Fon Krizi Büyüyor! Peki Bizim Günahımız Ne?
- Bir tarafta milyarlarca liralık fon krizi, diğer tarafta ay sonunu getirmeye çalışan milyonlarca insan… Bir tarafta servetlerine servet katma peşinde koşanlar, diğer tarafta bir kilo yağ, bir ekmek alabilmek için yardım bekleyenler… Yaklaşık bir buçuk aydır fon kriziyle yatıp fon kriziyle
Bir tarafta milyarlarca liralık fon krizi, diğer tarafta ay sonunu getirmeye çalışan milyonlarca insan…
Bir tarafta servetlerine servet katma peşinde koşanlar, diğer tarafta bir kilo yağ, bir ekmek alabilmek için yardım bekleyenler…
Yaklaşık bir buçuk aydır fon kriziyle yatıp fon kriziyle kalkıyoruz.
Soruşturmalar, tutuklamalar, para iadeleri, milyarlarca liralık iddialar…
Peki, bütün bunların ortasında bizim günahımız ne?
Bir İmam Konuştu, Aslında Vicdanlarımıza Seslendi! Geçtiğimiz günlerde bir cami imamının cemaate verdiği vaazı dinledim. Sözleri insanın yüreğine dokunacak cinstendi. İmam, milyarlarca liralık yolsuzluk iddialarına tepki gösterirken adeta içini döküyordu:“Milyarlarca paraları alıp götürüyorlar.
Bu paraları dürüm yapıp yeseler vallahi ömür boyu bitiremezler. O kadar açgözlüler! Bunlar öyle eşkıya ki artık eşkıya dağlarda değil, şehre indi. Caddelerde dolaşıyorlar. Vallahi Mekke'deler, vallahi Medine'deler, vallahi camideler, vallahi secdedeler!
Böyle hırsızlar türedi, peydahlandı aziz kardeşlerim. Çağdaş hırsızlar! O hırsızlar hiç utanmadan, sıkılmadan, Allah'tan korkmadan, kuldan utanmadan…Emekli 23 bin 500 lirayla geçiniyor. Biz burada duruyoruz, dilenen kardeşlerimiz geliyor cami önüne.
Erkek, kadın… Bir lira, iki lira için, ekmek parası için, bir kilo yağ için sabahtan akşama kadar buralarda beklemek zorunda kalanları görüyoruz. Onların vebalini, günahını nasıl kaldıracaksınız? Bir de bakıyoruz ki ya sakallı, ya cübbeliler de var.
Kimisi güzel giyinmiş, şık giyinmiş, kimisi de başörtülü…İçimi döküyorum Müslümanlar! İmam olmamızdan, camide bulunmamızdan dolayı bizler biraz daha fazla görüyoruz bu garibanları. İçimiz sızlıyor, parçalanıyor aziz kardeşlerim.
İman kalbe gitmeyince şeklen iman etmek yetmiyor. Taktıkları başörtüleriyle, bıraktıkları sakallarla, giydikleri cüppelerle olmuyor!”Bu sözleri dinlerken insan ister istemez düşünüyor. Gerçekten de iman yalnızca görüntüde mi kalmalı?
Kul hakkı ne olacak? Vicdan ne olacak? Elbette sakal bırakanı, cübbe giyeni veya başörtüsü takanı suçlamıyoruz. Ancak hiçbir dini görüntü, yanlış yapan insanın arkasına saklanacağı bir perde olmamalı. Fon Krizi Artık İş Dünyasını da Endişelendiriyor! Geçtiğimiz günlerde büyük bir özel hastaneye ziyarete gittim.
Doktor ve idareci arkadaşlarla sohbet ederken konu fon krizine geldi.
“Bizde de sıkıntılar başladı. Daha da büyümesinden korkuyoruz” dediler.
İş dünyasında da benzer endişeler dile getiriliyor.
Düşünebiliyor musunuz?
Birilerinin karıştığı iddia edilen usulsüzlükler yüzünden dürüst iş insanları, çalışanlar, memurlar ve emekliler de geleceğinden endişe ediyor.
Ekonomi güven ister.
Güven zedelendiğinde yalnızca yatırımcı değil, toplumun tamamı etkilenebilir.
İyi de kardeşim, bizim günahımız ne?
Parayı İade Edince Her Şey Bitecek mi? Soruşturma kapsamında tutuklamalar yapılıyor, bazı paraların ve mal varlıklarının iadesine ilişkin açıklamalar geliyor. Bunlar elbette önemli. Ancak benim aklıma başka bir soru takılıyor.
Parayı geri vermek, varsa işlenen suçun da üzerini kapatır mı? O zaman hırsızlık suçundan cezaevinde bulunan herkes çıkıp “Ben aldığımı geri vereyim, mesele kapansın” dese ne olacak? Elbette böyle bir anlayış kabul edilemez.
Hukuki süreçler birbirinden farklı olabilir. Mağdurun zararının giderilmesi önemlidir ama suçun karşılığına bağımsız yargı karar vermelidir. TBMM'de de dile getirilen tartışmaların ötesinde, benim beklentim son derece açık: Kim suç işlemişse, kim insanların alın terine göz dikmişse hukuk önünde hesabını versin.
Suçsuz olanın da hakkı korunsun. Çünkü bu ülkenin bir kuruşu bile kıymetlidir. Babamın Oğlu Olsa Gereği Yapılmalı! Ben bu ülkenin geleceğini düşünüyorum.
Çocuklarımızı, torunlarımızı düşünüyorum.
Ay sonunu getiremeyen emekliyi, evine ekmek götürmekte zorlanan babayı, cami önünde yardım bekleyen garibanı düşünüyorum.
Birileri milyarları konuşurken milyonların geçim derdiyle boğuşması insanın vicdanını yaralıyor.
Peygamber Efendimizin, adaletin en yakınlarına karşı bile tavizsiz uygulanması gerektiğini hatırlatan sözleri bugün de önümüzde duruyor.
Adaletin zengine başka, fakire başka uygulanması düşünülemez.
Kim olursa olsun…
Hangi makamda bulunursa bulunsun…
Hangi çevreden gelirse gelsin…
Babamın oğlu olsa bile, suçu sabitse gereği yapılmalı!
Çünkü mesele yalnızca fon krizi değil.
Mesele alın teri, kul hakkı, adalet ve güven meselesi.
Ve ben hâlâ aynı soruyu soruyorum:
Birileri milyarların hesabını veremezken, biz neden yarınlarımızdan endişe ediyoruz?
Bizim, çocuklarımızın, torunlarımızın günahı ne?
Kalın sağlıcakla…
Güzel Söz:
“Güveni başkaları sarsıyor,
Bedelini biz ödüyoruz.
Peki bizim günahımız ne?”
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş · Bölge: Sakarya
Yayın: 08 Kasım 2026 22:15 · Kaynak: netgaste.com