CUMHURİYET
- Yarın Cumhuriyet Bayramı
- Kimileri 103 yıl öncesine giderek “Nereden nereye geldik?” diye serzenişte bulunacak ya da sevinecek kimileri de Cumhuriyet’le çok şey kaybettik diye kendi kendini yiyecek, hesaplaşma içinde olacak
Yarın Cumhuriyet Bayramı. Kimileri 103 yıl öncesine giderek “Nereden nereye geldik?” diye serzenişte bulunacak ya da sevinecek kimileri de Cumhuriyet’le çok şey kaybettik diye kendi kendini yiyecek, hesaplaşma içinde olacak. Aradan geçen bir asır sonra bile bu tartışmalar bitmez!
“Cumhuriyet” tanımlaması yapılırken yanına “Nasıl” soru sözcüğünü de eklemek zorunlu diye düşünüyorum. Cumhuriyet adını alan ve birbirinin karşıt rejimler oldukça çok. Türkiye Cumhuriyeti, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, İran Cumhuriyeti, Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti, Güney Afrika Cumhuriyeti gibi adlarında cumhuriyet olsa da sistem ve yönetim biçimleri birbirlerinden farkları var.
Her seçilmişleri olan meclisli sistemlerde demokrasinin olduğu anlamı çıkmayacağına göre, “Nasıl Cumhuriyet?” sorusuna verilecek yanıt da önemli.
Bugün tek adam yönetimi de cumhuriyet! O zaman “NASIL BİR CUMHURİYET İSTİYORUZ?” tartışılmalı ki anlamlı olsun.
Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde işgallere karşı mücadeleden doğan Cumhuriyet’in gelişim sürecini, yaşanmışlıkları da dikkate alarak yarının inşasının nasıl olacağını; emperyalist-kapitalist sömürüye karşı halkın egemenliğinin nasıl sağlanacağı da değerlendirilmeli.
Gazetecilerin gözaltına alınması, tutuklanması nedeniyle hemen hemen her yerde “Gazetecilik suç değildir” sesi yükseldi. Bu anlamlı ortak ses yarına da umut olsun.
Olumsuzluklara, haksızlıklara; talana, yağmaya, ranta karşı olmak, hak ve özgürlükleri talep etmek yetmiyor. Gazeteciler için bir araya gelenler bu konularda da acil olarak ortak iradelerini sağlamak zorundalar. Yoksa her başı sıkışan için ortak basın açıklaması yapmaktan ileri bir iş yapılmamış olur ki, bunu bilmeyen yok.
O zaman ortak iradeyi sağlamak için ne zaman birleşik güç oluşturulacak diye sormadan da edemiyorum.
"Tahliyemi talep etmiyorum. "Bu söz tutuklu olan İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'e ait. Bunu mahkeme söyledi. Algıları tersyüz eden bir dik duruş örneği oldu diye düşünüyorum.
Bir taraftan gözaltı, tutuklama furyasına diğer taraftan da gözaltı, tutuklama, soruşturma karşısında ezilen, saf değiştirenlere tepki olurken Sayın Başkan "Tutuklu ve gözaltında olan arkadaşlarımı yalnız bırakmam.' mesajını da veriyor.
Nazi işgalcilerinin işkence yaptıktan sonra idam ettikleri Sovyet direnişçisi Tanya'ın idam sehpasında korkusuzca "Siz beni şimdi asıyorsunuz ama yalnız değilim. Biz iki yüz milyon insanız. Hepimizi asamazsınız." deyişi aklıma geldi.
Başkanın tahliye istememe sözü de korkanlara, ayağı kayanlara, kişiliğini ayaklar altına alanlara ders niteliğinde olmuş.
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 28 Ekim 2026 10:16 · Kaynak: orduolay.com