Yorgo Andreadis ve Aristidis TH.. Sideris
- Yukarıda adları verilen kişiler iki Yunanlı yazar
- İkisi de mübadele sonucu Türkiye’den ayrılarak Yunanistan’a yerleşen kişiler
Yukarıda adları verilen kişiler iki Yunanlı yazar. İkisi de mübadele sonucu Türkiye’den ayrılarak Yunanistan’a yerleşen kişiler.
Bunlardan Yorgo Andreadis, epeyce ünlü bir tarih araştırmacısı ve yazardır. Özellikle I. Dünya Savaşını izleyen yıllarda Doğu Karadeniz bölgesindeki Pontus isyanları konusunda araştırmalar yapmış, yayınladığı kitaplarında objektif görüşleri nedeniyle Yunanistan’da istenmeyen adam ilan edilmiş ve hain denilerek vatandaşlıktan çıkarılmıştır.
İkincisi, yani Aristidas Ht. Sideris ise Mesudiyeli bir mübadildir. Mesudiye’nin Maden köyünde doğmu, mübadele sırasında on yedi yaşlarında bir çocuktur. Yazdığı MESUDİYE adlı 350 sayfalık kitabında 1910-1924 yılları arasında yaşadıklarını. devlete bakış açılarını ve içinden çıktığı toplumun gelenek ve göreneklerini anlatıyor. Bu arada Türk toplumunu tamamen görmezden geldiği dikkat çekiyor.
Biz ikinci kişiliği ele alacağız ve Mesudiye’nin o savaş yıllarındaki durumunu bir Mübadil çocuğunun gözünden anlamaya çalışacağız.
Bu yazı serisi birkaç bölüm devam edecektir.
MESUDİYELİ MÜBADİL
ARİSTİDİS TH. SİDERİS’İN ANILARI (I)
Atalarının hayatını, doğup yaşadığı yeri, hayatının türlü olaylarını ve maceralarını çeşitli yönleriyle anlatan bir halkbilimi eseri kaleme almaya girişmek, itiraf etmek gerekir ki zahmetli ama aynı zamanda soylu bir çabadır. Bunun için her şeyden önce uygun malzeme gerekir: yeterli bilginin toplanması, bunların bir araya getirilip bir bütün hâlinde birleştirilmesi.
Bu iş meşakkatlidir, çünkü açık, toplayıcı ve özenli bir çalışma ister. Böyle bir anlatım yalnızca kişinin kendi bildiklerine dayanmaz. Başka insanların, özellikle de kökenlerinin hayatına ve yurduna dair olayları az çok bilen, yazarla aynı ortamda yaşamış kişilerin yardımına ve desteğine başvurmak gerekir.
Şunu belirtmeliyim: Biz Pontus Rumlarının yaşadığı 1914–1918 Birinci Dünya Savaşı'nın o çalkantılı ve acılarla dolu dönemi, o korkunç savaşın telafisi imkânsız olayları ve ardından gelen göçmenlik yılları hayatımızı belirsiz ve güvensiz kıldı.
Gereken malzemeyi toplarken karşılaştığım bütün güçlüklere rağmen, Tanrı'nın kudretiyle bu işi hayırlı bir sona ulaştırmayı umarak yine de işe giriştim. Bu kitapta hayatımdan çeşitli olayları anlatıyorum. Geçmişe "zihnî" bir yolculukla geriye bir bakış atıyor, çocukluk ve okul yıllarımı, atalarımızın o topraklarında geçirdiğim yılları gözden geçiriyorum…
Doğup büyüdüğüm yer… Kısacası Mesudiye kasabasının ve Pontus'ta Sivas vilayetine bağlı Melanthia (Melet) Kazası'nın Metalleion (Maden) köyünün hayatıyla bağlantılı her şey… Melanthia (Melet) yöresinin çeşitli yerlerinden ve köylerinden de söz ediyorum…
Çeşitli anekdotlar, kasabanın tipleri, ticarette ve zanaatlarda öne çıkmış soydaşlar, kasabanın iki kilisesi, Cemaat Okulu, öğretmenler, bayram kutlamaları, Kálanda (Yılbaşı ilahileri), Theofánia (Vaftiz Yortusu), Paskalya, okulda okuduğumuz vatan şarkıları, Metohi, İstanbul gazeteleri, Kazino, demirciler, düğün âdetleri, lakaplar, o zamanki Mesudiyeli Rum aileleri, çeşitli gençlik grupları, o devrin genç kızları, çeşitli türküler, Selemen pazarı, seller, "deste parası" (orakçı bahşişi), petel (sundurma/gölgelik, "Rumcacılık taslayanlar", Birinci Dünya Savaşı, eşraf arasındaki rekabetler, 1914 güneş tutulması, çeşmeler/kuyular, kasabanın tuhaf tipleri, fırın, fundára (somun ekmekler), furúnda, Paskalya oyunları, yumurta tokuşturma, Emboniésta (oruca giriş sofrası), Kukarás (perhiz soğanı), Thodórisman (Aziz Theodoros günü âdeti), armut çalma, sevilen bazı oğlanlar ve kızlar, kız kaçırmalar, iki eşkıya (Bilal ile Mesdi), Koloneia Metropoliti Amvrosios, Yor Ağa Malezas, Hükümet, İsmail ve Sami Beyler, Sami'nin yiğitçe davranışı, Ermenilerin imhası, Mesudiye Okulu'nun yapılışının hikâyesi, okulun sınıfları, şiirler vb., okul müdürleri, öğretmenler vb., disiplin görevlisi, Paşapınarı yolu, geziler, çayırdaki su değirmeni, çeşitli okul oyunları, guzaha, okul şarkıları vb.
Görüleceği gibi bu eserin yazımı, bir yazarın konuları uygun biçimde sıraladığı düzenden yoksun olabilir…
Eserimi değerli görüşünü ve eleştirisini almak için Atina Üniversitesi'nin saygıdeğer bir tarihçi profesörüne sundum. Kendisi eseri bütün ayrıntısıyla inceledikten sonra, bu çalışmada görülen bir tür "düzensizliğin" bir kusur ya da uygunsuzluk olmadığını teyit etti; ben de aynı kanıdayım.
Kendisinin dediği gibi bu, insanın bir Rum topluluğunun, bir kasabanın geçmişine "dağınık" bir bakış atması gibidir. Aynı zamanda kaybolmuş ama unutulmaz vatanımızın hayatını da minyatür olarak resmeder.
Kilkis, 25 Mart 1977 Aristidis Th. Sideris
(devamı var.)
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Hava
Yayın: 04 Kasım 2026 07:38 · Kaynak: orduolay.com