Gürsel Erol Sedeftepe’de üreticinin sorunlarını gündeme taşıdı
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, eski adıyla Mığı yeni adıyla Sedeftepe köyünde basın açıklaması yaparak üzüm üreticilerinin sorunlarını dile getirdi. Erol,'Bu köy benim için çok anlamlı ve önemli bir köy. Burada aile dostluklarımız, akrabalıklarımız var. Ama bundan ziyade Mığı gerçekten üreten, ürettiğini satamayan köylerimizden birisi. Bu köyde özellikle üzüm, elma, ayva gibi bahçe meyveleri son derece yaygın. Hem Elazığ ekonomisine hem de Türkiye ekonomisine katma değer katması gerekirken çiftçiler ürettikleri ürünleri bile satamaz hale geldiler' ifadelerini kullandı.
'ELAZIĞ'DA 110 BİN DEKAR ALANDA ÜZÜM ÜRETİLİYOR' Elazığ'ın üzüm üretimindeki potansiyeline dikkat çeken Erol,'Bu konu aslında yalnızca Mığı'nın sorunu değil. Bu Elazığ'daki bütün çiftçilerimizin, üzüm üreticilerimizin sorunu. Çünkü Elazığ'da yaklaşık 110 bin dekarlık bir alan üzüm üretimiyle ilgileniyor. Yıllık üretimimiz 75 bin ton. Hem Elazığ ekonomisine hem de Türkiye ekonomisine müthiş bir gelir katkı sunabilecek bir sektör, bir alan. Ama ne yazık ki hükümetlerin yanlış politikalarından kaynaklı Elazığ'daki Tekel fabrikasının kapatılmasından sonra özellikle üreticilerimiz ürünlerini satamaz hale geldiler. Bu işi yapan şirketlerin tekeline, buradaki vahşi bir ticaret anlayışına kurban oldular' dedi.
' ÇİFTÇİ BİR ÖNCEKİ YILIN MALİYETİNİ ARAR OLDU' Artan maliyetlere dikkat çeken Erol,'Mazotun litresinin 100 lira olduğu, gübrenin 2 bin 500 lira olduğu, işçilik maliyetlerinin çok arttığı bir dönemde her sene üreticilerimiz bir yıl önceki üretilen ürünün değerini arar oldular. Maliyetlerini aramaya başladılar. Şu anda da yine üretimde üzüm üreticilerimizin inanılmaz bir sıkıntısı var. Mahsulleri topladılar, ellerinde kaldı. Bununla ilgili çok ciddi bir sorun var' diye konuştu.
'BU İŞİN MUHATABI TARIM BAKANI'DIR' Dün yerel televizyonlarda AK Parti milletvekilinin bir köy toplantısında Ticaret Bakanı ile görüştüğünü hatırlatan Erol,'Milletvekilimiz Ticaret Bakanı'yla görüştü telefonda. O üzerine düşeni yaptı ama görüştüğü kişi yanlış. Bu işin muhatabı Ticaret Bakanı değil. Bu işin birinci derece muhatabı Tarım Bakanı. Ve Ticaret Bakanımız üreticinin zararını nasıl karşılayacağı konusunda, bu ürünün pazarlanmasıyla ilgili ne tür bir önlem getirmek yerine hükümet politikalarını anlattı. Yani üzüm üreticilerinin sorunlarını anlatmak yerine Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğini anlattı, TOKİ konutlarını anlattı. Ama ne yazık ki sektörel sorunu gündeme getirmedi' ifadelerini kullandı.
'ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARI KÖYLERİ KURUTTU' Erol,'Cumhuriyetimizin ilk kuruluş dönemlerinde bölgelerde fabrikalar yapılırken o fabrikalar yalnızca ilin ticaretine, ekonomisine katkı sağlayacak bir planlamayla yapılmamış. Bir kar-zarar dengesiyle yapılmamış. Bu fabrikalar oradaki sosyal hayatı, iş dünyasını, ürünlerin pazarlanmasını, sahiplenmesini, alım garantisini vermek için aslında bir planlamayla yapılmış. Ama hükümetlerin özellikle AK Parti hükümetleri dönemindeki özelleştirme politikalarının yanlışlığından kaynaklı şu anda her yerde sorun yaşıyoruz. Mesela Tekel'in burada fabrikaları vardı, büyük alanları vardı, satıldı. Şimdi fabrika kapatıldı. Orası imara açılarak konut alanına çevrilecek. Yine Maden'de bir bakır işletmemiz vardı. Bir ilçeyi ayakta tutardı. Dört beş bin çalışanı vardı. Özelleştirildi. Şu anda çalışan sayısı 176. İlçe maden köye döndü' dedi.
'ELAZIĞ ÜZÜMÜ DÜNYADA EŞİ BENZERİ OLMAYAN BİR AROMAYA SAHİP' Elazığ üzümünün kalitesine vurgu yapan Erol,'Elazığ üzümünün aslında aroması dünyada olmayan, bu bölgenin dışında hiçbir yerde yetişmeyen bir üzüm özelliğine de sahibiz. Değişik sektörlerde kullanılabilecek, ihracatıyla ilgili tedbirler alınması halinde son derece ülkemize katma değer kazandıracak. En büyük sorunlarımızdan birisi bu bölgeler imara açık yapılı alanlar olmadığı için buralarda bu ürünün korunması ve uzun vadede pazarlanmasına yönelik soğutma merkezlerinin olmaması, soğutma depolarının olmaması. Halbuki bu ürünler soğutma depolarında korunabilse yalnızca bir sezonluk olmaz. Teknolojik ve bilimsel veriler kullanılarak yılın her mevsiminde tüketilebilecek ürünler' diye konuştu.
'BU ELMAYI ANKARA'DA, İSTANBUL'DA BULMA ŞANSINIZ YOK' Sedeftepe'nin elma ve ayvasının da meşhur olduğunu belirten Erol,'Bu elma belki de doğal olarak Türkiye'nin hiçbir tarafında yetişmeyecek nitelikte ve lezzette bir elma. Ama ne yazık ki muhtara sordum,'Bırak toplamayı, döküle ağacın altında' dedi. Niye? Çünkü pazarı yok. Ama bu elmayı diyelim ki Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de gitseniz inanın bu nitelikte, bu kalitede, bu aromadaki bir elmayı ne pazarda ne manavda bulma şansınız yok. Üzüme bakıyorsunuz, bunu böyle gördüğünüz zaman sanki bir sanat eseri gibi. Hem aromasıyla hem görüntüsüyle her anlamda. Ama bakıyorsunuz üretici bırakın satmayı, neredeyse toplayacak maliyeti bile çıkaramaz hale gelmiş' dedi.
'MAZOTTAN ÖTV ALIYORSUN AMA YATLARDAN ALMIYORSUN' Hükümetin tarım politikalarını eleştiren Erol,'Devletin öncelikleri vardır. Bir defa üreten insanlarına sahip çıkmalıyız. Çiftçisine sahip çıkmaktır. Cumhuriyetimizin ilk döneminden bugüne kadar devletler her zaman ülkeler, hükümetler üreticiye destek vermişlerdir. Şimdi bırakın destek vermeyi, kredi bile vermiyor. Kredi şartları, koşulları bile inanılmaz zorlaştırılarak çiftçimiz yok sayılmıştır. Yine aynı şekilde çiftçilerimizin traktörlerinde kullandığı mazottan ÖTV alıyorsun. Ama on milyon dolarlık, yirmi milyon dolarlık yatlardan, özel uçaklardan ÖTV almıyorsun. Birisi özel zevk için kullandığı bir motorlu araç ÖTV'de tabii değil ama diğer tarafta üreten insanlar ÖTV ödüyorlar, mazota ÖTV ödüyorlar' ifadelerini kullandı.
'KÖYLER BOŞALIYOR, BÜYÜKŞEHİRLERE GÖÇ ARTIYOR' Erol,'Artık insanlar köylerde yaşayamaz hale gelmişler. Hem yaşam koşullarından dolayı hem ürettiklerini değerli satamamaktan kaynaklı yaşayamaz hale gelmişler. Ne oluyor bunun sonucunda? Doğal olarak büyükşehirlere göç oluyor. Oradaki yaşam koşulları daha da ağır oluyor. Ve köyde üreten insanlarımız, çiftçilerimiz üreticiyken topraklarını terk ediyorlar. Büyükşehirlere gidiyorlar. Orada tüketici konumuna düşüyor. Bu bir sosyal politika olarak da düşünülmeli' dedi.
'EN BÜYÜK DESTEK MAZOT, GÜBRE VE AKARYAKITTAN ÖTV'NİN KALDIRILMASI' Çözüm önerilerini sıralayan Erol,'Size verilebilecek en büyük destek özellikle mazottan, akaryakıttan ve gübreden ÖTV'nin kaldırılması. Çünkü bu yalnızca Sedeftepe olarak düşünmeyin. Bu Türkiye'de bir kanun değişikliği olacaksa bu bütün ülkeyi değerlendiriyor. Bugün için sorunumuz üzüm. Ama şeker pancarı da Elazığ'da üretiliyor. Buğday da üretiliyor. Arpa da üretiliyor. Değişik ürünlerimiz de var. Biz siyasetçi olarak bize düşen sizin yaşadığınız mağduriyeti gündeme getirerek, bununla ilgili kamuoyu oluşturarak hükümetin bir adım atarak sizin mağduriyetinizin giderilmesine katkı vermektir. Bu anlamda ben bu soruna sahip çıkarak Meclis'te gündeme getireceğim, plan bütçede gündeme getireceğim' diye konuştu.
MUHTAR SİNAN ERDOĞAN:'DEVLETİN HİÇBİR TARIM POLİTİKASI YOK' Sedeftepe Mahalle Muhtarı Sinan Erdoğan ise,'Sayın Vekilim kısaca olayı özetledi. Yalnız bu işin böyle olacağı yıllar önce belliydi. Yani devletin bırakın bir yanlış tarım politikası, hiçbir tarım politikası yok. Mesela bu iş üzümün bu hale gelmesinin en büyük sebeplerinden biri arz talep dengelerinin bozulmasıydı. Vatandaş meyve bahçesini söktü üzülmekten, pancar tarlasını bıraktı üzülmekten, serasını bıraktı üzülmekten. Yani bu üzümü iç piyasada sen sofralık olarak tüketemezsin, bitiremezsin. Yani bir tek Elazığ değil, gidin Manisa'ya. Belki bizim beş katımız üzüm üretimi var. Bu ihracata gitmediği zaman veyahut da üzüm sanayide, endüstride kullanılmadığı zaman bu üzümü piyasada tüketmemiz mümkün değil. Bunun sebeplerinden biri de ilimizde bir yaş üzüm fabrikası vardı. Bu fabrika kapatıldı. Ve çiftçimizin perişan olmasının sebeplerinden biri de buydu. Belki de yanına bir fabrika daha atılması gerekirken ilimizden diğer bölgelere ikinci sınıf, üçüncü sınıf kalite üzümler, etil alkol fabrikalarına falan gidiyor. Bu da aracılar çiftçiden aldığı üzümleri korkunç paralara götürüp belki oralara veriyorlar. Bir ilimizde yaş üzüm isteyen bir fabrika olsa, çiftçi bir şeker pancarı gibi götürüp üzümünü fabrikaya devretse, yani aracıların kazandığı para çiftçinin cebinde kalabilir. Yani sorumlulardan birisi de bu. Devletimizin yanlış tarım politikası veyahut da hiç tarım politikası yok' dedi.

Kategori: Siyaset
Yayın: 11 Ekim 2026 13:08 · Kaynak: elazighakimiyethaber.com