Can Kantar: ‘Doğanın uyarısı net; sigorta artık bir lüks değil, hayati bir zorunluluk’
- İklim krizinin ve küresel ısınmanın getirdiği riskler artık kapımızı çalmaktan öte, hayatımızın tam ortasına yerleşti
- Son dönemde art arda yaşanan sel felaketleri ve ekstrem doğa olayları, ülkemizin ve dünyanın içinden geçeceği yeni dönemin sinyallerini veriyor
İklim krizinin ve küresel ısınmanın getirdiği riskler artık kapımızı çalmaktan öte, hayatımızın tam ortasına yerleşti. Son dönemde art arda yaşanan sel felaketleri ve ekstrem doğa olayları, ülkemizin ve dünyanın içinden geçeceği yeni dönemin sinyallerini veriyor.
Meteorolojik veriler de bu gerçeği rakamlarla gözler önüne seriyor: Geçmişte Türkiye genelinde ekstrem hava koşullarına bağlı olay sayısı 250-300 bandındayken, bu rakam 2025 yılında 1011’e ulaştı. Nitekim İstanbul’da yaşanan son şiddetli yağışlar, 1911’den bu yana bir günlük yağmur miktarı açısından ölçülen en yüksek 3’üncü seviye olarak kayıtlara geçti.
Artık, münferit birer olay olmaktan çıkıp olağan süreçler haline gelen bu afetler karşısında, Türk sigorta sektörü bir sınavı daha alnının akıyla ve başarıyla geride bıraktı.
Sektörün güçlü mali yapısı ve dev teminat çemberi
Son İstanbul sel felaketinin sektörün öz kaynaklarına yansıyan maliyetinin, ilk hesaplamalara göre 10.5 milyar lira civarında olduğu, en kötü senaryoda dahi 15 milyar TL seviyelerini bulabileceği ifade ediliyor. Reasürans destekleri de hesaba katıldığında, bu büyük felaketin sektöre net etkisinin öz kaynakların yalnızca yüzde 2’si gibi çok küçük bir oranında kalması, Türk sigorta sektörünün ne denli sağlam bir mali yapıya sahip olduğunu açıkça kanıtlıyor.
Maraş depremini çok rahat atlatan sektör, bankacılığın ardından Türkiye’deki finansal sistemin en güçlü ikinci kalesi konumunda olduğunu bir kez daha kanıtladı. Sompo Sigorta Genel Müdürü ve Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fahri Uğur’ un Noyan Doğan’ın sunduğu Bakış programındaki değerlendirmelerinde belirttiği gibi, sektörün asıl gücü sunduğu 1.8 katrilyon Türk Lirasına ulaşan devasa teminat yapısından geliyor.
Gayrisafi yurt içi hasılasının kat bekat üzerindeki bu koruma kalkanı olmasa, ticaretin ve ekonomik çarkların dönmesi imkânsız hale gelirdi.
“Sigortasız hiçbir şeyim yok”
Ancak, madalyonun bir de bireysel ve kurumsal sorumluluk yüzü var. Bodrum ve Antalya gibi doğa olaylarının en yoğun yaşandığı bölgelerde evleri bulunan bir vatandaş olarak, bu gerçeği bizzat sahada deneyimliyorum. Geçtiğimiz günlerde her iki evimde de hem oluşan hasarları gidermeye çalıştım hem de olası daha ağır olaylar için ilave önlemler almanın yollarını aradım.
Şu konunun altını özellikle çizmek isterim: Hayatımda sigortasız hiçbir şeyimin olmamasına özen gösteriyorum. Sigorta güvencesi ve BES (Bireysel Emeklilik Sistemi) için ciddi bütçeler ayırıyorum. Çünkü bugün yaşananlar, bireylerin ve işletmelerin risk analizlerini doğa olaylarını göz önünde bulundurarak yapmasını ve varlıklarını eksiksiz sigortalamasını zorunlu kılıyor.
Her birey ve işletme, felaketler kapıyı çalmadan önce risk mühendislerinin ve danışmanların önerilerine kulak vermeli, poliçelerini doğru teminatlar ve doğru sigorta bedelleriyle oluşturmalıdır.
Sıra ‘Zorunlu Afet Sigortası’nda
Yaşadığımız son tecrübeler, atılacak yasal adımların da ne kadar gecikmez bir hayatiyet taşıdığını gösterdi. Sadece depremi kapsayan DASK uygulamasının ötesine geçerek, sel dahil tüm iklim kaynaklı afet risklerini güvence altına alacak olan Zorunlu Afet Sigortası kanununun Meclis’te hızla yasalaşması, hem vatandaşın mağduriyetini önleyecek hem de devletin omuzlarındaki büyük yükü son derece hafifletecektir.
Sıradaki sınavlara bugünden hazırlanmak, milli servetimizi korumanın ve yarınlara güvenle bakmanın tek yoludur.
“Sigorta Evi” Cop31
Üstelik bu vizyon sadece ulusal düzeyle sınırlı kalmıyor; Türkiye, iklim kriziyle mücadelede küresel bir merkeze dönüşüyor. Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek olan COP31 İklim Zirvesi kapsamında Türkiye Sigorta Birliği (TSB) tarafından hayata geçirilen “Sigorta Evi” (Insurance House), sektörü uluslararası arenada çok daha stratejik bir konuma taşıyor.
İklim risk finansmanı, afet dayanıklılığı, önleyici sigortacılık ve parametrik çözümlerin masaya yatırılacağı Sigorta Evi; kamu, özel sektör ve akademiyi aynı çatı altında buluşturarak Türkiye’nin bu alandaki öncü deneyimlerini dünyaya aktaracak.
Başkan’a teşekkür ederiz
Sektörümüzün geleceğini şekillendiren bu stratejik vizyon ve regülasyon adımları, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş’in Sigorta Haftası vesilesiyle ve Türk Dünyası Sigortacılar Toplantısı ‘nda yaptığı kritik açıklamalarda da açıkça hissediliyor. Sektörün gelişiminde SEDDK’nın rolünü ve geleceğe yönelik yol haritasını paylaştığı, basın mensuplarının sorularını içtenlikle yanıtladığı bu özel buluşma, değerli arkadaşımız Alp Süer’in usta kalemiyle derlenerek dergimizde büyük bir röportaj olarak yerini alıyor.
Sektörümüzün bugününe ışık tutan ve haberimizin son haline gelmesine kıymetli destekleriyle katkı sunan SEDDK Başkanı Sayın Davut Menteş ve ekibine buradan bir kez daha teşekkürlerimizi sunarız.
Unutmayalım ki sigorta yaptırmak artık bir tercih değil, vazgeçilmez bir ihtiyaçtır.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Hava
Yayın: 06 Kasım 2026 07:33 · Kaynak: sigortamedya.com.tr