Her şeyimiz var, akil adamlarımız nerede?
- Hepinize hayırlı haftalar diliyorum
- Nihayet romantizm tutkunlarının beklediği ay geldi
Hepinize hayırlı haftalar diliyorum. Nihayet romantizm tutkunlarının beklediği ay geldi. Kasım... Kasım ayı romantizmin ilham kaynağı, hayalleri olanların beklediği aydır. İnsanlar kasım ayını bekledikleri gibi hayatlarının çoğu önemli olaylarını beklemezler.
Kasım ayının gelmesi ile mutlu oldukları kadar başka birçok şeyle mutlu olmaz ve dahi tebessüm ve çarpıntılarını kasım ayına ertelerler içten içe. Bir canlanma, yeniden bir beyaz sayfa açma ve “belki bu sefer bulurum” duyguları esir alır çoğu insanı.
Fakat heyhat! Gerçekler ile hayallerin yine ayrılık yaşadığı bir yerdeyiz. Neden mi? Çünkü kasım ayı gerçekte sonbahara ait bir aydır ve insan hayatında karşılık geldiği yer ayrılığa denk gelmektedir. Yani aslında kasım çoğu zaman ayrılığın temsilidir.
Ve hepimizin de çok iyi bildiği gibi insan evladının hayatında en korktuğu duraklardan biridir ayrılık. Diyebilirsiniz ki bu cümleleri sana yazdıran nedir? Hemen merakınızı gidereyim. Önüme düşen bir Sergen Yalçın röportajı bana hatırlattı bu yazdıklarımı.
Malumunuz, Futbol Millî Takım teknik direktörlüğüne Sergen Yalçın getirildi. Bu görevlendirmeye itirazlarım olduğu gibi doğru bulduğum bölümleri de var. Kanaatim odur ki Sergen Hoca teknik taktik yönünden A Millî Takım teknik direktörü olması gereken kişiler arasında ilk sıralarda olan biri değil.
Zira Sergen Hoca sistem adamı değil. Hele hele Murat Şahin ekibinden ayrıldıktan sonra hocanın performansı ciddi oranda düştü. Ben onun yerinde olsam hazır boştayken Uğur Uçar’ı teknik ekibe dâhil ederdim. Uğur Hoca hem bilgi gelişimi hem de idealist olması bakımından teknik ekibe güç katacak bir isim.
Belki başka bir kasım ayına kısmet olur. Ancak bir açıdan da Sergen Hoca’dan başka bu dönem itibarı ile Millî Takım’a katkı verecek çok da isim piyasada yok. Çünkü artık hem işin içinde olan hem de kralın çıplak olduğunu söyleyecek misyonda olan biri Sergen Yalçın.
Profil olarak ne kadar Millî Takım’ın başında olmaya uzaksa duygu dünyası ve kendi nevi şahsına ait biri olması hasebiyle o ölçüde katkı verecektir. Bunu yapacağını da daha verdiği ilk röportajında açık açık söyledi. İşin doğru tarafında duran ve akil olanlar hocanın demek istediğini anladı.
O röportajın bir yerinde spiker, “Hocam, kasım ayında oynayacağımız Fransa ve Belçika maçları hakkında ne düşünüyorsun?” diye sordu. Hoca o insanı çok da mutlu etmeyen gülümsemesi ile “Ya, burası Milletler Ligi. Çok da ciddiye almayın.
En fazla B Ligi’ne düşeriz. Bizim hedefimiz önce Avrupa Şampiyonası elemeleri, sonra da Dünya Şampiyonası elemeleri. Milletler A Ligi’nde olmanın tek artısı üst seviye takımlarla oynamak. Onun dışında bize kattığı bir şey yok.” dedi.
İşte tam da bize lazım olan adam. Birilerinin romantizmini kıracak, olmayacak hayaller kurmasına engel olacak, gerçekleri bize doğru bir şekilde anlatacak ve romantik dehlizlerden çıkaracak kişi. Aklı başında olan her spor adamı Milletler A Ligi’nde kalmamızın pamuk ipliğinden daha ince bir bağ olduğunu biliyor.
Fransa ve Belçika maçlarından birini alabilirsek —ki herkes Belçika’yı yenebileceğimizi düşünüyor— en iyi 3’ler arasına dâhil olup play-off oynama hakkı elde edeceğiz. Yani neresinden baksanız “Ölmezsen eğer yaz gelince sana arpa buğday vereceğim.” kandırmacası gibi bir şey.
İşte Sergen Yalçın gibi doğruyu eğip bükmeden söyleme kabiliyeti olan insanlar, kasım aylarını gerçek manada yaşamamıza yardımcı olurlar. Meseleye buradan yaklaşmak hepimize iyi gelecek, inanın. Şunun şurasında millî araya ne kaldı ki?
Hep birlikte yaşayıp göreceğiz. Hoş geldin ey kasım. Hepiniz Allah’a emanet olun. Tarihe Not: Yazın gölgesinde gölgelendiğin ağacı, kış gelince ısınmak için kesmeyi düşünmeyi bıraktığın gün aklın tamamlanmış demektir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel
Yayın: 02 Kasım 2026 06:08 · Kaynak: yeniankara.com.tr