Habermetrik
← Ana Sayfa
Elazığ/Alacakaya 06 Kasım 2026 04:10
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Masumiyetimiz itibarımızdır

Masumiyetimiz itibarımızdır
Görsel kaynağı: elazigfirat.com
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Uzaklarda, çok uzaklarda bir ülke varmış, yalnız başına, dünyanın ortasında
  • İnsanları kendi hâlinde yaşar gidermiş, habersiz dışarıdaki dünyadan
Hukuki not: Ölüm haberi: bilgiler adli makamların açıklamalarına dayanır, kesinleşmiş yargı kararı değildir.

Uzaklarda, çok uzaklarda bir ülke varmış, yalnız başına, dünyanın ortasında. İnsanları kendi hâlinde yaşar gidermiş, habersiz dışarıdaki dünyadan. Çalışır çabalarmış herkes, kendine yettiği kadar. Ast-üst ilişkisi yokmuş bu ülkede.

Yardımlaşmaya dayalıymış hepsini alakadar eden hâller. Hallederlermiş hep beraber en müşkül durumu bir anda. Amir-memur vaziyeti yabancı bir kavrammış onlara. Hepsi memurmuş, hepsi amirmiş orada. Fakir-zengin diye bir ayrım söz konusu değilmiş. Her şey herkesinmiş, olmayan şey de herkesin…

Kavganın “k”si dahi bilinmezmiş. Suya yazmışlar kavgayı, baharda coşkun sular alıp götürsün kendi dünyalarının dışına diye. Yele vermişler öfkeyi, alıp kendilerinden çok ötelere savursun diye. Ateşe vermişler nefreti, ta ki yanıp kül olsun diye.

Küskünlükleri toprağın en derinlerine gömmüşler, yarın filizlenip barışın çiçeklerini açsın, kokusunu yaysın tüm barış kokusunu hissedenlere diye.

El birliğiyle gülistana çevirmişler ülkelerini. Güller yedi renkli açarmış her sabah, bülbüller en güzel nağmelerini şakırmış her gece. Gökyüzünden yağmur yağdığı zaman inci tanesi gibi damlalar dökülürmüş herkesin gece siyahı saçlarına.

İncilerin değdiği yerler simlenirmiş hemen, göz alıcı bir hâle gelirmiş. Herkesin saçları bu yüzden parlakmış. Gözleri doğuştan sürmeliymiş bu ülke sakinlerinin. Renklerini, ülkenin sonsuz karanlığındaki zeytinlerinden alırmış gözleri.

Kabil’i bilmezlermiş, hep Habil hayatı yaşarlarmış. Maktul ne demektir, katil kimdir, nedir, anlamazlarmış. Bıçak yokmuş, silah nedir bilmezlermiş. Top tüfek hak getire…

Mızrakları yokmuş hayvanların böğrüne sapladıkları, okları yokmuş ceylanların kalbine isabet ettirdikleri. Sözleri yokmuş insanı canevinden vuran ve tamiri mümkün olmayan.

Kırılan dal misali, rüzgârın af dilemesi nafile… Kötülerden mürekkep başka bir dünya varmış çok ama çok uzaklarda. En galiz küfürler dolaşır dururmuş insanların ağzında. Marifetleri buymuş. En okkalı küfreden, en kıymetlisi olurmuş oranın.

Herkes birbirinin kuyusunu kazarmış ve bundan büyük haz alırmış. En büyük kuyuyu kazan, en mutlusuymuş bu ülkenin.

Güçlüler buldozer gibiymiş güçsüzlerin yanında. Ezip geçerlermiş bir sineği ezer gibi, acımadan. Ast olanların analarından emdikleri süt, fitil fitil burunlarından getirilirmiş üstleri tarafından. Acımasızlık zirve yapmış burada. “Ne kadar ezersen o kadar üstsün,” anlayışı hâkimmiş.

Amir-memur ilişkisi son derece dramatik bir hâldeymiş. Memur, orada da iki yakası bir araya gelmeyen ve zihniyet olarak yakası hep başkasının iki sıkı eli arasında olan; sessiz, uslu, eleştirmeyen ve her denileni emme basma tulumba gibi onaylayan, kişiliği amirlerinin baskın hâlleri karşısında silinen, yaşar ne yaşar ne yaşamaz pozisyonunda olan bir garip vazife adamıymış.

Yani en mutsuz kesimiymiş bu ülkenin. Fakir ve zengin ayrımı çok ama çok fazlaymış. Biri Everest’in zirvesindeyken diğeri Mariana Çukuru’ndan dahi çukurdaymış. Zenginin malı burada da züğürdün çenesini yorarmış. Fakirler boş konuşa konuşa, dedikodu yapa yapa fakirliklerine fakirlik katarlarmış yirmi dört saat.

Zenginlerse boş konuşanların boş konuştukları vakitlerde hesap kitap içinde zenginliklerine zenginlik katarmış yirmi dört saat.

Kavga, günlük hayatın rutin hâllerindenmiş. Öfke, çatılan kaşların azametiyle kişiye daha bir hava vermekte; kişideki nefret büyüdükçe o kişiye duyulan korkuyla karışık saygı da aynı oranda artmaktaymış.

Bir küsen, sittin sene konuşmazmış küstüğüyle. Dikenli otlar zuhur edermiş her bahar mevsiminde. Çiçek kokusu bataklık gazı gibi gelirmiş buradakilere. Kuşlar, kulağı tırmalayan ve öldürülmesi gereken ucubeler olarak idrak edilirmiş.

Buranın yağmurları, mille karışık çamurmuş sanki gökten dökülen. Bu yüzden buranın insanları hep pislermiş, hep kokarlarmış sazan misali. Gözleri, ferini yitirmiş ölü gözleri gibiymiş ki bakan korkarmış hemen.

Habil’i bilmezlermiş, Kabil hayatı idame ettirirlermiş. Maktulü de katili de çok iyi bilirlermiş ve bu işte de son derece mahirlermiş.

Bebeler doğduğunda bıçak hediye olarak verilirmiş, ilk gençliklerinde tabanca hediye edilirmiş. Silah, adamlıklarına adamlık katan bir değermiş.

Kadınlar sadece ve sadece gereksiz canlılarmış, ortada dolaşan. Bir sokak kedisi nasılsa öyle…

Önlerine çıkan her türlü canlıyı katletmekten, kör topal bırakmaktan imtina etmeyen bu insanlar, tabiatın en büyük tahripkârlarıymış. Bu yüzden doğal felaketler çok can alırmış burada. Seller, yangınlar, depremler…

İlahi uyarı bin bir hâlde onların dikkatini celbetmek adına zuhur ederken bu insanlar, bilakis bir önceki hâllerinden daha beter bir hâlde yaşamaya koyulurlarmış tekrar.

Bu iki ülkenin çok uzağında dünyamız varmış. Suyuyla, havasıyla farklıymış bu iki ülkeden. İyi ve kötü beraber yaşarmış burada. Haksızlık oldu mu bağımsız mahkemeler girermiş devreye. İnsan hayatı kutsalmış. Güzel olan alkışlanır, kötü olan dışlanırmış.

Kadınlar evlerin nadide çiçekleri olarak kıymet görür ve sevgi deryasında mutluluğa gark olurlarmış. Amirler maiyetlerini korur gözetirlermiş, üstler astlarını sever kollarlarmış. Zenginler fakirlerin dertlerine derman olmak için yarışırlarmış.

Dikenli bitkilerden en güzel kokulu ve en güzel renkli çiçekler peyda olurmuş her sabah. Bülbül ile karga aynı dalda şakır ve gaklarmış.

Tabii ki bu zıt unsurların birbirlerine galebe çalması, biz insanların hangilerini daha iyi beslediğine bağlıymış. İyiyi destekleyenler ve savunanlar mutlaka mükâfatını görür, kötülüğü destekleyenler ise mutlaka müstahakını bulurmuş.

Hangi dünyada olursak olalım, mutlak güzel ve mutlak kötü bir ülke yoktur. Mutlak iyi ve mutlak kötü insan da yoktur. Tüm bunlardan mürekkep olan bir ülke ve bir insan vardır.

Oldukları gibi kabullendiğimizde zaten problem diye bir şey kalmıyor ortada.

Zaman, değirmen misali öğütürken insanı, dişlerden kaçan da olur, öğütülüp adam olan da…

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: elazigfirat.com
Haber metni ve görseller elazigfirat.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Yangın · Bölge: Elazığ/Alacakaya
Yayın: 06 Kasım 2026 04:10 · Kaynak: elazigfirat.com
Kaynağı Oku ↗