İstanbul Barosu’ndan ‘Ailem Güvende’ operasyonları raporu: 107 kişinin gözaltı sürecinde hak ihlalleri tespit edildi
İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi, Kadın Hakları Merkezi ve Avukat Hakları Merkezi, “Ailem Güvende” adıyla LGBTİ+’lara yönelik yürütülen operasyonlar ve bu operasyonları protesto etmek amacıyla 15 Eylül’de Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde yapılmak istenen basın açıklamasına yapılan müdahaleye ilişkin rapor hazırladı.
İstanbul Barosu tarafından hazırlanan rapor, düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı. Açıklamayı İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi’nden Diren Cevahir Şen okudu.
Raporda, 12 Eylül 2026’dan itibaren “Ailem Güvende” adıyla yürütülen operasyonlar kapsamında kurumlara, aktivistlere ve gazetecilere yönelik müdahalelerin erişim engelleri, arama ve el koyma işlemleri ile ceza soruşturmaları, gözaltı ve tutuklamalar olmak üzere birbirini tamamlayan üç alanda gerçekleştiği belirtildi.
İstanbul Barosu’nun raporunda, 12 Eylül’ü 13 Eylül’e bağlayan gece dernekler, evler ve çeşitli mekanlara eş zamanlı operasyonlar düzenlendiği aktarıldı.
Operasyonlar kapsamında derneklerin ve kişilerin dijital cihazlarına el konulduğu, bazı dernek ofisleri ile kişilerin yaşadığı evlerde arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildiği belirtildi. Soruşturmalarda “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “uyuşturucu”, “müstehcenlik”, “fuhuş” ve “Dernekler Kanunu’na muhalefet” gibi suçlamaların yöneltildiği kaydedildi.
Adalet Bakanı Gürlek’in de bazı derneklerin yurt dışından aldığı fonların Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından incelendiğini açıkladığı belirtildi.
Rapora göre İstanbul’da altı sivil toplum kuruluşuna yönelik işlemler yürütülürken, bu kuruluşların yöneticileri ve üyeleri gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı “çocukların üstün yararı”, “ailenin korunması” ve “toplumun ortak ahlaki değerleri” gerekçeleriyle ilişkilendirdi.
Çok sayıda sosyal medya hesabına erişim engeli
İstanbul Barosu raporunda operasyonların dijital boyutuna ilişkin de ayrıntılara yer verildi.
12 Eylül 2026’dan itibaren alınan erişim engeli kararlarıyla LGBTİ+ örgütleri, dernekleri, aktivistleri ve hak savunucularına ait çok sayıda internet sitesi ve sosyal medya hesabının erişime engellendiği belirtildi.
Rapora göre 11 LGBTİ+ derneğinin internet sitesinin yanı sıra 32 X hesabı ve 419 sosyal medya hesabı erişime engellendi. Ayrıca 107 hesap için daha erişim engeli talep edildi.
Erişim engeli getirilen hesaplar arasında üniversitelerdeki LGBTİ+ toplulukları, hak örgütleri, medya kuruluşları, gazeteciler ve Ankara Barosu LGBTİ+ Hakları Merkezi gibi kurumların hesaplarının da bulunduğu aktarıldı.
İstanbul Barosu, erişim engellerinin kapsamının LGBTİ+ hareketinin örgütlenme, iletişim ve ifade alanlarına yönelik geniş kapsamlı bir müdahaleye dönüştüğünü belirtti.
Avukatların soruşturma dosyalarına erişimi engellendi
Raporda, operasyonlar kapsamında başlatılan soruşturma dosyalarında gizlilik kararı alındığı ve avukatların dosyalara erişiminin engellendiği belirtildi.
İstanbul Barosu, gizlilik kararına rağmen soruşturma gizliliğinin göz ardı edilerek dosya içeriklerinin basınla paylaşılması nedeniyle kişilerin lekelenmeme hakkının da ihlal edildiğini kaydetti.
Raporda ayrıca soyut ve belirsiz gerekçelerle derneklerin ve hak savunucularının kriminalize edilmeye çalışıldığı değerlendirmesine yer verildi. Tutuklama tedbirinin istisnai niteliğinin göz ardı edildiği ve kanunda öngörülen koşullar oluşmadan tutuklama ve adli kontrol tedbirlerine başvurulduğu belirtildi.
16 Eylül sabahı 106 kişinin ifadelerinin tamamlanmış olmasına rağmen gözaltı süresinin 24 saat daha uzatıldığı aktarıldı.
Avukatların emniyete girişi saatlerce engellendi
Raporda, gözaltı sürecinde avukatların müvekkilleriyle görüşmesine ilişkin de çeşitli sorunlar yaşandığı belirtildi.
00.24’ten sonra ise avukatların emniyet binasına teker teker alınarak girişlerinin zorlaştırıldığı, bir avukatın soğukta dışarıda bekletildiği ve avukatlara yönelik de kötü muamele yaşandığının gözlemlendiği aktarıldı.
Gözaltı takibinin yapıldığı üç emniyet biriminde dışarıdan yemek teslim edilmesinin engellendiği, yemek temininin yavaşlatıldığı ve kolluk tarafından kumanya verileceğinin bildirildiği belirtildi. Raporda vegan ve vejetaryen yurttaşların beslenme alternatiflerinin de karşılanmadığı ifade edildi.
Raporda ters kelepçe ve darp tespitleri yer aldı
İstanbul Barosu, gözlemci, müdafii ve tanıkların aktarımlarına dayanarak tespit edilen hak ihlallerini de raporladı.
Raporda, gözaltına alınan yurttaşlara dağılmaları için ulusal ve uluslararası mevzuata uygun şekilde anons yapılmadığı ve dağılmaları için güvenlik koridoru oluşturulmadığı belirtildi.
İfadeler öncesinde yapılan görüşmelerde bazı yurttaşların kolluk tarafından çembere alındıklarını, çember içerisinde darp edildiklerini, boğazlarının sıkıldığını ve ters kelepçe uygulandığını aktardıkları kaydedildi.
Basın açıklaması alanından otobüse bindirilen bir yurttaşın, otobüs içerisinde bir polis amiri tarafından tokatlandığını, başının cama vurulduğunu, darp ve hakarete maruz kaldığını aktardığı belirtildi.
Bir başka yurttaşın kolunun polis tarafından ısırıldığı, başka bir yurttaşın ise kol kemiğinin omuz yuvasından çıkmasına neden olacak ölçüde polis şiddetine maruz kaldığı ve buna rağmen hastaneye götürülmediği yönündeki beyanlara da raporda yer verildi.
Gözaltında ilaç ve hijyen ihtiyaçları da karşılanmadı
Raporda, etkili hukuki yardım ve savunma hakkı engellenen yurttaşlara avukatlar emniyete giriş yapana kadar su ve yemek verilmediğinin bildirildiği aktarıldı.
Gözaltına alınan yurttaşlarla yapılan görüşmelerde tamamının ters kelepçeye maruz kaldığı belirtildi.
Küçükçekmece Polis Merkezi’nde görüşme yapılan üç kişinin, otobüse bindirildikleri 12.30’dan 19.00’a kadar ters kelepçeli tutulduklarını aktardıkları kaydedildi.
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şubesi’nde bulunan eylemcilerin de gözaltı giriş muayenesi sırasında kötü muamele gördüklerine ilişkin beyanlarının ilgili hekim tarafından adli muayene formuna işlenmediği belirtildi. Ters kelepçe uygulamasının emniyette de sürdüğü, yalnızca tuvalete çıkış sırasında uygulamaya ara verildiği aktarıldı.
Raporda ayrıca reçeteli ilaç kullanan bazı yurttaşların ilaçlarının kolluğa bildirilmesine rağmen kendilerine teslim edilmediği, kadın yurttaşların hijyenik ped taleplerinin de karşılanmadığı ifade edildi.
İstanbul Barosu: Yasal süreç başlatılacak
Avukat Hakları Merkezi Başkanı Mustafa Rüzgar, raporun son iki hafta içerisinde yurttaşlar ve avukatların yaşadığı sorunların yanı sıra meslektaşlar ve müvekkillerden alınan bilgiler doğrultusunda hazırlandığını söyledi.
Rüzgar, benzer sorunların yalnızca son iki haftayla sınırlı olmadığını, son iki yılda özellikle belediyelere yönelik operasyonlarda emniyetin tutumuyla ilgili benzer sorunların daha görünür hale geldiğini ifade etti.
Emniyet binalarına girişte saatlerce bekletildiklerini, muhatap bulmakta ve mesleki görevlerini yerine getirmekte güçlük yaşadıklarını belirten Rüzgar, yapılan suç duyuruları ve bürokratik başvuruların da karşılık bulmadığını söyledi.
Rüzgar, raporda yer alan gözaltı ve tutulma süreçlerine ilişkin tespitlerde kötü muamele ve işkence izlerinin bulunduğunu belirterek, bunlarla ilgili yasal süreçlerin başlatılacağını açıkladı.
“Ailelerin temel sorunları konut ve ekonomik sorunlar”
“Ailem Güvende” operasyonlarının adlandırılmasına da değinen Rüzgar, operasyonların insanların düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, yaşam biçimleri ve varoluşlarına yönelik müdahaleler içerdiğini söyledi.
Rüzgar, ailelerin Türkiye’de karşı karşıya olduğu sorunların güvenli konuta erişim, beslenme, gıdaya erişim ve ekonomik koşullar olduğunu ifade etti.
İnsanların düşüncelerine, yaşam biçimlerine ve varoluşlarına yönelik müdahaleleri kabul etmediklerini belirten Rüzgar, İstanbul Barosu ve Avukat Hakları Merkezi olarak bu uygulamalara karşı hukuki süreçleri sürdüreceklerini söyledi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 21 Eylül 2026 16:39 · Kaynak: ilketv.com.tr