Tarihte bugün: 6 Kasım'da Türkiye ve dünyada neler yaşandı?
- 6 Kasım, tarih boyunca birçok önemli gelişmeye sahne olan özel günlerden biri olarak dikkat çekiyor
- Siyasi kararlar, bilimsel keşifler, toplumsal dönüşümler ve dünya tarihini etkileyen olaylar bu tarihte yaşandı
6 Kasım, tarih boyunca birçok önemli gelişmeye sahne olan özel günlerden biri olarak dikkat çekiyor. Siyasi kararlar, bilimsel keşifler, toplumsal dönüşümler ve dünya tarihini etkileyen olaylar bu tarihte yaşandı. Bazı gelişmeler kendi dönemini şekillendirirken, bazıları ise yıllar sonra bile etkisini sürdürdü.
Tarihin akışını değiştiren olayların bir araya geldiği 6 Kasım, geçmişten günümüze uzanan önemli izler taşıyor. Dünya ve Türkiye tarihinde derin izler bırakan bu gelişmeler, bugün hâlâ önemini koruyor.
İşte tarihin sayfalarında 6 Kasım'da yaşanan dikkat çekici olaylar…1577 - Büyük Kuyruklu Yıldız dünyanın farklı bölgelerinden gözlemlendi1577 yılında gökyüzünde beliren son derece parlak kuyruklu yıldız, Avrupa'dan Asya'ya ve Amerika kıtasına kadar geniş bir bölgede gözlemlendi. Bazı kronolojilerde 6 Kasım tarihinde Meksika'daki yerli gök gözlemcilerinin kuyruklu yıldızı kaydettiği, sonraki günlerde İtalya ve Japonya'dan da gözlem haberleri geldiği belirtilmektedir.
Ancak “ilk gözlemi kesin olarak Aztek gök bilimciler yaptı” ifadesi ihtiyatla kullanılmalıdır; farklı bölgelerden gelen erken kayıtların tarihlendirilmesi her zaman aynı değildir. Kuyruklu yıldız özellikle Danimarkalı astronom Tycho Brahe'nin yaptığı ayrıntılı gözlemler sayesinde bilim tarihinde büyük önem kazandı.
Brahe kuyruklu yıldızı Kasım 1577'den 1578 yılının ocak ayına kadar takip etti. Yıldızın paralaksını inceleyerek onun Ay'dan çok daha uzakta bulunduğu sonucuna ulaştı. Bu bulgu, göklerin değişmez ve kusursuz olduğu yönündeki Aristotelesçi anlayışı ciddi biçimde sarstı.
Kuyruklu yıldızın Dünya atmosferindeki bir olay olmadığı, gezegenlerin bulunduğu göksel bölgelerde hareket ettiği anlaşıldı. 1577 Büyük Kuyruklu Yıldızı modern astronominin gelişmesine katkıda bulunan önemli gözlem olaylarından biri oldu.
1860 - Abraham Lincoln ABD Başkanı seçildi1860 yılında Cumhuriyetçi Parti adayı Abraham Lincoln, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimini kazandı. Seçim 6 Kasım tarihinde gerçekleştirildi. Ülkede kölelik meselesi Kuzey ve Güney eyaletleri arasındaki siyasi gerilimin merkezindeydi.
Demokrat Parti kendi içinde bölünmüş ve seçimde birden fazla adayla yarışmıştı. Bu bölünme Lincoln'ün özellikle Kuzey eyaletlerinde güçlü destek toplamasını kolaylaştırdı. Lincoln halk oylarının yüzde 40'ından biraz azını almasına rağmen Seçiciler Kurulunda açık çoğunluk sağladı.
Güneydeki birçok eyalette oy pusulasında dahi yer almamasına rağmen Başkan seçildi. Sonuç, köleliğin yeni bölgelere yayılmasına karşı olan Cumhuriyetçi Parti'nin büyük siyasi zaferiydi. Lincoln'ün seçilmesinden kısa süre sonra Güney Carolina başta olmak üzere bazı Güney eyaletleri Birlik'ten ayrılmaya başladı. Bu gelişmeler 1861 yılında Amerikan İç Savaşı'nın başlamasına yol açtı.
1913 - Mahatma Gandhi Güney Afrika'daki protestolar sırasında tutuklandı1913 yılında Mahatma Gandhi, Güney Afrika'da Hint kökenli nüfusa yönelik ayrımcı uygulamalara karşı yürütülen pasif direniş hareketi sırasında tutuklandı. Gandhi o yıllarda henüz Hindistan'a dönmemiş ve Güney Afrika'daki Hint toplumunun hak mücadelesine öncülük ediyordu.
Transvaal ve Natal bölgelerinde Hintlilere yönelik kayıt zorunlulukları, vergiler ve evliliklerin tanınmaması gibi uygulamalar büyük tepki çekmişti. Gandhi, “satyagraha” adını verdiği şiddetsiz direniş yöntemini bu mücadele sırasında geliştirdi.
1913 sonbaharında binlerce işçi greve katıldı ve sınır geçişleriyle çeşitli yasaları protesto etti. Gandhi de yürüyüşlerden biri sırasında 6 Kasım civarında tutuklandı. Kısa süre içinde yeniden serbest bırakıldı ancak protestolar devam etti.
Hindistan ve İngiltere'den gelen siyasi baskılar Güney Afrika hükûmetini bazı tavizler vermeye zorladı. 1914 yılında kabul edilen Indian Relief Act bazı tartışmalı düzenlemeleri hafifletti. Gandhi'nin Güney Afrika deneyimi daha sonra Hindistan bağımsızlık hareketinde uygulayacağı şiddetsiz direniş stratejisinin temelini oluşturdu.
1917 - Finlandiya 6 Kasım'da değil 6 Aralık'ta bağımsızlığını ilan ettiFinlandiya'nın Rusya'dan bağımsızlığını 6 Kasım 1917 tarihinde ilan ettiği bilgisi doğru değildir. Finlandiya uzun yıllar Rus İmparatorluğu içerisinde özerk Büyük Dükalık statüsünde bulunmuştu.
1917 Rus Devrimi imparatorluk otoritesini çökertince Finlandiya'daki siyasi kurumlar kendi egemenliklerini genişletmeye başladı. Finlandiya Parlamentosu 15 Kasım 1917 tarihinde ülkenin en yüksek egemenlik yetkisini kendi üzerine aldığını açıkladı.
Hükûmet 4 Aralık tarihinde bağımsızlık bildirisini Parlamento'ya sundu. Parlamento ise bildiriyi 6 Aralık 1917 tarihinde 100'e karşı 88 oyla kabul etti. Bu tarih bugün Finlandiya'nın resmî Bağımsızlık Günü olarak kutlanmaktadır.
Sovyet Rusya yönetimi Finlandiya'nın bağımsızlığını 31 Aralık 1917 tarihinde tanıdı. Diğer Avrupa devletlerinin tanımaları da 1918'in ilk günlerinde geldi. Dolayısıyla 6 Kasım maddesi kronolojik olarak yanlıştır ve doğru tarih 6 Aralık 1917'dir.
1918 - İtilaf donanması Çanakkale Boğazı'ndan geçiş hazırlıklarına başladı1918 yılında Mondros Mütarekesi'nin yürürlüğe girmesinin ardından Çanakkale Boğazı'nın kontrolü İtilaf Devletlerinin eline geçmeye başladı. Mütareke 30 Ekim'de imzalanmış ve 31 Ekim'de yürürlüğe girmişti.
Anlaşmanın hükümleri arasında Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması ve İtilaf kuvvetlerinin boğazlardaki istihkâmları işgal edebilmesi bulunuyordu. Kasım ayının ilk günlerinde İngiliz ve Fransız birlikleri boğaz tahkimatlarını teslim almaya başladı.
Osmanlı askerî birlikleri belirlenen bölgelerden çekildi ve mayın temizleme çalışmaları yürütüldü. Bu nedenle “6 Kasım'da Çanakkale Boğazı tamamen işgal edildi” ifadesi süreci tek güne indirgemektedir. İtilaf donanmasının İstanbul'a doğru ilerleyişi birkaç gün içerisinde tamamlandı.
İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan savaş gemilerinden oluşan büyük filo 13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul önlerine demirledi. Çanakkale'nin kontrolünün kaybedilmesi Osmanlı Devleti'nin savaş sonrasındaki askerî egemenliğinin büyük ölçüde sona erdiğinin göstergelerinden biri oldu.
1919 - Zyatkiv Anlaşması Ukraynalı güçler arasında imzalandı1919 yılında Ukrayna'daki iç savaş ve bağımsızlık mücadeleleri sırasında Zyatkiv Anlaşması imzalandı. I. Dünya Savaşı'nın ardından eski Rus ve Avusturya-Macaristan topraklarında çok sayıda rakip Ukraynalı siyasi ve askerî hareket ortaya çıkmıştı.
Ukrayna Halk Cumhuriyeti ile Batı Ukrayna Halk Cumhuriyeti kuvvetleri başlangıçta ortak hareket etmeye çalıştı. Ancak Polonya, Bolşevik Rusya ve Beyaz Ordu kuvvetleriyle aynı anda yürütülen savaşlar Ukrayna ordularını zor durumda bıraktı.
6 Kasım 1919 tarihinde Ukrayna Galiçya Ordusu temsilcileri, General Anton Denikin'in Beyaz Rus Güney Rusya Silahlı Kuvvetleriyle Zyatkiv'de bir anlaşmaya vardı. Anlaşmayla Galiçya Ordusunun Denikin kuvvetleriyle ateşkes yapması ve onun komutası altında belirli bir statü kazanması öngörüldü.
Bu karar Ukrayna Halk Cumhuriyeti yönetiminde büyük rahatsızlık yarattı. Anlaşma Ukrayna bağımsızlık hareketindeki siyasi ve askerî parçalanmayı daha da görünür hâle getirdi. 1919 sonları Ukrayna tarihinin en karmaşık iç savaş dönemlerinden biri oldu.
1923 - Jacob Schick'in elektrikli tıraş makinesi patenti 6 Kasım'da alınmadıJacob Schick'in ilk elektrikli tıraş makinesinin patentini 6 Kasım 1923 tarihinde aldığı yönündeki bilgi doğru değildir. Schick tıraş teknolojisinin gelişiminde önemli rol oynayan Amerikalı mucitlerden biriydi.
1920'lerin başında şarjörlü ve değiştirilebilir bıçak sistemlerine sahip güvenli tıraş makineleri üzerinde çalıştı. Güvenli tıraş makinesi tasarımlarından birine ilişkin patenti 24 Nisan 1923 tarihinde aldı. Ancak bu patent elektrikli bir tıraş makinesine değil mekanik güvenli tıraş sistemine aitti.
Schick'in motorla çalışan elektrikli tıraş makinesine ilişkin daha sonraki patent başvurusu 23 Nisan 1928 tarihinde yapıldı. Bu “Shaving Machine” patenti 13 Mayıs 1930 tarihinde verildi. Schick daha sonra elektrikli tıraş makinelerinin ticari üretimini yaygınlaştırarak bu alandaki en önemli markalardan birini oluşturdu.
Elektrikli tıraş makineleri 1930'larda özellikle ABD'de giderek popülerleşti. Bu nedenle 1923 yılı Schick'in tıraş makinesi patentleri açısından önemlidir ancak “ilk elektrikli tıraş makinesi patenti 6 Kasım 1923'te alındı” ifadesi kullanılmamalıdır.
1923 - Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu'nun temeli atıldı1923 yılında Türkiye'de turizm ve otomobil alanlarında faaliyet gösterecek Türkiye Turing ve Otomobil Kurumunun öncülü kuruldu. Kurum 6 Kasım 1923 tarihinde, Cumhuriyet'in ilanından yalnızca birkaç gün sonra “Türk Seyyahin Cemiyeti” adıyla faaliyete başladı.
Kuruluşun öncülüğünü milletvekili ve diplomat Reşit Saffet Atabinen yaptı. Cemiyetin amacı Türkiye'nin tarihî ve doğal güzelliklerini tanıtmak, seyahatleri kolaylaştırmak ve ülkedeki turizm kültürünü geliştirmekti. Kurum ilerleyen yıllarda yol haritaları, şehir rehberleri, turistik broşürler ve tanıtım yayınları hazırladı.
Uluslararası trafik ve gümrük belgelerinin düzenlenmesinde de önemli görevler üstlendi. 1930 yılında kamu yararına çalışan dernek statüsü kazandı. Kurumun adı zaman içinde Türkiye Turing Kulübü ve daha sonra Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu biçimini aldı.
Türkiye'de turizm bakanlığı kurulmadan önce turizm alanında birçok kamusal işlev üstlendi. Turing bugün de kültür, turizm, otomobil ve tarihî miras alanlarında faaliyet göstermektedir.
1928 - Herbert Hoover ABD Başkanı seçildi1928 yılında Cumhuriyetçi Parti adayı Herbert Hoover, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimini büyük farkla kazandı. Seçim 6 Kasım tarihinde gerçekleştirildi. Hoover'ın rakibi Demokrat Parti'den New York Valisi Al Smith'ti.
1920'lerin ekonomik büyüme dönemi Cumhuriyetçi Parti'ye önemli siyasi avantaj sağlıyordu. Hoover daha önce Ticaret Bakanlığı yapmış ve mühendislik ile insani yardım çalışmalarıyla geniş tanınırlık kazanmıştı. Halk oylarının yaklaşık yüzde 58'ini aldı.
Seçiciler Kurulunda ise 444 oy kazanarak açık bir zafer elde etti. Hoover Mart 1929'da Başkanlık görevini devraldı. Ancak göreve başlamasından yalnızca birkaç ay sonra Wall Street'teki büyük borsa çöküşü yaşandı ve Büyük Buhran başladı.
Ekonomik krizin giderek ağırlaşması Hoover yönetimine yönelik desteği hızla azalttı. 1932 seçimlerinde Franklin D. Roosevelt karşısında büyük yenilgiye uğradı.
1931 - İstanbul dolmuşlarında sarı-siyah damalı işaret uygulaması başladı1931 yılında İstanbul'da dolmuşların diğer araçlardan kolayca ayırt edilebilmesi için yeni bir görsel işaretleme uygulamasına geçildi. Dolmuş sistemi İstanbul'da özellikle ekonomik sıkıntıların arttığı dönemlerde taksi ücretini paylaşmak isteyen yolcuların aynı otomobile binmesiyle gelişmişti.
Zaman içerisinde bu sistem düzenli bir toplu ulaşım biçimine dönüştü. Belediye dolmuş olarak çalışan araçların tanınabilmesi için gövdelerinde belirgin işaretler kullanılmasını istedi. 6 Kasım civarında sarı ve siyah renkli damalı bant uygulamasının başlatıldığı dönem kayıtlarında yer almaktadır.
Böylece yolcular araçların dolmuş olduğunu uzaktan daha kolay anlayabiliyordu. Uygulama aynı zamanda belediyenin dolmuşları kayıt altına alma ve denetleme girişimlerinin bir parçasıydı. İstanbul'un nüfusunun artmasıyla dolmuş hatları sonraki yıllarda hızla çoğaldı.
Minibüslerin yaygınlaşmasıyla sistem daha da çeşitlendi. Dolmuş İstanbul'un ve daha sonra Türkiye'nin birçok kentinin kendine özgü toplu taşıma araçlarından biri hâline geldi.
1936 - İzmit Kâğıt ve Karton Fabrikası törenle açıldı1936 yılında Türkiye'nin sanayileşme tarihinin önemli yatırımlarından İzmit Kâğıt ve Karton Fabrikası resmî törenle açıldı. Fabrikanın temeli 14 Ağustos 1934 tarihinde Başbakan İsmet İnönü'nün katıldığı törenle atılmıştı.
Projenin hazırlanması ve kurulmasında kâğıt mühendisi Mehmet Ali Kâğıtçı önemli rol oynadı. Fabrikada ilk yerli kâğıt üretimi 18 Nisan 1936 tarihinde gerçekleştirildi. Resmî açılış töreni ise 6 Kasım 1936'da İktisat Bakanı Celal Bayar'ın katılımıyla yapıldı.
Tesis gazete kâğıdı, ambalaj kâğıdı, karton ve çeşitli kâğıt ürünlerinin Türkiye'de üretilmesini hedefliyordu. Bu yatırım ithalata bağımlılığın azaltılması açısından Cumhuriyet'in devletçilik politikalarının sembolik projelerinden biri oldu.
Fabrika sonraki yıllarda genişletildi ve farklı üretim tesisleri. 1955 yılında işletme SEKA adıyla yeniden yapılandırıldı. İzmit'teki tarihî fabrika daha sonra kapatıldı ve alanın bir bölümü kâğıt müzesi ile bilim merkezine dönüştürüldü.
1937 - İtalya Anti-Komintern Paktı'na katıldı1937 yılında Faşist İtalya, Nazi Almanyası ile Japonya arasında kurulmuş olan Anti-Komintern Paktı'na katıldı. Pakt ilk olarak Almanya ve Japonya tarafından 25 Kasım 1936 tarihinde imzalanmıştı.
Resmî hedef Komünist Enternasyonal'e ve uluslararası komünist hareketlere karşı iş birliği yapmaktı. Ancak anlaşma aynı zamanda Sovyetler Birliği'ne karşı diplomatik ve stratejik yakınlaşmanın da bir aracıydı. Benito Mussolini yönetimindeki İtalya 6 Kasım 1937 tarihinde pakta katıldı.
Böylece Berlin, Roma ve Tokyo arasındaki siyasi yakınlık daha belirgin hâle geldi. İtalya ile Almanya arasında daha önce “Roma-Berlin Mihveri” olarak adlandırılan iş birliği gelişmişti. 1939 yılında Almanya ve İtalya Çelik Paktı'nı imzaladı.
1940'ta ise Almanya, İtalya ve Japonya Üçlü Pakt ile Mihver Devletleri ittifakını resmîleştirdi. Anti-Komintern Paktı II. Dünya Savaşı öncesindeki bloklaşmanın önemli aşamalarından biri oldu.
1943 - Sovyet ordusu Kiev'i Alman işgalinden kurtardı1943 yılında Sovyet Kızıl Ordusu, Ukrayna'nın başkenti Kiev'i Nazi Almanyası'nın işgalinden geri aldı. Kiev Eylül 1941'de Alman kuvvetlerinin eline geçmişti. İşgal döneminde şehirde çok ağır insan kayıpları yaşandı.
Özellikle Babi Yar'da on binlerce Yahudi ve başka siviller Alman birlikleri ve iş birlikçi unsurlar tarafından öldürüldü. 1943 sonbaharında Sovyet ordusu Dinyeper Nehri boyunca büyük bir taarruz başlattı. 6 Kasım tarihinde Sovyet birlikleri Kiev merkezine girdi ve Alman kuvvetleri batıya çekildi.
Alman ordusu geri çekilirken bazı altyapı tesislerini ve binaları tahrip etti. Ancak “şehrin bütün tarihî binalarını Almanlar çekilirken yıktı” şeklindeki ifade aşırı geneldir; Kiev'in yıkımı hem 1941'deki savaşlar hem işgal dönemi hem de 1943 geri çekilişi sırasında meydana geldi.
Kiev'in geri alınması Sovyetler Birliği'nin Doğu Cephesi'ndeki ilerleyişinin önemli simgelerinden biri oldu. Sovyet kuvvetleri sonraki aylarda Ukrayna'nın geri kalan bölümüne doğru ilerlemeyi sürdürdü.
1944 - Hanford'da nükleer silahlar için plütonyum üretimi başladı1944 yılında ABD'nin Washington eyaletindeki Hanford nükleer tesisinde plütonyum üretimi Manhattan Projesi kapsamında önemli bir aşamaya ulaştı. Hanford tesisi, II.
Dünya Savaşı sırasında geliştirilen atom bombaları için plütonyum üretmek amacıyla kurulmuştu. Dünyanın ilk büyük ölçekli üretim reaktörlerinden B Reaktörü 1944 sonbaharında faaliyete geçti. Reaktörde uranyum ışınlanarak plütonyum-239 elde ediliyordu.
Kasım 1944 başlarında ilk üretim süreci başarıyla sonuçlanmaya başladı. Hanford'da elde edilen plütonyum önce New Mexico'daki Trinity nükleer denemesinde kullanılan bombanın çekirdeğinde kullanıldı. Aynı üretim hattından gelen plütonyum daha sonra Nagasaki'ye 9 Ağustos 1945 tarihinde atılan “Fat Man” adlı atom bombasında da kullanıldı.
Nagasaki saldırısında on binlerce insan hayatını kaybetti ve çok daha fazlası radyasyonun uzun dönemli etkilerinden zarar gördü. Hanford tesisi Soğuk Savaş boyunca da ABD'nin nükleer silah programının önemli merkezlerinden biri oldu.
Günümüzde bölgenin büyük bölümü uzun süreli radyoaktif atık temizleme çalışmalarına konu olmaktadır.
1955 - Kayseri Şeker Fabrikası resmen işletmeye açıldı1955 yılında Kayseri Şeker Fabrikası resmî törenle işletmeye açıldı. Fabrikanın kuruluş çalışmaları 1950'lerin başında bölgedeki pancar üreticilerinin ve yerel girişimcilerin katılımıyla hızlandı.
Temeli 7 Nisan 1954 tarihinde atıldı. Fabrikanın makine montajı 1955 yılı içerisinde tamamlandı ve 2 Ekim 1955 tarihinde deneme üretimine başlandı. Resmî açılış ise 6 Kasım 1955 tarihinde Başbakan Adnan Menderes'in katıldığı törenle gerçekleştirildi.
Fabrika özellikle Kayseri ve çevresindeki çiftçilerin şeker pancarı üretimini artırmasına katkı sağladı. Yeni tarım alanları pancar üretimine açıldı ve bölgedeki kırsal ekonomi önemli ölçüde canlandı. Fabrikanın başlangıçtaki günlük pancar işleme kapasitesi sonraki yıllarda yapılan yatırımlarla önemli ölçüde artırıldı.
Kayseri Şeker zamanla Türkiye'nin büyük şeker üreticilerinden biri hâline geldi. Tesisin kuruluşu Cumhuriyet döneminde Anadolu'da sanayileşmenin ve tarıma dayalı sanayi yatırımlarının yaygınlaşmasının önemli örneklerinden biri oldu.
1971 - İstanbul Kültür Sarayı'nın adı Atatürk Kültür Merkezi olarak değiştirildi1971 yılında İstanbul'un Taksim Meydanı'ndaki İstanbul Kültür Sarayı'nın adı Atatürk Kültür Merkezi olarak değiştirildi. Yapının inşasına 1940'lı yıllarda başlanmış ancak proje çeşitli ekonomik ve teknik nedenlerle uzun yıllar tamamlanamamıştı.
Bina nihayet 12 Nisan 1969 tarihinde İstanbul Kültür Sarayı adıyla açıldı. Opera, tiyatro, konser ve çeşitli kültürel etkinlikler için tasarlanan yapı kısa sürede İstanbul'un en önemli sanat merkezlerinden biri oldu. Ancak 27 Kasım 1970 tarihinde Arthur Miller'ın Cadı Kazanı oyununun temsili sırasında çıkan büyük yangın binayı ağır biçimde tahrip etti.
Yeniden onarım süreci sırasında yapının adı 1971 yılında Atatürk Kültür Merkezi olarak değiştirildi. Merkez uzun süre kapalı kaldıktan sonra 1978 yılında yeniden hizmete açıldı. Eski bina 2018 yılında yıkıldı ve yerine yeni bir kültür merkezi inşa edildi.
Yeni Atatürk Kültür Merkezi 29 Ekim 2021 tarihinde yeniden açıldı. AKM bugün İstanbul'un opera, tiyatro, konser ve sergi yaşamının en önemli merkezlerinden biri olmaya devam etmektedir.
1971 - ABD Amchitka Adası'nda Cannikin nükleer denemesini gerçekleştirdi1971 yılında Amerika Birleşik Devletleri, Alaska'nın Aleut Adaları zincirindeki Amchitka Adası'nda “Cannikin” kod adlı büyük bir yer altı nükleer denemesi gerçekleştirdi. Deneme 6 Kasım tarihinde yapıldı.
Yaklaşık 5 megatonluk patlama gücüyle Cannikin, ABD'nin gerçekleştirdiği en büyük yer altı nükleer denemesi olarak tarihe geçti. Denemenin temel amacı Spartan antibalistik füzesinde kullanılacak savaş başlığının geliştirilmesiydi.
Patlayıcı yerin yaklaşık 1,8 kilometre altında infilak ettirildi. Deneme öncesinde çevreciler depreme, tsunamaya ve radyoaktif sızıntıya yol açabileceği gerekçesiyle büyük protestolar düzenledi. Greenpeace'in oluşumuna giden çevre hareketlerinin ilk büyük kampanyalarından biri de Amchitka denemelerine karşı gerçekleştirildi.
Patlama çok güçlü sismik dalgalar oluşturdu ancak korkulan büyük tsunami meydana gelmedi. Bununla birlikte adanın çevresel etkileri ve radyoaktif kalıntılar sonraki yıllarda incelenmeye devam etti. Cannikin Soğuk Savaş dönemindeki nükleer silah yarışının en dikkat çekici yer altı testlerinden biri oldu.
1981 - Devlet Mezarlığı Hakkında Kanun kabul edildi1981 yılında Millî Güvenlik Konseyi, Türkiye'de devlet adamları ve bazı yüksek rütbeli askerler için özel bir devlet mezarlığı oluşturulmasını düzenleyen kanunu kabul etti. 12 Eylül 1980 askerî müdahalesinin ardından yasama yetkisi Millî Güvenlik Konseyi tarafından kullanılıyordu.
Devlet Mezarlığı Hakkında Kanun ile Cumhurbaşkanları, Kurtuluş Savaşı komutanları ve kanunda belirlenen bazı önemli devlet şahsiyetlerinin Ankara'da oluşturulacak özel mezarlığa defnedilmesi öngörüldü. 6 Kasım 1981 tarihinde kabul edilen düzenleme daha sonra uygulanmaya başlandı.
Devlet Mezarlığı Ankara'nın Atatürk Orman Çiftliği bölgesinde oluşturuldu. Buraya bazı eski Cumhurbaşkanları ile Kurtuluş Savaşı komutanlarının naaşları nakledildi. Mustafa Kemal Atatürk Anıtkabir'de, İsmet İnönü ise Anıtkabir'deki ayrı mezarında bulunduğu için Devlet Mezarlığı'na taşınmadı.
Alan yalnızca mezarlık değil, aynı zamanda Cumhuriyet ve Kurtuluş Savaşı tarihini anlatan bir anma mekânı olarak düzenlendi. Devlet Mezarlığı 1988 yılında resmî olarak açıldı.
1981 - Yükseköğretim Kurulu kuruldu1981 yılında Türkiye'deki yükseköğretim sistemini merkezî biçimde düzenlemek amacıyla Yükseköğretim Kurulu, kısa adıyla YÖK, kuruldu. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu Millî Güvenlik Konseyi tarafından 4 Kasım 1981 tarihinde kabul edildi.
Kanun 6 Kasım tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Böylece YÖK resmen oluşturuldu. Kurul üniversitelerin planlanması, koordinasyonu, akademik yapısı ve yükseköğretim politikalarının belirlenmesi alanlarında geniş yetkilere sahip oldu.
Üniversitelerarası yapıda ve rektörlük sisteminde önemli değişiklikler yapıldı. 12 Eylül döneminin ürünü olan YÖK daha kuruluşundan itibaren üniversite özerkliği tartışmalarının merkezinde yer aldı. Eleştirenler sistemin yükseköğretimi aşırı merkeziyetçi hâle getirdiğini savundu.
Destekleyenler ise üniversiteler arasında standart ve koordinasyon sağlandığını belirtti. 6 Kasım uzun yıllar boyunca YÖK'ün kuruluş yıldönümü olarak öğrenci ve akademisyen protestolarına da konu oldu.
1982 - Basın ve Yayın Yüksekokulu SBF'den ayrıldı1982 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine bağlı Basın ve Yayın Yüksekokulunun kurumsal yapısında değişikliğe gidildi. Türkiye'de gazetecilik eğitiminin üniversite düzeyinde gelişmesi 20. yüzyılın ikinci yarısında hız kazanmıştı.
Ankara Üniversitesi bünyesindeki Basın ve Yayın Yüksekokulu da gazetecilik, radyo-televizyon ve halkla ilişkiler alanlarında öğrenci yetiştiren önemli kurumlardan biriydi. 1981'de YÖK'ün kurulmasının ardından üniversitelerin akademik birimleri yeniden düzenlendi.
Bu süreçte okul 1982 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesinden ayrılarak daha bağımsız bir akademik yapı hâline getirildi. Daha sonraki yıllarda iletişim eğitiminin kapsamı genişledi ve okul fakülte statüsüne dönüştürüldü. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi bu tarihsel gelişimin devamı olarak ortaya çıktı.
Kurum Türkiye'de çok sayıda gazeteci, akademisyen, televizyoncu ve iletişim uzmanı yetiştirdi. 1982'deki ayrılma, iletişim eğitiminin ayrı bir akademik disiplin olarak kurumsallaşmasının önemli aşamalarından biri oldu.
1983 - 12 Eylül sonrasındaki ilk genel seçimleri ANAP kazandı1983 yılında Türkiye, 12 Eylül 1980 askerî müdahalesinden sonra ilk kez genel seçim için sandık başına gitti. Seçimler 6 Kasım tarihinde gerçekleştirildi. Millî Güvenlik Konseyi yeni kurulan siyasi partilerin ve adayların bir bölümünü veto etmiş, yalnızca üç partinin seçime katılmasına izin vermişti.
Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi oyların yaklaşık yüzde 45,1'ini alarak açık ara birinci oldu. ANAP 211 milletvekilliği kazanarak tek başına hükûmet kurabilecek çoğunluğa ulaştı. Necdet Calp liderliğindeki Halkçı Parti 117, Turgut Sunalp liderliğindeki Milliyetçi Demokrasi Partisi ise 71 milletvekili çıkardı.
Seçim sonuçları askerî yönetimin açık veya dolaylı desteğini aldığı düşünülen MDP açısından büyük başarısızlık olarak değerlendirildi. Turgut Özal seçim sonrasında Başbakan oldu. Türkiye'de sivil hükûmete geçiş süreci hızlandı ancak Kenan Evren Cumhurbaşkanı olarak görevini sürdürdü.
1983 seçimleri Türkiye'nin 1980 darbesi sonrasında parlamenter siyasi yaşama dönüşünün temel dönüm noktalarından biri oldu.
1984 - Ronald Reagan ikinci kez ABD Başkanı seçildi1984 yılında Cumhuriyetçi Parti adayı Ronald Reagan, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimlerini çok büyük bir farkla kazanarak ikinci kez Başkan seçildi. Demokrat Parti'nin adayı eski Başkan Yardımcısı Walter Mondale'dı.
Seçim 6 Kasım tarihinde gerçekleştirildi. Reagan'ın ilk dönemindeki ekonomik toparlanma ve güçlü kişisel popülerliği kampanyasına önemli avantaj sağladı. Reagan halk oylarının yaklaşık yüzde 58,8'ini aldı. Seçiciler Kurulunda ise 525 oy kazanarak Amerikan tarihindeki en büyük seçim zaferlerinden birini elde etti.
Mondale yalnızca kendi eyaleti Minnesota ile Washington DC'yi kazanabildi ve 13 seçici oy aldı. Reagan'ın kampanyasında “Morning in America” sloganı ekonomik iyimserliği simgeliyordu. İkinci döneminde Sovyetler Birliği ile ilişkiler, nükleer silahların azaltılması ve Mihail Gorbaçov ile yapılan zirveler öne çıktı.
Aynı dönemde İran-Kontra skandalı yönetimini zor durumda bıraktı. Reagan 1989 yılında görevini Başkan Yardımcısı George H. W. Bush'a devretti.
1985 - M-19 gerillaları Kolombiya Adalet Sarayı'nı bastı1985 yılında Kolombiya'nın başkenti Bogotá'daki Adalet Sarayı silahlı bir gerilla örgütü tarafından işgal edildi. Baskını düzenleyen grup FARC değil, 19 Nisan Hareketi olarak bilinen M-19 adlı solcu gerilla örgütüydü.
6 Kasım sabahı M-19 mensupları binaya girerek Yüksek Mahkeme üyeleri, çalışanlar ve ziyaretçiler dahil yüzlerce kişiyi rehin aldı. Gerillalar Devlet Başkanı Belisario Betancur'u siyasi taleplerini görüşmeye zorlamak istiyordu.
Kolombiya ordusu kısa süre sonra ağır silahlar ve zırhlı araçlarla binaya müdahale etti. Çatışmalar iki gün sürdü ve sarayın büyük bölümü yangında tahrip oldu. Can kaybına ilişkin rakamlar farklı kaynaklarda değişmekle birlikte yaklaşık 100 kişi hayatını kaybetti; ölenler arasında 11 Yüksek Mahkeme yargıcı da bulunuyordu.
Bazı kişilerin operasyon sırasında sağ çıkarıldıktan sonra kaybolduğu iddiaları daha sonraki yıllarda ciddi insan hakları soruşturmalarına konu oldu. 115 ölü rakamı bazı eski kaynaklarda yer alsa da kesin sayı konusunda farklılık vardır.
Adalet Sarayı baskını Kolombiya'nın yakın tarihindeki en kanlı siyasi olaylardan biri oldu.
1989 - GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı kuruldu1989 yılında Güneydoğu Anadolu Projesi'nin planlama ve koordinasyonunu yürütmek amacıyla GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı kuruldu. Güneydoğu Anadolu Projesi başlangıçta Fırat ve Dicle nehirleri üzerindeki barajlar, hidroelektrik santralleri ve sulama yatırımlarına dayanan büyük bir bölgesel kalkınma programıydı.
Zaman içerisinde projenin yalnızca enerji ve sulamadan ibaret olmaması gerektiği anlayışı benimsendi. Eğitim, sağlık, sanayi, ulaşım, kırsal kalkınma ve sosyal politikalar da projeye dahil edildi. 1989 yılında çıkarılan düzenlemeyle GAP Bölge Kalkınma İdaresi oluşturuldu.
Kurum farklı kamu kuruluşlarının bölgedeki projelerini koordine etmek ve bütüncül kalkınma planları hazırlamakla görevlendirildi. Atatürk Barajı projenin en büyük ve sembolik yatırımlarından biri oldu. Şanlıurfa tünelleriyle geniş tarım alanlarının sulanması hedeflendi.
GAP Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kapsamlı bölgesel kalkınma projelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Projenin bazı hedeflerinin tamamlanması ise planlanandan çok daha uzun bir döneme yayılmıştır.
1991 - TBMM'deki yemin töreninde Kürtçe sözler tartışma yarattı1991 genel seçimlerinin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirilen milletvekili yemin töreni önemli bir siyasi tartışmaya sahne oldu. SHP listelerinden seçilen Halkın Emek Partisi kökenli bazı milletvekilleri Mecliste yemin etti.
Hatip Dicle yemin metnini okurken anayasal yeminin baskı altında okutulduğunu belirten bir ifade kullandı. Leyla Zana ise Türkçe anayasal yemini tamamladıktan sonra Kürtçe kısa bir cümle söyledi. Bu sözler Genel Kurulda büyük tepkiye yol açtı ve oturumda gerginlik yaşandı.
Zana'nın başında Kürt renklerini çağrıştırdığı düşünülen bir bant bulunması da tartışmayı artırdı. SHP yönetimi yaşanan krizin ardından ilgili milletvekilleriyle görüşmeler yaptı. Erdal İnönü parti disiplininin ve anayasal yeminin korunması gerektiğini savundu.
Süreç SHP içindeki Kürt kökenli milletvekilleriyle parti yönetimi arasındaki ilişkileri daha da zorlaştırdı. Bazı milletvekilleri daha sonra SHP'den ayrıldı. 1991 yemin krizi Türkiye'nin Kürt meselesi ve parlamentodaki temsil tartışmalarının simgesel olaylarından biri oldu.
2001 - Sabena iflasını açıkladı2001 yılında Belçika'nın köklü ulusal havayolu şirketi Sabena mali sorunların ardından iflas sürecine girdi. 1923 yılında kurulan Sabena, uzun yıllar Belçika'nın bayrak taşıyıcı havayolu olarak Avrupa, Afrika ve Amerika arasında uçuşlar gerçekleştirmişti.
Şirket 1990'larda ciddi mali kayıplarla karşılaştı. İsviçre merkezli Swissair ile yapılan ortaklık beklenen mali iyileşmeyi sağlayamadı. 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından dünya havacılığında yaşanan kriz de şirketin durumunu daha da ağırlaştırdı.
Sabena 6 Kasım tarihinde iflas koruması ve mali tasfiye sürecine girdiğini açıkladı. Ertesi gün son tarifeli uçuşlarından biri Brüksel'e ulaştı ve operasyonların büyük bölümü sona erdi. Binlerce çalışan işini kaybetti. Şirketin bazı varlıkları ve uçuş ağının bir bölümü daha sonra SN Brussels Airlines tarafından devralındı.
Bu yapı zaman içerisinde Brussels Airlines'a dönüştü. Sabena'nın çöküşü Avrupa havacılık tarihinin en büyük şirket iflaslarından biri olarak kayıtlara geçti.
2001 - Michael Bloomberg New York Belediye Başkanı seçildi2001 yılında iş insanı Michael Bloomberg, New York Belediye Başkanlığı seçimini kazandı. Bloomberg daha önce finansal veri ve medya şirketi Bloomberg L.P.'yi kurarak büyük bir iş dünyası başarısı elde etmişti.
Uzun yıllar Demokrat Parti'ye yakın olmasına rağmen belediye başkanlığına Cumhuriyetçi Parti adayı olarak girdi. Seçim 6 Kasım tarihinde yapıldı. Rakibi Demokrat Parti adayı Mark Green'di. 11 Eylül saldırılarından yalnızca birkaç hafta sonra gerçekleştirilen seçimde kentin güvenliği, ekonomik toparlanma ve yeniden inşa süreci temel konular arasında yer aldı.
Görevdeki Belediye Başkanı Rudy Giuliani Bloomberg'i destekledi. Bloomberg seçimi yaklaşık yüzde 50'ye karşı yüzde 47'lik oy oranıyla kazandı. 2002 başında göreve başladı. Daha sonra 2005 ve 2009 seçimlerini de kazanarak toplam üç dönem New York Belediye Başkanlığı yaptı.
Görev süresinde halk sağlığı, sigara yasağı, kent planlaması ve ekonomik kalkınma politikalarıyla öne çıktı.
2012 - Barack Obama ikinci kez ABD Başkanı seçildi2012 yılında Demokrat Parti adayı Barack Obama, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimlerini ikinci kez kazandı. Cumhuriyetçi Parti'nin adayı eski Massachusetts Valisi Mitt Romney'di.
Seçim 6 Kasım tarihinde gerçekleştirildi. Ekonomik toparlanmanın hızı, sağlık reformu, işsizlik ve dış politika kampanyanın temel başlıkları arasındaydı. Obama halk oylarının yaklaşık yüzde 51'ini aldı. Seçiciler Kurulunda 332 oy kazanırken Romney 206 oyda kaldı.
Obama özellikle Ohio, Florida ve Virginia gibi kritik eyaletlerde önemli başarı elde etti. Seçim sonucuyla 2008'de başlayan başkanlığını dört yıl daha sürdürme hakkı kazandı. İkinci döneminde sağlık reformunun uygulanması, İran nükleer anlaşması, Küba ile ilişkilerin yeniden kurulması ve IŞİD'e karşı mücadele gibi konular öne çıktı.
Obama 20 Ocak 2017 tarihinde görevini Donald Trump'a devretti. İki dönem boyunca ABD'nin ilk siyah Başkanı olarak görev yaptı.
2015 - CNBC-e yayın hayatına son verdi2015 yılında Türkiye'nin ekonomi ve eğlence yayıncılığında önemli yeri bulunan CNBC-e televizyon kanalı yayın hayatına son verdi. Kanal 2000 yılında CNBC ile NTV'nin iş birliği sonucunda yayına başlamıştı.
Gündüz saatlerinde ekonomi, finans ve borsa haberlerine ağırlık veriyor, akşam saatlerinde ise yabancı dizi ve eğlence programları yayımlıyordu. Bu yayın modeli Türkiye televizyonculuğunda farklı bir izleyici kitlesi oluşturdu.
CNBC-e özellikle Amerikan ve İngiliz dizilerinin Türkiye'de tanınmasında etkili oldu. Kanalın yayın hakları ve medya grubundaki yapılanma değişiklikleri sonucunda 2015 yılında kapanmasına karar verildi. Son yayın 6 Kasım 2015 tarihinde gerçekleştirildi.
Kanalın frekansında daha sonra TLC Türkiye yayın yapmaya başladı. CNBC markası ise ekonomi haberciliğinde dijital ve uluslararası platformlarda varlığını sürdürdü. Yıllar sonra CNBC-e markası Türkiye'de yeniden televizyon yayıncılığına döndü.
2024 - Donald Trump ABD Başkanlık seçimini ikinci kez kazandı2024 yılında Cumhuriyetçi Parti adayı Donald Trump, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimini kazanarak Beyaz Saray'a ikinci kez dönme hakkı elde etti. Seçim 5 Kasım 2024 tarihinde yapıldı.
Trump'ın Demokrat rakibi Başkan Yardımcısı Kamala Harris'ti. Oy sayımı gece boyunca devam ederken Trump kritik salıncak eyaletlerde üstünlük sağladı. 6 Kasım'ın erken saatlerinde gerekli Seçiciler Kurulu çoğunluğuna ulaştığı medya kuruluşları tarafından ilan edildi.
Trump daha önce 2017-2021 yılları arasında ABD'nin 45. Başkanı olarak görev yapmıştı. 2020 seçimlerini Joe Biden'a kaybettikten sonra 2024'te yeniden aday oldu. Bu zaferle Grover Cleveland'dan sonra görev dönemleri kesintili şekilde iki kez Başkan seçilen ikinci isim oldu.
Trump 312, Harris ise 226 seçici oy kazandı. Trump ayrıca ülke genelindeki halk oylarında da rakibinin önünde yer aldı. 20 Ocak 2025 tarihinde yemin ederek ABD'nin 47. Başkanı olarak ikinci dönemine başladı.
Tarihin izinde bir gün: 6 KasımHer yılın her günü, tarih sayfalarında yeni bir hikâye anlatır. Bugün, 6 Kasım'ın geçmişten günümüze uzanan izlerine birlikte göz attık. Yarın, tarihin başka bir sayfasında yeniden buluşmak üzere.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Yangın
Yayın: 06 Kasım 2026 04:18 · Kaynak: kapadokyahaber.com.tr