Habermetrik
← Ana Sayfa
Ordu/Gürgentepe 04 Kasım 2026 06:40
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Evlilikte Güç Savaşı: Kazananı Olmayan Bir Mücadele

Evlilikte Güç Savaşı: Kazananı Olmayan Bir Mücadele
Görsel kaynağı: ordugazete.com
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Eşler birbirine üstünlük kurmaya çalışırken, aslında birlikte kurdukları aileyi kaybederler
  • Evlilik, iki insanın aynı çatı altında yaşamasından çok daha fazlasıdır

Eşler birbirine üstünlük kurmaya çalışırken, aslında birlikte kurdukları aileyi kaybederler.

Evlilik, iki insanın aynı çatı altında yaşamasından çok daha fazlasıdır. İki farklı karakterin, iki ayrı yaşam kültürünün, iki farklı aile terbiyesinin ortak bir hayat etrafında buluşmasıdır. Bu birlikteliğin sürdürülebilmesi ise sevgi kadar saygıya, anlayışa, karşılıklı değere ve ortak sorumluluk bilincine bağlıdır. Ancak bazı evliliklerde zamanla bu ortaklık yerini görünmez bir güç mücadelesine bırakır.

Karı koca olmaktan uzaklaşıp birbirine karşı pozisyon alan, hayatı paylaşmak yerine kimin haklı, kimin güçlü, kimin sözünün geçerli olduğunu ispatlamaya çalışan eşlerle karşılaşıyoruz. Bir taraf kuyruğunu dik tutmanın, diğer taraf geri adım atmamanın derdine düşüyor.

Birinin söylediğini diğeri kabul etmiyor. Birinin istediğini diğeri yapmamak için direniyor. Mesele artık sorunun çözümü değil, kimin kazanacağı oluyor. Oysa evlilik, kazananı ve kaybedeni olan bir mücadele alanı değildir.

Bir evlilikte sürekli haklı çıkmaya çalışmak, zamanla haklı olduğunuz bir hayatı da yaşanmaz hâle getirebilir.

İşin düşündürücü tarafı ise bu çiftlerin önemli bir bölümünün birbirini hâlâ seviyor olmasıdır. Ayrılmak istemiyor, yuvasının dağılmasını arzu etmiyor; fakat birbirine üstünlük kurma ihtiyacından da vazgeçemiyor. Sevgi var ama sevginin yaşanabileceği huzurlu bir ilişki ortamı yok.

Birliktelik var ama ortaklık kültürü yok. Aynı evin içinde iki ayrı cephe oluşmuş durumda. Böyle bir ilişkide zamanla duygusal mesafe büyür. Eşler birbirinin sözünü dinlemek yerine kendini savunmaya, anlamak yerine karşılık vermeye, çözüm üretmek yerine üstünlük sağlamaya başlar.

Küçük meseleler büyük tartışmalara dönüşür. Çünkü tartışılan konu çoğu zaman görünen mesele değildir; asıl mücadele, kimin daha değerli, daha güçlü ve daha belirleyici olduğuna ilişkindir.

Burada önemli bir ayrımı yapmak gerekir: Eşitlik, her konuda aynı düşünmek değildir. Eşitlik, farklı düşüncelere rağmen birbirinin varlığına, fikrine ve kişiliğine saygı duyabilmektir. Evlilikte bir tarafın sürekli geri çekilmesi, diğer tarafın sürekli yönetmesi sağlıklı bir denge oluşturmaz.

Sağlıklı evlilik, iki tarafın da kendisini ifade edebildiği ve karar süreçlerinde kendisine yer bulabildiği ortaklıktır.

ÇOCUKLARIN HATIRINA DEĞİL, ÇOCUKLARIN İYİLİĞİ İÇİN…

Güç savaşının yaşandığı evliliklerde en sık karşılaştığımız cümlelerden biri şudur: “Çocukların hatırına ayrılmıyorum.”

Bazen de bu cümle daha ağır bir biçimde çocuğun önüne konulur: “Senin için bu evliliğe katlanıyorum.”

İşte burada yetişkinlerin çözemedikleri ilişkinin yükü, çocuğun omuzlarına bırakılmaktadır.

Çocuk, anne ve babasının evliliğinden sorumlu değildir. Onların birbirine tahammül etmesinin, evliliği sürdürmesinin veya ayrılmasının gerekçesi hâline getirilmemelidir. Çocuğa bu sorumluluğu yüklemek, onun gelişimsel ve duygusal ihtiyaçları açısından son derece sakıncalıdır.

Çünkü çocuk, anne ve babasının arasındaki çatışmayı yalnızca izleyen bir gözlemci değildir. O evin içinde yaşayan, ses tonlarından, yüz ifadelerinden, suskunluklardan, gerginliklerden ve duygusal mesafelerden etkilenen bir bireydir.

Anne babasının birbirini değersizleştirdiği, sürekli tartıştığı, birbirine üstünlük kurmaya çalıştığı bir ortamda büyüyen çocuk; sevgiyi çatışmayla, birlikteliği huzursuzlukla, iletişimi ise güç mücadelesiyle ilişkilendirebilir.

Daha da önemlisi, çocuk zamanla kendisini anne ve babasının arasındaki sorunun nedeni olarak görebilir. Birini üzmemek için diğerinden uzaklaşabilir, taraf tutmak zorunda hissedebilir veya evde huzur sağlamak adına kendi ihtiyaçlarını bastırabilir.

Böyle bir çocuk, çocukluğunu yaşamak yerine yetişkinlerin duygusal yükünü taşımaya başlayabilir.

İlerleyen yıllarda bu deneyimler; kaygı, suçluluk, güvensizlik, değersizlik hissi, sağlıklı sınırlar kurmakta zorlanma ve kendi ilişkilerinde çatışma yönetimi sorunları olarak kendisini gösterebilir. Her çocuk aynı şekilde etkilenmez; ancak sürekli ve yoğun aile çatışmasının çocukların ruhsal gelişimi üzerinde ciddi riskler oluşturduğu bilinmektedir.

Bu nedenle çocukların önünde birbirini tehdit etmek, aşağılamak, suçlamak ve “senin için katlanıyorum” mesajı vermek, ebeveynlik sorumluluğuyla bağdaşmaz.

Unutulmamalıdır ki çocuklarımıza yalnızca söylediklerimizle değil, yaşattığımız ilişki biçimiyle de örnek oluruz.

AYRILMAMAK HER ZAMAN AİLEYİ KORUMAK DEĞİLDİR

Toplumumuzda aile bütünlüğünü korumak önemli bir değer olarak görülür. Elbette aileyi korumak, sorunları çözmek ve çocukların anne babalarıyla güvenli bir ilişki sürdürebilmesini sağlamak kıymetlidir. Ancak aile bütünlüğünü yalnızca aynı evde yaşamaya indirgemek doğru değildir.

Çünkü huzurun, güvenin ve saygının olmadığı bir evde yalnızca fiziksel birlikteliği sürdürmek, aile olmanın bütün gereklerini karşılamaz.

Burada amacımız eşleri ayrılığa yönlendirmek de değildir. Tam tersine, birbirini seven ama iletişim kuramayan, sürekli güç mücadelesi veren çiftlerin ilişkilerini yeniden değerlendirmelerini ve onarmak için sorumluluk almalarını sağlamaktır.

Bununla birlikte, her evliliğin mutlaka sürdürülmesi gerektiği düşüncesi de doğru değildir. Şiddet, tehdit, ağır psikolojik baskı ve güvenlik riski bulunan ilişkilerde öncelik, eşlerin ve çocukların güvenliğidir. Gerekli durumlarda profesyonel destek ve uygun koruyucu tedbirler alınmalıdır.

PEKİ, EŞLER BU DÖNGÜDEN NASIL ÇIKABİLİR?

Öncelikle eşler kendilerine şu soruyu sormalıdır: Ben bu evlilikte gerçekten bir çözüm mü arıyorum, yoksa karşımdakine üstün gelmeye mi çalışıyorum?

Bu sorunun cevabı, ilişkinin yönünü değiştirebilecek kadar önemlidir.

Haklı çıkmak yerine anlamayı deneyin. Eşinizin her düşüncesine katılmak zorunda değilsiniz; ancak onu dinlemek zorundasınız.

Güç gösterisinden vazgeçin. Geri adım atmak her zaman yenilmek değildir. Bazen ilişkinin iyiliği için atılan en güçlü adımdır.

Saygıyı tartışmaların da merkezinde tutun. Öfke geçer, fakat aşağılayıcı sözlerin bıraktığı izler kolay silinmez.

Çocuğu çatışmanın dışında tutun. Onu taraf seçmeye zorlamayın, arabulucu yapmayın, evliliğinizin sorumlusu gibi hissettirmeyin.

Ortak karar kültürü geliştirin. Evliliğin yönetimi ne yalnızca kadına ne de yalnızca erkeğe aittir. Evlilik, iki yetişkinin ortak sorumluluğudur.

Gerektiğinde profesyonel destek alın. Bazı iletişim kalıpları eşlerin kendi çabalarıyla aşmakta zorlandığı kadar derinleşebilir. Çift danışmanlığı bu döngüleri fark etmek ve sağlıklı iletişim becerileri geliştirmek için önemli bir fırsat olabilir.

SON SÖZ: EŞİNİZİ YENMEYE DEĞİL, HAYATINIZI BİRLİKTE GÜZELLEŞTİRMEYE ÇALIŞIN

Bir evlilikte en büyük başarı, eşlerden birinin diğerine sözünü kabul ettirmesi değildir. En büyük başarı, iki insanın birbirini kaybetmeden farklılıklarıyla yaşayabilmeyi öğrenmesidir.

Unutmayalım; evlilikte bir tarafın sürekli kazanması, diğer tarafın sürekli kaybetmesi demektir. Sürekli kaybeden bir eşin olduğu yerde ise zamanla sevgi de, saygı da, aidiyet de yara alır.

Çocuklarımıza bırakabileceğimiz en kıymetli miras, yalnızca bir arada yaşayan anne baba değil; birbirine saygı duyan, sorunlarını sağlıklı biçimde çözebilen ve birbirinin varlığına değer veren ebeveynlerdir.

Çünkü çocuklar anne babalarının birbirine nasıl davrandığını görerek sevginin ne olduğunu öğrenirler.

Evlilik bir güç gösterisi değil, hayat ortaklığıdır. Eşinizi yenmeye çalışırken ailenizi kaybetmeyin. Çocuğunuzun hatırına birbirinize katlanmak yerine, onun iyiliği için sağlıklı bir aile ortamı oluşturun.

Ve belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur: Birbirimize üstün gelmek için harcadığımız enerjiyi, birlikte mutlu bir hayat kurmak için harcasaydık, bugün ailemizin hikâyesi nasıl olurdu?

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: ordugazete.com
Haber metni ve görseller ordugazete.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset · Bölge: Ordu/Gürgentepe
Yayın: 04 Kasım 2026 06:40 · Kaynak: ordugazete.com
Kaynağı Oku ↗