Habermetrik
← Ana Sayfa
27 Ekim 2026 12:36 · Güncelleme 12:46
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Faşir'in düşüşünden bir yıl sonra: Dünya artık yeteri kadar tanık oldu

Faşir'in düşüşünden bir yıl sonra: Dünya artık yeteri kadar tanık oldu
⏱️ 7 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Sudan'daki savaşı tek bir aktörün yol açtığı bir trajedi olarak resmetmek de cazip gelebilir
  • Ne var ki sahadaki gerçeklik çok daha karmaşık

EDITION Türkçe English BHSC Pусский Français العربية Kurdî کوردی Shqip فارسی македонски Bahasa Indonesia Español Fransa'da eylemler Yemen'de savaş İsrail’in Gazze saldırıları Analiz Faşir'in düşüşünden bir yıl sonra: Dünya artık yeteri kadar tanık oldu Sudan'daki savaşı tek bir aktörün yol açtığı bir trajedi olarak resmetmek de cazip gelebilir. Ne var ki sahadaki gerçeklik çok daha karmaşık.

Tunç Demirtaş 27 Ekim 2026 • Güncelleme: 27 Ekim 2026 İSTANBUL SETA dış politika araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş, Sudan'ın Faşir kentinin HDK tarafından ele geçirilmesinin ilk yılında yaşanan katliamı, dış destek dengelerini ve uluslararası toplumun tepkisizliğini AA Analiz için kaleme aldı.

2026'nın bahar aylarında, 38 yaşındaki bir adam, evindeki eşyalarını almak için Faşir'e döndü. Uluslararası Af Örgütü, kimliğini gizli tutmak amacıyla adına Hatim diyor. Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) mensupları tarafından alıkonulup bir okula götürüldüğünde, Hatim'in çenesindeki ağır şarapnel yarası hala kapanmamıştı.

Anlattığına göre burada, çoğunluğu kadınlardan oluşan yaklaşık 300 kişiyle birlikte dört ay boyunca tutuldu. Kaçmaya çalıştığında ise açık yaralarına bile aldırmadan kendisini acımasızca dövdüler.

Kuzey Darfur'un başkenti Faşir'in, 18 aylık kuşatmanın ardından 26 Ekim 2025'te HDK kontrolüne geçmesinin üzerinden bu hafta tam bir yıl geçti. Kent, Sudan ordusunun Darfur'daki son büyük kalesiydi. Şehrin düşmesiyle başlayan katliamlar uluslararası basında geniş yer bulmuştu.

Ancak Hatim'in yaşadıkları, geride kalan bir yıl boyunca dünyanın gözünden uzakta süren şiddet ve hak ihlallerinin yalnızca küçük bir özeti.

Faşir'de yaşanan vahşetin kanıtları kısa sürede gün yüzüne çıktı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi verilerine göre, kentin düştüğü ilk üç günde en az 6 bin kişi katledildi. Yale Üniversitesi İnsani Araştırma Laboratuvarının incelediği uydu görüntüleri, daha ilk 24 saat içinde toprağa yayılan kırmızı lekeleri ve cansız insan bedenlerini andıran karaltıları gözler önüne serdi.

Hemen ardından BM Güvenlik Konseyi Sudan Yaptırımlar Komitesi, Ebu Lulu lakaplı bir HDK komutanının, canı bağışlansın diye yalvaran insanları öldürürken çektiği görüntüleri raporlarına geçirdi.

BM Sudan için Uluslararası Bağımsız Araştırma Misyonu, Şubat 2026'da açıkladığı bulgularda, HDK'nin El-Faşir'deki eylemlerinin Zagava ve Fur halklarına yönelik açık soykırım izleri taşıdığı sonucuna vardı. Misyona göre bu eylemler, hukuken soykırım suçunu oluşturan temel fiillerden en az üçünü barındırıyordu.

Uluslararası Af Örgütünün 23 Ekim 2026 tarihli raporu ise geride kalan yıkımı gözler önüne seriyor. Savaş öncesinde nüfusu bir milyonu aşan kentte bugün 70 binden az insan yaşıyor. Bu yaz şehirden kaçabilenler, keyfi alıkoyma, işkence ve zorla çalıştırma uygulamalarını anlatıyor.

Haziran ayında kente dönen bir Faşirli, Uluslararası Af Örgütüne durumu şu sözlerle özetledi: "Benim bildiğim Faşir artık yok." HDK sivillerin kente güvenle dönebileceğini iddia etse de Af Örgütünün topladığı kanıtlar tam tersini söylüyor.

Psikolog Paul Slovic, insanların kimliği belli tek bir kişiyi kurtarmak için var gücüyle çabaladığını, ancak aynı kişi binlerce kurbandan biri haline geldiğinde duyarsızlaştığını ortaya koyar. Rakamlar büyüdükçe çoğu zaman beklentinin altında bir duygusal tepki olur.

Susan Sontag da acıyı belgeleyen fotoğraflar üzerine benzer bir tespitte bulunur: İnsanlar, yaşananların kendileriyle bir ilgisi olmadığına ve elden bir şey gelmeyeceğine inandıklarında bu görüntülere sırt çevirir.

Sudan'daki savaşı tek bir aktörün yol açtığı bir trajedi olarak resmetmek de cazip gelebilir. Ne var ki sahadaki gerçeklik çok daha karmaşık. BM İnsan Hakları Ofisi, Ekim 2026'nın ilk üç haftasında hem Sudan ordusuna hem de HDK'ye atfedilen dron en az 306 kişinin hayatını kaybettiğini kayda geçirdi.

Bağımsız Araştırma Misyonunun eylül ayı raporu, yabancı silah, dron ve personelin her iki tarafın da askeri kapasitesini artırdığını tespit ederken dış desteğin Faşir'e nasıl ulaştığının da izini sürdü. Raporda, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli faaliyet gösteren veya BAE ile bağlantılı kişi ve kuruluşların HDK'nin desteklenmesinde önemli rol oynadığı saptandı.

Yük sevkiyatları ve yabancı paralı askerler, BAE merkezli yapıların askeri üs bulundurduğu Somali'nin Puntland bölgesindeki Bosaso limanının yanı sıra Libya'daki Kufra ve Bingazi ile Çad üzerinden taşındı. Libya'da eğitilen HDK mensupları daha sonra Zemzem kampı ve Faşir saldırılarında yer alırken, şehrin düşüşünden önce, düşüşü sırasında ve sonrasında kent çevresinde Kolombiyalı paralı askerler de bulunuyordu. BAE ise tüm bu iddiaları reddediyor.

Çad üzerinden uzanan bu sevkiyat hattı aslında yeni değildi. Ocak 2024'te basına sızan bir BM yaptırım denetçileri raporunda, BAE'nin Çad'ın Amdjarass kenti üzerinden HDK'ye askeri destek sağladığına dair bulgular "inandırıcı" bulunmuştu.

BAE ise söz konusu uçuşlarla bölgedeki bir sahra hastanesine insani yardım taşındığını savunmuştu.

BM raporlarında tedarikçi olarak adı geçmese de İsrail de bu tablonun bir parçası. Mayıs 2022'de Lighthouse Reports ve Haaretz'in yürüttüğü ortak bir araştırma, eski bir İsrail istihbarat subayına ait özel gözetleme şirketiyle bağlantılı bir uçağın Hartum'a iniş yaptığını ortaya çıkarmıştı.

Kaynaklar, araştırmacılara uçakta HDK için getirilen gözetleme teknolojileri bulunduğunu aktarmıştı. Üstelik HDK Faşir'de sivilleri katlederken, İsrail'in resmi Arapça sosyal medya hesabı da BAE çizgisindeki söylemlere eklemlenerek Sudan ordusunu Müslüman Kardeşler ve Hamas'la özdeşleştirdi.

Kısacası dış destekle beslenen bir savaş, uzaktan izleyenlerin üzüntü bildirmesiyle sona ermez.

Merhamet ve dayanışma, ancak adım atma gücünü elinde bulunduran aktörlere yöneltilen somut ve uygulanabilir taleplere dönüştüğünde sonuç verir. Eldeki bulgular üç temel adıma işaret ediyor.

İlk olarak, halihazırda Darfur'u kapsayan silah ambargosu kağıt üzerinde kalmaktan çıkarılıp fiilen uygulanmalıdır. Bağımsız Araştırma Misyonu, yabancı paralı askerlerin Sudan'a Güney Darfur'daki Nyala Havalimanı üzerinden girdiğini belgelemişti.

Dolayısıyla yukarıda anlatılan sevkiyat trafiğinin en azından bir bölümü mevcut ambargo çerçevesinde kesilebilir. Yürürlükteki yaptırım kararlarının süresi 11 Aralık'ta doluyor. Görev süresi uzatılırken BM Uzmanlar Paneli'ne bu hatları denetleyebilecek yetki ve imkanlar da tanınmalıdır.

İkinci olarak, silah ve askeri destek sağlayan ağlara somut bir bedel ödetilmelidir. BM Yaptırımlar Komitesi şubat ayında, aralarında HDK liderinin kardeşinin de bulunduğu dört HDK komutanını Faşir'deki vahşet nedeniyle yaptırım listesine aldı.

Oysa bu güçleri besleyen ikmal hatları açık kaldığı sürece, sahadaki komutanlara kesilen cezaların etkisi sınırlı kalacaktır. Öte yandan Bağımsız Araştırma Misyonu, Etiyopya, Libya, Somali ve Güney Sudan'ı bilgi taleplerini yanıtsız bırakan ülkeler arasında saydı. Bu ülkelerin söz konusu sorulara yanıt vermesi gerekiyor.

Üçüncü olarak, sorumlulardan hesap sorulması yönünde gözle görülür ve somut bir adım atılmalıdır. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), BM Güvenlik Konseyinin 2005 tarihli sevk kararı uyarınca Darfur'da işlenen suçları yargılama yetkisine sahip.

Ocak 2026'da UCM Başsavcı Yardımcısı, Faşir'de savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiği sonucuna vardıklarını Güvenlik Konseyine bildirdi. Ancak Middle East Eye'ın haberine göre savcılık makamı, Nisan 2023'ten bu yana Darfur'daki suçlarla ilgili tek bir yakalama kararı başvurusunda bile bulunmadı.

Başsavcılık Ofisi bu tür başvuruların gizli tutulduğunu belirtiyor. Oysa hayatta kalanlar açısından, kapalı kapılar ardında işleyen bir adaletin gerçekten yol aldığını görmek mümkün değil.

Sudan'dan uzakta yaşayanların da atabileceği pratik bir adım var. Kendi hükümetlerine bu üç talep karşısında nerede durduklarını sormak. Bir sonraki sınav ise şimdiden belli. BM yetkilileri, haziran ayından bu yana yaklaşık yarım milyon nüfuslu Ubeyd kentinin de Faşir ile aynı kaderi paylaşabileceği uyarısında bulunuyor.

Hatim hayatta kaldı. Faşir'in düşüşünün birinci yıl dönümü gerçek bir anlam taşıyacaksa, onun tanıklığı hesap sorulmasını zorunlu kılan bir kanıt olarak ele alınmalıdır.

[Dr. Tunç Demirtaş, SETA dış politika araştırmacısıdır.]

Haberi Paylaş Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: AA Güncel (demo)
Haber metni ve görseller AA Güncel (demo) sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 27 Ekim 2026 12:36 · Kaynak: AA Güncel (demo)
Kaynağı Oku ↗