Çocuğunuz ders çalışmak istemiyor mu? Filiz Yıldırım’dan ailelere not ve baskı uyarısı
- Ders çalışmak istemeyen çocuğun sorunu yalnızca motivasyon olmayabilir
- Yeni Ankara’ya konuşan Çocuk Gelişimi Uzmanı Filiz Yıldırım, biriken konu eksiklerine dikkat çekerek ailelere not kadar öğrenme sürecine de odaklanmalarını önerdi
Çocuğun ders çalışmak istememesi her zaman motivasyon eksikliğinden kaynaklanmıyor. Dikkatini toplamakta zorlanması, okulda konuları öğrenememesi veya zamanla biriken eksikleri nedeniyle derslerden uzaklaşması da bu davranışın arkasında bulunabiliyor.
Çocuk Gelişimi Uzmanı Filiz Yıldırım, ders başarısı ve aile baskısına ilişkin Yeni Ankara’ya özel açıklamalarda bulunarak ailelerin çocuklarına nasıl yaklaşması gerektiğini anlattı. Çocukların ders çalışmaya başlamadan önce bazı temel becerileri kazanması gerektiğini belirten Yıldırım, ailelerin yalnızca çocuğun masaya oturmasına ve aldığı nota odaklanmaması gerektiğini söyledi.
Yıldırım, “Ders çalışmak için odaklanabilmek, masanın başında sandalyede oturabilmek gerekir. Bu becerileri göstermekte zorlanan çocuklar var” dedi. ÇOCUK DERS ÇALIŞMAK İSTEMİYORSA NEDENİ NE OLABİLİR?Ders çalışmakta zorlanan çocukların dikkatini toplamakta güçlük çekebildiğini ve okulda işlenen konuları takip etmekte sorun yaşayabildiğini belirten Yıldırım, özellikle konu eksiklerinin zaman içinde büyüyebildiğine işaret etti.
Yıldırım, bu süreci şöyle anlattı:“Dikkatini toplamakta ve öğrenmekte zorlanan çocuklar, okulda ders dinlemeyi sürdüremedikleri için konu eksikleri yaşıyor. Konu eksikleri olan çocuk yapamadığını hissediyor. Yıllar geçtikçe, 4, 5 ve 6. sınıflardan itibaren derslerden kopuyor.
Artık ders çalışmak istemiyor çünkü yapamıyor. Yapamadığı için ders çalışmaktan uzaklaşıyor.”Çocuğun ders yerine ekranı tercih etmesinin de bu süreçle ilişkili olabileceğini söyleyen Yıldırım, ders çalışmanın ekran kullanımı kadar kolay ve keyifli gelmeyebileceğini ifade etti.
Ailelerin bu noktada yalnızca çocuğu dersin başına oturtmaya çalışmak yerine nerede zorlandığını anlaması gerektiğini vurguladı.“Derse geçmeden önce çocukla göz teması kuracağız, sohbet edeceğiz. Çocuğu dinleyeceğiz, ihtiyaçlarını anlamaya çalışacağız ve ondan sonra ders çalışma kısmına geçeceğiz” diyen Yıldırım, ekran kullanımına sınır koymanın yanında çocuğun öğrenme eksiklerinin de belirlenmesi gerektiğini belirtti.
SÜREKLİ “DERS ÇALIŞ” DEMEK ÇOCUĞU NASIL ETKİLİYOR?Çocuğa gün boyunca ders çalışmasını hatırlatmak, onun kendi sorumluluğunu üstlenmesini zorlaştırabiliyor. Yıldırım’a göre anne babanın sürekli hatırlattığı, planladığı ve takip ettiği bir düzende çocuk, ders çalışma sorumluluğunu kendiliğinden geliştiremiyor.
Yıldırım, ailelerin bu tutumunu şu sözlerle açıkladı:“Çocuğa sürekli ‘Hadi, dersin var, derse otur’ diyen ebeveynlerin olduğu bir evde çocuk derse oturmaz, sürekli erteler, kendi sorumluluğunu almaz, planlama yapmaz. Çünkü kendisi yerine planlama yapan, kendisi yerine sorumluluk alan ve stres yapan birileri vardır evde.”Ailelerin görevinin çocuğun yerine ders programı yapmak ve sürekli baskı kurmak olmadığını belirten Yıldırım, çocuklara sorumluluk kazandıracak bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini söyledi.
BAŞARIYI SADECE NOTLARLA ÖLÇMEK DOĞRU MU?Ailelerin çocuklarının başarısını çoğunlukla sınav sonuçları ve puanlar üzerinden değerlendirdiğini belirten Yıldırım, bu yaklaşımın çocukların derslere karşı tutumunu olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.“Ben Türkiye’de ailelerin başarıyı hep puanlarla, sonuçlarla, çocuğun sınavlardan aldığı notlarla değerlendirdiğini görüyorum. Bu çok yanlış bir tutum” diyen Yıldırım, sınav kaygısının çocuğun bildiği soruları çözmesini bile güçleştirebileceğine dikkat çekti.
Yıldırım’a göre anne babaların asıl üzerinde durması gereken konu, çocuğun her gün nasıl çalıştığı ve öğrenmek için ne kadar çaba gösterdiği.“Biz her gün olması gerektiği şekilde çalışır, emek verirsek başarı zaten geliyor” diyen Yıldırım, ailelerin beklentilerini yalnızca yüksek notlara bağlamaması gerektiğini vurguladı. Bu yaklaşım, Millî Eğitim Bakanlığının yayımladığı veli rehberlerinde de öne çıkan süreç odaklı değerlendirme anlayışıyla örtüşüyor.
Bakanlığın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Veli Rehberi’nde öğrencinin yalnızca notuyla değil, çabası, gelişimi, sorumluluk bilinci ve davranışlarıyla da değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. ÇOCUĞA SORUMLULUK KAZANDIRMAK KAÇ YAŞINDA BAŞLAMALI?Çocuklarda ders çalışma sorumluluğunun ilkokul birinci sınıfta ödevlerle birlikte başladığını belirten Yıldırım, sorumluluk bilincinin çok daha erken yaşlarda geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Çocuğun yalnızca dersleriyle ilgili görevleri değil, günlük yaşamda kendi yaşına uygun işleri de üstlenmesinin önemli olduğunu ifade eden Yıldırım, oyuncaklarını toplamak ve kendi başına yemek yemek gibi örnekler verdi.“Çocuk doğduğu andan itibaren, bebek büyürken evin içinde, daha okula gitmeden kendi yaşına uygun sorumluluklar alırsa ilkokula geldiğinde de ödev yapma sorumluluğunu alacaktır” diyen Yıldırım, ailelerin çocuklarının yapabileceği işleri onların yerine üstlenmemesi gerektiğini belirtti. Uzman, bu konudaki yaklaşımını çarpıcı bir örnekle anlattı:“Eğer beş yaşındaki bir çocuğu yemek yerken elinize kaşık alıp besliyorsanız 12 yaşındaki bir çocuğa da kalemi elinize alıp ders çalıştırmanız gerekir.”Yıldırım’ın bu örnekle dikkat çektiği nokta, çocuğun kendi görevlerini yerine getirme becerisinin günlük yaşam içinde kazanılması.
Ailelerin küçük yaşlardan itibaren çocuklarına uygun sorumluluklar vermesi, ilerleyen yıllarda ödevlerini ve ders programlarını sahiplenmelerine yardımcı olabilir. BAŞARISIZLIK KARŞISINDA PES ETMEMESİ İÇİN NE YAPILMALI?Çocuğun yalnızca yüksek not aldığında ödüllendirilmesinin, başarısızlık durumunda vazgeçme riskini artırabileceğini belirten Yıldırım, ailelerin çocuklarına verdikleri mesajı değiştirmesi gerektiğini söyledi.
Özellikle “100 puan alırsan sana şu ödülü alacağım” gibi yalnızca sonuç odaklı yaklaşımlar yerine, düzenli çalışmanın ve yanlışlardan öğrenmenin önemsenmesi gerektiğini ifade etti. Yıldırım, ailelerin çocuklarına şu sorular üzerinden yaklaşabileceğini belirtti: Her gün düzenli çalıştın mı?
Sorularını çözdün mü? Yanlışlarına dönüp baktın mı? Yapamadığın soruları anlamaya çalıştın mı?“Kaç aldığın önemli değil. Sen her gün akıllı bir şekilde, düzgün bir şekilde çalıştın mı? Sorularını çözdün mü? Yanlışlarına dönüp baktın mı?
Yanlışlarını anlayıp tekrar soru çözdün mü? Yani doğru düzgün ders çalıştın mı? Bunu sen her gün yaptıysan ben senin kaç aldığınla ilgilenmiyorum” diyen Yıldırım, çabanın merkeze alınması gerektiğini vurguladı. Uzman, bu tutumun çocuğun başarısızlığı kalıcı bir yetersizlik olarak görmesi yerine çalışma biçimini gözden geçirmesine yardımcı olacağını belirtti.
Çocuk böylece aldığı düşük notu değiştirilemez bir sonuç olarak değerlendirmek yerine eksiklerini fark edip yeniden çalışma fırsatı olarak görebilir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Yozgat/çekerek
Yayın: 28 Ekim 2026 11:35 · Kaynak: yeniankara.com.tr