Tanzim satışlar esnafa darbe mi, vatandaşa hizmet mi?
- Ülkenin ekonomik durumu herkesin malumu
- Son üç yıldır uygulanan yüksek faiz ağırlıklı ekonomi politikalarıyla birlikte kemerler iyice sıkıldı
Ülkenin ekonomik durumu herkesin malumu. Son üç yıldır uygulanan yüksek faiz ağırlıklı ekonomi politikalarıyla birlikte kemerler iyice sıkıldı. Piyasa daralmanın da ötesine geçti. Alım gücü her geçen gün biraz daha eriyen vatandaş için artık Allah yardımcısı olsun demekten başka söz bulmakta zorlanıyoruz.
Öyle bir noktaya gelindi ki ekonomideki darboğaz, ülkenin en önemli gündem maddesi hâline geldi. Makroekonomik göstergeler ne söylerse söylesin, sokaktaki vatandaşın yaşadığı yoksulluk bambaşka bir boyuta ulaştı. Paranın değerini yitirdiği, sabit gelirlinin eline geçen maaşın daha ayın ilk günlerinde eridiği bir ekonomik tablodan söz ediyoruz.
Emeklilerin durumunu anlatmaya ise artık gerek yok. 17 milyonu aşkın emeklinin, başka bir geliri bulunmadığı takdirde, aldığı maaşla bugünün yaşam koşullarında ayakta kalabilmesi neredeyse mucize. Dar gelirli aileler, asgari ücretliler ve sabit maaşla geçinmeye çalışan milyonlarca insan için hayat her geçen gün biraz daha zorlaşıyor.
İşte böylesine ağır ekonomik şartlarda Gaziantep’teki yerel yönetimlerin, aslında merkezi hükümetin sorumluluk alanında bulunan sosyal destek çalışmalarını da artırdığını görüyoruz. Emeklilere destek sağlanması, fatura yardımları, hiçbir geliri olmayan vatandaşlara maaş bağlanması, çocuklara gıda desteği ve harçlık verilmesi, üniversite öğrencilerine burs sağlanması gibi pek çok uygulama hayata geçiriliyor.
Doğrudan yapılan bu sosyal yardımların yanında bir de tanzim satış mağazaları aracılığıyla temel ihtiyaç ürünlerini vatandaşa daha uygun fiyatlarla ulaştırma politikası var.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, halk ekmek uygulamasıyla bu alanda önemli bir adım attı. Şahinbey Belediyesi daha sonra et satışına başladı. Şu anda bu hizmetin özel sektörden bir firmaya devredildiğini görüyoruz. Yakın zamanda Şehitkamil Belediyesi de önce baklava, ardından et satış mağazasıyla bu alana girdi.
Önümüzdeki günlerde Büyükşehir Belediyesi’nin et satış noktalarının da devreye girmesi bekleniyor.
Peki, bütün bu uygulamalar ne anlama geliyor? Belediyelerin tanzim satış mağazaları esnafa darbe mi vuruyor, yoksa ekonomik sıkıntılarla boğuşan vatandaşa önemli bir hizmet mi sunuyor?
Bence bu konuyu biraz daha derinlemesine değerlendirmek gerekiyor.
Gazeteci olmanın avantajıyla toplumun her kesiminden insanlarla görüşme, en üst kademedeki yöneticilerden en alttaki vatandaşlara kadar geniş bir çevrede doğrudan gözlem yapma imkânımız var. Dolayısıyla yapılan hizmetlerin sahadaki karşılığını, olumlu ya da olumsuz yönleriyle görebiliyoruz.
Gaziantep’teki tanzim satış mağazaları da toplumun farklı kesimlerinde farklı şekillerde değerlendiriliyor. Esnafla konuştuğumuzda ciddi eleştirilerle karşılaşıyoruz. Vatandaşla konuştuğumuzda ise neredeyse tam tersi bir tabloyla karşılaşıyoruz.
Aslında tanzim satış mağazaları, belediyeler açısından bıçak sırtı bir hizmet alanı.
Esnaf, haklı olarak belediyelerin kendisiyle rekabet etmesinden şikâyetçi. Zaten ekonomik daralma nedeniyle işleri azalmış durumda. Vatandaşın alım gücü düşmüş, maliyetler yükselmiş, vergi yükü ağırlaşmış. Bir de belediyelerin doğrudan satış yaparak piyasaya girmesi, esnafın rekabet koşullarını daha da zorlaştırıyor. Bu açıdan bakıldığında esnafın itirazlarını tamamen haksız bulmak mümkün değil.
Madalyonun diğer yüzünde ise vatandaş var.
Belediyeler sonuçta siyasi kurumlardır. Belediye başkanları da doğal olarak yaptıkları hizmetlerin vatandaş nezdinde karşılık bulmasını ister. Ancak bugün temel gıda ürünlerine erişimin bile ciddi bir ekonomik mesele hâline geldiği düşünüldüğünde, belediyelerin uygun fiyatlı satış politikaları yalnızca siyasi bir tercih olarak değerlendirilemez. Bu aynı zamanda önemli bir sosyal belediyecilik uygulamasıdır.
Vatandaşın bu mağazalara gösterdiği yoğun ilgi de yapılan işin toplumda ciddi bir karşılığı olduğunu ortaya koyuyor.
Büyükşehir Belediyesi, Haydi Ekmek noktalarıyla Türkiye’nin en uygun fiyatlı ekmek satışı yapan belediyeleri arasında 3. sırada yer alıyor. Şehitkamil Belediyesi ise baklava satışına başlayarak fiyatlar üzerinde önemli bir etki oluşturdu.
Şehitkamil baklava ile fiyatları ciddi oranda düşürdüğü gibi, 1. sınıf baklava fiyatlarının yerinde kalmasını sağladı. Üstelik baklavaya yaklaşık 10 aydır zam yapılmıyor.
Hafta sonunda otomobille İbrahimli bölgesinden geçerken gördüğüm manzara, aslında tartışmanın en somut cevabıydı. Tanzim satış mağazasının önündeki uzun kuyruğu görünce hemen fotoğrafını çekerek sosyal medya hesabımdan paylaştım.
İbrahimli gibi gelir düzeyi görece yüksek bir bölgede bile böyle bir yoğunluk yaşanıyorsa, vatandaşın uygun fiyatlı ete ne kadar ihtiyaç duyduğunu ayrıca anlatmaya gerek yok.
Aynı dönemde hizmete giren Merveşehir mağazasındaki yoğunluğu, önümüzdeki günlerde açılması beklenen Çıksorut, Karşıyaka ve Kayaönü noktalarına gösterilecek ilgiyi düşününce, bu uygulamanın Gaziantep’te geniş bir karşılık bulacağı açık.
Üstelik bu uygulamaların piyasaya etkisini de görmeye başladık. Tanzim satış hamlesinin ardından büyük marketlerde et fiyatlarının kısa sürede yüzde 20’ye yaklaşan oranlarda gerilemesi, rekabetin tüketici lehine nasıl sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.
Elbette fiyatlardaki değişimin tek nedenini bu uygulamalar olarak değerlendirmek doğru olmaz. Ancak piyasada alternatif oluşturmanın ve fiyat baskısı yaratmanın önemini de göz ardı edemeyiz.
Esnaf tarafından eleştirilse de vatandaştan güçlü destek gören bu tür projelerin artarak devam edeceği anlaşılıyor. Görüştüğümüz belediye yetkilileri de konuya tam olarak bu pencereden bakıyor. Onlar için önemli olan, vatandaşın memnuniyeti ve alışveriş sonrasında cebinde kalan para.
Bana göre de belediyeler açısından tanzim satış mağazaları, beklenti, hedef ve sonuç üçgeninde doğru bir tercih olarak öne çıkıyor. Ancak burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor: Sosyal belediyecilik adı altında yapılan hizmetler, yerel esnafı tamamen devre dışı bırakacak bir ticari rekabete dönüşmemeli.
Belediyelerin amacı piyasayı ele geçirmek değil, piyasadaki fiyat dengesizliğini gidermek ve vatandaşın temel ihtiyaçlara erişimini kolaylaştırmak olmalı.
Gelelim işin bir başka boyutuna…
Elbette esnafı da düşünmek, onların ayakta kalmasını sağlamak gerekiyor. Ancak bazı fiyatları görünce insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu fiyatlar gerçekten maliyetlerden mi kaynaklanıyor, yoksa fırsatçılığın da bunda payı var mı?
2 bin 200-2 bin 500 liraya süzme et satan, kıymanın kilosunu 1.500 liraya çıkaran kasapların vatandaşın yaşadığı ekonomik gerçekliği ne kadar dikkate aldığını sorgulamak gerekiyor.
İçinde 100 gram et bulunmayan bir beyranın 500 liraya satıldığı, 250 gram kuşbaşının 1.300 liradan müşteriye sunulduğu bir piyasada, vatandaşın neden daha ucuz alternatif aradığını kimse sorgulamamalı.
Kimse kusura bakmasın; esnafın da korunması gerektiğini savunurken, vatandaşa fahiş fiyatlarla ürün satılmasını görmezden gelemeyiz.
Sonuçta mesele, belediyelerin esnafla rekabet edip etmemesinden çok daha büyük. Mesele, vatandaşın temel gıdaya en uygun bütçeyle ulaşabilmesi, çocuğuna et yedirebilmesi…
Belediyeler bu hizmetleri verirken esnafı da sürecin bir parçası hâline getirecek modeller geliştirmeli. Üreticiyi, kasabı, fırıncıyı ve yerel işletmeleri dışlamadan, makul kârla satış yapılabilecek bir sistem kurulabilir. Böylece hem vatandaş uygun fiyata alışveriş yapar hem de esnaf ayakta kalabilir.
Ama bir gerçek var ki bunu kimse değiştiremez: Vatandaş artık pahalıya mahkûm olmak istemiyor.
Tanzim satış mağazalarının önündeki kuyruklar da bunun en açık göstergesi. O kuyruklarda yalnızca ucuz et almak isteyen insanlar yok; alım gücü her geçen gün biraz daha azalan, sofrasından eksilenleri tamamlamaya çalışan milyonların ekonomik gerçeği var.
Bugün belediyelerin önünde duran asıl sınav da bu: Hem vatandaşı korumak hem de yerel ticareti yaşatmak.
Ancak terazinin bir kefesinde esnafın ticari kaygıları, diğer kefesinde milyonlarca insanın mutfağı varsa, önceliğin kimden yana olması gerektiği de çok açık.
Çünkü vatandaşın sofrasına dokunan hizmet, siyasetin de ötesinde bir sosyal sorumluluktur.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi
Yayın: 01 Kasım 2026 17:56 · Kaynak: Gaziantep Pusula