KTO Başkanı Ömer Gülsoy'dan dikkat çeken açıklamalar:'9 yaşımda Kazancılar'a bırakıldım
- Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, çocuk yaşta başladığı ticaret hayatından edindiği tecrübeleri, Kayseri'nin köklü çarşı kültürünü ve gençlere yönelik tavsiyelerini anlattı
Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, çocuk yaşta başladığı ticaret hayatından edindiği tecrübeleri, Kayseri'nin köklü çarşı kültürünü ve gençlere yönelik tavsiyelerini anlattı.'Müşteri gelsin, alsın veya almasın, ayağının tozu kalsa berekettir' diyen Gülsoy, ticarette müşteri memnuniyetinin ve işini severek yapmanın önemine dikkat çekti. Ticaret hayatına çocuk yaşta başladığını anlatan Gülsoy, Kayseri'nin köklü çarşı kültürünü, ailesinden öğrendiği değerleri ve gençlere yönelik tavsiyelerini paylaştı.
Güne Sabah Ezanıyla Başlıyor Gülsoy, günlük yaşamından bahsederek küçük yaşlardan itibaren sabah erken kalkma alışkanlığı kazandığını belirtti. Sabahın bereketine inandıklarını söyleyen Gülsoy,'Biz hep şöyle yetiştik. Büyüklerimiz bizi sabah erken kalkmaya alıştırdı. Onun için sabah ezanıyla kalkarız' dedi.
Sabah erken saatlerde doğayı gözlemlemenin ve güne şükrederek başlamanın kendisi için önemli olduğunu dile getiren Gülsoy, Kayseri'de güne Erciyes Dağı'na bakarak başladığını anlattı. Gülsoy,'Özellikle Kayseri'de yaşıyorsanız deniz manzarası değil, dağ manzarası görürsünüz.
Önce bir Kayseri'de dağa bakarsınız. Bugün hava nasıl olacak, dağın üstü puslu mu, üzerinde kar var mı, yağmur mu yağacak diye bakarsınız. O dünyanın en karizmatik, en yakışıklı dağına bakıp rabbime şükredersiniz.'Rabb'im, bugün de gözümüzü açtık, günümüz hayırlı geçsin' diye dua edersiniz. Sonra işinize bakarsınız' ifadelerini kullandı.
Çocukluk yıllarında sabah saat 07.00'de dükkan açtıklarını anlatan Gülsoy, bugün çarşıdaki çalışma düzeninin değiştiğine dikkat çekti. Gülsoy,'Biz sabah 07.00'de dükkan açardık. O zamanlar saat 07.00'yi geçtiği zaman çarşıda, özellikle Kazancılar'da, ' Hayırdır kardeşim, bu saatte kalınır mı?
Vali bile makamına geldi' derlerdi. Dükkan açmak bir kültürdü. İnancımız gereği sabah rızkına inanırdık ' diye konuştu. Ailesinin kendisine kazandırdığı alışkanlıkların hayatında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Gülsoy,'Babamın, annemin duasını almadan dışarıya çıkmazdım.
Ben yıllarca annemle babamla beraber, onlar rahmetli olana kadar yanlarında oturdum. Hiç ayrılmadım. Büyüklerimizin duasını almak bizim için bir kazanç demekti' dedi.
'Kazancılar Üniversitesi Bir Okuldu' Kayseri Ticaret Odası Başkanlığı görevini iki dönemdir sürdürdüğünü ve yaklaşık 40 yıldır ticaretin içinde bulunduğunu belirten Gülsoy, gününün önemli bölümünü esnaf ziyaretleri, iş hayatı ve oda faaliyetleri arasında geçirdiğini anlattı. Sabahları önce çarşıya gittiğini, ardından diğer işleriyle ilgilendiğini ve programı doğrultusunda Ticaret Odası'na geçtiğini kaydeden Gülsoy,'Burada üyelerimize daha nasıl hizmet edebiliriz, şehrin ekonomisine, ticaretine nasıl katkı verebiliriz diye çalışıyoruz.
Çoğu günümüz burada geçiyor. İşlerimize tam olarak vakit ayıramadığımız oluyor ama şehrimize ve üyelerimize nasıl katkı sağlayabiliriz diye can siperane çalışmaya devam ediyoruz' i fadelerini kullandı.
Gazetecilerin, Kayseri'nin tarihi ticaret merkezlerinden Kazancılar Çarşısı'nın neden'Kazancılar Üniversitesi' olarak anıldığını ve çocukluk yıllarındaki ticaret deneyimlerini sorması üzerine Gülsoy, çarşının Ahilik kültürünün yaşatıldığı önemli bir merkez olduğunu söyledi. Gülsoy,'Bizim'Kazancılar Üniversitesi' derken ifade etmek istediğimiz şu: Ahilik kültürünü en iyi yaşayan ve yaşatan çarşılardan biri burası' diyerek, Cami Kebir havzası olarak nitelendirdiği bölgenin Kayseri ticaretinin merkezinde yer aldığını belirtti.
'Düvenönü'nden meydana, oradan Yoğunburç'a, Yoğunburç'tan Kiçikapı'ya uzanan çerçeveyi çizdiğiniz zaman aslında Kayseri ticaretinin merkezini görürsünüz. Finansın, ticaretin kalbinin attığı yer burasıdır. Şehir büyüyor, ister istemez büyük şehirlerde olduğu gibi ticaret de değişiyor.
Ama ticaretin kalbi hala Cami Kebir havzasında atıyor. Buranın kültürü, çarşı kültürü, Ahilik kültürünü tam anlamıyla yaşayan ve yaşatan bir kültürdür' diye konuştu.
Çocukluk döneminde çarşıdaki esnafın yalnızca ticareti değil, saygıyı, disiplini ve dayanışmayı da öğrettiğini anlatan Gülsoy, büyüklerin gerektiğinde tanımadıkları çocuklara bile nasihat verdiğini belirtti. Geçmişte esnaf kültürünün çocukların yetişmesinde önemli rol oynadığını ifade eden Gülsoy, kuşaklar arasında çalışma alışkanlıkları bakımından değişim yaşandığını kaydetti.
'Müşterinin Ayağının Tozu Bile Berekettir' Ticarette müşteri memnuniyetinin önemine değinen Gülsoy, dedesinden öğrendiği bir sözün kendisine yıllardır rehberlik ettiğini belirtti. Gülsoy, dedesinin kendisine,'Oğlum, müşteri gelsin, alsın veya almasın, ayağının tozu kalsa bereket' dediğini aktararak, bu anlayışın ticaretin temel ilkelerinden biri olduğunu vurguladı.
Müşterinin iş yerinden olumlu izlenimlerle ayrılmasının önemine dikkat çeken Gülsoy,'Yeter ki müşteri dükkandan iyi intibalarla ayrılsın. Bugün almazsa yarın alır. Kendisi almazsa bir arkadaşını getirir, bir akrabasını getirir, emmisini, dayısını, babasını getirir.
Yeter ki müşteri iyi intibalarla ayrılsın. Bir de kapıdan içeriye kim girerse girsin ayağa kalkın' ifadelerini kullandı. Bu anlayışın yalnızca esnaf için değil, şehir ekonomisinin tamamı için geçerli olduğunu dile getiren Gülsoy, ziyaretçi sayısının artmasının ticari hareketliliğe katkı sağladığını belirtti.
'Bir işletmenin, bir şehrin, bir ticarethanenin ziyaretçi sayısı ne kadar çok olursa karlılık oranı da o kadar yükselir' diyen Gülsoy, Kayseri'nin turizm potansiyelinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gülsoy,'Şehrimize gelen insanlar, kim gelirse gelsin, yurt içinden veya yurt dışından gelen her insan bir berekettir.
Bir şey bırakır. Hiçbir şey yapmasa bile bir su alır, bir simit alır, taksiye biner, otelde kalır, restoranda yemek yer. Bunun her sektöre faydası var. Ayakkabı boyacısından en büyük holdingine kadar herkes bundan faydalanır' diye konuştu.
Kayseri'nin Turizm Potansiyeline Dikkat Çekti Kayseri'nin sanayisinin yanı sıra turizm alanında da gelişmesi gerektiğini belirten Gülsoy, Erciyes'in kış sporları ve yaz dönemindeki faaliyetlerle şehrin ziyaretçi sayısının artmasına katkı sağladığını ifade etti. Erciyes'teki kayak ve kış sporları faaliyetlerinin yanı sıra yaz aylarında kamp alanları ve spor tesislerinin de değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Gülsoy,'Bacasının sanayi olduğu Kayseri'de turizme de katkı vermemiz lazım.
Erciyes'te kış sporlarıyla, spor tesisleriyle, yazın kamp faaliyetleriyle şehrin ziyaretçi sayısı artıyor. Kış sporlarından Kayseri'ye iyi bir gelir geliyor. Şehrimize gelen her ziyaretçinin A'dan Z'ye bütün sektörlere faydası var. Bu yüzden ziyaretçi sayısının daha da artması gerekiyor' ifadelerini kullandı.
'9 Yaşımda Kazancıların Ortasına Bırakıldım' Programda gençlere yönelik tavsiyelerini de paylaşan Gülsoy, ticaret hayatına henüz 9 yaşındayken başladığını anlattı. Babasının kendisini dedesinin yanına, Kazancılar Çarşısı'na götürdüğünü belirten Gülsoy, ilk günlerde kendisini bekleyen çalışma düzenini bilmediğini söyledi.
'Ben 9 yaşımda babam tarafından Kazancıların ortasına, dedemin yanına bırakıldım. Çocukluğumuzda doğru dürüst oyun bile oynamadık. Elimize süpürgeyi verdiler. O zaman elektrikli süpürge yoktu, çalı süpürgeleri vardı' diyen Gülsoy, çocuk yaşta öğrendiği iş disiplininin hayatını şekillendirdiğini ifade etti.
O dönemde çarşıdaki dükkanların önlerinin toprak olduğunu ve temizliğin büyük dikkat gerektirdiğini anlatan Gülsoy, süpürme işinin bile özen istediğini belirtti. Gülsoy,'Süpürgeyi hafif ıslatacaksınız, çamur da etmeyeceksiniz.
Fazla sularsanız çamur olur, az sularsanız toz kalkar. Müthiş bir denklem' diye konuştu. Çocukken kendilerine ikramlarda bulunan esnafın yanında çalışmaya başladıklarını ilk başta anlayamadıklarını dile getiren Gülsoy, yaşadığı anıyı şu sözlerle anlattı: ' Bizi seven, bize kebap ısmarlayan,'Oo' diyen, dizine oturtan insanlar vardı.
Biz oraya kebap yemeye gidiyoruz zannettik. İlk gün süpürgeyi elimize verdiler. O gün çalışmaya gelmişiz. Dede gitti, dayı gitti, emmi gitti. Bir baktık, karşımıza bambaşka insanlar çıktı. Meğer oraya işçi olarak girmişiz.'
Çocukluk yıllarında kendisine verilen görevleri yaparken edindiği tecrübelerin çalışma hayatına bakışını değiştirdiğini belirten Gülsoy, dedesinin kendisine yaptığı uyarıyı da paylaştı. Gülsoy,'Süpürürken bir cümle söylendi ve hayatımız boyunca bize rehber oldu.'Oklava mı yuttun?
Toz kaldırıyorsun.' ardından,'Zoruna gidiyorsa süpürme, yapma, ben yaparım' denildi' ifadelerini kullandı. Bu sözlerin kendisine bir işi severek yapmanın önemini öğrettiğini kaydeden Gülsoy,'Aslında anlatılmak istenen, bir işi severek, özümseyerek, aşkla yapmaktı. O hafif kızma, bizim çalışma hayatımızda rehber oldu. Biz işimizi severek yaptık' dedi.
'Yaptıkları İşi Severek Yapsınlar' Gençlere tavsiyelerde bulunan Gülsoy, başarılı olmanın yollarından birinin yapılan işi benimsemek olduğunu söyledi. Gülsoy,'Ne iş yapıyorlarsa yapsınlar, severek yapsınlar. Hiçbir şeyi zorlarına giderek yapmasınlar.
Sevdikleri işi yapsınlar. Ama illa sevdiğim iş diye beklemek yerine, buldukları veya yaptıkları işin içerisinde sevgiyi bulurlarsa hem başarılı olurlar hem keyif alırlar hem de huzurlu olurlar' ifadelerini kullandı. Bir işi isteksiz yapmanın hem çalışma kalitesini hem de kişinin kendisini olumsuz etkileyebileceğini belirten Gülsoy, iş hayatında çalışanlara da bu yönde tavsiyelerde bulunduğunu anlattı.
Girişimciliğin önemine de değinen Gülsoy, geçmişte çocuklara sıklıkla'İcat çıkarma, otur oturduğun yerde' denildiğini, günümüzde ise gençlerin farklı fırsatlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Çocukluk döneminde mahalle aralarında ve toprak sahalarda oyun oynadıklarını, günümüzde ise çocukların dijital dünyada farklı oyunlarla büyüdüğünü belirten Gülsoy, gençlerin teknolojiyi kullanırken el becerilerini geliştirecek faaliyetlere de yönelmelerini önerdi.
Gülsoy, gençlerin yalnızca eğitim hayatlarına odaklanmakla kalmayıp üretmeye ve girişimci olmaya da önem vermeleri gerektiğini dile getirdi.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Ekonomi · Bölge: Kayseri
Yayın: 28 Ekim 2026 19:31 · Kaynak: kayserigundem.com.tr, kayserianadoluhaber.com.tr, Kayseri Gündem