Türkiye'nin yıllardır sorduğu soruyu Avrupa da sormaya başladı: Yunanistan Batı Trakya Türklerinden ne istiyor?
- Yunanistan'ın Türkiye ile yaşadığı anlaşmazlıklar denince akla genellikle Ege, Doğu Akdeniz ve adalar geliyor
- Oysa sınırın hemen ötesinde, Batı Trakya'da yıllardır çözülemeyen başka bir mesele var
Yunanistan'ın Türkiye ile yaşadığı anlaşmazlıklar denince akla genellikle Ege, Doğu Akdeniz ve adalar geliyor. Oysa sınırın hemen ötesinde, Batı Trakya'da yıllardır çözülemeyen başka bir mesele var. Türk azınlığın kimliği ve kendi dinî temsilcilerini belirleme hakkı.
Atina yönetimi bir yandan Batı Trakya'daki azınlığı yalnızca dini kimliği üzerinden tanımlamayı sürdürüyor, diğer yandan müftülerin belirlenmesinde son sözü kendisi söylüyor. Atina'nın Batı Trakya politikasını anlamak için ekim ayının son günlerinde yaşanan iki gelişmeye bakmak yeterli.
ATİNA'DA MÜFTÜ YEMİNİ, BATI TRAKYA'DA İTİRAZ Yunanistan yönetimi, 30 Ekim'de Gümülcine ve İskeçe'ye atadığı müftüler için başkent Atina'da yemin töreni düzenledi. Gümülcine Müftülüğüne Bilal Kara Halil, İskeçe Müftülüğüne ise Şükrü Şerif Damadoğlu getirildi.
Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı, adayların 33 din görevlisi ve ilahiyatçıdan oluşan danışma komisyonunun değerlendirmesiyle belirlendiğini açıkladı. Ancak Batı Trakya Türk azınlığının yıllardır dile getirdiği talep farklı: Müftülerini kendileri seçmek istiyorlar.
Nitekim Gümülcine'de İbrahim Şerif, İskeçe'de Mustafa Trampa, azınlığın seçtiği dinî temsilciler olarak kabul ediliyor. Atina ise bu isimleri resmen tanımıyor. BU KEZ POMAK KÖYLERİ GÜNDEMDE Müftülük tartışmaları sürerken 28 Ekim'de İskeçe'nin Pomak köylerinde düzenlenen millî bayram etkinlikleri de Yunan basınında yer buldu.
Geleneksel Pomak kıyafetleriyle Yunan bayrağı taşıyan öğrencilerin görüntüleri yayımlandı. Sosyal medyada ise Pomakların kimliği üzerinden Türkiye'yi hedef alan açıklamalar yapıldı. Nikos Topouzis adlı kullanıcı, Pomak köylerindeki kutlamaları paylaşırken bölgedeki Müslümanların Yunan kimliğine bağlı olduğunu savundu ve Ankara'yı hedef aldı.
Batı Trakya'daki azınlığın nasıl tanımlanacağı meselesi yeni değil. Türkiye, Türk kimliğinin tanınmasını savunurken Yunanistan, Lozan Antlaşması'ndaki Müslüman azınlık tanımını esas alıyor. Ancak burada asıl mesele, insanların kendilerini hangi kimlikle tanımladıklarına ve dini temsilcilerini nasıl belirlemek istediklerine saygı gösterilip gösterilmediği.
Atina'nın müftü atamalarıyla yeniden alevlenen tartışma da tam olarak bu noktada düğümleniyor. Üstelik Atina'nın müftü atamalarına yönelik itirazlar yalnızca Batı Trakya Türkleriyle sınırlı değil. Avrupa Milletleri Federal Birliği (FUEN), eylül ayında Helsinki'de düzenlenen kongresinde Yunanistan'a müftülerin devlet tarafından atanması uygulamasına son verme çağrısında bulundu.
Kabul edilen kararda, Batı Trakya Türklerinin dinî özerkliğinin yeniden tesis edilmesi ve seçilmiş temsilcilerinin tanınması istendi. FUEN, mevcut uygulamaların azınlığın dinî özgürlükleriyle bağdaşmadığını ifade etti. Batı Trakya'da yıllardır süren tartışmanın merkezindeki temel meseleyi unutmayalım: Bir toplumun kendi kimliğini nasıl tanımlayacağına ve dinî temsilcilerini kimin belirleyeceğine kim karar verecek?
Atina'nın bu soruya verdiği cevapla Batı Trakya Türklerinin talepleri arasındaki mesafe hala kapanmış değil. Üstelik mesele artık yalnızca Ankara ile Atina arasında da değil. Avrupa'daki azınlık kuruluşları da Yunanistan'a aynı konuda çağrıda bulunuyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel
Yayın: 01 Kasım 2026 15:55 · Kaynak: turkiyegazetesi.com.tr