Habermetrik
← Ana Sayfa
Samsun 15 Ekim 2026 13:56
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

SPK hakkında fon vurgunu iddiası... 28 Ağustos'ta dikkat çeken düzenleme

SPK hakkında fon vurgunu iddiası... 28 Ağustos'ta dikkat çeken düzenleme
Görsel kaynağı: babaocagi.com.tr

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, Türkiye’de haftalardır gündemde olan fon mağduriyetleri ve piyasalardaki usulsüzlük iddialarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. SPK’nın serbest fonlara yönelik düzenlemesindeki kamu şirketlerine ilişkin istisnayı gündeme taşıyan Usta, Ziraat GYO hisselerinin üç ayrı fondaki yoğunlaşmasına dikkat çekerek düzenlemenin kimlere avantaj sağladığının açıklanmasını istedi. Usta, Tera bağlantılı fonlar, kamu kurumlarının denetim sorumluluğu ve yatırımcıların zararlarının karşılanması konusunda da yanıt beklediklerini söyledi.

Basın toplantısı düzenleyen Erhan Usta, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 28 Ağustos 2026 tarihinde serbest fonların belirli hisse senetlerinde yoğunlaşmasını önlemeye yönelik bir düzenleme yaptığını hatırlattı.

Usta, düzenlemede kamu kurumları, kamu iştirakleri ve bunların yönetim kontrolündeki şirketlerin ihraç ettiği sermaye piyasası araçlarının sınırlamalardan muaf tutulduğunu belirtti.

Uluslararası uygulamalarda kamu kurumlarının borçlanma araçlarına yönelik istisnaların bulunabildiğini ifade eden Usta, hisse senetlerinin de bu kapsamda değerlendirilmesinin soru işaretlerine yol açtığını savundu. Kamu şirketlerinin hisselerinin de manipülasyon riskinden bağımsız olmadığını belirten Usta, geçmişte kamu bankaları, Emlak Konut GYO ve Türk Hava Yolları hisselerine ilişkin manipülasyon iddialarını hatırlattı.

“ZİRAAT GYO HİSSELERİNİN YÜZDE 16,90’I ÜÇ FONUN ELİNDE”

Düzenlemeden hangi şirketlerin yararlanabileceğini araştırdıklarını belirten Usta, kamu bağlantılı şirketler arasında Ziraat Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının (Ziraat GYO) öne çıktığını söyledi.

Usta’nın paylaştığı verilere göre, Ziraat GYO hisselerinin yaklaşık yüzde 81’i Ziraat Bankasına, yüzde 16,90’ı ise Ziraat Portföy tarafından yönetilen üç ayrı fona ait. Geriye kalan yaklaşık yüzde 2’lik payın diğer yatırımcıların elinde bulunduğunu belirten Usta, hisse sahipliğindeki yoğunlaşmanın incelenmesi gerektiğini dile getirdi.

Ziraat GYO hisselerinin 2 Eylül 2024 ile 12 Mayıs 2025 arasında 6,26 liradan 29,50 liraya yükseldiğini belirten Usta, bu dönemdeki fiyat hareketlerinin de araştırılması gerektiğini savundu.

Ziraat Portföy bünyesindeki fonlardan birinin varlıklarının yaklaşık yüzde 80’inin Ziraat GYO hisselerinden oluştuğunu öne süren Usta, bazı fonlarda yatırımcı sayısının 164 ve 222 gibi sınırlı seviyelerde bulunduğunu ifade etti. Usta, söz konusu istisnanın az sayıda yatırımcıya avantaj sağlayıp sağlamadığının açıklığa kavuşturulmasını istedi.

“BU FONLARIN YATIRIMCILARI KİMLER, KİM KORUNUYOR?”

SPK’nın düzenlemeyi hazırlarken hangi değerlendirmeleri yaptığına ilişkin sorular yönelten Usta, kamu şirketlerinin hisse senetlerinin neden sınırlamalardan muaf tutulduğunun açıklanmasını talep etti.

Usta, şu soruların yanıtlanmasını istedi:

İstisna düzenlemesini kim önerdi?
Hazırlık sürecinde Ziraat Bankası veya Ziraat Portföy’den görüş ya da talep alındı mı?
Muafiyet neden yalnızca kamu kurumlarının borçlanma araçlarıyla sınırlandırılmadı?
Ziraat GYO hisselerindeki fon pozisyonları düzenlemenin etki analizinde dikkate alındı mı?
Muafiyet olmasaydı Ziraat Portföy elindeki hisselerin ne kadarını satmak zorunda kalacaktı?

İstisnadan yararlanan diğer kamu şirketlerinin ve ilgili fonların sahiplik yapılarının da açıklanmasını isteyen Usta, düzenlemenin belirli yatırımcıların olası kayıplarını önlemeye yönelik olup olmadığı konusunda şüphelerini dile getirdi.

Usta, “Yüz binlerce insan mağdurken, milyonlarca borsa yatırımcısı zarar görmüşken korumaya çalıştığınız bu sınırlı sayıdaki kişiler kimlerdir? Bu kişilerin siyasi bağlantıları var mıdır?” ifadelerini kullandı.

Usta, sorularına Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dan yanıt beklediğini belirtti.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda fon mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik kanun teklifinin görüşmelerini de değerlendiren Usta, düzenlemenin bazı mağdur gruplarını yeterince kapsamadığını savundu.

Özellikle üretici ve ihracatçı şirketlerin kısa vadeli nakitlerini değerlendirmek amacıyla söz konusu fonlara yatırım yaptığını belirten Usta, bu işletmelerin yaşadığı zararların üretim ve istihdam üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Yüksek enflasyon nedeniyle şirketlerin birkaç günlük nakitlerini dahi değerlendirmek zorunda kaldığını ifade eden Usta, bazı işletmelerin maaş, tedarikçi ve diğer ödemelerini gerçekleştirmekte zorlanabileceği uyarısında bulundu.

Mağdur şirketlere avans niteliğinde ödeme yapılması gibi seçeneklerin değerlendirilmesini isteyen Usta, aksi durumda likidite sıkıntılarının ve iflas riskinin artabileceğini dile getirdi.

“TAKAS GÜVENCESİNE DUYULAN GÜVEN SARSILIYOR”

Fon mağduriyetlerine ilişkin düzenlemede satış işlemleri tamamlanmış yatırımcıların durumunun ayrıca ele alınması gerektiğini belirten Usta, 14-16 Eylül tarihlerinde satış emri vererek alacaklı konumuna geçen yatırımcıların haklarının korunmasını istedi.

Satış emri gerçekleşmiş, fiyatı oluşmuş ve takas sürecine girmiş işlemlerin sonradan geçersiz sayılmasının sermaye piyasalarına duyulan güveni zedeleyebileceğini savunan Usta, manipülasyon veya içeriden bilgi kullanımı gibi suçlara karışan kişilerle iyi niyetli yatırımcıların birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.

Usta, “Takas sistemine girmiş, fiyatı oluşmuş ve alacak kesinleşmiş bir işlemde yatırımcının parasını alamaması, piyasa açısından son derece tehlikeli bir durumdur. Bu anlayış devam ederse Türkiye’de takas güvencesinden söz etmek mümkün olmayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Küçük yatırımcıların korunmasını desteklediğini belirten Usta, farklı tutarlarda yatırım yapan kişilere aynı miktarda ödeme yapılmasının adalet tartışmalarına yol açabileceğini ifade ederek daha hakkaniyetli bir çözüm bulunması gerektiğini söyledi.

TERА BAĞLANTILI FONLARDA 268 MİLYAR LİRALIK BÜYÜKLÜK İDDİASI

Basın toplantısında Tera bağlantılı fonlara ilişkin iddiaları da gündeme getiren Usta, ağustos ayı sonunda büyüklüğünün yaklaşık 268 milyar liraya ulaştığını belirttiği bir fonun, mevzuata aykırı olduğunu öne sürdüğü şekilde Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’na (TEFAS) dahil edildiğini iddia etti.

Söz konusu fonun yatırımcı sayısının 161’den 111 bine yükseldiğini belirten Usta, bu süreçte Takasbank ve SPK’nın sorumluluklarının araştırılması gerektiğini söyledi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerde ilgili kurumların temsilcilerine sorular yönelttiğini aktaran Usta, verilen yanıtların kurumsal denetim bakımından yeterli olmadığını savundu.

SPK’nın iddialara zamanında müdahale etmediğini öne süren Usta, denetim mekanizmalarının neden etkin biçimde işletilmediğinin açıklanmasını istedi.

Usta, Tera bağlantılı şirketlerin Borsa İstanbul ve Takasbank bünyesindeki para piyasalarından sağladıkları finansmana ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Söz konusu kaynakların piyasa manipülasyonu iddialarıyla bağlantılı işlemlerde kullanılıp kullanılmadığının araştırılmasını isteyen Usta, ilgili kurumların finansman faaliyetlerini neden durdurmadığının da açıklanması gerektiğini belirtti.

Usta, “Manipülasyon yapılabilmesi için kaynak gerekir. Bu kaynakların sistemin kendi para piyasalarından sağlandığına yönelik ciddi iddialar bulunuyor. Borsa İstanbul ve Takasbank’ın bu süreçteki sorumluluğu açıklığa kavuşturulmalıdır” dedi.

Borsa İstanbul ve Türkiye Varlık Fonu yönetimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Usta, Türkiye Varlık Fonu Başkan Vekili ve Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan’ın TBMM’deki komisyon görüşmelerine katılmamasını eleştirdi.

Tahsislerin ticari anlaşmalar kapsamında gerçekleştirilmiş olabileceğini de belirten Usta, kamu bankaları ile yönetim düzeyindeki kişilerin yakınlarına ait şirketler arasındaki işlemlerin etik açıdan incelenmesi gerektiğini savundu.

“401 MİLYAR LİRALIK İŞLEM NASIL TESPİT EDİLEMEDİ?”

Mali Suçları Araştırma Kurulunun (MASAK) fon mağduriyeti iddiaları kapsamındaki para hareketlerini tespit etme kapasitesini de eleştiren Usta, 14-16 Eylül döneminde yaklaşık 440 kişi tarafından toplam 401 milyar liralık satış yapıldığı yönündeki iddiaların araştırılmasını istedi.

Bu tutarın bir bölümünün yurt dışına çıkarıldığına ilişkin iddialar bulunduğunu belirten Usta, yüksek hacimli para hareketlerinin neden zamanında tespit edilmediğini sorguladı.

Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerde MASAK yetkililerinin açıklamalarını yetersiz bulduğunu ifade eden Usta, ilgili kurumların gerekli analizleri yaparak TBMM’ye bilgi vermesi gerektiğini söyledi.

Kamu kurumlarından talep ettikleri bazı rakamların paylaşılmadığını öne süren Usta, bu durumun Meclisin denetim görevini yerine getirmesini zorlaştırdığını savundu.

FON KRİZİNDE SİYASİ VE BÜROKRATİK SORUMLULUK ÇAĞRISI

Fon krizinin yalnızca finansal piyasalardaki işlemler çerçevesinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Usta, yüksek enflasyonun yatırımcıları daha yüksek getiri arayışına yönelttiğini ve bunun riskli bir ortam oluşturduğunu söyledi.

Yaşanan süreçte siyasi, bürokratik ve özel sektör bağlantılarının kapsamlı biçimde incelenmesini isteyen Usta, denetim mekanizmalarının etkin çalışıp çalışmadığının ortaya konulması gerektiğini vurguladı.

Yüz binlerce yatırımcının mağduriyetinin giderilmesi için şeffaf ve adil bir çözüm geliştirilmesi gerektiğini belirten Usta, kamu şirketlerine yönelik muafiyetin gerekçelerinden fonların sahiplik yapılarına, finansman kaynaklarından denetim süreçlerine kadar birçok konuda yetkili kurumlardan açıklama beklediklerini ifade etti.

Kaynaklar: babaocagi.com.tr
Haber metni ve görseller babaocagi.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset · Bölge: Samsun
Yayın: 15 Ekim 2026 13:56 · Kaynak: babaocagi.com.tr
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp