Prof. Dr. Serhan Alkan İspirli Divan Şiirinde Kadın Seslerini Aydınlattı
- Erzurum'da Divan Şiiri ve Kadın Şairlerin İzleri Konuşuldu Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Erzurum Şubesi tarafından, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Dil ve Edebiyat Konağı bünyesinde organize edilen "Edebiyat Mahfili" etkinlikleri kapsamında bu yıl özel bir seri başlatıldı
Erzurum'da Divan Şiiri ve Kadın Şairlerin İzleri Konuşuldu Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Erzurum Şubesi tarafından, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Dil ve Edebiyat Konağı bünyesinde organize edilen "Edebiyat Mahfili" etkinlikleri kapsamında bu yıl özel bir seri başlatıldı. Bu kapsamda gerçekleştirilen "Divan Şiiri Türkçenin Zaferidir" başlıklı serlevhalı divan şiiri sohbetleri, akademik derinliği ve edebi zenginliği bir araya getiren bir platform sundu.
TDED Erzurum yönetim kurulu üyesi Elif Filiz Günderen’in yönetiminde yürütülen bu değerli sohbet serisinin ilk oturumunda, Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhan Alkan İspirli konuk konuşmacı olarak yer aldı.
Programın Amacı ve Açılış Konuşması Programın yöneticisi Elif Filiz Günderen, gerçekleştirdiği açılış ve selamlama konuşmasında etkinliğin temel amaçlarını katılımcılarla paylaştı. Günderen, Erzurum ilinde klasik Türk edebiyatı alanında uzmanlaşmış akademisyenler ile edebiyat meraklılarını bir araya getirmeyi hedeflediklerini ifade etti.
Ayrıca, divan edebiyatının geniş bir dinleyici kitlesine ulaşabilmesi adına, bu köklü geleneğin daha anlaşılır, canlı ve ilgi çekici bir üslupla aktarılmasının önemine vurgu yaptı. Divan Şiirinde Kadının Konumu ve Zorlukları Prof.
Dr. Serhan Alkan İspirli, görsel materyaller ve bestelenmiş şiir örnekleriyle zenginleştirdiği sunumunda, divan şiiri geleneği içerisinde derin izler bırakmış kadın şairlere ve eserlerine odaklandı. İspirli, konuşmasında muhafazakâr bir toplum yapısı içerisinde, aşkın merkezde konum bulduğu divan şiiri geleneğinde kadının konumuna dair çarpıcı tespitlerde bulundu.
İspirli, kadının bu gelenekte aşkın öznesi değil, nesnesi olarak kabul edildiği bir ortamda, kadının kendi duygularını özgürce ifade etmesinin ve şiir yazarak kendini açmasının oldukça güç olduğu gerçeğine dikkat çekti. İspirli, "Aşk şiiri erkek işi düşüncesi kadının şiir yazmasına mani olmuştur" ifadesiyle dönemin kısıtlamalarını dile getirdi.
Edebiyat Geleneği ve Kadın Şairlerin Mücadelesi Prof. Dr. İspirli, konuşmasının devamında divan şairliğinin yolunun, âşıklık rolü ve bu rolün getirdiği kimliği kabullenmek üzerine inşa edildiğini belirtti. Bu durumun, özellikle beşerî aşkın anlatıldığı bir düzlemde kadınların eser üretmelerini oldukça zorlaştırdığını ifade eden İspirli, kadının her çağda ve her edebi türde genellikle nesne konumunda kaldığını sözlerine ekledi.
İspirli, muhafazakâr bir toplumda şiir yazan bir kadının ancak ilahî aşkı terennüm edebileceği, aksi takdirde toplumsal bakış açısının buna izin vermeyeceği bir yapı olduğunu vurguladı. Şiir yazmanın "erkeklerin işi" olarak kodlandığı bir sistemde, kadının özne konumuna geçişinin önündeki engelleri detaylandırdı.
Kadın Şairlerin Özgün Sesleri ve İstisnalar İspirli, kadın divan şairlerinin eserlerinde kendi ruhlarını tam olarak yansıtmada yaşadıkları güçlükleri ve bu durumun sosyal şartlarla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Bazı dönemlerde kadın sanatçılarımızın eserlerinin kendilerine ait olup olmadığına dair şüpheler uyandığını, 19. yüzyıldan itibaren ise pek çok kadın sanatçının kendi isimlerini kullanma cesareti gösteremeyerek takma isimler (Nigar Hanım, Üryan Kalp, Yaşar Nezihe, Mahmure, Mazlume, Mehcure gibi) kullandığını belirtti.
İspirli, bazı araştırmacıların kadın şairleri yeterince önemsemediğine dair örnekler verdi. Örneğin, Mihrî Hanım'ın eserlerine alınma nedeninin sadece bir kadın şair olması veya taklitleri nedeniyle olduğunu iddia edenlere karşı çıktı.
İspirli, Mihrî'nin aslında divan edebiyatının izin verdiği ölçülerde duygularını ve aşklarını en üst düzeyde ifade ederek, kadını nesne konumundan çıkarıp özne konumuna taşıyan nadir ve samimi bir anlatım sergilediğini vurguladı. Çeşitli Türlerde Üretim ve Bilinen İsimler Sunumunda kadın şairlerin sadece aşk şiirleri değil, aynı zamanda ninni ve marş gibi farklı türlerde de eserler verdiklerini belirten İspirli, Şeref Hanım Divanı'ndaki ninnilerin kadın zevk ve duyuşunun birer kanıtı olduğunu ifade etti.
15. yüzyılda Zeyneb Hatun'dan başlayarak günümüze kadar tespit edilen 46 kadın divan şairi arasında; Mihî Hatun, Tûtî Kadın, Leyla Hanım, Adile Sultan, Fatma Aliye Hanım, Şeref Hanım, Fıtnat Hanım, Mahşah, İhsan Raif Hanım, Şükûfe Nihal Başar ve Rabia Hatun gibi önemli isimlerin yer aldığını aktardı. Bu listenin yeni çalışmalarla daha da genişleyebileceğini belirtti.
Kapanış ve Gelecek Programlar Programın sonunda, Edebiyat Mahfili programlarının danışmanlığını yürüten Prof. Dr. Lokman Turan, Prof. Dr. Serhan Alkan İspirli'ye teşekkür belgesi takdim etti. Divan şiiri konulu bu bilgilendirici sohbetlerin ikinci oturumunun 21 Kasım tarihinde yine Erzurum Büyükşehir Belediyesi Dil ve Edebiyat Konağı'nda gerçekleştirileceği duyuruldu.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 02 Kasım 2026 06:33 · Kaynak: ajansturkhaber.com