Habermetrik
← Ana Sayfa
03 Kasım 2026 07:31
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Esra Işık’tan Akbelen için seferberlik çağrısı: Kendi yaşamını savunur gibi bir savunma gerek!

Esra Işık’tan Akbelen için seferberlik çağrısı: Kendi yaşamını savunur gibi bir savunma gerek!
Görsel kaynağı: gazeteyenigun.com.tr
⏱️ 7 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • NURCAN ETİK/YENİGÜN Milas’ta YK Enerji’nin ihtiyaçlarının karşılanması için 679 parselin acele kamulaştırılması hakkında Danıştay 6
  • Dairesi, hukuka aykırı ve giderilmesi çok zor zararlar doğuracağını belirterek acele kamulaştırma kararının yürütülmesini durdurmuştu
Hukuki not: Bu içerik adli süreçlere ilişkindir; suçluluğu kanıtlanana kadar kişiler masumdur (masumiyet karinesi).

Milas’ta Danıştay’ın acele kamulaştırma kararlarını hukuka uygun bulmasının ardından, köylüler evlerinden ve topraklarından çıkarılmakla karşı karşıya. Ülkede maden ve enerji şirketlerinin göz diktiği her toprak için Akbelen’in bir “mevzi” olduğunu vurgulayan İkizköylü Esra Işık, Akbelen için seferberlik çağrısında bulundu.

NURCAN ETİK/YENİGÜN Milas’ta YK Enerji’nin ihtiyaçlarının karşılanması için 679 parselin acele kamulaştırılması hakkında Danıştay 6. Dairesi, hukuka aykırı ve giderilmesi çok zor zararlar doğuracağını belirterek acele kamulaştırma kararının yürütülmesini durdurmuştu.

Ancak aynı Daire, 16 Eylül'de duruşması görülen davada kararından döndü iptal istemini esastan reddederek acele kamulaştırma işlemini hukuka uygun buldu. Karara itiraz eden köylüler ve avukatları temyiz başvurusunda bulundu ve bölgede bitmeyen hukuki süreçlere bir yenisi daha.

İkizköylü Esra Işık ile bugün Akbelen’de ne yaşandığını, köylülerin ne hissettiklerini, mücadele kararlılıklarını ve Akbelen mücadelesinin ülkenin dört bir yanında maden ve enerji şirketlerine açılan topraklarla ilişkisini konuştuk. Yürütmeyi durdurma kararı verilmezse Akbelen’de her an zorla evden çıkarılmaların yaşanabileceğini belirten Işık, tüm Türkiye’ye Akbelen için seferberlik çağrısında bulundu.

Kentlerde ve farklı yerlerde Akbelen’in daha çok gündeme gelmesine, insanların birbirine yaşananları daha çok anlatmasına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Işık, “Ne yapmamız lazım? Sadece oturduğumuz yerden yakınmak ya da üzülmek değil, Akbelen’in gerçekliği neyse en azından kendi çevremize bunu anlatmaktan başlamak lazım.

Yani Akbelen’de ne oluyor, bugün son durum ne? Herkesin bu yakıcılığı hissediyor olması lazım” dedi. Akbelen’in köylü ve toprak mücadelesinde önemli bir “mevzi” olduğunu ifade eden Işık, “Yapılmak istenen 8 yıldır süren, dünyaya mal olmuş bir mücadelenin kayıpla sonuçlanmasıyla mücadele veren başka yerlerin düşmesini sağlamak.

‘Akbelen bile kaybetti’ dedirtmek istiyorlar. Ancak mücadele eden köylüler birbirlerinden öğreniyor ve bir mücadele birikimleri var” diye vurguladı. Işık, Akbelen’de köylülerin umutsuz olmadığını ve mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmediklerini belirtirken, Akbelen dışındaki insanların da umutsuzluğa kapılma lüksü olmadığının altını çizdi.

Akbelen’de köylülerin hukuki ve fiili kazanım ve kayıplarına rağmen mücadelenin kesintisiz bir şekilde devam ettiğini vurgulayan Işık, Akbelen dışında da mücadelenin aynı kararlılıkla devam etmesinin önemini vurguluyor. Işık, Danıştay kararından sonra köylülerin her güne “bugün evimizden çıkarılacak mıyız” endişesiyle uyandığını belirtirken, “İş en uç noktaya gelmeden, yani Akbelen Ormanı kesiminde olduğu gibi jandarmayla karşı karşıya gelmeden bugünden gerçek ve samimi bir dayanışma örülmek zorunda” diyor.

Ülkenin tek gündeminin Akbelen olmadığının farkında olduklarını, çok sayıda yakıcı sorunun bulunduğunu ve pek çok yerde köylü mücadelelerinin ve başka mücadelelerin devam ettiğini vurgulayan Işık, “Ancak bu gündemlerin çokluğunda Akbelen kaybolursa çok önemli bir mevziyi kaybetmiş olacağız” ifadelerini kullanıyor. Ahlatcı Holding’in altın madeni aramak için ruhsat aldığı ve köylülerin buna karşı mücadeleye başladığı Küçük Menderes’i hatırlatan Işık, “Hem Küçük Menderes’te hem de diğer pek çok yerde uygulananlar da buradan güç alınarak oluyor.

Şirket ve holdingler Akbelen’i bir emsal haline getirerek çok hızlı, çok daha müdahaleci ve benzer yöntemlerle girecekler” uyarısında bulunuyor.

Milas’ta 679 parselin acele kamulaştırılması ile ilgili, “İlk acele kamulaştırma değil ancak bugüne kadarki en büyük ve en ciddi gasp faaliyetlerinden birisi” diyen Işık, “Bugün Akbelen’de bunun yapılması, yarın köylünün rızası olmadığında da başka yerlerde bunun rutin bir uygulamaya olanak açılması, buna olanak sağlamak için uğraşılıyor” diyerek mülkiyet hakkının ihlaline dikkat çekiyor. Akbelen için seferberlik çağrısında bulunan Işık, “Farklı mücadele alanlarıyla temastayız, yan yanayız, bu mücadeleyi ve dayanışmayı daha çok örüyoruz ama kentlerde ve farklı yerlerde bunun daha çok gündeme gelmesine, insanların birbirine bunu daha çok anlatmasına da ihtiyaç var” diyor.

YK Enerji’nin bölgenin “enerji ihtiyacını karşılamak” gibi söylemlerine dikkat çeken Işık, “Şirket bu tür manipülasyonlar yapıyor, bunu da başarılı bir şekilde yapıyor. O zaman ne yapmamız lazım? Sadece oturduğumuz yerden yakınmak ya da üzülmek değil, Akbelen’in gerçekliği neyse en azından kendi çevremize bunu anlatmaktan başlamak lazım.

Yani Akbelen’de ne oluyor, bugün son durum ne? Herkesin bu yakıcılığı hissediyor olması lazım” diye vurguluyor.

Temyiz sürecinin ne zaman sonuçlanacağının belirsiz olduğunu belirten Işık, “Bir senede de sonuçlanabilir, üç senede de. Yürütmeyi durdurma kararı verilmezse el koymalar gerçekleşebilir. Bu süreç işlerse, bize iki hafta içinde de bir ay içinde de ‘çıkın’ diyebilirler.

‘Hadi yarın çıkıyorsunuz’ da diyebilirler. Neyle karşılaşacağımızı bilmediğimiz bir süreç ama gerçekten bıçak kemiği çoktan geçti, öyle bir dönemdeyiz” diyor. Köylülerin endişelerinin altını çizen Işık, “Yürütmeyi durdurma kararı gelmezse bizi jandarma zoruyla bile çıkarabilecekleri bir süreç işletiliyor.

Zor yoluyla evlerimizden atılabileceğimiz, mezarlarımızın bize sormadan taşınabileceği, ağaçlarımızın talan edileceği bir süreç işliyor. Her an böyle bir şeyle karşılaşabiliriz. Bu yarın da yarından daha yakında da olabilir” ifadelerini kullanıyor.

“Burada olması gereken şey hani insanların gözünün kulağının burada olması, kendi etrafında yani buraya kalmadan bir dayanışma örmek için elimden ne geliyorsa onu yapması” diyen Işık, “Bu konuda kim neler yapıyorsa, farklı yerlerde bu anlamda inisiyatif alan, bunu bir yerlere taşıyan insanlar da var, buralarla temas kurarak onlara eklemlenerek Akbelen’in sesi olmasından başka bir yol görünmüyor” diyor.

“Herkes Akbelen’in çağrısına kulak versin” diyen Işık, “Köylüler Akbelen’e çağırıyorsa Akbelen’e, Milas’a çağırıyorsa Milas’a, Ankara’ya çağırıyorsa Ankara’ya. Hakkımızı aramak için her yerde olabiliriz. Bu süreçlerin önünü açan hangi kurum varsa hangi kurumun kapısındaysak orada yalnız bırakılmamayı ve sadece Akbelen’in ormanını, toprağını, zeytinini, köyünü değil bu memleketin toprağını, kendi yaşamını savunurmuşçasına savunmasını bekliyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Toprağını korumak isteyen insanların gözünün Akbelen’de olduğunu da belirten Işık, “İnsanlar Akbelen’de köylülerin başına ne geldiğini, devletin, şirketin hangi yöntemleri uyguladığını görerek aslında kendi mücadele yöntemlerini de belirliyorlar” diyor. Akbelen’in bu anlamda önemli bir “mevzi” olduğunu ifade eden Işık, “8 yıldır süren, dünyaya mal olmuş bir mücadelenin kayıpla sonuçlanmasının insanlarda yaratacağı umutsuzluk, yılgınlık gibi hislerle mücadele veren başka yerlerin düşmesini sağlamak esas yapılmak istenen.

‘Akbelen bile kaybetti’ dedirtmek istiyorlar” ifadelerini kullanıyor. Ancak mücadele eden köylülerin birbirlerinden öğrendiklerinin ve güç aldıklarının altını çizen Işık, “Akbelen bu anlamda en büyük güç veren yerlerden biri.

Akbelen’de ne uygulandıysa bugün diğer yerlerde de aynı yöntemler aynı şekilde uygulanıyor. İstenen şey, Akbelen’in bir sayfa olarak kapanması, insanlara güç, umut ve ilham veren, mücadele öğreten bu yerin raflara kaldırılması” diyor.

“Bugün halihazırda mücadele eden, talanın ve gaspların devam ettiği yerlerin dışında da yeni yerlere girileceğini biliyoruz” diyen Işık, Maden Yasasının ardından şirketlerin ellerini sıvazladıklarını ifade ediyor. Tüm bu sebeplerle Akbelen’in kazanmasının hayati önemde olduğunu vurgulayan Işık, “Biz de Akbelen mevzisini kazanıp başka mevzilere geçelim istiyoruz.

Bu emeği başka yerler için verelim istiyoruz” diyor. Işık son olarak Akbelen’de köylülerin umutsuz olmadığını ve mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmediklerini belirtirken, Akbelen dışındaki insanların da umutsuzluğa kapılma lüksü olmadığını vurguluyor.

“Sorun kişinin hayatında ne kadar yakıcı olursa, kaybedeceği şey ne kadar büyük olursa, umudu da o kadar büyük olmak zorunda kalıyor” diyen Işık, “Bizim direnmekten başka bir çaremiz yok. Yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgideyiz.

Başkalarının bizim kadar yakıcı hissetmemesinin sebeplerinden biri de bu olabilir. Belki daha çok organik ilişkiler kurulmalı, daha çok dönüp bakılmalı. Sorunun ne denli yıkıcı olduğunu da direncin ne denli yüksek olduğuna da daha yakından şahit olunmalı” çağrısında bulunuyor.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: gazeteyenigun.com.tr
Haber metni ve görseller gazeteyenigun.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Asayiş
Yayın: 03 Kasım 2026 07:31 · Kaynak: gazeteyenigun.com.tr
Kaynağı Oku ↗