DERDEST BOŞANMA DAVASINDA SULH PROTOKOLÜ VE UYGULAMASI
Boşanma davalarının önemli bir kısmı çekişmeli olarak başlamaktadır. Taraflar birbirlerine kusur isnat etmekte; velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı gibi konularda farklı taleplerde bulunmakta ve bu nedenle yargılama süreci uzayabilmektedir. Ancak bir boşanma davasının çekişmeli olarak başlamış olması, davanın mutlaka aynı şekilde sona ereceği anlamına gelmez. Taraflar, dava devam ederken aralarındaki uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmı hakkında anlaşabilir. Nafaka, velayet, maddi ve manevi tazminat, mal rejiminin tasfiyesi, taşınmazların devri, ziynet eşyaları ve diğer mali konular üzerinde uzlaşarak bir sulh protokolü hazırlayabilirler. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus şudur: Derdest çekişmeli boşanma davasında yapılan sulh ile Türk Medeni Kanunu m. 166/3 anlamındaki anlaşmalı boşanma aynı hukuki kurum değildir. Taraflar boşanmanın sonuçları hakkında anlaşmış olsalar bile boşanma davası, şartları oluşmadığı takdirde çekişmeli boşanma davası olarak sonuçlandırılabilir. Bu ayrım özellikle tanıkların dinlenmesi, kusurun değerlendirilmesi ve mahkemenin boşanma sebebini araştırması açısından önemlidir. 1. DERDEST BOŞANMA DAVASINDA SULH MÜMKÜN MÜDÜR? Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 313. maddesine göre sulh, görülmekte olan bir davada tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yaptıkları sözleşmedir. Aynı maddede dava konusunun dışında kalan hususların da sulhun kapsamına alınabileceği ve sulhun şarta bağlı olarak yapılabileceği açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenleme boşanma davaları bakımından önemlidir. Örneğin, devam eden boşanma davasında yalnızca maddi ve manevi tazminat talepleri uyuşmazlık konusu olsa dahi taraflar bunun yanında mal rejiminin tasfiyesi, bir taşınmazın devri veya tarafların birbirlerinden başka bir alacak talep etmeyecekleri gibi konuları da sulh protokolünde düzenleyebilirler.
Kategori: Siyaset
Yayın: 10 Eylül 2026 10:58 · Kaynak: hukukihaber.net