalarda güvenlik politikaları ve devlet içindeki bazı uygulamalar hakkında dikkat çekici iddialarda bulunmuştu. Kasım 1993 başında kendisinden haber alınamamaya başlandı.

Önce onunla bağlantılı bazı kişilerin cesetleri bulundu. Ersever'in cesedi ise 4 Kasım tarihinde Ankara'nın Elmadağ çevresinde bulundu. Silahla öldürüldüğü belirlendi. Cinayet Türkiye'de 1990'lı yılların faili meçhul olayları ve devlet içindeki yasa dışı yapılanmalar tartışmalarının önemli başlıklarından biri hâline geldi.

Olayla ilgili çeşitli soruşturmalar yürütülse de cinayetin bütün yönleri kesin biçimde aydınlatılamadı. Ersever'in ölümünden sonra bazı açıklamaları ve notları kitaplarda yayımlandı. Cinayet Susurluk süreciyle birlikte yeniden kamuoyunun gündemine geldi.

1995 - İzmir'deki büyük sel felaketinde 60'tan fazla kişi öldü1995 yılında İzmir'de şiddetli yağışların neden olduğu sel felaketi büyük can ve mal kaybına yol açtı. 3 Kasım'ı 4 Kasım'a bağlayan saatlerde etkisini artıran sağanak yağış özellikle Karşıyaka, Çiğli ve çevresindeki yerleşimleri vurdu.

Dereler taştı, çok sayıda ev ve iş yeri su altında kaldı. Sel suları araçları sürükledi ve altyapıda ağır hasara neden oldu. Can kaybına ilişkin kaynaklarda farklı rakamlar bulunmakla birlikte yaklaşık 60-65 kişinin hayatını kaybettiği kabul edilmektedir.

Yüzden fazla kişi yaralandı. Çok sayıda vatandaş evsiz kaldı veya geçici olarak başka bölgelere yerleştirildi. Felaketin ardından dere yataklarındaki yapılaşma, plansız kentleşme ve yağmur suyu altyapısının yetersizliği yoğun biçimde tartışıldı.

Yerel ve merkezi yönetimlerin afet öncesi tedbirleri de eleştiri konusu oldu. 1995 İzmir seli kentin yakın tarihindeki en ağır doğal afetlerden biri olarak kayıtlara geçti.

2002 - AK Parti seçim zaferinin ardından tek başına iktidara geldi2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi, 3 Kasım genel seçimlerinden birinci çıkarak Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcını yaptı. Parti oyların yaklaşık yüzde 34,3'ünü aldı ve seçim sisteminin etkisiyle TBMM'de 363 milletvekilliği kazandı.

CHP yaklaşık yüzde 19,4 oyla Meclise giren diğer parti oldu. Yüzde 10 ülke barajının altında kalan çok sayıda parti milletvekili çıkaramadı. Bu nedenle AK Parti oyların mutlak çoğunluğunu almamasına rağmen tek başına hükûmet kurabilecek çok geniş bir sandalye çoğunluğu elde etti.

Ancak parti 4 Kasım'da doğrudan hükûmeti devralmış değildi; anayasal hükûmet kurma sürecinin tamamlanması gerekiyordu. Recep Tayyip Erdoğan o tarihte milletvekili olmasına engel olan siyasi yasak nedeniyle Başbakanlık görevini üstlenemedi.

Abdullah Gül 16 Kasım'da Başbakan olarak görevlendirildi ve 58. Hükûmeti kurdu. Erdoğan daha sonra siyasi yasağının kaldırılması ve Siirt'teki yenileme seçimiyle milletvekili seçilmesinin ardından Mart 2003'te Başbakan oldu.

2002 seçimi Türkiye'nin siyasi parti yapısını köklü biçimde değiştiren seçimlerden biri oldu.

2007 - 4 Kasım'da Türkiye'de genel seçim yapılmadı2007 yılında Türkiye'de genel seçimlerin 4 Kasım tarihinde yapıldığı yönündeki bilgi doğru değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin normal seçim takvimine göre 2007 genel seçimlerinin kasım ayında yapılması öngörülüyordu ancak yaşanan Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi siyasi takvimi değiştirdi.

Nisan 2007'de TBMM'deki Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde ciddi siyasi ve hukuki tartışmalar yaşandı. Anayasa Mahkemesi ilk tur oylamasını toplantı yeter sayısı nedeniyle iptal etti. Bunun üzerine erken genel seçim yapılması kararlaştırıldı.

TBMM 3 Mayıs 2007 tarihinde seçimlerin erkene alınmasına karar verdi. Genel seçimler 22 Temmuz 2007 tarihinde gerçekleştirildi. AK Parti yaklaşık yüzde 46,6 oyla yeniden birinci oldu. CHP ve MHP de TBMM'de temsil hakkı kazandı.

Dolayısıyla “13 Ekim 2006'da 4 Kasım 2007 için seçim kararı alındı” şeklindeki madde gerçek seçim sürecini yansıtmamaktadır. 2007 seçimlerinin doğru tarihi 22 Temmuz 2007'dir.

2008 - Barack Obama ABD'nin ilk siyah Başkanı seçildi2008 yılında Demokrat Parti adayı Barack Obama, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimlerini kazanarak ülke tarihindeki ilk siyah Başkan oldu. Seçim 4 Kasım tarihinde gerçekleştirildi.

Obama'nın Cumhuriyetçi rakibi Arizona Senatörü John McCain'di. Küresel mali kriz, Irak Savaşı, sağlık sistemi ve ekonomik sorunlar kampanyanın temel başlıkları arasında yer aldı. Obama “Hope” ve “Change” sloganlarıyla özellikle genç seçmenler ve yeni seçmen grupları arasında güçlü destek kazandı.

Halk oylarının yaklaşık yüzde 52,9'unu aldı. Seçiciler Kurulunda 365 oy elde ederken McCain 173 oyda kaldı. Obama'nın zaferi ABD'deki ırk ilişkileri açısından tarihî bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. 20 Ocak 2009 tarihinde yemin ederek göreve başladı.

2012 yılında Mitt Romney'i yenerek ikinci kez Başkan seçildi ve 2017 yılına kadar görev yaptı.

2009 - Perm gece kulübü yangını 4 Kasım'da değil 5 Aralık'ta yaşandıRusya'nın Perm kentindeki Lame Horse gece kulübü yangınının 4 Kasım 2009 tarihinde meydana geldiği bilgisi yanlıştır. Facia 5 Aralık 2009'un ilk saatlerinde yaşandı.

Gece kulübünde kuruluş yıl dönümü nedeniyle düzenlenen kutlamalar sırasında kapalı alanda kullanılan havai fişekler tavandaki yanıcı dekorasyon malzemelerini tutuşturdu. Alevler ve yoğun duman kısa sürede bütün mekâna yayıldı.

Çıkışların yetersizliği ve insanların aynı kapıya yönelmesi tahliyeyi zorlaştırdı. İlk saatlerde 109 kişinin öldüğü açıklansa da ağır yaralıların daha sonra hayatını kaybetmesiyle nihai can kaybı 156'ya yükseldi. Çok sayıda kişi ağır yanık ve dumandan zehirlenme nedeniyle hastanelerde tedavi gördü.

Olay sonrasında işletme sahipleri ve güvenlik kurallarından sorumlu kişiler hakkında ceza davaları açıldı. Rusya genelindeki gece kulüpleri ve eğlence mekânlarında yangın güvenliği denetimleri artırıldı. Perm faciası modern Rusya tarihinin en ölümcül gece kulübü yangınlarından biri oldu.

2016 - HDP eş genel başkanları ve bazı milletvekilleri gözaltına alındı2016 yılında Halkların Demokratik Partisine yönelik soruşturmalar kapsamında eş genel başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile bazı HDP milletvekilleri gözaltına alındı. Operasyonlar 4 Kasım'ın ilk saatlerinde farklı şehirlerde eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.

Soruşturmalar, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını sağlayan anayasa değişikliğinin ardından savcılıklarda bulunan dosyalar kapsamında yürütüldü. Demirtaş, Yüksekdağ ve bazı milletvekilleri ifadelerinin ardından mahkemeye sevk edildi.

Demirtaş ve Yüksekdağ dahil bazı isimler tutuklanırken bazı milletvekilleri farklı hukuki kararlarla serbest bırakıldı. Bu nedenle bütün isimler hakkında aynı anda “tutuklama kararı çıkarıldı” demek süreci tam olarak yansıtmaz.

Hükûmet ve savcılık makamları işlemleri terör soruşturmaları ve mahkeme çağrılarına uyulmaması çerçevesinde savundu. HDP ise operasyonları siyasi muhalefete yönelik baskı olarak nitelendirdi. Demirtaş'ın uzun süreli tutukluluğu daha sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına da konu oldu.

4 Kasım 2016 operasyonları Türkiye'nin yakın dönem siyasi ve hukuk tarihindeki en tartışmalı gelişmelerden biri hâline geldi.

Tarihin izinde bir gün: 4 KasımHer yılın her günü, tarih sayfalarında yeni bir hikâye anlatır. Bugün, 4 Kasım'ın geçmişten günümüze uzanan izlerine birlikte göz attık. Yarın, tarihin başka bir sayfasında yeniden buluşmak üzere.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: kapadokyahaber.com.tr
Haber metni ve görseller kapadokyahaber.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Yangın
Yayın: 04 Kasım 2026 04:21 · Kaynak: kapadokyahaber.com.tr
Kaynağı Oku ↗