Yapıcıoğlu: Tüyü bitmemiş yetimin hakkına el uzatan herkesten hesap sorulmalıdır
- Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partisinin Şanlıurfa İl Kongresi'nde milletin malına el uzatanların makam, mevki ve partilerine bakılmaksızın yargılanması gerektiğini vurguladı
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partisinin Şanlıurfa İl Kongresi'nde milletin malına el uzatanların makam, mevki ve partilerine bakılmaksızın yargılanması gerektiğini vurguladı.
Haberler'de takip edin ✰ işaretine basmayı unutmayın HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Şanlıurfa İl Başkanlığı tarafından “Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet” sloganıyla düzenlenen 5. Olağan İl Kongresi’ne katıldı.
Kongrede partililerle ve Şanlıurfa halkıyla buluşan Yapıcıoğlu, Gazze’deki insani dram başta olmak üzere “Terörsüz Türkiye” süreci, Kürt meselesi, mevcut ekonomi politikaları, faiz sorunu, yolsuzluklar ve fon krizleri, aile kurumu, gençlik, çiftçilerin sorunları ve sivil anayasa ihtiyacına dair kapsamlı mesajlar verdi.
“Bu çürümüş düzenin merkezinde siyonist şebeke var”
Mevcut uluslararası düzenin adalet yerine gücü merkezine aldığını ve yalnızca zulüm ürettiğini belirten Yapıcıoğlu, “Hem bölgemiz hem de bütün bir dünya oldukça sancılı bir dönemden geçiyor. Adaleti değil, gücü merkeze alan uluslararası sistem yalnızca zulüm ve çürümüşlük üretmiştir.
Bu çürümüş düzenin tam merkezinde ise küresel sistemin şımarık çocuğu siyonist şebeke vardır.” diye konuştu.
“Siyonist işgal rejimi Gazze’de katliamlarına devam ediyor”
Gazze’de tarihin en acımasız soykırımlarından birini gerçekleştiren siyonist terör rejiminin, başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerden aldığı destek ve İslam ülkelerinin tepkisizliğinden aldığı cesaretle işgal ve katliamlarına devam ettiğini belirten Yapıcıoğlu, şunları söyledi:
“Soykırım sadece bombalarla yapılmıyor. Açlık ve susuzluk da bir silah gibi kullanılıyor. Gazze yıkılmış durumda, önümüz kış, dün yağan şiddetli yağmur nedeniyle 70 bin çadır sular altında kaldı. On binlerce Gazzeli aile soğuk ve yağmur altında barınaksız halde.
Hatırlarsınız; birtakım devletlerin sözde garantörlüğünde güya bir ‘Gazze Barış Anlaşması’ imzalanmıştı. Bu anlaşmaya göre saldırılar duracak, günde 600 kamyon ihtiyaç maddesi kesintisiz biçimde Gazze’ye girecekti. Gazze’deki ağır hasta ve yaralılar tedavi için dışarıya çıkarılacak, yıkılan binalar yeniden inşa edilecekti.
Ancak siyonist işgal rejimi ne saldırılarını durdurdu ne de insani yardımların engelsiz erişimine izin verdi. Halen katliamlarına devam ediyor.”
Siyonist rejimle yapılan müzakerelerin yalnızca zaman kaybettirdiğini ve bu siyonist işgal rejiminin ancak güçten anlayacağını vurgulayan Yapıcıoğlu, “Biz o gün de söyledik, bugün de tekrarlıyoruz. Siyonist rejimle yapılan müzakereler, ona katliamlarına kaldığı yerden devam etmek için zaman kazandırmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Çünkü siyonizm sadece güçten anlar.” diye konuştu.
“Siyonizmin hedefinde İslam coğrafyasının tamamı var”
Siyonizmin hedefinde mezhep ayrımı olmaksızın tüm İslam coğrafyasının ve bütün insanlığın huzurunun yer aldığını belirten Yapıcıoğlu, “Siyonizm, bölge barışının önündeki en büyük engel ve dünya barışına yönelmiş en büyük tehdittir. Siyonizm bütün insani değerlere saldıran bir insanlık düşmanıdır.
Dolayısıyla bu insanlık düşmanlarını etkisiz hale getirmek için bütün insanlık elbirliğiyle hareket etmelidir.” şeklinde konuştu.
“En önemli sorunumuz birlik olamayışımız”
İslam dünyasındaki dağınıklığın ve tepkisizliğin siyonist rejime cesaret verdiğini ifade eden Yapıcıoğlu, “Tüm bu işgal ve saldırganlıkların altında yatan en önemli neden İslam ülkelerinin ve Müslümanların birlik içinde olmamasıdır. Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi’nin dediği gibi; ‘Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar.’ Bizim en önemli sorunumuz bu.
Birlik olamayışımız. Küresel şer ittifak halinde, Müslümanlar olarak bizler ise ortak düşmanı bırakmış birbirimizle uğraşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“İhtilaflarımızı bir tarafa bırakıp saflarımızı sıkılaştırmalı, birliğimizi pekiştirmeliyiz”
Küresel emperyalizme ve işgalci siyonizme karşı Müslümanların kendi aralarında vahdeti sağlamasının hayati bir zorunluluk olduğunun altını çizen Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:
“Sözde Arz-ı Mev’ud hayalinin peşinden koşan siyonist rejimi bugün durdurmazsak, yarın varıp tehdit edeceği yer Peygamberler şehri Şanlıurfa’mız olacaktır. O nedenle Müslümanlar olarak ihtilaflarımızı bir tarafa bırakıp saflarımızı sıkılaştırmalı, birliğimizi pekiştirmeliyiz.”
İslam ülkelerinin yöneticilerinin büyük bir mesuliyet ve vebal altında olduğunu belirten Yapıcıoğlu, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:
“ABD’nin sınırsız askeri desteği ve finansal gücüyle ayakta duran, her gün bebek kanı akıtan bu Epistein ittifakı karşısında maalesef İslam ülkelerinin yöneticileri, Batı’nın çizdiği sınırların arkasına saklanarak cılız kınama mesajlarıyla günü kurtarma derdindedir. Kardeşlerimiz katledilirken petrol vanalarını kapatmayan, ticaret yollarını ve diplomatik kanalları zalime açık tutanlar, bu büyük vebale her gün ortak olmaktadırlar.
Bu gafletten artık uyanmalıdırlar. İhanet içinde olanlara gelince, onlar zaten belalarını bulurlar.”
“Müslümanların acilen silkelenip ayağa kalkması şarttır”
İnsanlığın büyük bir krizin ve büyük bir sosyal buhranın içinde olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Beşerî ideolojilerin tamamı iflas etmiştir. İnsanlığın nefes alabileceği, can, mal, akıl, din ve nesil emniyetinin tam manasıyla garanti altına alınabileceği yegâne sığınak, İslam'ın adalet nizamıdır. Bunun için de Müslümanların acilen silkelenip ayağa kalkması şarttır.” dedi.
“Bizi bin yıldır bu topraklarda bir arada tutan harç, aziz İslam dinidir”
İç cephenin tahkim edilmesinin önemine değinen Yapıcıoğlu, şöyle devam etti:
“Bizi bin yıldır bu topraklarda bir arada tutan harç, ortak inancımız olan aziz İslam dinidir ve onun en kesin emri olan adalettir. Bizler, tüm toplumsal meselelerimizi adalet ve kardeşlik temelinde ele almak için var gücümüzle çalışıyoruz.
Bu bağlamda ülkemizin kırk küsur yıllık şiddet ve terör parantezinin kapatılması için yürütülen çabaları önemsiyoruz.”
“Raporumuzu ve kanun teklifimizi hazırlayıp Meclis’e sunduk”
Konuşmasının devamında asırlık Kürt Meselesi’nin adalet zemininde çözülmesi için kararlı bir irade gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, “Hem terör ve şiddet sorununun çözümü için hem de Kürt Meselesi’nin çözümü için somut öneriler içeren kapsamlı raporumuzu ve kanun teklifimizi hazırlayıp Meclis’e sunduk. Partilerin raporlarının birleşmesiyle hazırlanan 12 maddelik çerçeve yasa, Meclis’te 467 gibi çok güçlü ve tarihi bir destekle kabul edildi.” ifadelerini kullandı.
“Amacımız kardeşlik hukukunun adaletle yeniden tesis ve icra edilmesidir”
Terör ve şiddetin son bulup silahların ortadan kalkmasıyla Kürt meselesinin daha sakin ve sağlıklı bir zeminde tartışılıp çözüme kavuşabileceğini ifade eden Yapıcıoğlu, “Amacımız sadece silahların susması değil, kardeşlik hukukunun adaletle yeniden tesis ve icra edilmesidir. Bizler Malazgirt ve Çanakkale ruhunu yeniden kuşanırsak aşamayacağımız hiçbir engel, halledemeyeceğimiz hiç bir meselemiz, çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur.” vurgusu yaptı.
“Tüyü bitmemiş yetimin hakkına ve harama el uzatan herkesten hesap sorulmalıdır”
Siyasetin ve bürokratik gücün zenginleşme aracına dönüştürülmesine karşı sert tedbirler alınması gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, fon vurgunu ve yolsuzluk iddialarının şeffaflıkla soruşturulması çağrısında bulundu:
“Maalesef bir yanda fon vurgunu ile ilgili iddialar, diğer yanda belediyelerle ilgili ayyuka çıkan yolsuzluk, rüşvet ve rant iddiaları var. Siyasetin ve bürokratik güç ve yetkinin, servet devşirme ve zenginleşme aracına dönüştürülmesi sert ve kararlı tedbirlerle engellenmelidir.
Tüyü bitmemiş yetimin hakkına ve harama el uzatan herkesten ama herkesten hesap sorulmalıdır.”
“Kimsenin siyaset kurumuna ve adalet teşkilatına güveni kalmaz”
Yapıcıoğlu, makam veya partisine bakılmaksızın suçluların adil bir yargı sürecinden geçirilmemesi durumunda siyaset kurumuna ve adalete olan güvenin sarsılacağını belirterek, “Herkesin çok iyi bilmesi ve anlaması gerekir. İddialar ciddiyetle araştırılmaz, milletin malına el uzatanların makam, mevki ve partilerine bakılmaksızın adil bir yargılama yapılmaz ve hak edenler hak ettikleri cezaya çarptırılmaz ise kimsenin ne siyaset kurumuna ne adalet teşkilatına güveni kalmaz.
Bu halde de toplumsal huzur ve barışın korunması fevkalade zorlaşır hatta imkânsız hale gelir.” diye konuştu.
“Kalbinde Allah korkusu olmayan gücü eline aldığında canavara dönüşür”
Yürütülen operasyonlara rağmen yolsuzluk ve hırsızlığın önüne geçilememesinin temelinde derin bir ahlaki çürüme yattığının altını çizen Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:
“Eğitimi ve siyaseti ahlaktan kopardığınızda çürüme kaçınılmazdır. Bu durumda tek başına adli ve polisiye tedbirlerle soruna çözüm üretemezsiniz. İnsanın kalbinde Allah korkusu, fazilet duygusu yoksa o kişi gücü eline aldığı an canavara dönüşür.
Kameraların olmadığı yerde dilediğini yapma hakkını kendinde görür. Ya da kameraları bantlar ve yapacağını yapar.”
“Gelecek nesillerimizi dürüstlük ve fazilet duygusuyla yetiştirmeliyiz”
En öncelikli vazifenin gelecek nesilleri dürüstlük ve insanî değerlerle donanmış şahsiyetler olarak yetiştirmek olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, “Biz, inşaallah buna talibiz ve yapabildiğimiz kadar, güç yetirebildiğimiz kadar bunu yapma gayretimiz hep oldu bundan sonra da bu yönde gayretlerimizi artıracağız.” dedi.
“Millet akşam eve gittiğinde tencereyi nasıl kaynatacağını düşünüyor”
Sokağın, esnafın ve işçinin gerçek gündeminin hayat pahalılığı ve geçim derdi olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Ekranlardaki kayıkçı kavgalarının Şanlıurfa sokağında karşılığı yoktur. Millet akşam eve gittiğinde tencereyi nasıl kaynatacağını düşünürken siyaset elitleri birbirine laf yetiştirmektedir.
Tencere dibin kara, seninki benden kara misali. Bugün halkın en yakıcı gündemi hayat pahalılığı ve geçim derdidir.” şeklinde konuştu.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: şanlıurfa
Yayın: 08 Kasım 2026 18:18 · Kaynak: cinarinsesi.com, malatyaguncel.com