Cumhuriyet'in 103 Yıllık Ekonomi Yolculuğu: 48 Dolardan 18 Bin Dolara
- İktisatçı Mahfi Eğilmez ve gazeteci Servet Yıldırım, Cumhuriyet'in 103
- yıl dönümünde Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal dönüşümünü masaya yatırdı
Cumhuriyet'in 103. yıl dönümü vesilesiyle CNBC-e ekranlarında bir araya gelen iktisatçı Mahfi Eğilmez ve Genel Yayın Yönetmeni Servet Yıldırım, Türkiye'nin kuruluşundan günümüze geçirdiği kapsamlı yapısal değişimi değerlendirdi. İkili, savaşlardan yorgun çıkmış, sanayi altyapısı zayıf ve okuryazarlık oranı oldukça düşük bir ülkenin, nasıl modern bir devlete dönüştüğünü tarihsel veriler ışığında analiz etti.
Mahfi Eğilmez, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki ekonomik tabloyu çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. 1923 yılında Türkiye'nin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık 570 milyon dolar, kişi başına düşen gelirin ise sadece 48 dolar seviyesinde olduğunu belirten Eğilmez, bugün bu rakamların sırasıyla 1,8 trilyon dolar ve 18 bin dolar civarına ulaştığına dikkat çekti.
O dönemde ekonominin neredeyse tamamen tarıma dayalı olduğunu ve sanayinin toplam üretim içindeki payının yalnızca yüzde 11 civarında kaldığını vurguladı. Kuruluş döneminin zorluklarını anlamak için Sevr Antlaşması'nın getirdiği kısıtlamalara değinen Eğilmez, ülkenin mali denetiminin yabancı güçlerin elinde olduğunu, kapitülasyonların ekonomik bağımsızlığı engellediğini ve Osmanlı'dan kalan borçların yüzde 85'inin Türkiye'ye yüklendiğini hatırlattı.
Servet Yıldırım ise bu ağır koşullara rağmen, ülkenin kendi geleceğini tayin etme iradesinin yeni kurumların inşasında temel motivasyon kaynağı olduğunu belirtti. Reform sürecinin en yoğun yaşandığı 1919-1930'lu yılları değerlendiren Eğilmez, eğitimin birleştirilmesini sağlayan 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile 1928'deki harf devriminin okuryazarlık oranını yüzde 2-3 seviyelerinden yukarı çekmek için atılan kritik adımlar olduğunu ifade etti.
Hukuk alanında ise 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile kadınlara sağlanan hakların, toplumsal yaşamın modernleşmesinde bir dönüm noktası oluşturduğu; kadınların 1930, 1933 ve 1934 yıllarında sırasıyla belediye, muhtarlık ve milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı kazandığı belirtildi. Sanayileşme hamleleri kapsamında finansal ve endüstriyel kurumların hızla hayata geçirildiğine dikkat çeken Eğilmez; 1924'te Türkiye İş Bankası, 1925'te Sanayi ve Maadin Bankası, 1933'te Sümerbank ve 1935'te Etibank'ın kurulduğunu hatırlattı.
Şeker, çimento ve tekstil gibi temel sektörlerde üretim kapasitesinin artırılması hedeflenirken, 1930'larda benimsenen devletçilik politikasıyla devletin sanayileşme sürecindeki öncü rolü pekiştirildi. Ayrıca 1932'de Türk Dil Kurumu, 1935'te ise Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü gibi kurumlarla bilimsel ve kültürel altyapı da güçlendirildi.
Sonuç olarak, Cumhuriyet'in ilk çeyrek asrında gerçekleştirilen bu planlı dönüşüm, Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığını kazanmasında ve modern bir sanayi toplumu haline gelmesinde belirleyici oldu. Eğilmez ve Yıldırım, bu tarihsel sürecin sadece bir ekonomik kalkınma değil, aynı zamanda hukuki, toplumsal ve kurumsal bir yeniden inşa süreci olduğunun altını çizdi.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi · Bölge: Adana
Yayın: 29 Ekim 2026 09:05 · Kaynak: cnbce.com